Hazar Ekseninde Boru Hatları Diplomasisi

Makale

Orta Asya ve Kafkasya bölgesi üzerine son dönemde yapılan çalışmaları inceleyen araştırmacılar bu makalelerde şu türden ifadelerle sık sık karşılaşacaklardır: “Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte…” 1“SSCB’nin dağılmasından bu yana …”2, “1991 yılından bu yana Orta Asya’nın geniş petrol yatakları” 3 ya da, “Sovyetler Birliği’nin sona ermesinde bu yana kaynaklar kullanıma açıldı…” 4...

Orta Asya ve Kafkasya bölgesi üzerine son dönemde yapılan çalışmaları inceleyen araştırmacılar bu makalelerde şu türden ifadelerle sık sık karşılaşacaklardır: “Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte…”  1“SSCB’nin dağılmasından bu yana …”2,  “1991 yılından bu yana Orta Asya’nın geniş petrol yatakları” 3 ya da, “Sovyetler Birliği’nin sona ermesinde bu yana kaynaklar kullanıma açıldı…” 4 Örnekleri çoğaltmak mümkün. Görüleceği üzere Sovyetlerin dağılması akademik dünyada bir milat oluşturmuş, uluslararası ilişkilerde ve birçoklarının değer yargıları üzerinde birtakım değişikliklere neden olmuştur. Bu araştırma bu algılamanın ya da miladın merkezinde dönen bir çalışma olmayacak. Ama şunun farkındayız ki Sovyetler yıkılmamış olsaydı ne yukarıdaki türden yargıların olduğu makaleler yazılabilirdi, buna büyük oyunun güncellenmiş haline dair senaryolar dahil, ne de orta Asya ve Kafkasya bölgesindeki boru hatları üzerine siyasi çekişmeler olurdu.
Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte merkezi Asya’da beş (Kazakistan,  Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan) ve güney Kafkasya’da da üç (Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan) yeni devlet ortaya çıktı. Tek tek Sovyet’lerin bir bütün olduğu dönemde yani 1991 öncesinde bahsi geçen ve ileride geçecek olan ve bizim de konumuzu belirleyen bölge kesin olarak fiilen ana Sovyet olan Rusya’nın, SSCB’nin egemenlik alanındaydı. Dışarıyla bağlantılar Moskova üzerinden sağlanıyordu ve bugünkü anlamı ve oranı ile karşılaştırıldığında, dış müdahalelere kapalıydı. 1991’den sonra ise bağımsızlıklarını kazanan bu devletler dış ilişkilerini kendileri yürütmeye başladılar. Bağımsızlığın ilanıyla Hazar Bölgesi dış dünya tarafından ve özellikle Batı tarafından ilgiyle izlenmeye başlamıştır. Özel olarak da enerji kaynaklarına sahip ülkeler Batı’nın petrol şirketlerinin yoğun ilgisiyle karşılaşmışlardır.
Dış dünyanın (özellikle Batı’nın) ilk dönemlerdeki ilgisi Hazar bölgesinin enerji kaynaklarına olmuştur. Batı uzun bir aradan sonra petrol şirketleri yoluyla bölgeye girmiştir. İlk dönemlerdeki tahminler Hazar bölgesi petrollerinin Körfez petrollerine bir alternatif oluşturabileceği yönündeydi. Körfez petrollerine bağımlılığı azaltacak oranda kaynağın bulunduğu düşünülüyordu. 90’lı yılların ilk yarısında Hazar’a dönük tahminler 200–300 milyar varil dolayındadır. Daha sonra ise Hazarın kanıtlanmış petrol rezervleri 17–49 milyar varile kadar düşmüştür. Bu dönemde ilk önemli anlaşmayı Azerbaycan bir grup yabancı petrol şirketiyle yapmıştır. İlerleyen yıllarda Kazakistan bayrağı devralmış, Hazar ve Tengiz’deki rezervleriyle yabancı yatırımları bölgeye çekmiştir. Orta Asya’ya gelen dış yatırımın %80’i Kazakistan’a gelmiştir. Yatırımın çok büyük bir kısmı petrol ve doğalgaz şirketlerince yapılmıştır.
