Seçimlerin Gölgesinde Arab Baharı Sonrası Tunus ve Mısır

Yorum

Seçimlerin sonucunda sandıktan yazılı hukukun üstünlüğü çıkmayan her süreç Tunus’ta bugün yaşanan demokrasinin geçmişe dair kadrolarla araçsallaştırılarak yeniden bir otoriterlik oluşması endişesine yol açabileceği gibi Mısır’da olduğu üzere askeri darbenin kendisini meşrulaştıracağı bir örtü haline de gelebilir. ...

Seçimlerin sonucunda sandıktan yazılı hukukun üstünlüğü çıkmayan her süreç Tunus’ta bugün yaşanan demokrasinin geçmişe dair kadrolarla araçsallaştırılarak yeniden bir otoriterlik oluşması endişesine yol açabileceği gibi Mısır’da olduğu üzere askeri darbenin kendisini meşrulaştıracağı bir örtü haline de gelebilir. Demokrasinin unsurları bütün halinde ve prensiplerin parantezinde işlediği vakit kendisinden beklenen gerçek sonuçlar elde edilebilir. Mısır ve Tunus bu noktada bir madalyonun iki yüzü gibidir. Arap Baharı sürecinin bu iki sembol ülkesinde süreç farklı alanlara akarak devam etmektedir. Tunus Gannuşi Prensipleri dairesinde kendi makulünü inşa ederken Mısır’da da serazat bir hukuksuzluk demagojisi devam etmektedir. Demokrasiyi demagoji haline getirmek bu kavramın oluşturması beklenen mefhum ve tasavvurları iptal etmek demektir. Nokta-i istinadını kaybeden her kavram gibi demokrasi de meçhul bir gayenin aleti ve oyuncağı haline gelecektir. Ortadoğu denilen halen yerlilerince kendisine isim bulunamamış olan bu coğrafyanın ana meselesi de budur. Nokta-i nazar kaybedilmiştir. İstinatgâh olacak kavramlar ya yoktur ya da olanlar kendi orijinal tasavvur gücünü yitirip yapısı sökülmüş bilgi kirliliği haline dönüşmüştür.

Tunus’ta, 26 Ekim 2014’de, geçiş dönemini nihayetlendirmek üzere % 62’ye varan bir katılımla gerçekleşen seçim sonunda parlamentonun 217 koltuğu Nida Tunus ve Nahda partileri arasında paylaşıldı. Nida Tunus yüzde 39 ile 84 sandalye kazanıp seçimleri ilk sırada tamamlarken, Nahda yüzde 32 ile 69 sandalye kazanarak ikinci sırada yer aldı. Bunu Cumhurbaşkanlığı seçimleri takip etti. 23 Kasım’da yapılan ilk turda adaylardan hiçbirisi yüzde elli oranını alamadı. 21 Aralık 2014’te cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu yapıldı. Bu suretle 2011 yılında ülkenin Kurucu Meclis idaresindeki geçiş süreci sona erdi. Bu seçim sonucunda %55 oy oranı ile Nida Tunus’un adayı el-Baci Kaid Sibsi cumhurbaşkanı seçildi. Diğer aday eski Cumhurbaşkanı Marzuki’nin %44 oranında oy alabildi. Bu sürecin son halkasını Nida Tunus’un hükümet teşkil gereği olan 109 sandalyeye ulaşmak için koalisyon görüşmeleri nihayetinde Habib es-Sıyd’ın kurduğu hükümet oluşturdu. Tunus her şeye rağmen dikta pratiğinden demokrasi dinamiğinin seçim işlevi uygulamasını yürütmeyi başardı. Siyasi tarihi demirden yumruklu başkanlık sistemleri olan bu ülkede katı rejim-partisi idareleri paralelindeki tek adam iktidarları ile geçen Tunus için bunun umut verici bir aşama olduğu söylenebilir. Demokrasinin demagoji olup kurum ve kurallarıyla işleyip işlemediğinin tespiti ise gelecek günlerde Sibsi ve partisinin uygulamalarında görülecek. Eskiye özlemle hukuku ve kurumları eski alışkanlıkları ve yöntemleri ile mi şekillendirecekler yoksa girilen yolda erdemle yürüyüp ele geçen fırsatı ganimet bilme naifliğine mi düşecekler bu otoriterlik ile demokrasi arasında Tunus’un istikbalinin esasını oluşturacaktır.

...

Devamını okumak için lütfen aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2633 ) Etkinlik ( 211 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

Afganistan Kralı Amanullah Han, 1892 yılında Paghman’da Habibullah Han’ın üçüncü oğlu olarak dünyaya gelmiştir. 1913 yılında 21 yaşında iken Mahmut Beğ Tarzi’nin Osmanlı’nın Suriye Vilayeti’nde ikamet eden (Şamlı) eşi Esma Rasmiye Hanım’dan olan kızı Süreyya Hanım ile evlenmiştir. ;

Siyasi yapısı tek parti yönetimine dayanan Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Çin Komünist Partisi (ÇKP) hâkimiyeti altındadır. Doksan milyon üyesi bulunan Çin Komünist Partisi, 1921 yılında kurulmuştur. Ekonomisi, nüfusu, kültür ve teknolojisi ile Çin, küresel siyaset ve ekonomide yükselen Asya ülkeleri a...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.