Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik – 2: Aşırı Milliyetçiliğin Beslenme Kaynakları

Makale

Bir önceki yazımda ileri sürdüğüm gibi; sosyalizmden kapitalizme geçiş sürecinde artan işsizlik-yoksulluk, belirsizlik-güvensizlik ve politikacıların milliyetçi söylemleri “aşırı milliyetçiliği” ortaya çıkardı ve geliştirdi. 1 Bu süreçte aşırı milliyetçiliği besleyen üç temel kaynak ise; (1) Anti-komünizm, (2) Din ve Kilise, (3) Yabancı Düşmanlığı oldu....

Bir önceki yazımda ileri sürdüğüm gibi; sosyalizmden kapitalizme geçiş sürecinde artan işsizlik-yoksulluk, belirsizlik-güvensizlik ve politikacıların milliyetçi söylemleri “aşırı milliyetçiliği“ ortaya çıkardı ve geliştirdi. 1 Bu süreçte aşırı milliyetçiliği besleyen üç temel kaynak ise; (1) Anti-komünizm, (2) Din ve Kilise, (3) Yabancı Düşmanlığı oldu.

Aşırı milliyetçiler, 1980’lerde gelişen komünizm karşıtı muhalefet içinde yer aldılar ve sosyalist rejimlerin çökmesinde önemli rol oynadılar. Çünkü komünizm düşüncesi ve sosyalist rejim, “güçlü ulus“un ve “güçlü ulus-devlet“in kurulmasını engelliyordu. Çünkü komünizm düşüncesi, uygulamada her ne kadar bazı farklılıklar ve sapmalar yaşanmış olsa da, özü itibariyle ulusçuluğa ve ulus-devlet modeline karşıdır, hangi ulusa mensup olursa olsun tüm “işçilerin ve halkların birliğini“ savunur.

Örneğin Yugoslavya sosyalist deneyiminde bu durum (işçilerin ve halkların birliği); “Yugoslavizm (Yugoslavyacılık)“ ve “Bratstvo i Jedinstvo (Kardeşlik ve Birlik)“ olarak ifade edildi. Bu anlayıştan hareketle Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti (YSFC), altı federe cumhuriyetten ve iki özerk eyaletten oluşan bir federasyon olarak örgütlendi. Federal birlikten ayrılma hakkı dahil federe sosyalist cumhuriyetlerin çok geniş ekonomik, politik (yönetimsel) ve sosyo-kültürel hakları, yetkileri ve özgürlükleri vardı. Sırbistan içinde kalan iki özerk eyalet (Kosova ve Voyvodina) ise, birlikten ayrılma hakkına sahip olmasalar da, kendi yasama, yürütme, yargı organlarına ve bu organlar üzerinden ekonomik, politik (yönetimsel) ve sosyo-kültürel haklara, yetkilere ve özgürlüklere sahipti.

Tanınan bu geniş haklara, yetkilere ve özgürlüklere rağmen 1980’lerde yükselişe geçen aşırı milliyetçi hareketler, YSFC’yi, kendi ulusal kimliklerini “zayıflatmakla“ suçladılar! Ayrıca YSFC’yi kendi ulus-devletlerinin kurulması önünde büyük bir engel olarak gördüler. Bu bakış açısı, 1980’li ve 1990’lı yıllarda YSFC coğrafyasında gelişen tüm aşırı milliyetçi hareketlerin ortak bir özelliği oldu. Bu nedenle, kendi ulus-devletlerini kurmak için birbirleriyle çatışan aşırı milliyetçi gruplar/hareketler, Yugoslavya’daki sosyalist özyönetim sisteminin tasfiye edilmesi, “Yugoslavizm (Yugoslavyacılık)“ düşüncesinin geriletilmesi ve “Bratstvo i Jedinstvo“ anlayışının yok edilmesi konusunda ise uzlaşarak birlikte hareket ettiler.

Aşırı milliyetçiler, komünizm ideolojisine ve sosyalist rejime karşı kilise ve din adamları ile işbirliği yaptılar. Kilise ve din adamları da, komünist düşünceyi geriletmek ve sosyalist rejimi çökertmek için aşırı milliyetçilere destek verdiler. Ayrıca aşırı milliyetçilik, kendi ulusunu ve kendi ulusal kimliğini yüceltmek ve kutsamak için dini kullandı. Örneğin; aşırı Hırvat milliyetçiliğine göre “Katoliklik“ Hırvat ulusunun ve ulusal kimliğinin, aşırı Sırp milliyetçiliğine göre ise “Ortodoksluk“ Sırp ulusunun ve ulusal kimliğinin ayrılmaz parçasıdır. Yani din kullanılarak, ulus ve ulusal kimlik kitleler nezdinde yüceltildi, kutsandı ve meşrulaştırıldı.