Bölge enerji kaynaklarının en önemli sorunlarından biri çıkarılan petrol ve doğal gazın nasıl, hangi yolla ihraç edileceği sorunudur. Sovyetlerin dağılmasından ve petrol şirketlerinin bölgeye gelmelerinden sonra en önemli sorunlardan biri Körfez petrollerine göre Hazar petrolünün çıkarılmasının ve dünya pazarlarına erişim maliyetinin yüksek olmasıdır. Çünkü bu devletlerin dünya pazarlarına ulaşım için gerekli denize çıkışları yoktur. Dolayısıyla bu ülkeler enerji kaynaklarını komşu ülkelerden geçen boru hatlarıyla nakletmek zorundadırlar. Sovyetler döneminde böyle bir sorun yoktu çünkü tahmin edileceği üzere burada tek aktör zaten SSCB’ydi. SSCB buraların patronuyken bölge Sovyet’lerinin denize çıkışı komşu Sovyet’ler üzerinden gerçekleştirilmekteydi. O dönemde petrol ve doğalgaz bölgeden boru hatları ya Karadeniz’e çıkarılıyor, ya da Avrupa Rusyasına ve Batı’ya ulaşıyordu. 1991’den sonra ise Bölgedeki aktör sayısının artması, dışarıdan petrol şirketleri, sivil toplum kuruluşları (STK) ve bu şirketlerin ve STK’ların devletleri (başta ABD olmak üzere Çin, Türkiye, AB, dış yardımlarıyla göreceli olarak Japonya, İran ve bölgenin en önemli ülkesi Rusya )  gibi yeni aktörlerin bölgeye müdahil olmaları ve dolayısıyla bölge üzerinde yeni çıkarların oluşması hem bölge ülkeleri arasındaki hem de dış güçlerle bu bölge devletleri arasındaki ilişkilere farklı bir boyut kazandırdı.
Günümüzde Hazar Bölgesi üzerindeki oyunların, siyasi ve neticede iktisadi çekişmelerin odak noktasında petrol ve yukarıda açıklamaya çalıştığımız boru hatları meselesi bulunuyor. Hazar’a kıyı devletlerin komşuları petrolün kendi topraklarından geçmesi için türlü nedenler öne sürüyorlar. Her biri önerdiği hattın olumlu yönlerini ve diğerlerine nazaran avantajlarını belirtiyor. Devletler için boru hatlarını topraklarından geçirmenin çeşitli faydaları söz konusu. Öncelikle petrol ya da doğal gaz boru hatlarının Hazar’a kıyısı olan devletlere komşu Gürcistan, Ermenistan veya Türkiye gibi enerji yoksunu ülkelerin topraklarından geçmesinin enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, doğal gaz örneğinde olduğu gibi ucuz enerji temini, hatlardan alınan yıllık paylar vb bu faydalar arasında sayılabilir. Öte yandan İran gibi Hazar’a kıyı ve bölgede daha fazla etkili olmaya çalışan yerel bir güçseniz ve üstelik diğer yollara nazaran daha avantajlıysanız siz de tıpkı diğerleri gibi hiç olmazsa bazı hatların ülkenizden geçmesi için çalışırsınız. Eğer Rusya gibi enerji fakiri değil ama bölge petrollerinin ve gazının dünyaya ulaşması için bölge ülkeleri size muhtaçlarsa, yani boru hatları sadece sizin ülkenizden geçiyorsa hali hazırdaki öneminizi kaybetmek istemezsiniz. Üstelik bölgeden ucuza aldığınız gazı birkaç misliyle diğer pazarlara ulaştırıyorsanız, alternatif boru hatları güzergahlarını engellemek için birçok yolu denersiniz. ABD gibi binlerce kilometre uzaktan bölgeye müdahale eden bir dış güçseniz kendi dünya siyasetinize, çıkarlarınıza göre (diğer devletlerin yaptığı gibi) boru hatlarının yönlerine müdahale etmeye çalışırsınız. Çin gibi bölgeye nispeten daha yakın ve sanayisini döndürmek için yeni enerji kaynaklarına ulaşmak, enerji arzını çeşitlendirmek zorunda olan bir devletseniz siz de bölge kaynaklarının diğer yönlere değil de kendi topraklarınıza doğru akması için çalışırsınız.
