Bush’u Kim Veya Ne Durdurabilir?

Haber

George W. Bush, 2004 yılının Kasım ayı başında yapılan seçimlerde yeniden seçilmesinin ardından hiç vakit kaybetmeden Irak’ta şiddeti yeniden tırmandırdı. Herkesin malumu olan Felluce saldırıları Bush’un yeni dönemdeki politika davranışlarının nasıl olacağı yönünde ilk ipuçlarını da veriyordu....

George W. Bush, 2004 yılının Kasım ayı başında yapılan seçimlerde yeniden seçilmesinin ardından hiç vakit kaybetmeden Irak’ta şiddeti yeniden tırmandırdı. Herkesin malumu olan Felluce saldırıları Bush’un yeni dönemdeki politika davranışlarının nasıl olacağı yönünde ilk ipuçlarını da veriyordu.

ABD’nin sahip olduğu askeri gücün büyüklüğü ve halen ABD’de karar verici konumundakilerin ‘saldırgan’ tavrın devamından yana oldukları göz önünde bulundurulduğunda ABD’yi durduracak bir güç veya odağın olmadığı sonucuna varılabilir. Şüphe yok ki Amerikan gücünün ve yayılmacılığının da limitleri vardır. Ancak şu an için bu limitlerin ABD’yi nerede durdurabileceğini öngörmek imkan dahilinde değil. Uluslar arası güç ilişkileri açısından bakıldığında durumun oldukça karamsarlık verici olduğu söylenebilir. Fakat gücün küresel ilişkilerin tek belirleyicisi olmadığını savunan alternatif paradigmalar tabii ki ABD’nin emperyal heveslerinin ve hegemonik bir düzen kurma planlarının başarısızlıkla sonuçlanacağını öngörüyor.

Bu alternatif görüşlere göre –ki bunlar devletin uluslararası politikadaki rolünün iyice azaldığını, onun yerine küresel sivil toplumun küresel ilişkileri ciddi anlamda etkiler hale geldiğini savunuyor- ABD’nin Ortadoğu’da veya dünyanın başka bir bölgesinde salt güce dayanarak ve uluslararası hukuku ve adalet, insan hakları gibi evrensel normları hiçe sayarak hareket etmesi amaçlarını gerçekleştirmesine engel olacak. ABD’nin küresel politika ve stratejilerine şekil verenler rasyonel davrandıklarını düşünseler de bu ilkelerin ilham kaynağı olan Realizmin birkaç basit önermesi uluslararası ilişkilerin karmaşık yapısını açıklar yeterlikte değil.

Uzun vadede ABD’nin başarısız olacağını bu perspektiften bakınca söylemek mümkün. Ancak şu an için asıl mesele ABD’yi saldırgan tavrından neyin vazgeçirebileceği. Simgelerin toplumsal hissiyatı harekete geçirebileceği düşünüldüğünde Ebu Gureyb’teki işkence fotoğraflarının ve Felluce’de çekilen ve bir Amerikan askerinin yaralı bir Iraklıyı öldürdüğü görüntülerin uluslararası toplumda büyük bir öfke ve infiale sebep olduğunu ve olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok. Hele hele ABD askerlerinin önceden harabeye çevirdikleri camileri inşa ediliş amaçlarının tamamen dışında başka amaçlarla kullanmaları tüm Müslümanları hakir görme anlamı yüklenebilecek türden bir davranış.

Ancak ne kadar yayılırsa yayılsın uluslar arası tepkinin ABD’yi işgalden vazgeçirebileceğini düşünmek çok zor. Bush ve ekibi, icraatları ile uluslararası toplumun resmi ve gayr-ı resmi bütün aktörlerini görmezden geldiklerini defalarca gösterdiler. Ne BM’nin ne büyüklüğü ve gücü ne olursa olsun diğer devletlerin, ne de sivil örgütlerin ne düşündükleri onlar için önem taşımıyor. Verdikleri kararların meşruiyetini uluslar arası toplumun taleplerine değil ABD’nin sahip olduğu gücün uluslar arası düzeni tek başına belirleyici olduğu inancına dayandırıyorlar. Buna göre ABD’nin muazzam büyüklükte bir güce sahip olması tek başına hareket etmesini ve dilediğini yapmasını meşrulaştıran en temel etken. Bu nedenle dünya halkları ne kadar tepki gösterirse göstersin Bush ve ekibi geri adım atacak gibi değil.

