Avrupa Birliği müzakere sürecinde olan ülkemiz otuz beş başlık içerisinde belki de en zor sayılabilecek olan “Çevre“ başlığında müzakerelere geçtiğimiz pazartesi günü başladı. Aslına bakarsanız, çevre konusu hem AB müzakereleri hem de ülke geleceği için hayati derecede önem taşıyor. Geçen hafta Kopenhag’da hayal kırıklığı ile sonuçlanan iklim görüşmelerinin hemen ardından çevre başlığının müzakerelere açılması, ülkemizde kamuoyunun dikkatini çekmek için bir fırsat olabilir.
Çevre ve çevre eğitimi konusunda kamuoyu eksikliğinin yanında literatür eksikliği ve etkin bir kamu politikasının olmayışı ülkemizde etkin bir çevre bilincinin oluşmasına engel teşkil etmektedir.
2005 yılında, Dr. Pervin Dedeler Bezirci imzasıyla TASAM (Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) yayınları tarafından basılan AB Sürecinde Çevre: AB’de Çevresel Kamuoyu Bilinci ve Çevre Eğitimi“ isimli çalışma AB bünyesinde çevre eğitimi konusunu teorik ve pratik pencerelerden derinlemesine analiz ederek toplumun büyük bir kesimine referans olacak nitelikte.
Yazar kitabı üç bölüme ayırmış. İlk bölümde çevre bilincinin oluşması için kamuoyu kavramının gerekliliğini geniş boyutlarıyla ve çevre eğitim politikası oluşturmadaki etkenleri bütün yalınlığı ile ortaya koymuş. İkinci bölümde ise, AB ve üye ülkelerin çevre eğitimine nasıl baktıklarını, çevre eğitiminin amaçları, gelişimini ve metodolojisi ayrıntılarıyla ele alınmış.
Son bölümde ise, hem AB’de hem de üye ülkeler düzeyinde çevre eğitimi ve uygulamaları hakkında ayrıntılı bir anlatım dikkat çekiyor. Ayrıca bu bölümde Türkiye’nin şuan ki durumu masaya yatırılarak gelecek için olası bakış açıları ele alınmış.
Kitap çevre eğitimi konusunda üniversitelere ve diğer eğitim kurumlarına, devlet kurumlarına ve çocuklarını çevreye duyarlı bireyler olarak yetiştirmek isteyen ebeveynlere kaynak niteliği taşıyor.
Çevre başlığı müzakere sürecinde ülkemizi epey zorlayacak olmasının yanında, yakın bir gelecekte çevre eğitimi devlet politikası olarak ele alınmazsa ülke insanını da hem ekonomik hem de sosyal olarak çok zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz.
Umut ELMAS / AB Uzmanı
Dr. Pervin Dedeler BEZİRCİ’nin TASAM Yayınlarınca yayımlanan AB SÜRECİNDE ÇEVRE; AB’de Çevresel Kamuoyu Bilinci ve Çevre Eğitimi isimli kitabın teknik özellikleri;
Yayın Yılı: 2005
336 sayfa
Kitap Kağıdı
14x21,5 cm
Karton Kapak
ISBN:9756285052
Dili: TÜRKÇE
Kitabın Prof. Dr. Ünal Tekinalp imzasını taşıyan arka kapak yazısı;
Bu kitap felsefi ve yaklaşımları ile geleceğe yapılmış bir yürüş, bizlere yöneltilmiş bir açıklama, bir istek niteliği taşımaktadır. Çünkü çevresel kamuoyu bilinci ve çevre eğitimi ulus olarak gereksinimi en çok duyduğumuz, en çok yatırım yapmak zorunda olup da en çok ihmal ettiğimiz, üzerine eğilmemiz gereken en acil konulardan biridir. Doğa ve kültür varlıklarımız ile birikimlerimizin korunması ve geliştirilmesi uluslararası toplumda sürdürülebilir saygın bir konuma sahip olmamızın ana koşuludur. Hepimiz bunun ayrımında olmalıyız. Zira çevre sorunuyla AB ile müzakerelere başlayınca karşılaşacak ve sıkıntılar yaşayacağız. Sorun her geçen gün önemini bize duyuracaktır. Çevre eğitimi ve bu yolla kamuoyunu bilincinin oluşturulması, güçlendirilmesi, etkinliğinin artırılması ve belirleyici olması, ülkemiz için yaşamsal önemdedir.
