Karabağ Sorununu Aliyev-Sarkisyan Görüşmeleri Mi Çözecek?

Haber

Yukarı Karabağ ve çevresindeki bölgelerden oluşan Azerbaycan topraklarının Ermeni işgali altında olmasından kaynaklanan sorunun çözümüne ilişkin temel prensiplerin müzakeresi amacıyla, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan arasında 17 Temmuz 2009’da Rusya’nın başkenti Moskova’da ikili bir görüşme yapıldı. ...

Yukarı Karabağ ve çevresindeki bölgelerden oluşan Azerbaycan topraklarının Ermeni işgali altında olmasından kaynaklanan sorunun çözümüne ilişkin temel prensiplerin müzakeresi amacıyla, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan arasında 17 Temmuz 2009’da Rusya’nın başkenti Moskova’da ikili bir görüşme yapıldı. Liderler arası yapılan bu görüşme, 6 Haziran 2008’de St. Petersburg’da başlayan ve periyodik olarak yapılan görüşmelerin altıncısı olmuştur. Sorunun tarafları olan iki ülke Cumhurbaşkanı arasında 2 Kasım 2008’de gerçekleştirilen görüşme, “çözüm için askeri yola başvurulmayacağına“ ilişkin kabul edilen Moskova Beyannamesi ile sonuçlanmıştı. 28 Ocak 2009’da Zürich’te ve 7 Mayıs 2009’da Prag’da görüşen taraflar arasındaki beşinci görüşme ise 4 Haziran 2009’da St. Petersburg’da düzenlenen “Uluslararası St. Petersburg Ekonomik Forumu“ çerçevesinde gerçekleştirilmişti.


17 Temmuz 2009 tarihli görüşmenin öncesinde ise her iki ülkenin dışişleri bakanlarının yanı sıra, sorununun barışçıl yollarla çözüme kavuşturulmasına arabuluculuk etmek amacıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesinde 1992 yılında kurulan Minsk Grubu eş başkanları Yuri Mezlyakov (Rusya), Matthew Bryza (ABD), Bernard Fassier (Fransa) ve AGİT Başkanının Özel Temsilcisi Anjey Kaspshik’in katılımı ile toplantı yapıldı.


18 Temmuzda ise Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin yanı sıra Rusya devlet başkanı Dmitri Medvedev’in katılımı ile bir önceki gün yapılan ikili görüşmenin sonuçlarının değerlendirildiği üçlü zirve yapıldı.


İtalya’nın L’Aquila şehrinde 8–10 Temmuz tarihleri arasında yapılan G8 zirvesinde ABD Başkanı Obama, Rusya Devlet Başkanı Medvedev ve Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Karabağ sorunun çözümü konusunda ortak açıklama yaparak, sorunun çözümündeki ilkelerin koordinasyonunda Azerbaycan ve Ermenistan liderlerini destekleme taahhüdünde bulunmuşlardı. AGİT Minsk Grubu eş başkanlık görevini yürüten üç ülke (Rusya-ABD-Fransa) devlet başkanının Karabağ’la ilgili ilan ettikleri ortak bildirgede, ‘Ermenistan ve Azerbaycan devlet başkanlarına kalan birkaç konudaki fikir ayrılıklarını çözme ve temel ilkelere ilişkin anlaşmalarına nihai şekli vermeleri çağrısında bulunuyoruz’ ifadelerine de yer verilmişti.


Başlağıdığı günden günümüze kadar müzakerelerin ana konusunu, Ermenistan’ın işgali altında bulunan Yukarı Karabağ ve civarındaki bölgelerden oluşan ve Azerbaycan arazisinin yaklaşık %20’ine tekabül eden toprakların, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde Bakü’ye iade edilmesi oluşturmaktadır. Bu çerçevede bölgeden göç etmek veya kaçmak mecburiyetinde kalan yaklaşık bir milyon Azerbaycan vatandaşının evlerine dönmesi ve bölgenin güvenliğinin sağlanması da müzakerelerin konuları arasında yer almaktadır. Müzakerenin temel konularından bir diğeri de Yukarı Karabağ’ın statüsünün belirlenmesidir.


17–18 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen müzakereler öncesinde herhangi bir belgenin imzalanmasının planlanmadığı liderlerin Moskova’daki temaslarıyla temelde amaçlanan, tarafların pozisyonlarını birbirine yakınlaştırmak olmuştur.


Ermenistan, işgal ettiği bölgelerin beşini Azerbaycan’a bırakma karşılığında iki talepte bulunmaktadır: Taleplerden birincisi Yukarı Karabağ’ın bağımsızlığına yeşil ışık yakılmasıdır. İkinci talep ise bölgeye Rus barış gücü askerlerinin yerleştirilmesidir.