Teoride Bush’u bu politikalarından vazgeçirebilecek tek bir faktör var: Amerikan kamuoyunun baskısı. Kamuoyu hassasiyetinin fazla yüksek olmadığı konularda Amerikan yönetimlerinin genelde çok rahat dış politika kararları aldıkları gözlenirken nadiren de olsa kamuoyunun harekete geçtiği ve kitlelerin mobilize olduğu durumlarda karar vericiler iç kamuoyunun taleplerine duyarlı olabilmiştir. Ancak oldukça apolitik ve özellikle dış politika konularında oldukça cahil olan Amerikan halkının kolay kolay harekete geçmediğini de belirtmek gerekir. Halkın reaksiyonu sonucunda dış politika davranışında görülen değişikliğe en güzel örnek Vietnam Savaşı’nın sona erdirilmesiydi. Savaşın uzun sürmesi nedeni ile Amerikan kayıplarının artması iç kamuoyunun savaşa kafa yormasına neden olmuş, sivillere yönelik Amerikan askerlerinin acımasızlığını ve duyarsızlığını ifade eden bir Amerikan subayının bir Vietkong üyesini öldürürken çekilmiş ünlü resim de Amerikan halkını savaşın gayr-ı meşru olduğu düşüncesine sevk etmişti. Vietnam’dan çekilme kararına tek başına neden olmamışsa da Amerikan kamuoyunun tepkisinin karara büyük ölçüde etki ettiği de bir gerçek.

Aynı etkinin Ebu Gureyb’teki işkence fotoğrafları ve yargısız infaz görüntüleri ile oluşacağını söylemek ise henüz mümkün değil. Öncelikle, Amerikan halkının doğru bilgilendirilmediğini belirtmek gerek. Medya grupları genelde hükümetin istediği gibi yayın yapmaya özen gösteriyorlar. Söz konusu resim ve görüntülerin örneğin Türkiye’de sunuluş biçimi ile ABD’de herhangi bir televizyon veya gazetede sunuluş biçimi arasında çok büyük farklılıklar var. İsrail’deki bir intihar eylemi veya Irak’taki direnişçilerin bir rehineyi hunharca katletmesi tüm gazetelerin manşetlerine çıkarılırken örneğin Irak’ın herhangi bir kentinde yüzlerce sivilin bir saldırı sonucu ölmesi son derece sıradan bir olaymış gibi nakledilebilmekte. Dolayısıyla Irak’ta cereyan eden olaylar ne kadar insanlık dışı durumlara sebep olursa olsun Amerikan basınının ve Amerikan yönetiminin manipülasyonu ve dolaylı sansürü nedeni ile kamuoyunun nefret ve tepkisini çekmiyor.

Amerikan halkı o derece dezenformasyona maruz kalıyor ki Irak’ta olan biteni El-Kaide ile ilişkilendirebiliyor. Basının ve idarenin çok basit manipülasyonlarına kolayca aldanan Amerikan halkı Irak’ta olan biteni 11 Eylül saldırılarındaki ölümler nedeni ile rahatlıkla meşrulaştırabiliyor. Bu nedenle olsa gerek yaralı Iraklı’yı yargısız infaz eden üstelik küfürler savurarak alay eden Amerikan askerini görüntüleyen gazeteci çok sayıda ölüm tehdidi aldığını söylemişti.

Bu durumda geriye tek bir ihtimal kalıyor: Amerikan kayıplarının artması. Ancak kısa dönemde bunun da fazla etkili olması beklenmemeli. Öncelikle, kayıp sayısı henüz çok fazla değil. İkincisi ise Amerikan ordusundaki askerlerin önemli bir kısmının ‘imtiyazsız’ kesimden gelmiş olması. ABD’de orduya girenler genelde işsizler ve paraya ihtiyacı olduğu halde başka bir alternatif bulamayanlar. Bunlar da daha çok eğitim düzeyi düşük, alt gelir gruplarına mensup ailelerden geliyorlar. Bu ailelerin gerek bilinç düzeylerinin yüksek olmaması gerekse fazla dikkate alınmamaları nedeni ile örgütlü tepki göstermeleri söz konusu değil. Amerikan ordusundaki kayıpların ucu ‘imtiyazlı’ gruplara dokunmadıkça kamuoyu tepkisinin oluşması imkansız denecek kadar zor.

