Başkanlık ve Yarı-Başkanlık Sistemi: Türkiye’de Uygulanabilirliği Tartışmaları

Makale

Türkiye’de demokratik özgürlükler içinde siyasi mekanizmayı iyileştirmeye yönelik ortaya konan alternatif sistemler, çoğulcu demokrasinin uygulandıgı rejimlerdir. Batı dünyasında geniş bir uygulama alanı bulan çoğulcu demokrasinin; parlamenter sistem, başkanlık sistemi, meclis hükümeti sistemi (Kollejyal Sistem) ve hatta yarıbaşkanlık sistemi gibi farklı yönetim sistemlerine de uyum sağladığı gözlenmektedir....

Türkiye’de demokratik özgürlükler içinde siyasi mekanizmayı iyileştirmeye yönelik ortaya konan alternatif sistemler, çoğulcu demokrasinin uygulandıgı rejimlerdir.

Batı dünyasında geniş bir uygulama alanı bulan çoğulcu demokrasinin; parlamenter sistem, başkanlık sistemi, meclis hükümeti sistemi (Kollejyal Sistem) ve hatta yarıbaşkanlık sistemi gibi farklı yönetim sistemlerine de uyum sağladığı gözlenmektedir.

Örneğin, Batı demokrasisinin gelişmesinde büyük etkisi olduğuna inandığımız yönetim biçimine baktığımızda, parlamenter sistemi görmekteyiz ki, bu sistemin özellikle İngiltere’de toplumsal koşullar içerisinde geleneklerle oluşarak kurumsallaşmış olması oldukça dikkat çekicidir.

Parlamenter sistemin ayırıcı özelliği, seçime dayalı ve temsil niteliği olan parlamentoya karşı sorumlu bir hükümetin bulunduğu, yasama yürütme ilişkisinin esnek kuvvetler ayrımına dayandığı bir siyasal mekanizma olmasıdır. Ancak, su hususu da göz ardı etmemek gerekmektedir ki, parlamenter sistem sadece parlamentosu olan sistem demek değildir ve hatta ABD’de de olduğu gibi bir ülke de parlamento olsa bile, her zaman parlamenter sistem yoktur. “Burada belirtilmesi gereken bir diğer husus da Parlamenter sistemin dünyada demokratik ülkelerde daha yaygın uygulanan bir rejim türü olmasıdır. Fakat son zamanlarda, özellikle de Afrika’daki azgelismis ülkelerde Parlamenter Rejimden Başkanlık Rejimine veya Yarı-Başkanlık Rejimine doğru bir kayma gözlemlenmektedir. Bu durumun çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi belki de Parlamenter Sistemin özünde, doğasında bulunan hükümet istikrarsızlığıdır. Bu tür istikrarsızlıkların yaygın olduğu ülkelerde Başkanlık Sistemi, başkanın halk tarafından belli bir süre için seçilmesi ve parlamentonun güvenoyuna ihtiyaç göstermemesi nedeniyle çekici olmaktadır“(Atay, 2007:17). Diger taraftan, halen İsviçre’de uygulanan ve Türkiye’de de 1921 Anayasası döneminde uygulanmıs olan Meclis Hükümeti Sistemi’ne baktığımızda, ayırıcı özelliğin; yasama ve yürütme yetkisinin mecliste toplanmasının altında yattığını ve ayrıca bu sisteme güçler birliği ilkesinin egemen oldugunu görmekteyiz.

Doğduğu ve gelistiği ülke ABD olan Baskanlık sistemine baktığımızda, ayırıcı özelliğin, halk tarafından seçilen başkanın yürütme gücünü tek basına elinde bulundurması ve güçler ayrımı ilkesini de katı bir biçimde uygulaması olduğunu görmekteyiz (Gözübüyük, 1989:26-32-37).

