Hillary Clinton’un Afrika Turu ve ABD’nin Kıta Üzerinde Artan Etkisi

Makale

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Afrika gezisi kapsamında Sahra altı Afrika bölgesinde yer alan Kenya, G. Afrika, Angola, Kongo D.C., Nijerya, Liberya ve Kape Verde’yi ziyaret edecek. Söz konusu gezi kapsamındaki ülkeler, genel olarak ABD’nin Afrika politikasında öncelikli konumda bulunan ve kilit olarak adlandırılan ülkeler arasında yer almaktadırlar....

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Afrika gezisi kapsamında Sahra altı Afrika bölgesinde yer alan Kenya, G. Afrika, Angola, Kongo D.C., Nijerya, Liberya ve Kape Verde’yi ziyaret edecek. Söz konusu gezi kapsamındaki ülkeler, genel olarak ABD’nin Afrika politikasında öncelikli konumda bulunan ve kilit olarak adlandırılan ülkeler arasında yer almaktadırlar.

Clinton, Kenya ziyareti esnasında Somali Geçici Hükümeti’nin Başkanı Sheikh Sharif Amed ile de görüşecek, aynı zamanda ziyareti kapsamındaki ülkelerde özel sektör ve STK temsilcilerinin yanı sıra vatandaşlarla çeşitli temaslarda bulunacak. Clinton’un Afrika Turu, Obama’nın Gana gezisini daha da somutlaştıracak bir adım olarak yorumlanmaktadır.

Ziyaret programının gündemi genel olarak yatırım fırsatları, ticaret hacminin arttırılması ve ekonomik büyüme odaklı olacaktır.

ABD’nin Afrika politikası, Soğuk Savaş boyunca kıtada komünizmin sınırlandırılmasına yönelik olurken, SSCB’nin çökmesinin ardından ABD Dış Politikasındaki değişimler, Afrika kıtasında da kendisini göstermiş ve ABD’nin desteğinin sona erdiği birçok kıta ülkesinde çatışmaların ve karmaşıklıkların arttığı görülmüş; Angola, Somali, Liberya ve Kongo D. C. gibi ülkelerde etkileri günümüze dahi yansıyan olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Ayrıca Afrika’da El- Kaide ve Taliban yanlısı örgütler de bulunmakta ve söz konusu istikrarsızlıkların neticesinde kıta, küresel terörizmden ciddi biçimde zarar görmektedir.

Bill Clinton’un 1998’de Devlet Başkanlığı dönemindeki Afrika ziyareti ile aynı zamanda eşi olan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un ziyareti öncesi benzer bir takım şiddet olaylarının ortaya çıktığı görülmektedir. Bill Clinton’un söz konusu gezisini gerçekleştirdiği dönemde Hillary Clinton’un şu andaki gezisi kapsamında yer alan Kenya, Angola ve Kongo D.C.’de terör olayları ve çatışmalar görülürken, yakın dönemde Dışişleri Bakanı’nın Nijerya ziyareti öncesi ortaya çıkan çatışmaları tesadüf olarak nitelendirmek mümkün değildir.

Söz konusu dönemde kıtayı ziyaret eden Bill Clinton’un “Afrika ile Yeni Ortaklık“ adı altında bölge ülkelerinin ekonomik açıdan büyümelerine yönelik yeni bir takım girişimleri yürürlüğe koyduğu görülmüştür.

Afrika ile ticari ilişkilerin temel taşı olarak bilinen Afrika Büyüme ve Fırsat Kanunu (AGOA), 18 Mayıs 2000’de imzalanarak yürürlüğe girmiştir.[1] Bugün itibariyle 48 Sahra altı Afrika ülkesinden 37’si söz konusu kanun kapsamında uygun ülkeler olarak değerlendirilmektedir.[2] Hillary Clinton da gezisi esnasında AGOA kapsamındaki ABD- Sahra altı Afrika Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Forumu’na katılacaktır.