Özetle, Bush’u saldırgan politikalarından ne Amerikan gücünü dengeleyebilecek başka bir güç odağı veya güç odakları ne de küresel sivil toplumun tepkisi vazgeçirebilir. Bush ve ekibi yalnızca Amerikan kamuoyunun tepkisine duyarlılık gösterebilir. Fakat şu an için Amerikan halkının Irak’taki işgale karşı ciddi bir biçimde sesini yükseltmesi çok düşük bir ihtimal. Gerek Amerikan halkının dünya olaylarını algılama ve anlamadaki isteksizlik ve yetersizliği gerekse Amerikan medyasının Irak’ta olan biteni manipüle ederek halka yansıtması nedeni ile Amerikan halkı bir süre daha Bush’u ve politikalarını destekleyebilir.

* TASAM Küresel ve Bölgesel Güç Merkezleri Çalışma Grubu, Uzman

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Yakın zamanda Erivan’da iki AB toplantısı yapıldı: Birisi AB-Ermenistan zirvesi, diğeri de 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra kurulan ve elli ülke başbakan veya devlet başkanının, bizden de Cumhurbaşkanı yardımcısının katıldığı Avrupa Siyasi Topluluğu. Aynı tarihlerde Fransa Cumhu...;

Irak, ekonomik kaynaklar, etnik çeşitlilik ve hassas bir jeostratejik konumdan oluşan karmaşık yapısal bir üçlünün iç içe geçmesi sonucunda aynı anda hem istikrar hem de istikrarsızlık unsurlarını barındıran istisnai bir Orta Doğu örneğidir. Bu benzersiz etkileşim, Irak’ı diğer ülkelere kıyasla süre...;

Irak, ekonomik kaynaklar, etnik çeşitlilik ve hassas bir jeostratejik konumdan oluşan karmaşık yapısal bir üçlünün iç içe geçmesi sonucunda aynı anda hem istikrar hem de istikrarsızlık unsurlarını barındıran istisnai bir Orta Doğu örneğidir. Bu benzersiz etkileşim, Irak’ı diğer ülkelere kıyasla süre...;

Türkiye tarımda zayıflarken gıdada ihracatçı hale geliyor. Bu yazı, bu çelişkiyi ithalata dayalı işleme modeli, çok uluslu şirketlerin artan etkisi ve üretim üzerindeki kontrolün el değiştirmesi üzerinden tartışıyor.;

DeepSeek, kuruluşundan bu yana sürdürdüğü dış sermayeyi reddetme tutumunu terk ederek devlet bağlantılı fonların öncülüğünde 50 milyar dolar değerleme bandında ilk yatırım turunu açmıştır.;

Kuzey ülkeler coğrafyasının iktisadi tecrübesi, genellikle homojen bir "kuzey başarısı" olarak tasvir edilse de Danimarka bu bütünün içinde en "esnek" ve adaptasyon kabiliyeti en yüksek halkayı temsil eder. İsveç’in merkeziyetçi endüstriyel planlaması veya Norveç’in kaynak odaklı etik disiplini ile ...;

Sıklıkla Napolyon'a atfedilen ve bir vecize haline gelen “düşmanın hata yaparken onu asla rahatsız etme” şeklindeki sözler Çin’in Ortadoğu konusundaki sessizliğini anlamak açısından bize anlamlı bir başlangıç noktası sunabilir. İran savaşının giderek derinleştiği ve kaotik bir hal aldığı şu günlerde...;

Yaptırımlar, bürokrasi ve lojistik, “ekonomik bağları çeşitlendirmenin ve mevcut dengesizliği düzeltmenin” önündeki başlıca engellerdir, ancak KOBİ'lerin daha büyük bir rol oynaması, daha fazla yerelleşme ve prosedür basitleştirmeleri ve ticaret koridorlarının optimize edilmesi yoluyla bunların üste...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.