Avrupa Gözüyle Kazakistan

Yorum

Kazakistan, toprak yüzölçümü bakımından dünyanın 9. büyük ülkesi olmasına rağmen, Avrupalılar tarafından son dönemlere kadar pek bilinmeyen bir ülke olmuştur. Sıradan Avrupalının gözünde Kazakistan’ın haritadaki yeri bile kimi zaman Uzakdoğu, kimi zaman Kuzey Asya, kimi zamansa Ortadoğu olarak bilinmiştir....

Kazakistan, toprak yüzölçümü bakımından dünyanın 9. büyük ülkesi olmasına rağmen, Avrupalılar tarafından son dönemlere kadar pek bilinmeyen bir ülke olmuştur. Sıradan Avrupalının gözünde Kazakistan’ın haritadaki yeri bile kimi zaman Uzakdoğu, kimi zaman Kuzey Asya, kimi zamansa Ortadoğu olarak bilinmiştir.
Bu durumu Almanya’da bir yıldır devam etmekte olan Orta Asyalı post -Sovyet ülkesi “Kazakistan Yılı“ projesi çerçevesinde düzenlenen bir dizi kültürel etkinlikler bile değiştirememiştir. Bu arada 2010 yılının Kazakistan’da “Almanya Yılı“ olarak ilan edildiğini belirtmekte yarar vardır. Ayrıca, her Kazakistanlının Almanya’nın nerede bulunduğunu ve önemini bildikleri şüphesiz bir gerçektir.

Tüm bunlara rağmen Avrupa devletleri açısından Kazakistan’ın önemi her geçen yıl artmaya başlamıştır. Bilindiği üzere, Kazakistan sahip olduğu (altın, uranyum, petrol ve doğal gaz gibi) yer altı zenginlikleri bağlamında post-Sovyet ülkeleri arasında dünya piyasasında birçok alanda Rusya’yla gerçek anlamda rekabet edebilen tek ülke konumundadır. Bir zamanlar Avrupaenerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme, hem petrol, hem de gaz konusunda Rusya "tuzağından" kaçınma, alternatif projeler üretme çağrısında bulunan da Almanya Başbakanı Angela Merkel’den başkası değildi. Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in Almanya Başbakanının çok özel ve önemli konuğu olmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek. AB ülkelerine Asya gazını ulaştırmayı amaçlayan NABUCCO gaz boru hattının inşasında ülkenin Avrupalılar açısından anahtar konumundaki bir partner olması sebebiyle diğer AB üye devletleri de Kazakistan‘la karşılıklı kazanıma dayalı ticari ilişkiler kurma hususunda çok isteklidirler.

Bunlara rağmen, Avrupa toplumunun Kazakistan hakkında kesin olarak bilgi sahibi oldukları tek konu var ise, bu da ülkede demokrasinin olmadığıdır. Bu görüş bir yandan eski AB üyesi olan veya AB üyeliğine aday ülkeler hariç, post-Sovyet devletlerin tamamı için geçerli bir nevi klişe önyargıya dönüşmüştür. Öte yandan, Kazakistan’ın siyasi sisteminin Avrupalıların demokrasi ile ilgili düşünceleriyle örtüşmediğini kabul etmek gerekir.

Peki neden Avrupalılar yine de Kazakistan’ı ilgi odağı dışında bırakmıyorlar? Çünkü birincisi; Orta Asya konusunda bilgi sahibi herhangi bir Avrupalı siyaset adamı Kazakistan’ın bölgedeki en istikrarlı bir ülke olduğunu göz ardı etmemekte. Elbette ülkenin siyasi nitelikli sorunları mevcuttur, ancak bu sorunlar en azından komşu Türkmenistan ve Özbekistan’ın karşılaşmakta oldukları sorunlarla hiç kıyas kabul edilemez ölçüdedir.

Kazakistan, bağımsızlığından bu yana aralıksız olarak mevcut Devlet Başkanı tarafından yönetilmektedir. Hâlbuki böyle bir durum hiçbir demokrat Avrupa ülkesi açısından söz konusu bile olamaz. Fakat Kazakistan Anayasası’ndaki bu eksikliği giderenin de yine bizzat mevcut Devlet Başkanı olduğu belirtilmelidir. Yeni Anayasa’ya göre, Kazakistan Devlet Başkanı bundan böyle en fazla 2 kez seçilebilecektir. Avrupalılar için söz konusu girişim dikkate değer bir adım olmayabilir, ancak post-Sovyet Orta Asya ülkeleri açısından bu girişim, SSCB döneminde bile yarı- feodalizm düzeniyle işleyen eski geleneklerden vazgeçmeye yönelik önemli adımın atılmasında bir dönüm noktası niteliğindedir. Bunu takdir etmemek mümkün değildir.

