Açık Denizde Saldırı ve Bir Kere Girilmiş Olan Yol

Yorum

İsrail’in açık denizde ‘Mavi Marmara’ya saldırması uluslararası hukuk açısından açık ve aleni bir suçtur. Bu konunun tartışılmaya dahi tahammülü olamaz. Saldırı hakkında söylenmesi gerekenlerin tamamı söylenmiştir. İlave edecek bir şey kalmamıştır....

İsrail’in açık denizde ‘Mavi Marmara’ya saldırması uluslararası hukuk açısından açık ve aleni bir suçtur. Bu konunun tartışılmaya dahi tahammülü olamaz. Saldırı hakkında söylenmesi gerekenlerin tamamı söylenmiştir. İlave edecek bir şey kalmamıştır.

Ancak olayın üstünden geçen bir kaç gün zarfında artık düşünceler, ilk günlerin ağır duygusallığının etkisini üzerinde pek taşımıyor olsa gerek; İsrail’e karşı filhal bir veya bir kaç yaptırımdan, daha doğrusu missilllemeden çok, uluslararası hukuk açısından başlıca nelerin takipçisi olabileceğimiz dillendiriliyor. Bunların başında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin de desteğiyle, olayın soruşturulması, İsrail’in özür dilemesi ve kayıplar için tazminat ödenmesi gibi.

Her olay dış politikada bir ( case ) dir ve bu ( case )ler bundan sonrası için de birer emsaldir. Bu yönüyle dosyalarda iyi saklanır ve herbirinden gereken sonuçların çıkarılmasına bakılır.

Medyaya dikkat ediyorum, ‘Mavi Marmara’yı hazırlayan İHH (İnsan hak ve Hürriyetleri Vakfı) hakkında pek bir izahata ve yoruma rastlayamıyorum. Bu kuruluşun bir sivil toplum örgütü olduğu anlaşılıyor. Kurucuları ve mensupları, şimdiye kadar hangi hallerde doğrudan dış politika uygulaması içine girdiler ve nerelerde hangi sonuçları aldılar ? Bu defaki Gazze seferi sırasında da Dışişleri ve Hükumetle temas ettiler mi, plan ve programları hakkında bilgi verdiler mi ve onay aldılar mı ? Şayet bu lazimeyi yerine getirmiş bulunuyorlarsa, İHH bir tür kamu diplomasisisi uygulaması yapmış oluyor.

Dışişleri Bakanımızın tatbikatında kamu diplomasisinin önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Ancak bu diplomasi sonuç itibariyle dış politikayı ve Türkiyeyi içinden çıkılmaz zorluklar içine itecekse, hem maksadını fazlasiyle aşmış olacak ve hem de Sayın Bakanının jargona yeni ilave ettiği ‘ sıfır sorunlu ‘ dış politika uygulamasına ters düşecektir.

Netice itibariyle denilebilir ki, kamu diplomasisi elbette yararlıdır, ancak belli sınırlar içinde kalınmak kaydiyle, ezcümle, Türkiye gibi etrafı bilinen ülkelerle çevrili bir ortamda, belli başlı dış politika sorunlarının, bunları anlamak istemeyenlere anlatılması ve izah edilmesi gibi bir misyonla iktifa edilmesiyle kabul görebilir. Yoksa Türkiyeyi çatışmanın eşiğine getirmek gibi, kamu diplomasisine açık bir çek verilemez.

İsrail’e yapılacaklara gelince, burada da dış politikamızın bölgede benimsediği ve gerçekleştirilmesine çaba gösterdiği temel misyon, yani barış, karşımıza çıkmaktadır. Orta Doğu gibi karmaşık bir arenada böylesi bir misyonu üstlenip, ne ölçüde tahakkuk ettirebildiğimiz tartışılsa bile, bir kere bu meselede biz de varız demişiz ve diyoruz. Dolayısiyle, kurmak istediğimiz barışı kendi elimizle tehlikeye atamayız. Atarsak, etrafın tüm mukavemetine rağmen, ne İran politikası kalır ne Suriye ve ne de uğruna bunca fedakarlığa katlandığımız Filistin. Ama biz Filistinin bütününden çok, bu antite içindeki bir fraksiyon için, Hamas için köprüleri atıyor ve bu örgüt mensupları için terörist değil, direnişçi diyoruz. Bu da ayrı bir mesele.

