Aliyev ve Kerzay’ın İran Ziyaretleri

Haber

Geçtiğimiz hafta boyunca İran diplomasisi oldukça hareketli günler yaşadı. Hatemi’nin batı Afrika’nın yedi ülkesini kapsayan ve on gün süren gezisinin hemen ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Kerzay birer gün arayla İran’a geldiler....

Geçtiğimiz hafta boyunca İran diplomasisi oldukça hareketli günler yaşadı. Hatemi’nin batı Afrika’nın yedi ülkesini kapsayan ve on gün süren gezisinin hemen ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Kerzay birer gün arayla İran’a geldiler. Hatemi’nin gecikmiş bir gezi dediği ve daha çok başta otomotiv olmak üzere ekonomik anlaşmaların ön plana çıktığı Afrika gezisinden sonra komşu ülkelerin Cumhurbaşkanlarının yapmış olduğu ziyaretlerde bölgede son zamanlarda yaşanan gelişmeler nedeniyle daha çok siyasi boyut ön plana çıkmaktadır.

Her geçen gün ABD’nin tehditlerine daha fazla maruz kalan İran’ın bu baskıları dengeleyebilmek için başta Avrupa ülkeleri ve Asya’nın önde gelen güçleriyle yakın işbirliği geliştirmeye çalıştığı gözlerden kaçmıyor. Uzun süre aradan sonra Brüksel’de yeniden başlayan müzakerelerden gelen çelişkili haberlere rağmen Avrupa-İran görüşmelerinde belirli ilerlemelerin sağlandığı anlaşılıyor. Bilindiği gibi Almanya, Fransa ve İngiltere’nin başını çektiği Avrupa ülkeleri, İran ile yapılacak herhangi bir anlaşmanın ön şartı olarak İran’ın uranyum zenginleştirme işlemlerinden tamamen vazgeçmesi gerektiğini ileri sürerken İran ise sürekli olarak sadece geçici ve gönüllü olarak bu işlemi askıya aldığına vurguda bulunuyor.

Batı basınında İran’ın yakın gelecekte Amerikan saldırısına maruz kalacağı yönündeki haberlerin ve yorumların arttığı böylesi hassas bir dönemde, olası saldırıda anahtar rol oynayacağı varsayılan iki ülke liderinin İran’ı ziyaret etmesi ve üst düzey görüşmelerde karşılıklı dostluk ve güvenin vurgulanması dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Azerbaycan’da geçtiğimiz yıl yapılan seçimlerin ardından Bakü yönetimi Tahran’ın muhalefeti desteklediği iddiasında bulunmuş ve iki ülke ilişkilerinde nisbi bir soğukluk yaşanmıştı. Bu soğuklukta İran’ın, Azerbaycan’a yönelik yayın yapan ve açıkça muhalefet lideri İsa Kanber’in lideri olduğu Musavat Partisi’ni destekleyen uydu kanalı Seher TV’nin etkisinin oldukça fazla olduğu belirtilmelidir. Bu soğukluk İran Cumhurbaşkanı Hatemi’nin geçen yaz Bakü’ye yapmış olduğu geziyle büyük oranda ortadan kalkmış ve o günden bu yana iki ülke arasında içinde güvenlik ve istihbaratın da bulunduğu birçok alanda önemli anlaşmalar imzalanmış ve iki ülke arasında ciddi bir diplomasi trafiği yaşanmıştır.