Azerbaycan ise sorunun bütün olarak değil, aşamalı olarak çözümünü istemektedir. Azerbaycan öncelikle beş bölgenin (Kubatlı, Zengilan, Ağdam, Cebrail, Fuzuli) işgalden kurtulmasını ve bu bölgelerden göç etmek zorunda kalan yaklaşık 800 bin Azerbaycanlının güvenli bir şekilde evlerine dönmelerini hedeflemektedir. Azerbaycan, Yukarı Karabağ’ı kendi toprak bütünlüğünün korunması çerçevesinde değerlendirmektedir. Azerbaycan Anayasası’na göre ülkenin herhangi bir bölgesinde kısmi referandum yapılması mümkün değildir. Yukarı Karabağ’ın bağımsızlığına kesinlikle sıcak bakmayan Azerbaycan, bölgeye üst seviyede verilecek bir otonomiyi kabule ise yakın gözükmektedir. Ayrıca Azerbaycan’ın bölgeye barış gücü birliklerinin yerleştirilmesini ve oluşturulacak barış gücünde Türk askerlerinin de yer almasını talep ettiği ifade edilmektedir.


Nitekim müzakerelerde Ermenistan’ın işgal altındaki yedi bölgenin beşinden ilk aşamada çekilmenin gerçekleşmesi, beş yıl aradan sonra da geriye kalan diğer iki bölge olan Laçin ve Kelbecer’in Azerbaycan’a verilmesi ve bu bölgelerden göç etmek zorunda kalan yaklaşık 200 bin Azerbaycanlının güvenli bir şekilde evlerine dönmeleri konusu ele alınmıştır.


Yukarı Karabağ’ın statüsü ile ilgili müzakerelerin ise Aliyev’in de daha önce yaptığı açıklamalardan anlaşılacağı gibi uzun bir zaman alacağı anlaşılmaktadır. Öte yandan Minsk Grubu da bu aşamada müzakerelerin gündemine Yukarı Karabağ’ı katmayı düşünmemektedir.


İki ülke Cumhurbaşkanları arası görüşmelerin yaklaşık bir yıllık süre içerisinde altıncı kez gerçekleşmesi Minsk Grubu eş başkanları tarafından olumlu olarak karşılanmaktadır. Yine Minsk Grubu tarafından, çok önemli konularda anlaşmazlıklar devam etmesine ve zirvede yeni bir karar alınmamasına rağmen görüşmenin kapsamlı, spesifik, ciddi ve çok yapıcı geçmesinden, aynı zamanda liderlerin de ilk defa konuları daha açık bir şekilde konuşup görüş alışverişinde bulunmalarından memnuniyet duydukları ifade edilmiştir. Minsk Grubuna göre görüşmelerde olumlu adımlar atılmakla birlikte 2007 tarihli “Madrid Prensipleri“ konusunda henüz tam bir mutabakat sağlanmış değildir. Açıklamalarında sorunun çözümünde kendilerinin aracı olduğuna özellikle vurgu yapan Minsk Grubu eş başkanları, Madrid Prensipleri’nin her iki tarafı tam olarak ve aynı düzeyde tatmin etmeyebileceği durumun muhtemel olmakla birlikte, tarafların müzakereleri devam ettirerek, sorunun barışçıl yolla çözümü için ellerinden gelen tüm çabayı göstermelerini beklemektedir. Minsk Grubu tarafından, Karabağ sorununun çözümüne yönelik geçen yıl kabul edilen ilkelerin temel ilkelere dönüşmesi, ilkeler konusunda yılsonuna kadar iki ülke cumhurbaşkanının anlaşmaya varacak bir noktaya gelineceği de ümit edilmektedir.


Rusya’nın AGİT Minsk Grubu eşbaşkanı ülkelerinden biri olarak her türlü katkıyı yapmaya ve tarafların karşılıklı kabul edebileceği bir çözüm bulunması yönündeki çabaları desteklemeye hazır olduğunu devamlı dile getirmesine karşın, Rusya’da bazı çevreler Dağlık Karabağ sorununun çözümü amacıyla Azerbaycan ve Ermenistan Cumhurbaşkanları arasında Moskova’da yapılan görüşme öncesinde Rusya’nın bu güne kadar önemli adımlar atmaması ve bunun da sonucunda sorunun çözümünde batının daha etkin hale geleceği konusunda endişelerini dile getirmektedirler. Örneğin, Rusya Stratejik Kalkınmanın Modelleştirilmesi Merkezi Başkan Yardımcısı Grigori Trofimçuk “sorunun çözümünün uzatılması ve Rusya’nın bu sorunun çözümü için spesifik adımlar atmaması batının konu ile ilgili inisiyatifi ele geçirmesine yeni imkanlar yaratmaktadır. Rusya’nın resmi beyanatlarla yetinerek sorunun çözümünü 20 yıl daha uzatmaması gerekir“ şeklinde açıklamada bulunmuştur.


