Türkiye ve Suriye: Eski Düşmanlar Dostluğu Keşfetti

Makale

Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, 22-23 Aralık tarihleri arasında geleceğe yönelik çok iyi beklentiler ile dolu bir ziyarette bulundu. Türkiye’nin Suriye’ye karşı resmi politikası, son yıllara kadar bilinçli bir uzaklaşma ve kontrollü bir gerilim olarak tanımlanabilir....

Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, 22-23 Aralık tarihleri arasında geleceğe yönelik çok iyi beklentiler ile dolu bir ziyarette bulundu. Türkiye’nin Suriye’ye karşı resmi politikası, son yıllara kadar bilinçli bir uzaklaşma ve kontrollü bir gerilim olarak tanımlanabilir. Türkiye-Suriye ilişkilerinin değişen doğası, Orta Doğu’da komşu ülkeler arasında süregelen problemler göz önüne alındığında örnek niteliğinde olmaktadır. Geçmişteki aşlıca problemler su sorunu, PKK’nın Suriye’de ki faaliyetleri ve Türkiye’nin İsrail ile uzlaşmasıydı.

Fırat ve Dicle nehirlerinin su rezervlerinin paylaşımı son otuz yıldır Türkiye ve Suriye arasında ciddi bir sorun olmaktadır. Problem en çok Türkiye ve Suriye taraflarında yanlış anlamalarla ilgilidir. Suriye dış politika yapıcıları bu akarsuyu uluslar arası nitelikte ele almakta ve eşit haklar talep etmekteler. Diğer yandan, Türkiye tarafı, nehrin sınıraşan sular statüsünde olduğunu ve Suriye ve Irak için yeterli su tahsis edeceğini savunuyor. Son olarak bu ikili su paylaşımı konusunda üçlü bir anlaşmayı talep etti ve gerçekten bu üç ülkenin temsilcileri bu amaçla birkaç kez bir araya gelmişlerdi. Bu buluşmalar birkaç teknik problemde anlaşmanın ötesine gidemedi. Irak ve Suriye, Türkiye’nin onlar için serbest bıraktığı suyu paylaşmada anlaşma sağladılar fakat Türkiye’ye kendi şartlarını kabul ettirmeyi başaramadılar.

1987’de imzalanan protokol ile, Türkiye saniyede 500 metre küp akışı garanti etti. Bununla birlikte zaman içinde bazı sapmalar meydana geldi ve Türk tarafının konuyu ustaca oldu bittiye getirdiği yorumları yapıldı. İlginç bir şekilde, Ekim 1998 Suriye ile Öcalan krizinin olumsuz bir sonucu olarak, akış 900 metre küpe yükseltildi. Erdoğan’ın ziyareti boyunca, Suriye’nin Dicle nehrinden daha fazla yararlanabileceğinin sinyallerini verdi ve böylece su problemi tarihe karışacak.

İki ülke arasındaki ikinci problem ise Türkiye’nin, son yirmi yıldır savaş halinde olduğu ayrılıkçı Kürt grupları ve PKK’ya Suriye’nin yardım ve yataklık yaptığına yönelik iddialarıdır. Kürt sorunu, uluslar arası ve hassas yapısı ile, Orta Doğu coğrafyasında kolayca manipule edilebilen bir Truva Atı’na dönüşmüştür. Ekim 1998 krizinden sonra çözülen Kürt sorununda Suriye’nin bu problemi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirerek, PKK’yı çeşitli yollarla desteklemesi ve su sorunu ile bazı küçük bölgesel sorunları Ankara aleyhinde kullandığı ortaya çıkmıştır. Türkiye’deki milliyetçi hassasiyetin artışı, Suriye’deki yerel belirsizlikler, Rusya’nın Orta Doğu politikalarından geri çekilmesi gibi şartlar üst üste gelince Türkiye Suriye’nin üzerine oldukça sert bir şekilde giderek Kürt sorununun Suriye ayağına son vermiştir.