"AB SÜRECİNDE ÇEVRE; AB’de Çevresel Kamuoyu Bilinci ve Çevre Eğitimi" kitabının 2005 yılındaki tanıtım yazısı;
"ÇEVRE SINIR TANIMAZ"
Kendi yurttaşlarının hepsine birden yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirme vaadinde bulunan Avrupa Birliğinin 1970’li yıllarda çevre konusunda henüz ilk mevzuatını hazırlama girişiminde olduğu dönemin ilk sloganıydı bu.
Milat vermek gerekirse endüstri devrimi sonrası ülkelerarası bütün rekabetin, gerilimin, savaşların, diplomatik çekişmelerin temelinde var olan “ekonomi“, kapitalizmin yaratmış olduğu “tüketme“ kültürüyle birlikte doğayı da mahvedip tüketmiştir ne yazık ki.
Her şeyin asıl belirleyenin ekonomi olduğu gezegenimizde Gandhi’nin o çarpıcı tespiti geliyor akıllara, “Gerçekte en büyük kirlenme yoksulluktur“.
En büyük kirlenmenin yoksulluk olduğu dünyada, ekolojik tahribattan bahsetmek ve tüm dünyada kapsamlı bir kamuoyu oluşturmak, çevreyi muhafaza etme adına birçok ülkenin kalkınma çabalarını durdurmak olanaksızıdır.
Batılı toplumların kirlenmeye daha az yol açan “hizmet ekonomisine“ geçtiği bir dönemde, gözle görülür bir şekilde endüstrileşen Taiwan, Güney Kore ve Filipinler gibi üçüncü dünyaya mensup ülkeler batıdaki yoğun tüketimi karşılayabilmek için doğayı kirletenler ve mahvedenler kulübüne dahil olmuşlardır.
Evrensel çapta bir doğa koruma projesinin adı olan Kyoto Protokolünün baş muhalifi ABD dünyadaki tüm sera gazı üretimin yüzde yirmibeş’inden fazlasının da sorumlusudur. Çevre yeterince kirlenmeden çevreyi korumaya kalkışmanın lüzumlu olmadığı mealindeki son derece absürd iddiaların da sahibi olan A.B.D vaziyetin vehametini arttırmaktadır.
Kyoto Protokolüne yüksek sesle itiraz eden Amerika’nın “Çin ve Hindistan’ın gelişme hızlarına bakılacak olursa çevreyi ABD kadar kirletmektedirler ve bu oran önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır…“ savı da konunun tartışma alanını genişletmiştir.
Durumu tamamen ilginçleştiren ise sadece ABD’nin değil, Çin ve Hindistan’ın da bu projeye ekonomik büyümemizi engeller bahanesiyle soğuk bakmalarıdır. Ve ekseriyetle olduğu gibi tüm dünya kamuoyu da bu gelişmeleri seyirci olarak izlemekten başka hiçbir şey yapmamaktadır.
Kyoto Protokolü satır aralarına bakıldığında şaibeli bir takım noktalar barındırıyor olmasına rağmen insanlık adına, dünyamız adına, gelecek nesiller adına ortak kazanımı hedefleyen uzun vadeli bir projedir.
Bu hususta son derece duyarlı tutumlarıyla dikkati çeken Avrupa Birliğini seyirciler tablosunun dışında tutabiliriz.Çevre konusunun ticaret, endüstri, enerji, tarım, ulaşım ve turizm dahil diğer tüm ekonomik ve sosyal politikalarının tanım ve uygulaması ile bütünleştirilmesi gerekmektedir. Avrupa Birliği bunun bilincindedir.
