Yunanistan’da Ekonomik Kriz ve Toplumsal Muhalefet

Makale

PASOK (Panhelen Sosyalist Hareketi) hükümeti, bütçe açığını kapatabilmek amacıyla yeni ekonomik tedbirler almaya karar verdi. “Kemer sıkma” olarak ifade edilen tedbirler emekli maaşlarının ve ücretlerin azaltılmasını, devletin üstelendiği toplumsal hizmetlerin ve harcamaların azaltılmasını, vergilerin arttırılmasını ve özelleştirme politikasını içeriyor....

PASOK (Panhelen Sosyalist Hareketi) hükümeti, bütçe açığını kapatabilmek amacıyla yeni ekonomik tedbirler almaya karar verdi. “Kemer sıkma“ olarak ifade edilen tedbirler emekli maaşlarının ve ücretlerin azaltılmasını, devletin üstelendiği toplumsal hizmetlerin ve harcamaların azaltılmasını, vergilerin arttırılmasını ve özelleştirme politikasını içeriyor. Özellikle emekçi kitlelerin (işçiler, emekliler, memurlar, çiftçiler) yoksullaşması anlamına gelen bu ekonomik tedbirleri protesto eden sokak gösterileri düzenlendi. Gösteriler zaman zaman şiddet eylemlerine dönüştü. Ayrıca sendikalar, hükümete baskı yapmak ve ekonomik tedbir kararlarının geri alınmasını sağlamak için genel grev düzenledi.

Yani son iki hafta boyunca Yunanistan’da yaşanılan sokak gösterilerinin ve grevlerin birincil nedeni PASOK hükümetinin aldığı ekonomik tedbirler kararlarıdır. Ama daha genel bir neden, 20 yıldır emekçi kitlelerin adım adım yoksullaşmasıdır. Son ekonomik tedbir kararları zaten 20 yıldır devam etmekte olan yoksullaşma sürecini daha da şiddetlendirdi ve bardağı taşıran son damla oldu.

Yunanistan’da emekçi kitlelerin yoksullaşma süreci iki nedenden kaynaklandı: Birincisi; Yunanistan’ın Batı Avrupa’dan ve ABD’den aldığı ekonomik yardımların azalmasıdır. İkinci neden ise, 1990’dan itibaren uygulanan ve son ekonomik tedbir kararları ile birlikte halen devam etmekte olan neoliberal ekonomi politikalarıdır.

Yunanistan ekonomisi 2. Dünya Savaşı sonrasında Amerikan yardımlarına dayandırıldı. Önce 1947 Truman Doktrini ve hemen ardından 1948 Marshall Yardımları çerçevesinde Yunanistan’a büyük miktarlarda Amerikan yardımı yapıldı. Örneğin; Truman Doktrini kapasamında Yunanistan, ABD’den 1947-1966 döneminde toplam 1.895 milyon dolar ekonomik yardım ve 1.854 milyon dolar askeri yardım aldı.1

1961 yılına gelindiğinde ise Avrupa Ekonomi Topluluğu (AET) ve Yunanistan arasında ortaklık anlaşmasık imzalandı ve Yunanistan’ın 1984 yılında AET’ye tam üye olması planlandı. Yunanistan hedeflenen tarihten üç yıl önce, yani 1981’de, AET’ye onuncu ülke olarak katıldı. Böylece Yunanistan, AET çerçevesinde 1961’den itibaren Batı Avrupalı merkez kapitalist ülkelerden yoğun ekonomik yardımlar aldı.

Önce ABD’nin ve ardından Batı Avrupalı ülkelerin Yunanistan’a ekonomik yardım yapmalarının tek bir nedeni vardı: Yunanistan’da sosyalist devrimi engellemek ve Balkanlı sosyalist ülkeler karşısında kapitalist Yunanistan’ı güçlendirmek. Batı Avrupalı devletler ve ABD, bu amaçlarında başarılı oldular.

Yunanistan’a akıtılan büyük yardımlar 2. Dünya Savaşı sonrasında ülkeyi yeniden inşaa etti, devleti yeniden yapılandırdı, komünistlere karşı mücadele eden orduyu ve pollis teşkilatını güçlendirdi, ekonomiyi geliştirdi ve toplumun genel refah düzeyini arttırdı. Böylece Yunanistan’da komünistler geriletildi, muhtemel bir sosyalist devrimin önüne geçildi ve bu

ülke kapitalist blok içine çekildi. Yani Yunanistan, ABD’nin ve Batı Avrupa’nın Balkanlar’daki “anti-komünist müttefiki“ haline getirildi. Bu anti-komünist müttefik, ABD ve Batı Avrupalı merkez kapitalist devletler tarafından desteklendi.

