Cibuti

Makale

"Afrika’da Geçmişten Günümüze Stratejik Önemi Giderek Artan Ülke: Cibuti" Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar Kızıldeniz üzerinden tarihin ilk dönemlerinden itibaren Somali kıyılarına kadar inmişlerdi. ...

"Afrika’da Geçmişten Günümüze Stratejik Önemi Giderek Artan Ülke: Cibuti"

Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar Kızıldeniz üzerinden tarihin ilk dönemlerinden itibaren Somali kıyılarına kadar inmişlerdi. Geçmiş dönemlere ait antik kalıntılardan bir kısmına Cibuti’nin Tacura şehrinde rastlanmaktadır. X. yüzyıldan itibaren Müslüman Araplar’ın sıkça geldiği bölge XVI. yüzyılın başından itibaren Osmanlı Devleti’ne bağlandı. Bugünkü Cibuti devleti ahalisini oluşturan Afar ve İsa isimli iki kabileden birincisinin sultanları uzun süre Yemen eyaletinin Hudeyde sancağına bağlı kaldılar.

Sömürgecilik döneminde Avrupalı devletler dünyanın farklı yerlerine açılırken kendileri için son derece stratejik konuma sahip bölgeler aramaktaydılar. Ele geçirdikleri bu özellikteki yerleri daha sonraki hedefleri için bir hareket noktası yapıp bir daha buralardan çıkmamak için de kalıcı tedbirler alıyorlardı. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Fransa da bilhassa Doğu Afrika ve Güney Asya bölgesinde kurmayı planladığı sömürgeleri için bazı önemli yerler tespit ederek oralara yerleşti ve bir kısmına 1970’li yıllara kadar bağımsızlık vermeyerek sömürge idaresinde tuttu. Hint Okyanusu’nun batısındaki Reunion ve Mayotte adaları gibi bazı yerler ise hala idaresi altında kalmaya devam ediyor.

Doğu Afrika Boynuzu olarak da tarif edilen Somali, Cibuti, Etyopya ve Eritre’nin bulunduğu coğrafi bölge sömürgecilik döneminde Avrupalı devletlerin ele geçirmek için aralarında en fazla mücadele ettiği önemli stratejik noktalardı. İngiltere 1840’lı yılların başında Yemen’in Aden şehrindeki bazı depoları Hindistan’a giden gemileri için gerekli kömürü koymak üzere Osmanlı Devleti’nin iznini aldıktan sonra yerli bir sultandan kiraladı. Bir müddet sonra buradan sadece kendi gemilerine değil urdan geçen bütün gemilere kömür vermeye başladı. Bunu fırsat bilen diğer sömürgeci devletler de aynı şekilde bölgede kendileri için benzer iskeleler işgal etmek istediler. İtalyanlar Somali ve Eritre sahillerine göz dikerken Fransızlar da bugünkü Cibuti devletinin bulunduğu toprakları sömürgeleştirme planları yaptılar. Bu amaçla bölgeye seyyahlar ve diğer devlet görevlilerini gönderdiler. Sonunda o döneme kadar fazla önemi olmayan bugünkü Cibuti devleri sınırları içindeki Obok (Obock) iskelesini kendi amaçları uygun bir mahal olarak belirlediler.

Afar ve İsa isimli iki göçmen kabilenin yaşadığı Cibuti topraklarında dört küçük sultanlık hüküm sürüyordu. Aden’deki Fransız konsolosu Henri Lambert bunlardan Obok iskelesi çevresinde yaşayan Afar sultanına 50.000 Frank (o dönemde bölgede geçerli para birimi olan 10.000 Thaler) vererek devleti adına buraya ilk adımı attı ve iskeleye bir Fransız bayrağı çekti. Osmanlı Devleti Yemen’de bulunan valisi vasıtasıyla bu satıştan derhal haberdar oldu ve bölgedeki aynı konumdaki diğer yerlerin mahalli liderleri tarafından satılmasını büyük oranda engelledi.