90’lı yıllarda asıl petrolün taşınması için esas itibariyle tartışılan üç güzergah mevcuttu. İlk olarak Kuzey, Rusya rotası:  Rusya tarafından önerilmiş ve Bakü petrollerinin Rusya’nın Novorossisk limanına kadar boru hattıyla taşınıp buradan da tankerlerle dünya pazarlarına ulaştırılması planlanmıştı. Bu hat zaten SSCB döneminden beri mevcuttu. Öte yandan, 2001 itibariyle Hazar’ın kuzeyinden geçen ve Tengiz-Kazak petrolünü yine Novorossisk’e taşıyan hat devreye girmiştir. Bu hat Kazak petrollerinin dünyaya ulaştırılması için kullanılan yegane hattır. Batı, Kafkasya ya da Türkiye rotası: Özellikle Türkiye ve ABD tarafından desteklenmiştir. Bakü’den pompalanacak petrol Tiflis’ten geçip Türkiye’nin Akdeniz’deki limanı Ceyhan’a akıtılacaktır. Bu yönde bir ikinci hat da Bakü-Supsa hattıdır. Petrol Gürcistan’ın Karadeniz limanına pompalanacaktır. Son olarak Güney, İran rotası: Bu rotada petrol değiş-tokuş (swap) yöntemiyle körfeze ulaştırılacak ve dünyaya buradan dağıtılacaktır.  
Meseleye müdahil devletler kendi savundukları hat dışındakileri uygulanabilir olmamakla nitelemiş, diğer hatların istikrarsız bölgelerden geçtiği tezini ileri sürmüşlerdir. Burada devletlerin asıl, hiç olmazsa belli bir oranda, etkilemeye çalıştıkları boru hatlarını döşeyecek ve petrolü sevk edecek petrol şirketleridir. Şirketler için istikrarsızlık türünden riskler yatırımı etkileyecek nedenlerdendir. Öte yandan hatların maliyetini de unutmamak gerekir. Ama bu bazen politik gerekçelerle bir ölçüde göz ardı edilebiliyor. Aslına bakarsanız tüm rotalar belli ölçüde güvenlik riskleri içermektedir. Kuzey hattı Rusya’ya boğun eğmek istemeyen Çeçenistan’dan geçiyor. Üstelik bu hattan taşınan petrol Türk boğazları yoluyla tankerlerle dünya pazarlarına ulaşacağı ve yoğun tanker trafiği nedeniyle boğazlar açısından çevresel riskleri de beraberinde getireceği için Türkiye tarafından sürekli tenkit ediliyordu. Öte yandan Rusya da Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) hattının Türkiye’nin sorunlu doğu bölgelerinden geçeceği ve dolayısıyla risk içerdiği ve ayrıca yapım maliyetinin de çok yüksek olacağı için bu hattın uygulanabilir olmadığını ifade ederek bu hatta tavır almıştır. Supsa’ya çıkan hat istikametinde ise Gürcü Abhaz gerginliği söz konusu. Bu coğrafya da sorunlara gebe. Son olarak güney hattı da ABD’nin İran ile arasındaki sorunlar dolayısıyla ABD’nin olurunu alamadığı için gündemden düşmüştür. İran ile Azerbaycan arasındaki soğukluk, Azeri devlet erkânının bu hatta soğuk bakması güney rotasının olabilirliğini deyim yerindeyse ortadan kaldırmıştır.
Hazar bölgesine dair söz konusu sorunlar sadece Rusya ve İran dışındaki Hazar’a kıyı ülkelerin petrollerini nasıl ihraç edecekleri veya boru hatlarının ne yöne doğru yapılacağıyla sınırlı değil. Sorunlardan belki de en çözümsüz gözükeni Hazar’ın statüsüne dair sorun. Hazar deniz mi göl mü? Aslında sıradan insanlar için çok anlamsız görünen bu mesele bölge ülkeleri için bir çatışma nedeni doğurabilecek bir sorun. Pek tabi ki sorunu doğuran Hazar’ın su varlığı, kütlesi ya da balıkları ve havyarları üzerinde çatışan çıkarlar değil. Sorun boru hatları meselesini doğuran Hazar’ın yeraltı hidrokarbonları. Kıyı devletler Hazar’da eşit uzunlukta kıyılara sahip olmadıklarından ve Hazar’ın Göl veya Deniz olması durumunda burada farklı paylara sahip olacaklarından konu bir türlü nihai sonuca varamıyor.
Kafkasya ve Orta Asya’ya dair sorunlar yukarıda saydıklarımızla sınırlı değil şüphesiz. Biz bu çalışmamızda belirlediğimiz sınırlar içerisinde kalarak bölgenin enerji kaynakları ve dış pazarlara ulaşması sorununun beraberinde gelen boru hatları meselesini Hazar odaklı Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan eksenli almaya çalışacağız.

