Pakistan ve Kamu Oyumuz

Yorum

Pakistanın maruz kaldığı ve şimdiye kadar tarihinde yaşamadığı vüsatteki su ve sel baskını felaketi bize, aslında bilinen, ancak çoğu kez saklı tutulan bir gerçeği maalesef hatırlatmıştır; Kamu oyumuz Pakistanı yeteri kadar tanımamaktadır. ...

Pakistanın maruz kaldığı ve şimdiye kadar tarihinde yaşamadığı vüsatteki su ve sel baskını felaketi bize, aslında bilinen, ancak çoğu kez saklı tutulan bir gerçeği maalesef hatırlatmıştır; Kamu oyumuz Pakistanı yeteri kadar tanımamaktadır. Özellikle, alınmasınlar ama, genç nesil  Pakistanla Hindistanı biribirine karıştırmakta, Pakistanın bizim için arzettiği ayrıcalığı pek dikkate alamamaktadır.

    Arada bir iş, ticaret veya resmi görevle Pakistana gidip gelenlerin yaptıkları değerlendirmeler tümüyle yanıltıcı ve noksandır. Pakistanı yerel bir yerleşim merkezinin, keza çok yerel bir köşesinden görmek, bu ülkenin hakikatte sahip olduğu müstesna imkan ve kabiliyetleri göz ardı etmektir. Herşeyden evvel Pakistan, başta, bugün sular altındaki Pencapla, tarifsiz su ve toprak kaynaklarına sahiptir. Ağır sanayi ile birlikte, özellikle orta çaptaki imalat ve tekstil sanayii, Pakistanı bölgesinde ve Dünyada şöhret yapan unsurlardır. Sayıları genel nüfusa göre nisbeten az olmakla beraber, birinci sınıf olarak vasıflandırılabilecek bürokrasi yanında, üstün eğitim ve disiplinle yüksek savaş gücünü temsil eden silahlı kuvvetler, Pakistan denilen büyük yapının dayandığı temel sütunları, köşe taşlarını oluşturmaktadır. O silahlı kuvvetler ki, yanıbaşındaki üç misli ve hasım Hindistanın başlattığı ve bugün de bütün kanlı yüzü ile Keşmir’de sürdürdüğü savaşlarda, asla görmezden gelinmeyecek bir realite olduğunu her defasında kanıtlamasını bilmiştir.

    Pakistanda yönetimler elbette geniş kitlelere  yiyecek, örtünme ve mesken ( kana, kapra va mekan, merhum Zülfikar Ali BHUTTO’nun  sloganı idi ) temin etmenin yoğun çabası içinde olmuşlardır. Bu konudaki başarının oranı bugün tartışılsa bile, Pakistanın kendisine özgü demografik, ekonomik ve sosyo kültürel yapısı dikkate alındığında, bağımsızlıktan bu yana geçen süre zarfında yine de alınan mesafenin büyüklüğü kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bu bakımdan, bugünkü sorunları vesile sayıp, Pakistanı, yönetim olarak, yetersizlikle yargılamak büyük haksızlıktır.

    Pakistanın en önemli kazanımlarından biri, hiç şüphe yok ki, insan unsurudur. Pakistan halkı asırlarca Hint boyunduruğu altında yaşamış olmanın verdiği eza ve cefayı bugün bile yüreğinde hissetmektedir.  Kendi öz toprak parçası üzerinde kendi inancını yaşamak, yiğit ve yürekli Pakistan halkı için, bağımsızlığın ve egemenliğin ta kendisidir. Bu konuda koşullar ne olursa olsun, ne taviz ve ne de tartışma söz konusur. Bu hissiyatı, ağır hayat şartları nedeniyle biraz örselenmiş de olsa, sokaktaki her insanın hala parlayan gözlerinde görmek mümkündür.

    Türkiyenin ve Türklüğün Pakistanda ve Pakistan halkı nazarında müstesna bir yeri vardır. Bu ülkede resmi temsilci olmak gerekmiyor, salt Türk olmak, eller üstünde muamele görmek ve sevgi halesiyle sarmalanmak için yetiyor. Hilafet döneminde olsun, milli mücadele ve Cumhuriyet döneminde olsun, halkta bu hissiyat değişmemiştir ve herhangi bir karşılık beklenmeksizin, hep var olagelmiştir.

    Türkiye, Pakistanın ötedenberi karşı karşıya bulunduğu belli başlı sorunların önemli bir kısmını aşmayı başardığı için olacak, halk olarak, Pakistanla, beklenen ölçüde ilgilenmiyoruz. Halbuki vefa, bizi karakterize eden en önemli meziyetimizdir.

    Halen, her sene ayni mevsimde yağan muson yağmurlarının da etkisiyle, Indus nehri Kuzeyden başlamak suretiyle, Pakistanın neredeyse tamamını katederek, Karaçi’ye kadar önüne ne geldiyse yıkıp geçmiştir. 2000 insan hayatını kaybetmiş, 6-8 milyon insan evsiz kalmış, 20 milyon insan etkilenmiş, tahıl ve pirinç alanları sular altında kalmış, yollar köprüler ve barajlar yıkılmıştır.

    Bu çaptaki bir felaket karşısında Büyüklerin ferdi girişimleri bir yana, Birleşmiş Miletler toplanmış ve Dünya yardıma çağrılmıştır.

    Türkiyemiz bu dost ve kardeş ülke ve  halktan gelen canhıraş feryatları, kabul etmek gerekir ki, epeyce sonraları duymaya başlamıştır. Resmi 10 milyon dolarlık nakdi yardım yanında, ayni yardım kargoları, TOBB’dan, MÜSAD’dan ve diğer bazı sivil toplum örgütlerinden ve halktan kıpırdanmaları ancak davet edebilmiştir. Basın ve görsel medya bu konuyu işlemeye keza ancak başlayabilmiştir. Beyanat veren bir Sayın Baknımız, yardım konusunda ön sıralarda yer alacağımzdan bahsetmiştir. İnşallah bu da olur.

    Eminim Pakistan halkı bu yaralarını da zamanla sarmasını becerecektir. Ancak gün dayanışma günüdür. Bunun kanıtını açıkça ortaya koymalıyız. Örneğin, Cumhurbaşkanı ve Başbakan düzeyinde  defaetle çağrılara ihtiyaç var. Hatta  bir iki günlük zaman ayırmak suretiyle, Pakistandaki yönetim ve dolayısiyle halk bu zamanlarda mutlaka ziyaret edilmelidir. Hele bazen bir güne üç seyahat sığdırabilen Dışişleri Bakanımız herhalde ve hemen Pakistana gidebilmelidir. Türkiye bölgeselliğini gösterip, civar ülkelerin olabilecek katkılarını koordine ve organize edebilmelidir.(asula@ttmail.com)

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2525 ) Etkinlik ( 171 )
Alanlar
Afrika 64 602
Asya 75 975
Avrupa 13 607
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 277
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1317 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 17 578
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 172
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1880 ) Etkinlik ( 76 )
Alanlar
Türkiye 76 1880

Son Eklenenler