Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nde geçiş ülkesi olarak yer alan Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya arasında, Proje’nin ortaklaşa olarak gerçekleştirilmesine ilişkin Nabucco Hükümetlerarası Anlaşması İmza Töreni ve Zirve Toplantısı 13 Temmuz 2009’da transit, tüketici ve tedarikçi ülkelerden cumhurbaşkanı, başbakan ve bakan düzeyinde katılım ile Ankara’da gerçekleştirildi.
Türkiye’nin yanı sıra projeye taraf ülkeler arasında yer alan Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya ve Almanya’nın katılımlarıyla yürütülen ve Avrupa Birliği Komisyonu’nun kolaylaştırıcı rol üstlendiği Hükümetlerarası Anlaşmaya ilişkin müzakereler Ocak-2009’da başlanmış ve Haziran-2009’da yapılan yedinci tur toplantıyla sonuçlandırılmıştır. Avrupa’nın doğal gazda Rusya’ya bağımlılığını azaltacak Nabucco projesinde katılımcı ülkelerin anlaşma noktasına gelmesinde arabulucu olarak çalışan AB Komisyonu kritik bir rol oynamıştır. Öte yandan Moskova ve Kiev arasında son yıllarda yaşanan doğalgaz krizinin Avrupa’yı zora sokması, Nabucco’yu imza aşamasına getiren sürecin hızlanmasında etken olmuştur.
Hükümetlerarası Anlaşma, her şeyden önce Proje’nin hayata geçirilmesi açısından “dönüm noktası“ olarak önemli bir aşamayı oluşturmaktadır. Proje fikrinin gündeme getirildiği günden sonra geçen uzun sürecin ardından nihayet geçiş ülkeleri arasında Hükümetlerarası Anlaşma imzalanması hattın aktif hale geleceği adına en önemli adımdır.
Projede yer alan geçiş ülkeleri arasında Hükümetlerarası Anlaşmanın imzalanması, Nabucco’nun kredibilitesini artırarak, tedarikçi ülkelerin Proje’ye ilgilerinin artması bakımından da önem taşımaktadır. Proje’ye doğalgaz tedarik edecek ülkelerin başında Azerbaycan, Türkmenistan, Irak ve Mısır gelmektedir. Ancak uluslararası ve bölgesel konjonktüre göre Suriye, Katar hatta Rusya ve İran gibi ülkeler de tedarikçi ülkeler arasında yer alabilecektir.
Hazar Denizi ve Ortadoğu’da yerleşen doğalgaz kaynaklarının Avrupa piyasasına ihracını hedefleyen Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Projesi, hem ekonomik hem de sözkonusu bölgelerin Avrupa ile entegrasyonunu sağlama, bölgesel güvenlik, barış, istikrar, refah ve demokratik gelişme adına stratejik öneme sahip bir enerji hattı projesidir. Avrupa Birliği’nin yanı sıra Türkiye’nin enerji güvenliği açısından da büyük önem taşıyan Proje’nin hayatiyet kazanması, tedarikçi, tüketici ve nakledici ülkeler arası karşılıklı bağımlılığı da artıracaktır. Doğudan batıya uzanan Nabucco, bir başka açıdan da “medeniyetlerarası ittifak“a katkı sağlayacak olan projedir.
Nabucco, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı’ndan sonra Hazar enerji kaynaklarının Avrupa piyasalarına ihracına ilişkin en önemli projesidir. Avrupa’nın ve Türkiye’nin enerji güvenliği, Avrupa’nın doğalgazda Rusya’ya bağımlılığı ve bu çerçevede gündeme gelen Nabucco Projesi’nin işlerlik kazanması bakımından önem taşımaktadır. Rusya’nın Avrasya boru hatları üzerindeki tekelini kırma da hedeflendiğinden, Proje özellikle ABD ve AB tarafından Rusya’ya karşı alternatif bir doğalgaz boru hattı olarak desteklenmektedir.
2010’da başlanıp 2014’te tamamlanması planlanan hattın toplam uzunluğu 3300 kilometredir. Projeye finansman desteğini ise Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Yeniden İmar ve Kalkınma Bankası ile Nabucco Uluslararası Şirketi sağlayacaktır. Projenin maliyeti 2005 yılında yapılan fizibilite çalışmasında 4,6 milyar Euro olarak belirlenirken, artan enerji ve çelik fiyatları nedeniyle bu rakamda revizyona gidilmiştir. Son hesaplamalara göre Proje yaklaşık 8 milyar Euro’ya mal olacaktır. Proje maliyetinin %30’unu paydaşlar, kendi öz sermayeleriyle karşılayacaklardır. Bu da her paydaş için 400 milyon Euro anlamına gelmektedir. Görüşmeleri 2002 yılında başlayan ve 2004 yılında Nabucco Doğalgaz Boru Hattı şirketi kurulanprojede Türkiye’den BOTAŞ, Bulgaristan’dan Bulgargaz, Romanya’dan Transgaz, Macaristan’dan MOL, Avusturya’dan OMV ve Almanya’dan RWE olmak üzere altı paydaş yer almaktadır.