Ayrıca, Kazakistan uluslararası arenada hukukçular tarafından polislerin gözaltı sırasında tutuklulara ve mahkûmlara keyfi davranışları nedeniyle yoğun bir biçimde eleştirilerin odağı olmaktadır. Eleştiriler, zaman zaman Türkiye ve ABD’ye yöneltilenlerden farksız ve gerekçelidir. Ancak adreslerine yönelik bu olumsuz eleştiriler, hem Türkiye’nin, hem de ABD’nin demokrasi ülkesi olmadığı konusunda şüphe uyandırmayı gerektirmeyeceği ortadadır. Belki demokrasi konusunda ABD’nin daha az, Kazakistan’ın ise daha fazla çaba harcaması ve çalışması gerekecektir. Bu bağlamda Kazakistan’ın en azından doğru yolda olduğunu vurgulamak gerekir. Bu yol, uzun, zorlu ve sancılı da olsa doğru bir yoldur. Avrupalı liderlerin 2010 yılında Kazakistan’ı AGİT dönem başkanı seçme kararında yukarıda belirtilen tespitlerin etkili olduğu muhtemeldir. Birçok uzmanın görüşüne göre, AGİT’in sıradan üyeliğinin bile birçok ülkeyi demokratik reform uygulamalarına mecbur bıraktığı aşikârdır, dönem başkanlığı görevinin ise haliyle bu girişimleri daha yoğunlaştıracağı şüphesizdir. AGİT Başkanı olarak Kazakistan 2010 yılından sonraki dönemde genel kabul gören demokrasi normları noktasında kendi yasa ve mevzuatlarında birçok değişiklikler gerçekleştirecektir. Bu reformlar sonrasında Kazakistan’ın geri atım atması söz konusu bile olamaz. Zira demokrasi, benimsendikten sonra vazgeçilemez olumlu gelişmelerin başında gelmektedir.

Bir diğer önemli konu: SSCB’nin dağılmasından sonra birçok post-Sovyet ülkesi savaşlara sahne oldular. Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan’la Ermenistan, Güney Osetya konusunda Gürcistan ise Rusya’yla kriz yaşamışlardır. Aynı şekilde Tacikistan ile Özbekistan’da da aşırı İslamcı hareket faal hale gelerek, ülkede huzursuzluklar yaratmıştır.

Kazakistan ise hem komşuları olan Rusya, Çin ve Türkmenistan ile, hem de ülke içinde barış ve sükûneti muhafaza etmeyi başarabilmiş tek Orta Asya ülkesidir.
Bu, AGİT’in AB kıtasında amaçladığı “güvenlik ve işbirliği“ ilkesinin en güzel örneği değil midir?

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 103. Yıldönümünü kutluyoruz. Bu bayramla özdeşleşen Bandırma Vapuru veya gemisini de hatırlamamak mümkün değil. Avrupa 18. Yüzyılda, gemi inşa sanayisindeki usta çırak ilişkisini sonlandırarak, kâğıt üzerine aktarılan teknik çizim planlarına göre g...;

Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosy...;

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Avrupa Birliği’nin Küresel Geçit (KG) projesinin; Çin’in uzun vadeli “siyasi” hedefleri olduğu anlaşılan yatırım stratejisinin konjonktürel değişikliklerle birlikte giderek zemin kazanmasına karşı ve esas itibarıyla Batı Avrupa ve ABD’den oluşan G7 grubunun küresel vizyonuna temellenen “united” (bir...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe (2012-2020) hükûmeti tarafından 2013 yılında oluşturulmasından bu yana ülkenin uzun vadeli diplomasisini ve savunma politikasını düzenleyen Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi, 2022 yılında tekrar gözden geçirilecek ve Kishida hükûmeti 2022 yılı içerisinde strate...;

4. İslam Dünyası İstanbul Ödülleri Töreni

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya İslam Forumu Yetkin Kişiler Grubu Toplantısı 10

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2022 - 14 Haz 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.