Obok’taki Fransızlar derhal Dini Ahmed Ebubekir isimli Cibutili’nin önderliğinde Paris’e bir heyet gönderdiler. 11 Mart 1862 tarihinde Fransız Dışişleri Bakanı ile Roheita, Tacura ve Gobaad sultanları adına bu özel görevli ile imzaladıkları anlaşma ile Fransızlar bölgeye resmen yerleşmiş oldular. Ancak o dönemde Obok iskelesi kendileri için güneyindeki Zeyla iskelesi kadar kullanışlı değildi. Ayrıca Çinhindi ve Madagaskar sömürgelerinde daha büyük işlerle uğraştıkları için burayla fazla ilgilenemediler. Sadece yaşlı bir Afar’a oradaki iskeleyi 1881 yılına kadar beklettiler.

Mısır Hidivi İsmail Paşa Osmanlı Devleti’nin özel iznini alıp belli bir miktar vergi karşılığında 1870’li yılların başından itibaren Kızıldeniz sahillerinin tamamını kendisine bağladı ve Somali’nin Hint Okyanusu sahillerine kadar birlikler sevketti. 1873 yılında Obok’u da devraldı. Böylece Somali’nin Hint Okyanusu sahilindeki Re’sü’l-Hafun iskelesine kadar Kızıldeniz’in batısındaki ve Aden körfeziyle çevrili Somali sahillerindeki bütün iskelelere Osmanlı bayrağını çektirdi.

1882 yılında İngiltere’nin önce Mısır’ı işgal etmesi, ardından da buraya bağlı Sudan’ı ele geçirmek için hazırlıklara girişmesi üzerine İtalya ve Fransa Kızıldeniz bölgesinde yeniden faaliyete başladılar. İtalyanlar bugünkü Eritre devletinin başkenti Asmara’yı ele geçirirken Fransızlar da Obok üzerindeki haklarını yeniden iddia ettiler. 29 Aralık 1883 yılında Léonce Lagarde Özel Görevli Hükümet Komiseri olarak Obok’a gönderildi. Meşhur Fransız şair Arthur Rimbaud hayatının son dönemini Etyopya’daki Harar şehrinde ticaret yaparak geçirmeye başlamış ve 10 Eylül 1884’te uğradığı Obok’da 70 kişilik bir Fransız birliğinden bahsetmişti. 1885 yılında buraya Fransız ticaret şirketleri şube açtıklarında nüfusu 800 kişiye çıktı ve ertesi sene nüfusu 2.000’e yükseldi.

Fransızlar 1888 yılında Doğu Afrika’daki amaçları için Obok iskelesinin fazla önem taşımadığını görerek bugünkü Cibuti devleti’nin başkenti olan ve aynı adı taşıyan yere o senenin Mart ayında yeni bir liman kurdular. 22 Temmuz 1888 tarihinde de Cibuti’yi resmen sömürge ilan edip Burhan Ebubekir’i buraya bey tayin ettiler. Kısa zamanda gelişen Cibuti liman şehri 20 Mayıs 1896 tarihinde Fransız Somalisi adı verilen sömürgenin merkezi oldu. O dönemde Etyopya imparatoru Menelik’in başkenti Addis-Abeba için deniz sahilinde önemli bir limana ihtiyacı vardı. Kendisiyle iyi anlaşan Fransız sömürge idaresi komiseriyle işbirliği yaparak Cibuti limanını büyük gemilerin yaklaşmasına uygun hale getirdiler.

1897-1917 yılları arasında 20 yıl süresince büyük paralar harcanan ve çok sayıda insanın hayatına mal olan Cibuti-Addis Abeba tren yolu açıldı. Böylece asırlar boyunca Etyopya’nın sahille bağlantısının en kolay sağlandığı Somali devleti sınırları içindeki Zeyla iskelesinin rakibi Cibuti limanı oldu. Gerçi geçimlerini Etyopya ile Kızıldeniz arasında kervan seferleri düzenleyerek sağlayan Cibuti kabileleri büyük bir gelirden mahrum kaldılar. Zeyla Osmanlı Devleti’nin Yemen vilayetine bağlı kalan bir liman olduğundan buradaki yerli halk limanlarını Osmanlı toprağı kabul ediyordu. Cibuti’ye gelince daha ziyade çobanlıkla geçinen halkı yeterli miktarda arazileri olmadığı için belli bir ücret mukabili bu bölgede Fransızlar’ın yerleşmesi karşısında herhangi bir müdahalede bulunmadılar.