İran ve Azerbaycan ilişkileri Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra sürekli olarak inişli çıkışlı olmuştur. Sınırındaki süper gücün dağılmasından duyduğu memnuniyeti başlangıçta gizlemeyen İran kısa bir süre sonra Azerbaycan’da iktidara gelen Halk Cephe’sinin kendisine karşı olan siyasetlerinden kuşkuya kapılmaya başladı. Şüphesiz bu durumun oluşmasında yeterli devlet tecrübesine sahip olmayan başta Ebulfazl Elçibey olmak üzere Halk Cephesi kadrolarının yaptıkları diplomatik nezaketten uzak açıklamaların da payı olmuştur. Öyle ki Elçibey çeşitli defalar yaptığı açıklamalarda açıkça İran’ın da Sovyetler Birliği gibi dağılması gerektiğinden bahsetmiş ve en büyük arzusunun İran’daki Azerilerin bağımsızlığı kavuşmasını görmek olduğunu söylemiştir.Bu durum iki ülke ilişkilerinin gerginleşmesine yol açmış ve neticede Azerbaycan topraklarının % 20 lik bir kısmının Ermeniler tarafından işgal edilmesinde ve Elçibey’in kansız bir darbeyle işbaşından uzaklaştırılmasında etkili olmuştur.

Aliyev’in işbaşına gelmesinden sonra iki ülke ilişkilerinin nisbeten düzelmesine rağmen karşılıklı güvensizlik devam etmiş ve iki ülke basınında karşılıklı suçlamalar kesilmemiştir. Azerbaycan yönetimi İran’ın Azerbaycan İslam Partisi aracılığıyla ülkedeki rejimi devirmeye çalışmakla suçlarken İran kendi Azerbaycan bölgesindeki Azeri hareketlerin arkasında Bakü’nün olduğunu iddia ediyordu. Hazar denizinin hukuki paylaşımı hususunda da anlaşamayan iki ülke arasındaki anlaşmazlık İran savaş uçaklarının Azerbaycan’da petrol arama çalışması yapan İngiliz gemilerinin İran kara sularına girdiği iddiasıyla bu gemiler üzerinde alçak uçuş yapmasıyla doruk noktasına ulaşmıştır.Daha sonra iki ülke yetkilileri tarafından yapılan serin kanlı açıklamalar durumu normale döndürmüşse de özellikle Bakü basınında İran’a yönelik olumsuz haberlerin sayısında bir azalma görülmemiştir.Öyle ki bu ülkenin basınına göz gezdiren birisi Azerbaycan’ın asıl düşmanının Ermenistan değil İran olduğu izlenimine kapılabilir. Şüphesiz bu durumda iki ülke arasındaki kültürel yakınlığa rağmen Ermenistan ile ilişkilerini geliştiren İran’ın payı büyük olmuştur. Türkiye’nin Azerbaycan’a yaptığı büyük maddi ve diplomatik yardımların yanında İran’ın Ermenilere karşı açık bir tavır almaması Azerilerde büyük bir tepki doğurmuş ve İran’ın gerçek niyetlerinden kuşku duymalarına yol açmıştır.

Bununla birlikte 11 Eylül olaylarından sonra ABD’nin dünyayı yeniden şekillendirmeye girmesi ve bölgedeki birçok rejimin ve haritaların değişeceğini açıkça belirtmesi Orta Doğu ülkelerinde meydana gelen endişelerin benzerlerinin Sovyet döneminden kalma liderlerin yönettiği Kafkas ve Orta Asya ülkelerinde de yaşanmasına neden olmuştur. Önce Gürcistan ardından Ukrayna’da gerçekleşen “Kadife Devrim“ bölge ülkelerinin elitlerinin uykularının kaçmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ABD dışındaki partnerlerle ilişkilerini güçlendirmeye çalışan bölge ülkeleri açısından Washington karşıtlığı ile tanınan İran önemli bir alternatif teşkil etmektedir. Orta Asya’da görev yapan Amerikan diplomatlarının sürekli olarak bölge yönetimlerini suçlayıcı açıklamalar yapmaları ve aynı şekilde batı ülkelerinden aldıkları desteklerle yayın yapan bazı muhalif Azerbaycan gazetelerinin Gürcistan’da ve Ukrayna’da yaşanan gelişmelerden büyük heyecana kapılmaları gibi gelişmeler bölge ülkelerinin İran ile olan ilişkilerinde etkili olmaktadır. Özbekistan’ın İran ile olan ticari ve ekonomik ilişkilerini geliştirmeye başlamasından sonra İlham Aliyev’in kalabalık bir heyet ile İran’a gelmesi bu açıdan değerlendirilebilir.