Ayrıca hemen hemen hiç bir belgenin müzakere edilmediği ve reel sonuçlarının olmadığı bu tür görüşmelerin sorunu çözüme kavuşturma yerine, çözümü daha da zorlaştırdığı şeklinde endişe ve değerlendirmelerde zaman zaman dile getirilmektedir.


Öte yandan geçen süre zarfında sorunun çözümüne ilişkin ciddi bir mesafe alınmaması, dünya kamuoyu tarafından Azerbaycan ve Ermenistan Cumhurbaşkanlarını bir araya getirmeye devam eden Rusya’nın çözüm konusunda samimiyetsizliğinin de bir göstergesi olarak algılanmaktadır. Ancak Karabağ sorununun çözümü konusunda sadece tarihi süreçte bölgedeki hakimiyetini devam ettirme adına söz konusu sorunun temellerini atan ve yeşerten Rusya’nın değil, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Kafkasya’da da etkin olmaya başlayan ABD’nin tavrı da önemlidir.


Dolayısıyla Karabağ sorununun çözümünde hem Rusya hem de ABD faktörünü, yani Rusya ve ABD’nin bölgedeki çıkarları bağlamındaki politikalarını öncelikle hesaba katmak gerekir. Rusya ve ABD’nin bölgede etkin olmasında Karabağ sorununun bir araç olmaktan çıkması durumunda sorunun çözümüne ilişkin reel adımlar atılmaya başlanacaktır. Daha da önemlisi Rusya ve ABD, bölgede etkin bir politika uygulamada Karabağ sorununun kendilerine engel olmaya başladığına tam kanaat getirmeleri durumunda sorunun nihai çözüme kavuşması mümkün olabilecektir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

SIPRI yeni rakamları açıkladı. İlan edilmemiş savaşlar çağındayız ve SIPRI'nin 2025 verisi tam da bu halin bilançosu gibi. Küresel askeri harcama 2 trilyon 887 milyar dolar. Üst üste on birinci yıllık artış. Dünya hasılasının yüzde 2,5'i artık silahlanmaya gidiyor. Son on yılda, yani ...;

Yakın zamanda Erivan’da iki AB toplantısı yapıldı: Birisi AB-Ermenistan zirvesi, diğeri de 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra kurulan ve elli ülke başbakan veya devlet başkanının, bizden de Cumhurbaşkanı yardımcısının katıldığı Avrupa Siyasi Topluluğu. Aynı tarihlerde Fransa Cumhu...;

Kuzey Ülkelerinin iktisadi başarısını sadece 20. yüzyılın refah devleti politikalarıyla açıklamak, bir binanın sağlamlığını sadece dış cephe boyasıyla izah etmeye benzer. "Kuzey Kliniği"nin asıl sırrı, temeldeki sarsılmaz hukuki rasyonalite ve toplumsal güven dokusunda saklıdır. Bu giriş bölümünde, ...;

Kuzey ülkeler coğrafyasının iktisadi tecrübesi, genellikle homojen bir "kuzey başarısı" olarak tasvir edilse de Danimarka bu bütünün içinde en "esnek" ve adaptasyon kabiliyeti en yüksek halkayı temsil eder. İsveç’in merkeziyetçi endüstriyel planlaması veya Norveç’in kaynak odaklı etik disiplini ile ...;

Yaptırımlar, bürokrasi ve lojistik, “ekonomik bağları çeşitlendirmenin ve mevcut dengesizliği düzeltmenin” önündeki başlıca engellerdir, ancak KOBİ'lerin daha büyük bir rol oynaması, daha fazla yerelleşme ve prosedür basitleştirmeleri ve ticaret koridorlarının optimize edilmesi yoluyla bunların üste...;

Bu çalışma, uluslararası güvenlik ortamında giderek artan öneme sahip olan istihbaratın gri alanları kavramını hukuki, operasyonel ve normatif boyutlarıyla incelemektedir. Gri alan istihbaratı; örtülü operasyonlar, siber casusluk, dezenformasyon ve etki faaliyetleri gibi, açık silahlı çatışma eşiğin...;

İktisat tarihinin en popüler ve üzerinde en çok tartışılan fenomenlerinden biri olan "İsveç Modeli", genellikle 20. yüzyılın ortalarında aniden ortaya çıkmış bir "sosyal mühendislik başarısı" olarak tasvir edilir. Ancak bu perspektif, İsveç'in 1970 yılında dünyanın en zengin dördüncü ekonomisi konum...;

19.Yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın başı arasındaki dönem, dünya tarihinin en dramatik ve sonuçları itibarıyla en etkili nüfus hareketlerinden birine sahne olmuştur. Bu hareket, Osmanlı İmparatorluğu’nun "Şark" topraklarından ayrılıp, Atlantik’in öteki ucundaki "Yeni Dünya"nın (El Mahjar) bel...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...