Vejokslav Perica’nın son derece önemli tespitine göre; Yugoslavya örneğinde din ile aşırı milliyetçilik arasında doğrudan bağ kuruldu ve böylece din, milliyetçi yükselişte ve ülkenin parçalanmasında aktif rol oynadı. Katolik ve Ortodoks kiliseleri özellikle 1980 yılında Tito öldükten sonra faaliyetlerini hızlandırdılar, milliyetçiliği körüklediler, toplumu din üzerinden böldüler, nefret tohumlarını ektiler. Din adamlarının çoğunluğu sosyalist rejimin yıkılmasını arzuluyordu ve bunun için de büyük gayret sarf ettiler. Çünkü sosyalist rejim din adamlarının ekonomik, politik ve toplumsal nüfuzlarını büyük ölçüde kırmıştı. Sosyalist rejimin çökmesi ve ulus-devletlerin kurulması, din adamlarına, sosyalizm öncesi dönemlerdeki eski nüfuzlarını geri iade edecekti.2

Üçüncü beslenme kaynağı ise “yabancı düşmanlığı“ oldu: Ülkede yaşanılan işsizlik, yoksulluk, belirsizlik, güvensizlik gibi çeşitli olumsuzluklardan dolayı “yabancılar“ suçlandı. Ayrıca aşırı milliyetçiliğe göre yabancılar, güçlü ulusun ve güçlü ulus-devletin kurulmasını engelleyen düşmanlardır. Peki, bu “düşman yabancılar“ kimdir? Aşırı milliyetçiliğe göre bu “düşman yabancılar“, ülke içinde yaşayan öteki etnik ve dinsel gruplardır. Yani ülkedeki öteki etnik ve dinsel gruplar, egemen/bağımszı ulusun ve ulus-devletin “düşmanları“ olarak değerlendirildi.

Bazı durumlarda ABD ve Batı Avrupalı büyük güçler de “düşman yabancılar“ olarak görüldü. Nitekim aşırı milliyetçiler, Avrupa Birliği’ne katılmaya karşı çıktılar ve halen karşı çıkıyorlar. Çünkü onlara göre Avrupa Birliği’ne katılım, ulusal kimliği zayıflatıyor ve güçlü ulus-devletin kurulmasını engelliyor. Günümüzde bu şekilde düşünen aşırı milliyetçi partilere örnek olarak Bulgaristan’daki Volen Siderov liderliğinde Ataka (Atak) Partisi ve Sırbistan’daki Vojislav Seselj liderliğinde Sırp Radikal Partisi verilebilir.

Günümüzde Bulgaristan Meclisi’nde 21 sandalyeye sahip olan ve milliyetçi merkez sağ hükümetini destekleyen Ataka Partisi, NATO’dan ve Avrupa Birliği’nden ayrılmayı, Batılı güçlerle ilişkilerin zayıflatılmasını, buna karşılık Rusya ve Sırbistan’la ilişkilerin geliştirilmesini savunuyor.3

Şu anda Sırbistan Meclisi’nde 59 sandalyeye sahip olan Sırp Radikal Partisi ise Vojislav Seselj liderliğinde 1991’de kuruldu. Kurulduğu günden itibaren Sırbistan dışında Bosna-Hersek, Karadağ, Makedonya ve Hırvatistan’da Sırpların yoğun olarak yaşadığı Srpska Krajina bölgesinde örgütlendi. 1990’larda Hırvatistan ve Bosna-Hersek topraklarında yaşanılan savaşlarda aktif olarak yer alan parti, silah zoru kullanılarak “Büyük Sırbistan“ idealinin gerçekleştirilmesi için mücadele etti. Partinin kurucu lideri Vojislav Seselj, savaş suçlusu olarak 2003’te tutuklandı. Kasım 2007’den itibaren Lahey’deki Eski Yugoslavya İçin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde Seselj’in yargılanmasına devam edilmektedir.

“Büyük Sırbistan“ idealini halen devam ettirmekte olan Radikal Parti, NATO’ya ve Avrupa Birliği’ne katılmayı reddediyor, ABD ve Batı Avrupalı devletlerle ilişkilerin kesilmesini, buna karşılık Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini savunuyor. Ayrıca Radikal Parti, ABD ve Batı Avrupa ittifakı tarafından yönetilen küreselleşme sürecine karşı çıkıyor. Çünkü Radikal Parti’ye göre Batı İttifakı, Sırbistan’ı “Avro-Atlantik bütünleşmesi“ne ve “küreselleşme“ye dahil ederek Sırp ulusunu “köleleştirmek“ istiyor.4

Özetle; 1980 sonrasında yükselişe geçen aşırı milliyetçiliğin temel nedenlerini artan işsizlik-yoksulluk, belirsizlik-güvensizlik ve politikacıların milliyetçi söylemleri oluştururken, aşırı milliyetçiliği besleyen kaynaklar anti-komünizm, din-kilise ve yabancı düşmanlığı oldu.

* TASAM Balkanlar Çalışmaları Koordinatörü, Kocaeli Üniversitesi Uls. İlş. Böl. Öğretim Üyesi
Bkz.: Caner Sancaktar, “Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik - 1: Aşırı Milliyetçiliğin Tanımı ve Nedenleri“, (Çevrimiçi) http://www.tasam.org/index.php?altid=3232, 20/09/2010
Ayrıntı için bkz.: Vejokslav Perica, Balkan Idols: Religion and Nationalism in Yugoslav States, Oxford, Oxford University Press, 2002.
Ataka Partisi hakkında ayrıntılı bilgi için bu partinin resmi sitesine bakılabilir: www.ataka.bg
Daha fazla bilgi için bkz.: www.srpskaradikalnastranka.org.rs ; www.vseselj.com ve www.antiglobalizam.com

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...