Her halde dış politikanın temel hedefi, olur olmaz büyük misyonlara heves etmek suretiyle, ülkeyi sıkıntıya sokmak değildir. Türkiyemiz herşeyden evvel kendini dirayetle korumasını iyi bilmelidir. Halk arsında söylendiği gibi, sakalla bıyık arasında asla sıkışıp kalmamalıdır. (9 haziran 2010)

BİR KERE GİRİLMİŞ OLAN YOL

Türkiyemiz son defa Brezilya ile birlikte, İran ile ‘Nükleer Takas’ anlaşmasını imzalamakla, bugünkü ( 9 Haziran ) Güvenlik Konseyi toplantısında İran’a yaptırımlar uygulanmasını öngören karar tasarısı hakkındaki reyini esasen belirlemişti, başka türlü hareket edemezdi. Nitekim Türkiye Brezilya ile beraber tasarıya red oyu vermiştir. Bu kaçınılmazdı. Zira takas anlaşmasıyla murad edilen, olası yaptırımları önlemek ve bu arada İran’a zaman kazandırmaktı. Sadece ABD değil, fakat İran ile nükleer alanda en çok ve sıkı işbirliği yapan Rusya ile Çin bile, İran’a bu fırsatı tanımak ve bu ülkeye güvenmek istemediler. İran’a güvenen tek biz ve Brezilya kaldı. İnşallah bundan hayal kırıklığına uğramayız.

Konseyde oylama defteri böylece kapanmış olsa bile, bizim için görünen odur ki, bir çok dosya açık kalacağı gibi, zaman içinde, İran’ın hem ambargo karşısında atacağını kestiremediğimiz adımlar ve hem de nükleer olma yolunda, Batı’ya meydan okurcasına alacağı önlemler bizi sıkıntıya sokmaya devam edecektir. Ambargo kararına red oyu verdik diye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararını yok sayamayız. İran ile, istemesek de, ileride karşı karşıya gelmek adeta mukadder.

Bu diplomatik yönetimden kazancımızın ne olduğuna baktığımızda, bilançomuz maalesef pek iç açıcı değil. İran bizi İsrail’e karşı destekliyor. Bu doğru. Ancak İran ötedenberi İsrail’e karşı, hatta haritadan silinmesini bile dillendiriyor. Fakat bu tutum İsrail’i değiştirmemiştir. Böyle olsaydı, İsrail açık denizde ‘Mavi Marmara’ya silahla saldırıp 9 insanımızı öldürmeye ve ondan fazlasını yaralamaya cesaret edemezdi.

Demek oluyor ki, İran bizim açımızdan İsrail’e karşı yeterli ve etkin bir müttefik değildir.

İsrail’i tek başımıza caydırmak için tüm olanaklara elbette sahibiz. Ancak, şu sırada göründüğü gibi, ilk aşama olarak önceliği diplomasiye verecek isek, İsrail’i yola getirecek başka müttefiklere bakmalıyız ve bu müttefiklerle tabiatiyle karşılıklı ‘give and take’ ( ver ve al ) uygulaması içine girmeliyiz. Bu kapsamda, Filistin içinde sadece bir fraksiyon olan ‘Hamas’ı desteklerken, bunun getiri ve götürüsünü iyi hesaplamalıyız. (9 Haziran 2010) (asula@ttmail.com)


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 222 )
Alanlar
Afrika 77 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2046 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2046

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Mısır’la başlayan Orta Doğu gezisinde, Mısır ve İsrail arasındaki barışın ve özellikle Abraham konjonktürünün, bölgedeki gelişmelerden olumsuz etkilenmesi endişesi hissedildi. Orta Doğu uzlaşmadan çok çatışmanın olduğu bir bölge. ;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası“ hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2023 Faaliyet Raporu’nu yayımladı.;

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bugüne ABD’nin büyük stratejisinin ne olması gerektiği konusunda yoğun bir tartışma yaşanmaktadır. Özellikle 11 Eylül olayları, Irak Savaşı ve 2008 küresel finansal krizinin etkileriyle ABD dış politikasının tarihsel motiflerinden biri olan izolasyonist eğilimin yeni b...;

Güvenlik kavramı, insanların değişen ihtiyaçları göz önüne alınarak değişirken, beraberinde Uluslararası İlişkiler alanını da dönüştürmektedir. Tarihten bu yana süre gelen konvansiyonel güvenlik, terörizm ve organize suç gibi sorunların yanında gelişme, cinsiyet, iklim, pandemi gibi yeni konular da ...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

İlk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı 2023, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenl...;

Bu çalışmada, bipolar ve monopolar dönemlerdeki enerji dengeleriyle günümüzde oluşmakta olan multipole doğru geçilirken enerji dengelerinin değişimleri ele alınarak irdelenmektedir. Burada, Ukrayna’da yaşanan sıcak çatışmaların, önemli bir kırılma noktasını oluşturduğu üzerinde durulmaktadır. ;

6. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.