 

<<>>



1. HAZAR COĞRAFYASININ ENERJI GÖRÜNÜMÜ

Bilindiği üzere Hazar’a kıyı 5 devlet var: Rusya, Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve İran. Kıyı devletler içinde Hazar’da en önemli kaynağa sahip iki ülke Kazakistan ve Azerbaycan iken İran ve Rusya’nın Hazar’da kayda değer kaynakları yok. Bu yüzden bu başlık altında İran ve Rusya’ya değinmeyeceğiz. Üstelik bu iki ülke Hazar dışında tek tek değerlendirilecek kadar önemli kaynaklara sahipler. Öte yandan Özbekistan her ne kadar Hazar’a kıyı olmasa da çoğunlukla akademik çalışmalarda ve bölge ile alakalı çalışmalar yapan, veri toplayan kurumlarda Hazar’a kıyı ülkelerle birlikte değerlendiriliyor. Biz de bu yöntemi benimsedik ve Özbekistan’ı da bu grubun içine aldık.
1991’den sonra Hazar bölgesi devletlerinin enerji kaynaklarının, özellikle petrolün, miktarı konusunda sayılar havada uçuştu. Petrol rezervleri konusunda çeşitli tahminler ileri sürüldü. Örneğin 1995’te American Petrolium Institute’e göre dünya rezervlerinin üçte ikisi buradaydı. Yani 659 milyar varil petrol. 5 Bu sayı araştırmamızda rastladığımız en şişirilmiş olanı. Sonra 200 milyar varile düşüyor bu sayı bir başka kaynakta.6  30 Nisan 1997’de The Wall Street Journal olası rezervleri 178 milyar varil olarak yayınladı. Günümüzde ise tahmini bazda Hazar bölgesi ülkeleri (Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan) petrol rezervi 17–49 milyar varile kadar düşmüş durumda, bu dünya kanıtlanmış petrol rezervlerinin %2 ila 7’si demek. Sadece Suudi Arabistan’ın petrol rezervinin 260 milyar varil, yani dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin %25’ine sahip olduğu düşünülür ve Hazar Bölgesi çapındaki miktar (17–49) dünya ölçeğinde ele alınırsa 90’lı yıllarda tahmin edildiği gibi Körfez petrollerine bağımlılığı azaltacağı, çeşitliliği sağlayacağı söylemleri yıllık üretim miktarları da göz önüne alındığında pek gerçekçi görünmemektedir. Sadece Suudi Arabistan’ın günlük üretim miktarının 10,5–11 milyon varil olduğu ve Hazar’ın yani yukarıda ismi geçen 4 ülkenin 2003 yılı günlük petrol üretim miktarının 1.65 (bu dünya üretiminin %2’si demek) milyon varil olduğu, 2010’da ise üçte ikisi kuzey Hazar’dan üçte biri güneyden olmak üzere 3 milyon varil seviyesinde olacağı düşünüldüğünde tablo daha da açık olarak görülecektir. 7 Öte yandan Hazar’daki kaynakların çıkarılması ve piyasaya sürülmesi için yüksek miktarda yatırıma ihtiyaç var. Yatırımların olması ve sürmesi için de belli şartların olması gerekiyor. Öncelikle yatırımların karlı olabilmesi için petrol varil fiyatının 20 doları aşması gerek. 20 doların altına indiğinde bölge üreticilerinin diğer üreticilerle yarışma olanağını kaybedeceği söyleniyor. Şimdiki koşullarda yani varil fiyatının 60 dolar seviyesinde gezindiği günümüzde bu koşul sağlanmış durumda. Fakat bu koşul sağlansa bile bölge ülkelerinin denize çıkışı olmadığı ve dünya pazarlarına uzak ve petrolü ulaştırmak için çevre ülkelere muhtaç oldukları için petrol ve doğal gazın nasıl pazarlanacağı, yani boru hattı meselesi ortaya çıkıyor. Boru hattı konusu devletlerarası ciddi tartışmaların yaşanması demek. Üstelik sadece bölge ülkeleri arasında değil bölgede çıkarları bulunan ABD gibi ülkelerle de dolaylı olarak, yani yatırımı yapacak şirketler aracılığıyla bu tartışmalara müdahil durumdalar. Çünkü yatırımı yapacak şirketler çoğunlukla ABD menşeli ve ABD yasalarına bağlılar. Örneğin Kazakistan petrollerinin ya da Azeri petrolünün güney yolunu kullanarak dünya piyasasına ihracı önerisi ABD yasalarına takıldığı için, ABD’nin desteğini almadığı için hayata geçemedi. İkinci olarak siyasi istikrarın sağlanması gerekli.8 