Fransızlar’ın Cibuti sömürgesindeki en renkli siması çok yönlü özelliğe sahip Henry de Monfreid idi ve İslam’a girdikten sonra Abdülhay adını almıştı. Buradaki ticari faaliyetleri sebebiyle sömürge idaresiyle genelde iyi geçinememişti. Ama sadece bu sömürgede değil çevresinde bile ülkesinin çıkarları için çalışmaktan da geri durmadığı da bir gerçekti. Öldüğünde çoğu bu bölgeyle alakalı farklı alanlarda 70’in üzerinde basılmış kitabı bulunuyordu.

Fransız Somalisi: Cibuti
1880’li yılların sonundan 1977 yılına kadar Cibuti Fransız sömürgesi olarak kaldı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Cibutililer arasında bağımsızlık için kıpırdanmalar arttı. 1946 yılında buraya Denizaşırı Bölge (Territoire d’Outre-Mer) statüsü verildi. 1966 yılında Fransa devletbaşkanı Charles de Gaule’ün Cibuti seyahati esnasında büyük gerginlik yaşandı. Fransa 19 Mart 1967 tarihinde burada bir referandum yaptırdı ve halkın %60’nın Fransa’ya bağlı kalmak istediğini ilan etti. Somali Fransız Sahili olan sömürgenin adı Afar ve İsa Kabileleri Fransız Bölgesi olarak değiştirildi. Hasan Gouled Aptidon kurduğu Bağımsız İçin Afrika Halk Birliği hareketiyle Afar ve İsa kabilelerinin bağımsızlık için birlikte mücadele etmelerini sağladı.

Bağımsızlık:
8 Mayıs 1977 yılında yapılan referandumda bu defa Cibuti halkı %98,8 gibi bir oranda bağımsızlık yönünde oy kullandı. İsa kabilesinden Hasan Gouled Aptidon 27 Haziran’da Cibuti devletinin ilk devletbaşkanı olurken, Afar kabilesinden Ahmed Dini de bağımsızlık yolunda onunla birlikte mücadele ettiği için başbakan oldu. Ancak devletbaşkanıyla araları kısa zamanda açılınca Afarların merkezi şehri Tacura’ya çekildi.

Hasan Gouled Aptidon 1979 yılında Kalkınma İçin Halk Topluluğu (Rassemblement Populaire pour le Progrès) adlı tek partili bir sistemi benimsedi. 1981 ve 1987 yıllarında devletbaşkanlığı seçimleri yapıldı ve her ikisinde de altışar yıl süreyle bu göreve tekrar seçildi.

Devletbaşkanının İsa kabilesinden olması üzerine Cibuti’de önemli makamlara sadece bu kabile mensuplarının tayin edilmesi Afarları kızdırdı. Bu arada Etyopya Afarların tarafını tutarken Somali İsa kabilesinden yana tavır kodu. 18.0000 Afarlı yurtlarını terk ederek Etyopya sınırları içinde yaşayan aynı kabile mensuplarının yanına sığındı. Bu arada Afarlar da 1980 yılında kurdukları siyasi bir hareket olan Birlik ve Demokrasinin Tesisi Cephesi (Front pour le Restauration de l’Unité et de la Démocratie-FRUD) etrafında faaliyete geçtiler. Ülkenin bağımsızlık sonrası ilk başbakanı olan Ahmed Dini’nin de 1990’da bu harekete girmesiyle birlikte yaşanan gelişmeler bir anda iktidara karşı bir başkaldırı olarak algılandı. Zaten 1991 yılında silaha sarılmaları üzerine ülkede iç savaş kendiliğinden çıktı ve tam on yıl sürdü. Bir müddet sonra FRUD ikiye ayrıldı ve Ahmed Dini silahlı grubun lideri oldu.