İran ile Azerbaycan ilişkilerinde değişiklik yaşandığının bir diğer göstergesi de İlham Aliyev’in Tebriz’i ziyaret etme isteğine İranlı yetkililerce olumlu yanıt verilmesi olmuştur. Hatırlanacağı üzere geçmiş yıllarda İran’ı ziyaret eden Haydar Aliyev’in benzer bir isteğine İran tarafından olumsuz cevap verilmişti. Aliyev Tebrizde Traktör Tesisleri gibi sanayi tesislerinin yanı sıra büyük Azeri şairi Şehriyar’ın da mezarini ziyaret etmiştir.

ABD’nin bölgeye yönelik politikalarından kaygı duyan ülkelerin birbirlerine yaklaştıkları müşahede edilmektedir. Gerçekleştirilen büyük ticari anlaşmalar ve üst düzey görüşmeler bu durumu doğrulamaktadır. Bu doğrultuda yakın gelecekte Rusya Cumhurbaşkanı Putin’in de İran’ı ziyaret edeceği açıklanmıştır. Yine geçtiğimiz hafta içinde Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in Rusya’ya yaptığı gezi bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Öte yandan Afganistan Cumhurbaşkanı Kerzay’ın İran ziyareti gerçekleştiği zaman dilimi açısından önemlidir. İki hafta kadar önce Amerikan gazetelerinin ABD özel birliklerinin Afganistan sınırından İran’a girerek bazı özel hedeflere yönelik keşif çalışmasında bulunduğunu yazdığı gözönüne alındığında İran-Afganistan görüşmelerinin güvenlik boyutunda yoğunlaşması şaşırtıcı olmayacaktı. Ancak görüşmelerin en azından basına yansıyan bölümlerinde daha çok iki ülke arasındaki ekonomik ve kültürel işbirliği olanakları vurgulanmış ve İran tarafından yapımı tamamlanan ve iki ülke Cumhurbaşkanının katılımıyla resmi açılışı yapılan Taybad-Herat arasındaki Doğarun Otobanı ve Herat Elektrik Santralı gibi ekonomik ve altyapı unsurları ön plana çıkmıştır. Görüşmelerde Afganistan’dan doğan ve İran’ı da sulayan Hirmen nehrinin paylaşımı konusu da gündeme gelmiş ve Kerzay, Hirmen nehrinin Afganistan’a ait olduğu kadar İran’a da ait olduğunu vurgulamış ve su akışındaki azalmanın en kısa zamanda giderileceğini belirtmiştir. İran dini lideri ise Afganistan’da geçtiğimiz aylarda yapılan ve eski mücahid kadroların tasfisiyle sonuçlanan seçimlere atıfda bulunarak Afganistan’ın içinde bulunduğu bayındırlık sürecinde söz konusu gruplardan faydalanılabileceğini söyledi. Hatırlanacağı gibi Afganistan’da son yapılan seçimlerde Dışişleri Bakanı Dr.Abdullah hariç olmak üzere Yunus Kanuni, General Dostum ve General Fehim gibi Kuzey İttifakı’nın önemli isimleri kabineye girememiş ve bir anlamda tasfiye edilmişlerdi.