2. HAZAR’DA KAZAKISTAN

Bağımsızlıktan sonra Kazakistan dev enerji kaynaklarıyla yabancı yatırımcıların ilgi odağı haline gelmiştir. Yatırımların tetiklemesiyle petrol üretimi önemli oranlarda artış göstermiştir. 2003’te günde 1 milyon, 2004’te 1.22 milyon, 2005’te ise günde yaklaşık 1,29 milyon varil üretim miktarına ulaşılmıştır. Bu miktarın çok az bir kısmı ülkede tüketilmekte (yaklaşık günde 222.000 varil) kalan kısmı ise ihraç edilmektedir(günde 1 milyon varil). Kazakistan’daki üretim seviyesi ve ihraç edilen miktarı Şekil 2,1 üzerinde de görebiliriz. Kazakistan 2015 yılına kadar günde 3,5 milyon varil üretim seviyesine ulaşmayı hedeflemektedir.9  Ayrıca devlet petrol ve gaz şirketi Kazmunaigaz’a göre 2011–2015 arası Hazar’daki kıyıdan uzak  (offshore) yataklara yapılacak yatırım 16 milyar dolara ulaşacak.

Kazakistan ekonomi politiğinin başlıca amacı petrol gelirlerini kullanarak ekonominin enerji dışındaki sektörlerini de kalkındırmak, ekonomik çeşitliliği sağlamaktır. Kazakistan orta Asya’ya gelen toplam yatırımın %80’ini bölgeye çekmiştir. 1993–2003 arası toplam doğrudan yabancı yatırımı 25 milyar 820 milyon dolardır. Sadece 2004’te 8,4 milyar dolar yabancı yatırımı olmuştur.11  En çok yatırım yapan ülkeler sırasıyla ABD, Hollanda ve İngiltere’dir. Pek tabi bu yatırımın çok büyük kısmı petrol ve doğal gaz ile ilgili alanlara yapıldığı aşikardır.
Son yıllarda Kazakistan ekonomisi petrol fiyatlarının da etkisiyle belirgin bir iyileşme göstermektedir. Tablo 2.1’de büyüme oranlarını ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) değerlerini incelediğimizde 1998 Rusya krizinin etkisiyle oluşan gerileme hariç her yıl gerçekleşen büyüme ile karşılaşıyoruz. Dünya Bankası verilerine göre, 1995 yılında Kazakistan’ın 16,6 milyon nüfusu Kişi Başına Yurtiçi Geliri (KBYG) 1290 dolar GSYİH’si 21,4 milyar dolardı. Uluslararası Para Fonunun (IMF) tahminlerine göre, 2007 yılında Kazakistan’ın GSYİH’si 84,6 milyar dolar olacak. Eğer bu hesaplamalar doğru çıkarsa 1995’e göre Kazakistan’ın GSYİH’si 3,9 katına çıkmış olacak. 15.1 milyon nüfusun KBYG’si de 5592 dolar olacak. 12 Ayrıca 2005’te Kazakistan ekonomisi 12,6 milyar dolar dış ticaret fazlasını yakaladı13...

 

Yazının tamamını okumak için lütfen TIKLAYINIZ.