1993 yılında yapılan seçimde Hasan Gouled Aptidon dördüncü defa devletbaşkanı seçildi. İktidara muhalif olan Afrlar’ın FRUD hareketinin barıştan yana olan kolu 1996 yılında meşru sayıldıysa da bir yıl sonra ileri gelenleri tutuklandı. Aynı yıl Hasan Gouled Aptidon görev süresi dolmadan yerine Gizli Servis Şefi olan yeğeni İsmail Ömer Guelleh’i geçirdi. Aynı kişi 1999 yılı Nisan ayında yapılan devletbaşkanlığı seçimini %74.9 gibi yüksek bir oranla tekrar kazandı. Başbakanlığı ise uzun süredir Barkat Gourad Hamado yürütmektedir.

12 Mayıs 2001 tarihinde Ahmed Dini ve silahlı grubu hükümetle anlaşarak bir barış anlaşması imzalayıp sürgünden döndü ve Demokratik Alternatif Birliği adında siyasi bir parti kurdu. 2005 yılında Cibuti’de yapılacak devletbaşkanlığı seçimlerinde İsmail Ömer Guelleh’in karşısında en kuvvetli rakip olarak Ahmed Dini’nin yer alacağı hesap ediliyordu. Fakat muhalif liderin 12 Eylül 2004’te vefat etmesi üzerine seçimin galibi şimdiden belli gibi.

Cibuti’de Fransızlar’a Karşı Saldırılar:
1995 yılında başkent Cibuti’de Fransız askerlerinin devam ettiği Café Paris’e, bir yıl sonra da Historil isimli lokantaya düzenlenen saldırılar iki ülke arasında uzun yıllar devam edecek sıkıntılar doğurdu. Özellikle ilk olayı soruşturmakla görevli hakim Bernard Borrel’in Cibuti şehrine 80 km. mesafede 19 Ekim 1995 günü ölü olarak bulunması üzerine başlayan tartışmalar aradan on yıl geçmesine rağmen hala devam ediyor. Cibuti devleti hakimin intihar ettiğine karar vererek dosyayı kapatmıştı. 2002 yılında Fransa’da açılan ve halen devam eden mahkemesinde ise bizzat devletaşkanı İsmail Ömer Guelleh’in de adı bu olaya karıştırıldı. Hakimin eşine göre bu bir intihar değildi ve olay esnasında Cibuti Gizli Servisi’nin başkanı olan mevcut devletbaşkanının da bu işte sorumluluğu vardı. Bu arada Belçika’ya sığınan bazı Cibutili tanıkların da ülkelerinde yapılan yargılama esnasında kendilerine yalancı şahitlik konusunda baskı yapıldığını iddia etmeleri işleri iyice karıştırdı. Fransa’daki mahkeme reisi Cibuti Gizli Servisi Şefi Hasan Said’in dinlenmesini talep etti. Bunun üzerine Cibuti devleti ülkedeki Fransızlar’dan altısını sınırdışı etmeye karar verdi. Ayrıca Uluslararası Fransız Radyosu RFI’nin yayınını bu olayla ilgili bir röportaj yayınladığı için 14 Ocak 2005’te kesti. Son gelişmeler iki ülke arasında giderek artan bir güvensizlik ortamı oluşturdu.

Son Birkaç Yılda Stratejik Konumu Yeniden Artan Ülke
11 Eylül 2001’de Amerika’ya yapılan saldırıların ardından bu ülkenin dünyanın farklı noktalarına yerleşme planlarını devreye soktuğu herkes tarafından görüldü. Daha önce sadece Fransa’nın askeri birlik bulundurduğu Cibuti de bir anda Amerika’nın gözdesi haline geldi.

Yemen üzerinden Somali’ye geçişin son derece rahat sağlandığı Cibuti’yi el-Kaide’nin bir köprü olarak kullandığını iddia eden Amerika ve diğer Avrupalı devletler buraya askeri birlikler yerleştirmek istediler. Fransızlarla son yıllarda yaşadığı sıkıntılar sebebiyle yönünü Amerika ile diğer Avrupa devletlerine dönen devletbaşkanı İsmail Ömer Guelleh yeni askeri birliklerin ülkesine gelmesiyle ekonomi için büyük gelir elde edeceğinin planlarını yapmakta gecikmedi.