Özellikle Bill Clinton’un başkanlığı döneminden itibaren ABD’nin başını çektiği G-8 Zirveleri’nin gündeminde de Afrika’nın sürekli olarak yer almaya başladığı görülmektedir.[3]

Bush Doktrini olarak da bilinen ve 2002 yılında kabul edilen Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde ABD Dış Politikasında Afrika’ya verilen önem açıkça görülmektedir. Söz konusu stratejiler arasında; bölgedeki kilit devletler olarak adlandırılan ve komşuları üzerinde büyük etkiye sahip G. Afrika, Nijerya, Kenya ve Etiyopya gibi bölge ülkeleriyle ve bölgesel örgütlerle küresel tehditlere karşı birlikte çalışılması yer almaktadır.[4]

ABD’nin günümüzde ithal ettiği petrolün %15’inden fazlası Afrika’dan iken, 2015 yılına kadar bu oranın %25’e ulaşması beklenmektedir.[5] Böylece, Orta Doğu petrollerine olan bağımlılığın belli ölçülerde azaltılması ve bu doğrultuda özellikle Gine Körfezi’ndeki petrol rezervlerinin kullanılması amaçlanmaktadır.[6]

AGOA kapsamında Nijerya, Angola, G. Afrika ile ticari ilişkilerin gelişiminde önemli gelişmelerin görüldüğünü ifade etmek mümkündür. Enerji kaynakları açısından son derece zengin olan söz konusu üç ülke, ABD’ye önemli oranda ihracat yapan ülkelerin başında gelmektedir.

ABD’nin dev petrol şirketlerinden Exxon Mobil ise Angola ile büyük bir anlaşma gerçekleştirirken, gelecek on yıl boyunca 25 milyar dolarlık dev bir yatırıma imza atmıştır.[7]

ABD; başta petrol olmak üzere kıtanın zengin doğal kaynaklarını kontrol etmeyi, küresel terörle mücadelesini güçlendirmeyi ve Çin’in Afrika’daki artan etkisini sınırlandırmayı amaçlamaktadır. Çünkü Çin’in kıta geneline yaymayı başardığı aktif politikaların yanı sıra Afrika’nın ürettiği petrolün her geçen gün daha fazlasını ithal etmesi, Angola, Nijerya ve Sudan gibi enerji kaynakları açısından zengin bölge ülkeleriyle güçlenen ilişkileri, ABD’nin kıtadaki çıkarları açısından ciddi bir tehdit unsuru olarak görülmektedir.[8]

Afrika ise büyük oranda ABD’nin kalkınma yardımlarına ve teknolojik açıdan teknik bilgisine ihtiyaç duymaktadır. Söz konusu yapılar, küreselleşme olarak adlandırılan içinde bulunduğumuz dönemdeki ilişkilerin ve karşılıklı çıkarların temelini oluşturmaktadır.

Obama’nın yakın dönemdeki Gana ziyaretinin ardından H. Clinton’un kapsamlı ziyaret programı, ABD’nin Afrika’da sürdürülebilir politikalar izleme ve etkinliğini daha da arttırma düşüncesinde olduğunu açıkça ortaya koyarken, Afrika’ya ilgi duyan diğer dış güçlere de önemli bir mesaj niteliği taşımaktadır.

[1] http://www.agoa.gov/index.html

[2] Fantu Cheru, “Africa- US Relations, Aid and Trade Policies: Shifting the Debate“, Donald Rothchild& Edmond J. Keller (Ed.), Africa- US Relations, Strategic Encounters içinde (217- 241), Lynne Rienner Publishers, 2006, s. 219

[3] Özellikle 2001 yılındaki Cenova Zirvesi, G-8 ülkeleri ile Afrika arasındaki ilişkilerde tarihi bir zirve olurken, yoksullukla mücadele kapsamında kıtaya yönelik yardımların ve yatırımların arttırılmasının yanı sıra eğitim, sağlık ve gıda güvenliği gibi konuların ele alındığı görülmüştür.

[4] National Security Doctrine of the United States, http://www.whitehouse.gov./nsc/nss.html

[5] Edmond J. Keller, “Introduction: Toward s New African Political Order“, Edmond J. Keller& Donald Rothchild (Ed.), Africa in the New International Order içinde, Lynne Rienner Publishers, 1996, s.8

[6] Ufuk Tepebaş, George W. Bush’un Afrika Gezisi ve 11 Eylül Sonrası ABD’nin Afrika’ya Yaklaşımı, 25/02/2008,www.tasam.org/index.php?altid=2192

[7] Cyril I. Obi, “Foreign Interests and Environmental Degradation“, Donald Rothchild& Edmond J. Keller (Ed.), Africa- US Relations, Strategic Encounters içinde, Lynne Rienner Publishers, 2006, s.172

[8] Julius Coles, “Africa: Americans Shouldn’t Give Up on Africa“, www.allAfrica.com, 10 March, 2008

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...