Öte yandan, her ne kadar özde Baskanlık sisteminden çok farklı olduğu kanaati yaygın olsa da, temelde amacı yürütmeyi güçlendirmek olan ve seçilmis bir cumhurbaşkanı ile hükümetin bulunduğu, yarı-başkanlık sisteminden bahsetmek gerekmektedir ki, bu sistemin uygulanışını da Fransa’da görmekteyiz. “Yarı Başkanlık Rejimini kuran Fransa’daki sistem yani, V. Cumhuriyet iki safhada oluşmuştur. İlk aşaması olan 1958 yılında çok modern olan bir rasyonalizmi Louis- Philippe tarzı bir orleanizmle karıştırılarak, orjinal bir parlamenter rejim kurulmuştur. 1962 yılında ise daha önceki Anayasanın bir reformu, Cumhurbaşkanının doğrudan seçimini daha önceki mevcut düzenlemeye eklemiştir. Bu degişiklik konuya ilişkin düzenlemenin yapısını derin bir şekilde alt üst etmiş ve daha sonra Yarı-Başkanlık olarak nitelendirilen bir rejimi kurmuştur“ (Atay, 2007:17).

Buradan da, Parlamenter sistem ile Yarı – Başkanlık Sistemi arasındaki temel farklılığın, devlet başkanının seçimine ilişkin olduğunu söyleyebiliriz.

İşte, Türkiye Cumhuriyeti bu çoğulcu demokrasi anlayışının hakim olduğu sistemlerden parlamenter sistemle yönetiliyor olsa da, zaman zaman bu sistemin tıkanmasından dolayı gündeme yeni rejim arayışlarının gelmesi bir yana, başkanlık ve yarı-başkanlık sistemine geçişin önerildiği gözlenmektedir. Bu nedenle de, çalışmamız da, bu önerilere ve alternatif olarak sunulan sistemlerin ülkemizde uygulanabilirlik tartışmalarına yer verilmiştir.

Bu bağlamda da, ilk olarak ‘Başkanlık’, ikinci olarak da ‘Yarı –Başkanlık’ Sistemi işlenmiştir. Üçüncü kısımda ise; Türk hükümet sistemi içerisinde devlet baskanlığının konumunu ortaya koyabilmemiz için sırasıyla, devlet başkanının sembolik ve sınırlı yetkilerle donatıldığı 1924 Anayasa döneminin, yürütmenin ve devlet baskanlığının güçlendirilmesi çabalarının yaşandığı 1961 Anayasası döneminin ve de güçlü yürütme ve devlet başkanlığı arayışlarının yaşandığı 1982 Anayasası ayrı başlıklar altında ele alınmıştır. Dördüncü Ana Başlık altında ise, Türk İktidar Yapısında dile getirilen değisim tartışmalarına ve buradan hareketle de Başkanlık ve Yarı – Başkanlık Sistemlerinin Türkiye’de uygulanabilirliği hususu farklı bakış açıları da dikkate alınarak işlenmiştir.

Çalışmamızın sonuç bölümünde ise; gerek çıkış ülkesi ABD olan Başkanlık sisteminin gerekse uygulama aşamasında Fransa’da kendine yer bulan Yarı – Başkanlık sisteminin farklı boyutları ve ülkelere uygulanabilirlikleri hususundaki yapısal özelliklerinin uygunluğu ele alınırken; Türk İktidar yapısında özellikle seçimlerin arifesi gibi benzer zamanlarda değisim tartışmalarının sıklaştığı şu sıralarda, siyasi sistemlerin toplum yapısına nüfuz edici bir güç olduğu hususunun göz ardı edilemeyeceği gerçeği de dikkate alınıp, gerek ekonomik gerekse siyasi istikrarsızlığa tahammülü olmayan Ülkemiz için ince elenip sık dokunarak karar verilmesi hususu işlenmistir.


1. BAŞKANLIK SİSTEMİ
Kökeni ABD’nin 1787 Anayasasına dayanan Başkanlık Rejiminin; Başkanlık, Yarı- Başkanlık ve Seçilmiş Başkanlık olmak üzere üç değişik uygulaması bulunmaktadır. Bugün ABD’de ve çoğu Latin Amerika’da olan Venezuela, Costa Rika, Kolombiya ve Şili gibi ülkelerde uygulanmakta olan Başkanlık Rejiminde yürütme ile ilgili yetkilerin neredeyse tamamı Başkanda toplanmıştır (Sabah, 01/03/2005). Bu nedenle de, günümüz siyaset literatüründe “Başkancı“ olarak nitelendirilen Başkanlık Rejiminin özellikle Latin Amerika ülkelerinde müşahade edilmesinin temelinde, söz konusu ülkelerdeki düşük kurumsallaşma düzeyinin ve de yine bu toplumlarda genellikle de tarihi süreç içerisinde yer alan “şef“ geleneğinin baskın çıkmasından dolayı ortaya çıkan, üst düzeyde kurumsallaşmayı ve demokratik özgürlükleri prensip haline getiren başkanlık sisteminin çok çarpıcı bir yozlaşmasından ibaret olması yatmaktadır (Vergin, 1996:6).