Kendi sınırları içerisinde ve ötesinde biyo çeşitliliği korumaya yönelik kararlar da almış olan Avrupa Birliği, muasır medeniyetler seviyesine yükselmek isteyen ve özellikle ekolojik bilinç bakımından pek iyi bir izlenim vermeyen Türkiye Cumhuriyetinden de çevre konusunda gereken hassasiyeti göstermesini bekleyecek, hatta gerekirse bunu şartlandıracak, dahası bunu birliğe girişin temel kriterlerinden biri sayacaktır.
Hal böyle iken, özellikle kentsel tasarım ve altyapı konusunda tam bir faciaya sahne olan ülkemizde Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde, hem kendimize çeki düzen verme hem de birliğe uyum şağlayabilme yolunda mühim reformlarının eli kulağında olduğunu söyleyebilmek mümkün gözükmektedir.
Aslında ‘Türkiye – Avrupa Birliği’ bağlamını ziyadesiyle aşan bu mevzu tüm insanlığı ilgilendiren evrensel nitelikte önem arz etmektedir.Bizden sonraki gelecek nesillerin yaşama olasılığı ve insan soyunun devamı adına, canlılığın devamı adına çok kapsamlı ve radikal kararların alınıp ivedilikle ve hiçbir ihmale uğratılmadan uygulanması gerekiyor.
Yoksa, tüm dünyanın, yegane yaşam alanımızın, iklimsel düzeninin yağmalanması karşısında Sting’in başkan G.W. Bush’a karşı vermiş olduğu sivil mücadelenin tek başına yetmeyeceği ortadadır.
İşte, Pervin Bezirci’nin kitabı bu noktada sadece akademik bir kitap olmanın ötesinde reel sorunun sağlam tespitini yapıp çabuk, kalıcı ve sağlıklı sonuçlar getirecek çözüm yollarını arıyor.
İlk sayfalarını okumaya başladığınızda “kamuoyu“ ve kamuoyu bilinci“ kavramlarına yaptığı vurguyla dikkat çeken bu eser, Pervin Bezirci’nin yerleşik bir çevre bilinci ve sürdürülebilir bir ekoloji politikası için eğitim sözcüğünü yorulmadan yinelemesiyle devam ediyor.
Daha kapsamlı, daha bilinçli, daha geniş kitlelerin benimseyeceği bir çevre kültürü yaratma projesinde ilk başvurulacak yolun eğitim olduğu geçeğini önemli nedenler eşliğinde anlatıyor okuyucuya sayın Bezirci.
Ve daha bu ilk kitabında titiz ve oldukça kapsamlı bir çalışmayla çıkıyor okurun karşısına.
Pervin Dedeler Bezirci’nin kitabını, akademik ve bilimsel yayın politikasına istikrarlı bir şekilde sürdüren TASAM Yayınları sunuyor okuyucuya…
SATIN ALMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.
Dr. Pervin Dedeler Bezirci kimdir?
Dr. Pervin Dedeler Bezirci 1970 yılında doğdu. 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik (Bilgi ve Belge Yönetimi) Bölümü’nden mezun oldu. 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Avrupa Hukuku Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde Avrupa Dokümantasyon Merkezi Koordinatörü olarak göreve başladı. 1997 yılında, İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Topluluğu Anabilim Dalı’nda “AB’nin Çevre Politikaları ve Türkiye’de Durum“ konulu Yüksek Lisans çalışmasını tamamladı. Avrupa Komisyonu davetlisi olarak yurt içi ve yurt dışında çeşitli eğitim seminerlerine katılan ve halen İ.Ü. deki görevini sürdüren yazar bu kitapta, 2004 yılında İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda tamamladığı “Avrupa Birliği’nde Çevresel Kamuoyu Bilinci ve Çevre Eğitimi“ adlı Doktora Tezi’ni güncelleyerek okuyucuya sunmaktadır.