Anti-komünist müttefik Yunanistan’a yapılan ekonomik yardımlar 1990’ların başından itibaren azaldı. Çünkü 1990-1991’de SSCB dağıldı, Balkanlar bölgesindeki ve Doğu Avrupa’daki sosyalist rejimler ardı ardına yıkıldı. Yani ABD ve Batı Avrupalı merkez kapitalist devletler için sosyalizm tehlikesi sona erdi. Böylece, “komünizm tehlikesine karşı Balkanlar’daki anti-komünist müttefik“ olarak Yunanistan’ın önemi sona erdi. Artık Yunanistan’ın ekonomik açıdan desteklenemsinin bir nedeni kalmamıştı.

Ayrıca 1990’lı yıllarda eski soyalist ülkeler ABD ve AB’nin yardımlarına dayanarak hızlı biçimde kapitalizme geçiş yaptılar. Geçiş sürecinde bu ülkeler ile AB arasında ortaklık anlaşmaları imzalandı. Eski sosyalist ülkelerden olan Slovenya, Macaristan, Polonya, Çek, Slovakya, Letonya, Estonya ve Litvanya 2004’te ve Romanya ile Bulgaristan 2007’de AB’ye katıldılar. Dolayısıyla Batı Avrupalı devletler ve ABD, kapitalizme geçiş yapan bu ülkelere ekonomik yardımlar yaptılar. AB fonlarından bu ülkelere kaynak transferi yapıldıkça, Yunanistan’ın AB fonundan aldığı pay azalmaya başladı.

Ekonomisini ve refahını ABD’den ve Batı Avrupa’dan aldığı yardımlara dayandıran Yunanistan, bu yardımlar sona erince ekonomik açıdan gerileme sürecine girdi. Yani Yunanistan ekonomisi, 1990’ların başından itibaren dış ekonomik yardımların giderek azalmasından dolayı sürekli bir gerileme yaşadı. Bir de buna hali hazırdaki küresel mali kriz ve küresel daralma eklenince Yunan ekonomisi 2009-2010 döneminde büyük bir krize girdi.

1990’lardan itibaren yaşanılan ekonomik gerileme elbette en fazla işçileri, emeklileri, memurları ve çiftçileri yoksullaştırdı. Son 20 yıldır devam eden yoksullaşma süreci sadece yardımların kesilmesinden kaynaklanmadı. Bu yoksullaşmanın bir başak nedeni 1990 sonrasında uygulamaya sokulan neoliberal politikalar oldu.

Avrupa’da ve buna bağlı olarak dünyada “büyük dönüşüm“ün yaşandığı 1990’lı yıllarda ilk hükümeti Yeni Demokrasi Partisi kurdu. Konstantinos Mitsotakis başkanlığındaki Yeni Demokrasi hükümeti neoliberal politikaları uygulamaya soktu. IMF, Dünya Bankası, ABD ve Batı Avrupalı merkez kapitalist devletler tarafından önerilen neoliberal politikalar; özelleştirme, sosyal hizmetlerin ve harcamaların azaltılması, mal-hizmet-sermaye-emek piyasalarının esnekleştirilmesi politikalarını içeriyor. Bu politikalar, daha sonra kurulan 1993-2004 PASOK ve 2004-2009 Yeni Demokrasi hükümetleri tarafından devam ettirildi. Böylece emekçi kitlelerin yaşam standardı giderek geriledi ve emekçi kitleler için 20 yıllık bir yoksullaşma süreci yaşandı.

4 Ekim 2009’da yapılan son seçimde iktidar partisi Yeni Demokrasi %33,5, ana muhalefet partisi PASOK ise %44 oy aldı. Yeni Demokrasi, yaşanılan ekonomik sıkıntılar ve emekçi kitlelerin yoksullaşması nedeniyle seçimleri kaybetti. PASOK ise, ekonomik sıkıntıları çözmek ve emekçi kitlelerin gerilemekte olan yaşam standardını yükseltmek vaadiyle seçimleri kazandı ve tek başına iktidar oldu.2

Fakat PASOK hükümeti, ekonomik krizi atlatmak bahanesiyle bir takım ekonomik tedbir kararları aldı. Bu tedbir kararları, aslında 1990’dan itibaren uygulanmakta olan ve Yunanistan’daki emekçi kitleleri yoksullaştıran neoliberal politikaların daha da ağır biçimde uygulanmasından başka bir şey değildir. PASOK’un ekonomik tedbir kararları, sendikaların da belirttiği gibi, doğrudan emekçi kitleleri hedef alıyor ve yoksullaştırıyor.