Başkan parti lideri, hükümet şefi ve ulusal birliği temsil etme işlevlerini üstünde toplayan bu rejimde (Arı, 1993:97) faşistik telakkilere yataklık edilerek, genel oyla seçilen cumhurbaşkanı (devlet başkanı) toplumsal ve siyasal muhalefeti bastırmakta o ve etrafındaki zümre hegemonyasını kırarak, diktatör olabilmektedir. Bu yönüyle de aynı zaman da, kurumsallık üzerine bina edilmiş başkanlık ve yarı-başkanlık sistemlerinin adeta bir anti-tezini teşkil eden başkancı uygulamanın bir sözde demokrasi olduğu seklinde de düşünülebilmektedir (Vergin, 1996:6).


1.1 BAŞKANLIK SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİ, İYİ VE KÖTÜ YANLARI
Başkanlık rejiminde başbakan ya da cumhurbaşkanı makamı yerine başkanlık makamı bulunmaktadır. Başkan meclis tarafından seçilmeyip doğrudan halk tarafından seçilmektedir. Burada başkanlık sisteminin en önemli özelliği karşımıza çıkmaktadır ki, o da, başkan gibi meclis de halk tarafından seçildiği için meclis de başkan da birbirine üstünlük taslayamamaktadır.

Diğer taraftan, başkanlık sisteminde, bakanları başkan atamakta ya da görevden almaktadır. Üstelik başkanın, bakanları meclis içinden seçme zorunluluğu da bulunmamaktadır. Yasaların hazırlanması ve bütçenin olusturulması konusunda başkanlık sisteminde meclis yetkili olmasına karşılık başkan, tüm politikayı ve uygulamayı belirleme yetkisine sahiptir. Ne var ki, başkan yönetime karışmasına izin vermedigi meclisin denetimi altında çalışmaktadır. Kaldı ki, başkanlık rejiminde birbirine karışamayan ama denetleyen başkan ile meclis arasındaki hakemliği yüksek yargı, yani anayasa mahkemesi yapmaktadır. Diğer bir ifadeyle başkanlık sisteminde başkan ile meclis birbirinden bağımsızken Anayasa Mahkemesi her ikisinden bağımsız olarak hakemlik görevi yürütmektedir. Bu nedenle de başkanlık sistemine kesin kuvvetler ayrılığı denilmektedir (Sabah, 01/03/2005).

Bu tespitler doğrultusunda, başkanlık hükümeti sisteminin genel hukuki özelliklerini de şu sekilde sıralamak mümkündür;
• Meclis ve hükümet birbirinden ayrı birer varlığa “organ“ kimliğine sahip olacak şekilde kurumlaştırılmıştır: Bu kurumların kadrosu farklıdır. Meclis, hükümeti, bünyesinde barındırmaması itibariyle bir “parlamento“ değildir.

Makalenin tamamını okumak için lütfen TIKLAYINIZ.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2649 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1040
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2003 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2003

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da düzenlendi.;

Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından beri her yıl düzenli olarak verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü yıl ödülleri (2021) 04 Kasım 2021 Perşembe akşamı DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi’nde saat 19.30’daki gala yemeğinin a...;

Normal şartlarda Balkanlar’a dair siyasi analizler, çıkarımlar, söylemler ve dahi planlar çoğu zaman dolaylamalardan beslenir ve sonunda kolayca inkâr edilir. Zira kimse kendini haksız görmez davasında. ;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO“ teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021’de İstanbul’da gerçekleştirilecek. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından itibaren verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü organizasyonunda ödüllendirilen isimler açıklandı. Ödüller; Stratejik Vizyon Sahibi Devlet Adamı, Siyasetçi, Bürokrat, Bilim İnsanı, Kurum, İş Adamı, Sanatçı ve Gazeteci-Y...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.