Türkiye ile Suriye arasındaki gerilim hızla yükseldi ve Ankara açık bir şekilde terörist organizasyonların ele başı Abdullah Öcalan ve diğer Kürt isyancılara yönelik askeri bir operasyondan bahsetmeye başladı. Ürdün gibi diğer bölge ülkelerinin yapıcı çalışmalarına ek olarak, Mısırlı diplomatların mekik diplomasisi ve Suriye lideri Hafız Esad’ın çatışmanın artmasını önlemek amacı ile Adana mutabakatını imzalamak için Türkiye’nin verdiği süreyi kabul etmesi muhtemel bir çatışmayı önledi Esad bu mutabakatı imzalamadan önce, PKK liderini sınır dışı etmiştir ve son derece açık bir şekilde bu mutabakat tamamıyla Türk tarafının ısrarla dikte etmesi sonucunda imzalanmıştır. Suriye’nin PKK’ya desteğinin sona ermesi ile Türk tarafı tatmin edilmiş ve ilişkiler normalleşmiştir.

İki taraflı ilişkilerde bir diğer mesele ise, Türkiye’nin 1990 sonlarında İsrail ile uzlaşması ve Suriye tarafının bu ittifakı Suriye karşıtı algılamasıdır. Türkiye ile Suriye arasındaki çeşitli problemlere rağmen, Şam’ın temel güvenlik problemleri güney sınırı ve çoğunlukla İsrail’dir. Suriye’nin güvenlik meseleleri dost olmayan ülkelerce kuşatıldığı hissi ve Suriye politika yapımcılarının, İsrail’in Suriye üzerine Türkiye ile ittifakından ötürü sürekli baskı uyguladığı yönündedir. Türk politika yapımcıları bu uzlaşmanın hiçbir üçüncü şahsı, özellikle Arap ülkelerini hedef almadığını söylemeye devam ettiler. Ancak şüphe devam etti.. Erdoğan’ın işgal edilmiş topraklarda Şaron rejiminin şiddet politikasına getirdiği sert eleştiriler bu endişeleri yatıştırdı ve Türkiye’nin bölge politikasına yeterli önemi gösterdiğini açıkça ortaya koydu. İlginç bir şekilde Türk-İsrail ilişkileri Suriye tarafından olumlu algılanmaya başlanmış ve Türkiye’nin Suriye-İsrail anlaşmazlığında arabulucu olabileceği üzerinde durulmaya başlandı.

Yukarıda tartışılan bu üç meselenin analizi; Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilere önceki dönemde şekil veren unsurların iki tarafın tarihsel düşmanlıkla şekillendirilmiş bir vizyona kilitlenmesi, karşılıklı negatif imajlar, ideolojik kurumlar ve politika yapıcılarının bazı büyük iç problemlerini dışsallaştırma çabaları olduğunu ortaya koymakta. Türkiye’nin iç politikası ve uluslar arası intibakındaki değişim, politik olgunluğa ulaşmasını sağlayıp uluslal güvenlik devleti yapısına son vermesine yol açmıştır. Bu seviyede olmasa da, Suriye de bir değişimle karşı karşıyadır. Bu devam eden reform süreci ve bazı iyi niyetli yaklaşımlar, komşu ülkelerin arasındaki problemlerin çözümüne zemin hazırlamaktadır.

Türkiye, kaotik Orta Doğu sistemiyle, Avrupa’nın barış ve tutarlılığını dengelemeye çalışırken, şimdi Avrupa Birliği’ne daha yakın görünüyor. İyi komşu ilişkileri politikasınca, Türkiye sınır ülkeleriyle olan problemlerini minimuma indirmeyi başarmıştır. İran ve Suriye de, gelecekte AB üyeliğine yönelik, Türkiye ile ilişkilerinde pozitif yaklaşımlar geliştirmekte ve aynı şekilde kaostan kurtulmayı tasavvur etmekteler.