Diğer yandan İran İstihbarat Bakanı Ali Yunusi Afganistan’dan ülkeye girdiği öne sürülen Amerikan komandoları ile ilgili yaptığı açıklamada bu tür iddiaların Amerikanın İran’a yönelik yürüttüğü psikolojik savaşın bir parçası olduğunu söyleyerek İran sınırlarının tarihin hiç bir döneminde bu kadar sıkı korunmadığını öne sürmüştür. Yunusi İran’ın Afganistan ve Irak’dan farklı olduğunu ve İran’ın bütün İslam dünyasını ve kültürünü temsil ettiğini belirtmiştir. Bununla birlikte ülkenin hava sahası içinde ve özellikle askeri merkezlerin üzerinde son zamanlarda sıkça görülmeye başlanan tanımlanamayan uçan cisimler hakkında da bu cisimlerin faaliyetlerinden haberdar olduklarını ve bunların Amerikan Casus uçakları olduğunu söylemiştir. Aynı konuda geçtiğimiz günlerde bir toplantıda açıklamalar yapan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı da Amerika’nın İran’a yönelik olası saldırı planından ayrıntıları ile bahsederek bunlara karşı ne gibi önelemler alındığını açıklamıştı. Amerikanın gücünü abartmadıklarını ancak 130 ülkenin gücüne sahip bir ülkeyle cephe savaşı yapmanın anlamsız olduğunu bildiklerini söyleyen komutan bu nedenden dolayı olası bir saldırı durumunda gerilla savaşı tarzında savunma yapacaklarını belirtmişti.

*TASAM, Ortadoğu Uzman Yardımcısı

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2072

AI Futures Project’in Temmuz 2026’da yayımladığı çalışma, AI 2027’de çizilen olumsuz varsayılan gidişatı güncellemek ya da yanlışlamak için yazılmış yeni bir tahmin sunmuyor. Her ne kadar ben okumaya başladığımda bu önyargıyla başlamış olsam da. Yazarlar, AI 2027’nin geleceğin kabaca nasıl görünebil...;

Uluslararası sistem, 1648 Westphalia Barışı’ndan bu yana devletin egemenliği, toprak bütünlüğü ve müdahale yasağı üzerine kurulu bir mimariyle şekillenmiştir. Ancak bu mimari, statik bir yapı olmaktan ziyade; üretim biçimlerinin, teknolojik kabiliyetlerin ve sermaye hareketlerinin değişimiyle evrile...;

Tarih, geçmişin tozlu sayfalarında bırakılacak donuk bir hatıra defteri değil; bugünün hibrit savaşlarında devletlerin hayatta kalmasını sağlayan en dinamik jeopolitik enstrümandır. Bir toplumun geleceğini inşa edebilmesi, geçmişini romantize etmesiyle değil, o geçmişi bugünün şartlarıyla rasyonel b...;

Pakistan ve Somali, Somali Bakanlar Kurulunun geçen Ağustos ayında böyle bir düzenlemeyi onaylamasından bir yıl sonra, Ağustos başlarında nihayet savunma iş birliği üzerine bir mutabakat zaptı (MOU) imzaladı. Somali Savunma Bakanlığına göre bu anlaşma; "terörle mücadele, askeri eğitim, askeri uzmanl...;

Pakistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler “İki Millet, Tek Ruh” olarak tanımlanmıştır. Her iki ülkenin de dilsel, kültürel ve medeniyetsel yakınlıkları olduğu yadsınamaz bir gerçektir ancak hızla gelişen bölgesel jeopolitik, sembolik söylemlerden daha fazlasını gerektirmektedir. ;

Türkiye’nin ekonomi tarihi, krizler ve bu krizlerden çıkış reçeteleriyle dolu bir kroniktir. Ancak 2001 krizi, sadece bir likidite daralması veya döviz şoku olmanın ötesinde; Cumhuriyet tarihinin en köklü "sistemik çöküşü" olarak kayıtlara geçmiştir. ;

İnsanlık tarihi boyunca savaşın ve stratejinin temel birimi "toprak" olmuştur. Westphalia düzeninden bu yana egemenlik; sınırların korunması, kaynakların fiziksel işgali ve orduların cephe hattındaki yıpratıcı mücadelesiyle ölçülmüştür. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken, özellikle 2025-20...;

Rusya Dış İstihbarat Servisi'nin (SVR) Almanya'nın nükleer silah geliştirme faaliyetleri yürüttüğünü iddia eden açıklamasında, "NATO'nun önde gelen üyelerinden birine bağlı ilgili bakanlıklarda, Almanya'da nükleer silah geliştirilmesine odaklanan aktif araştırma ve geliştirme faaliyetlerinden duyula...;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...