?NOT:Kadir Has Üniversitesi’nde Öğr. Gör. Leyla Çolakoğlu danışmanlığında Alter Kahraman, Yunus Emre Metinyurt ve Ahmet Tursun tarafından kaleme alınan ‘Strategic Importance and Common Problems of Central Asia and Caucasus Pipelines on the Issue of Caspian’ adlı bitirme projesinden Alter Kahraman’a ait bölümler alınıp güncelleştirilerilmiştir.
Alter KAHRAMAN; Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunudur.

1.Salameh, M.G. (2002), ‘Caspian Oil is No Middle East’, Minerals&Energy, 17:33-41
2.Rasizade, A. (April 2005), ‘The Great Game of Caspian Energy: Ambitions and Realities’, Journal of Southern Europe and the Balkans, Vol. 7, No.1.
3.Cutler, R. (Spring 2003), ‘The Caspian Energy Conundrum’, The Journal of International Affairs,Vol.56, No.2
4.Kasım K. (2002), ‘The Transportation of Caspian Oil and Regional Stability’, Journal of Southern Europe and the Balkans, 4:37-45
5.Karasac H. (2002), ‘Actors of the New  Great Game, Caspian Oil Politics’, Journal of Southern Europe and the Balkans,4:15-27
6.Rasizade A. (April,2005), ‘The Great Game of Caspian Energy: Ambitions and Realities’, Journal of Southern Europe and the Balkans, 7:1-17
7.Salameh G. M. (2002), ‘Caspian Oil is no Middle East’, Minerals and Energy, 17:33-41
8.Ibid. pp.33-41
9.Country Analysis Briefs: Kazakhstan,( October 2006),Energy Information Administration,  (http://www.eia.doe.gov/emeu/cabs/Kazakhstan/pdf.pdf )(Ulaşım 24.12.2006)
10.Country Analysis Briefs:Kazakhstan,( October 2006),Energy Information Administration, (http://www.eia.doe.gov/emeu/cabs/Kazakhstan/Full.html)(Ulaşım 24.12.2006)
11.http://www.deik.org.tr/bultenler/2005624162315Kazakistan-Mayis2005.pdf
12.http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=484354 (ulaşım:08.01.2007)
13.http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=484736 (ulaşım:09.01.2007)

 

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4780 ) Etkinlik ( 166 )
Alanlar
Afrika 64 1110
Asya 70 1702
Avrupa 13 1334
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 499
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2770 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 566
Orta Doğu 17 1131
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3309 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 3309

Son Eklenenler