Bunun farkına varan emekçi kitleler bir toplumsal muhalefet başlattı. Dolayısıyla son iki haftadır Yunanistan’da yaşanmakta olan olaylar, hem 1990’dan itibaren devam eden genel yoksullaşama sürecine hem de PASOK hükümetinin aldığı son ekonomik tedbir kararlarına karşı emekçi kitlelerin başlattı bir toplumsal muhalefetidir. Bu toplumsal muhalefetin başarıya ulaşması, son 20 yıldır süren yoksullaşma sürecinin durdurulması açısından büyük önem taşıyor.

* TASAM Balkanlar Çalışmaları Koordinatörü, Kocaeli Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi.

1Barbara Jelavich, Balkan Tarihi, 2. Cilt, Çev. Zehra Yavan, Hatice Uğur, İstanbul, Küre Yayınları, 2006, s. 438.

2Bkz.: Caner Sancaktar, “Yunanistan’da Ekim 2009 Seçimleri ve Politik Değişim“, (Çevrimiçi) http://www.tasam.org/index.php?altid=2975, 6 Ekim 2009.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2580 ) Etkinlik ( 174 )
Alanlar
Afrika 66 611
Asya 76 1003
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1330 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 278
Orta Doğu 19 586
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1971 ) Etkinlik ( 76 )
Alanlar
Türkiye 76 1971

Son Eklenenler

Ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli ekonomilerden oluşan Afrika ülkeleri, ekonomik dönüşümlerini sağlayabilmek adına kapsamlı bir ortaklık tesis etmeye çalışmaktadırlar. ;

İlk Siyasal İktisat Profesörü unvanına sahip (1805)19 İngiliz nüfus bilimci ve ekonomi politik teorisyeni Thomas Robert Malthus “Nüfus Prensibine Dair Deneme“ (Essay on the Principle of Population) (1798) adlı çalışmasında, nüfus artışı konusunda oldukça karamsar bir tablo çizer;;

Soğuk Savaş sonrası süreçte bilgi ve iletişim teknolojilerinin büyük gelişme kaydetmesiyle birlikte tüm dünyada büyük dönüşümler yaşanmıştır. Bu süreç, teknolojiyi geliştiren ülkeler kadar tüketen ülkelerde de aynı hızda gelişmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişiminin etkilediği önemli b...;

Somali, Eritre, Cibuti ve Etiyopya’nın yer almış olduğu Afrika kıtasının kuzeydoğusunda yer alan ve Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölge; Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’yı birbirine bağlayan küresel deniz ticaret yolu olan Kızıldeniz’i kontrol etmesi sebebiyle jeostratejik öneme sahiptir.;

“Uluslararası Karşılaştırmalı Vizyon, Strateji, Ekosistem ve Pazar İnşası“ ana teması altındaki BRAINS2 TÜRKİYE Programları; hem akademik alanda hem de endüstriyel sektörde Türkiye’nin mevcut gücü ve potansiyelini göz önüne alarak, odaklandığı teknolojilerde hangi alanların geleceğe dönük büyüme içi...;

Klasik iktisat teorilerinde emek, sermaye ve girişimcinin yanı sıra üretim faktörlerinden olan doğal kaynakların sonsuzluğu ve tükenmeyeceği benimsenmiştir. Keynesyen teorilerde doğal kaynakların kullanımı ve dağıtımının kamu hizmetlerine dâhil olduğu, aksinin tekel piyasaları oluşturacağı görüşü hâ...;

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle daha önce göç veren bir ülke olan Türkiye yoğun bir şekilde göç almıştır. Bu nedenle son yıllarda ülkemizdeki mülteci sayısının artmasıyla Türkiye’nin uygulayacağı göç politikaları önem kazanmıştır.;

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 28 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Pandemi Sonrası Türkiye’nin Ekonomi ve Teknoloji Vizyonu Toplantısı

  • 17 Ara 2020 - 17 Ara 2020
  • TSİ 14.00 - Çevrimiçi -
  • İstanbul - Türkiye

7. İstanbul Güvenlik Konferansı (2021)

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

13. Stratejik Vizyon Ödülleri Töreni | 2021

Stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları, bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş adamları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin “on üçüncüsü“ verilecektir.

  • 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - Çin Etki Analizli Karşılaştırmalı Araştırma Projesi ve Çalıştay | 1. Etap

  • 02 Tem 2020 - 02 Tem 2020
  • Online Zoom Webinarı - 14:30
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.