1977 yılında bağımsızlığını aldığı günlerde ülkede yaklaşık 4.000 Fransız askeri bulunuyordu. Bu rakam son yıllarda 2.700 askere kadar azaltıldı. 2002 yılında Amerika “Sürekli Hürriyet-Liberté Immuable” sloganıyla Cibuti’de Fransızlar’ın kullandığı Camp Lemonnier’e 1.500 asker yerleştirdi. Bunun üzerine Almanya, İspanya ve İtalya’da Cibuti devletiyle anlaşarak buraya belli miktarlarda askeri birlik gönderdi. Cibuti devletbaşkanı İsmail Ömer Guelleh 2003 yılında Washington’a davet edildi. 17 Şubat 2004 tarihinde ise Amerika Birleşik Devletleri Genelkurmay Başkanı John Abizaid Cibuti’deki birlikleri ziyaret etti. Fakat Almanya devletbaşkanı Johannes Rau’nun 2004 yılı Mart ayında bu ülkeyi ziyaret programı aniden iptal edildi. Çünkü Alman istihbaratı burada kendisine saldırı düzenleneceği haberini almıştı. Bu gelişmeden anlaşılan Cibuti’de bulunan askerler ülkede herhangi bir güven ortamının oluşmasına pek fazla katkı sağlamamış görünüyor

Devletbütçesinin Yarıdan Fazlası Yabancı Askeri Üstlerden Sağlanıyor:
Fransa eski sömürgesi Cibuti’de bulundurduğu askeri birlikleri için yılda 18 milyon euro ödüyordu. Bu meblağ Cibuti bütçesinin %60’ını karşılıyordu. Arap ülkeleri ve Avrupa’dan gelen borç paralarla toplam 3.067 km.lik karayolunun 300 km.lik kısmı asfaltlandığı gibi liman ve demiryolu tamir edildi. Ülkenin sadece %4 oranındaki arazisi ekilebilir olduğundan hiçbir zirai ürünü ihraç edecek konumda değildir. Daha ziyade hayvancılık üzerine ağırlık vermektedir.

Fransa’nın Doğu Afrika’daki en önemli askeri üssü burada bulunuyor. Hem Basra körfezi hem de Afrika’nın iç bölgelerine kadar buradaki birliklerini anında sevk edebilme imkanına sahip. Ayrıca zor şartlarda mücadele edebilecek askeri birliklerini eğitebilmek için de Cibuti’nin coğrafi yapısını son derece müsait bulmaktadır. Zaten konum itibarıyla da hem Kızıldeniz’in girişi, hem de Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’nu rahat gözetleme imkanına sahip bir noktada bulunması burayı kendisi için çok değerli kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri 2002’de yerleştirdiği askeri birlikleri için bu ülkeye yılda 31 milyon dolar ödemeye başladı. 2005’e kadar devam edecek bu ödeme miktarı Fransa için hiç iyi olmadı. Çünkü daha önce daha ucuza elde ettiği imkanlarının değeri bir anda artmıştı. Bunun üzerine o da daha önce ödediği 18 milyon euroluk miktarı 30 milyon euroya çıkardı. Cibuti’de bulunan yabancı askerler sayesinde önemli oteller müşteri sıkıntısı çekmezken ticari hayatta ta belli bir canlanma yaşanmaya başlandı.

Cibuti:
Yüzölçümü: 23.200 km2.
Nüfus: 650.000
Yönetim Biçimi: Cumhuriyet
Başkent: Cibuti
Din: İslam (%96)
Diğer Önemli Şehirler: Tacura, Obok,
Resmi Dil: Arapça ve Fransızca. Konuşma dili: Afar ve İsa mahalli dilleri.
Para Birimi: Cibuti Frankı
Kişi Başına Düşen Milli gelir: 700 $
En yüksek noktası: Musa Ali (2.063 m.)
Komşuları: Somali, Etyopya ve Eritre

*TASAM Afrika Masası, Proje Yöneticisi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2552 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 76 990
Avrupa 13 613
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 280
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 505
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1906 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1906

Son Eklenenler