Bu meseleye hangi perspektiften bakılacak olunursa olsun, hem güvenlik hem de ticari açılardan, Türkiye ve Suriye’nin yakın ilişkileri son derece anlamlıdır. Suriye’nin yeni lideri Beşir Esad, Batı ile ilişkilerde daha pragmatik bir çizgi izlemekte ve 2001 Eylülünde Amerikan topraklarında meydana gelen terörist saldırılar sonrası, Batı Dünyası ile oluşmuş uçurumu kapatma ihityacını şiddetle hissetmektedir. Akıllı ve yapıcı politika çizgisi, Suriye üzerindeki şüpheleri kaldırabilir ve ayrıca Suriye’yi uluslar arası sistemden izole etme çabalarını meşruiyetten yoksun girişimlere indirgeyebilir. Türkiye ve Suriye’nin, Irak’ın geleceğine yönelik meşru kaygıları vardır ve ayrıca, bölgenin barış ve istikrarına olumlu katkıda bulunabilmek için olası her fırsatta işbirliği yapmaları gerekmektedir.

Türk dış politika yapıcıları, Irak’a komşu ülkeleri periyodik olarak bir araya getirmekteler. Türkiye ve Suriye bu buluşmalarda, pek çok konuda işbirliği içindedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu buluşmaları ciddi bir şekilde ele alıyor ve Irak problemi üzerine daha ileri düzeyde bölgesel işbirliği talep ediyor. Türk delegasyonunun Şam ziyareti süresince, bölgesel düzeyde genişletilmesi şart olan çift taraflı serbest ticaret anlaşması imzalamışlardır. Bu yolla bir anlamda zamanın ruhunu temsil eden bölgesel işbirliği ve bağımlılık yolu ile barış ve refahın önü açılabilir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

21. yüzyılın güvenlik inşası, konvansiyonel savaş bölgesinin çok ötesinde bir konuma geçerek siber uzayın sınırsız ve soyut coğrafyasına yayılmıştır. Gelenekselleşmiş güvenlik yaklaşımları önemli bir oranda kritikleşmiş altyapıların, fiziki sınırların ve askeri kabiliyetin muhafaza edilmesine odakla...;

BRICS’in geleceğine ilişkin belirsizlikler, 2026 yılının başlarında zaten belirgin biçimde artmıştı. Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanmış olması, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırılarına rağmen İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin aynı oluşum içerisinde yer almaya devam etmesi ...;

Eylül 2026'nın ikinci yarısında, yapay zekanın "kontrolden çıkabileceği" tartışması bir anda sektörün merkezine oturdu. Bu not, WSJ takibimize dayanarak tartışmanın yaklaşık iki haftalık seyrini kronolojik olarak diziyor, ardından kısa bir değerlendirmeyle çerçeveliyor. Temel argümanımız şu: tartışm...;

Sınıflandırma sistemleri hiçbir zaman yalnızca teknik listeler değildir. Bir disiplinin hangi alanları merkeze, hangilerini kenara yerleştirdiği, neyi “teori”, neyi “uygulama” saydığı, o disiplinin kendine dair tasavvurunu ve içindeki güç ilişkilerini yansıtır. İktisat açısından bu tasavvurun en kur...;

TASAM Milli Savunma ve Güvenlik Enstitüsü yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine ...;

Mercatura (Latince: ticaret, ticaret sanatı)2, Batı düşünce tarihinde nadiren tarafsız bir terim olmuştur. Antik Yunan'dan 18. yüzyıl sonuna kadar geçen yaklaşık iki bin yıllık süre boyunca bu faaliyet — malın el değiştirmesi, kâr amacıyla alım-satım — kimi zaman bir günah, kimi zaman hoş görülen bi...;

Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî m...;

TRT 2 seyircisine her akşam, toplumsal sorun ve farklı yaşam biçimlerine dikkat çeken filmler sunuyor. Bunlardan bazısı özellikle insanın yüreğine ateş salarak yapamadıklarına pişman ediyor. İşte böyle filmlerden biri geçen hafta sonu ekranlardaydı. “Kayıp Vatan“ veya Arakan (Rohingya) dilinde “Harà...;

Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu

TASAM Güvenlik ve Strateji Merkezi yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine analizine odaklanarak, değişen güvenlik mimarisi karşısında proaktif stratejik öngörüler ve karara esas yol haritaları sunmayı amaçlamaktadır.

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.