İlk aşamada yıllık yaklaşık 10 milyar metreküp kapasiteye sahip olacak hattın tam kapasiteye ulaşması durumunda, yıllık kapasitesinin toplamda 31 milyar metreküp olacağı düşünülmektedir. Yıllık doğalgaz tüketimi 500 milyar metreküp olan Avrupa’nın, 2020’ye doğru 700 milyar metreküpe çıkacağı düşünüldüğünde, Nabucco’nun Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacının yaklaşık %5’ini karşılayacağı görülebilmektedir. Böylece Avrupa doğalgazda Rusya’dan ithale karşı ilave bir hatta ulaşmış olacaktır. Her ne kadar alternatif bir hat olmakla birlikte, projenin uygulamaya konulması, Avrupa’nın Rusya’ya doğalgazda bağımlılığını azaltsa da, Rusya’nın Avrupa pazarında etkinliğinin azalması anlamına gelmemektedir.
1. Gelişmelerin Türkiye Açısından Önemi
Hazar ve Ortadoğu doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya naklini hedefleyen Nabucco Projesi Türkiye için “birinci öncelikli ve stratejik“ öneme sahiptir
Hattın yaklaşık 2000 kilometresi (besleme hatları dahil) Türkiye’den geçecektir. Nabucco Hattı’nın büyük bir bölümünün Türkiye’den geçecek olması, diğer yandan AB’nin doğal gaz ihtiyacının %5’ini karşılayacak olması Türkiye’yi Bakü-Tiflis-Ceyhan’dan sonra ikinci kez uluslararası “enerji koridoru“ haline getirmiştir. Petrol ve doğal gaz bakımından zengin İran, Hazar Havzası ve Irak’a komşu olan Türkiye, doğu-batı enerji koridorunda doğal bir hat haline gelmiştir. Dolayısıyla Nabucco hattı ile Türkiye, Avrupa Birliği’nin enerji kaynaklarına ulaşmasına aracılık ederek hem siyasi konumunu güçlendirmiş hem de enerji ihtiyacını çok küçük yatırım harcamalarıyla sağlamış olacaktır.
Türkiye’nin enerji stratejisinin önemli boyutlarından biri; Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlamak ve bu bağlamda doğalgazda Avrupa’nın dördüncü ana arteri olmaktır. Bu hedef doğrultusunda, 2007 yılında Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Enterkonektörünün hayata geçirilmesiyle ilk somut adım atan Türkiye için Nabucco, gerek söz konusu hedefini güçlendirmesi, gerekse enerji kaynağı ve nakil hattı çeşitlendirmesiyle Avrupa’nın enerji güvenliğinin artırılmasına önemli katkılar sağlayacaktır.
Ayrıca yapılan Hükümetlerarası Anlaşma, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine de yeni bir boyut kazandıracaktır. Zira Türkiye, AB ile müzakere sürecinde enerji konusunda üzerine düşeni yerine getirme adına önemli bir adımı atmıştır. Anlaşmanın imzalanması, Türkiye’nin AB’ye üyeliği konusunda tereddütleri olan ülkelerin endişelerini gidermesi bakımından ayrı bir öneme sahip gelişmedir.
Türkiye’ye hem yatırım sürecinde, hem de 25 yıllık işletme sürecinde Nabucco Projesi ile ekonomik açıdan da önemli kazanımlar elde edecektir: Doğalgaz boru hattının yapım sürecinde en az 5 bin kişiye istihdam imkanı sağlanması ve 4,5-5 milyar Euro yatırım yapılması beklenmektedir. Böylece ülke ekonomisine canlılık da kazandırılmış olacaktır. Anlaşma’ya göre hattan elde edilecek vergi gelirlerinin dağıtımında boru hattının ilgili ülkelerden geçen uzunluğu kriter olarak alınacaktır. Dolayısıyla hattın faaliyet geçmesi ile elde edilecek vergi gelirlerinden yaklaşık %60’ı, yani en büyük payı Türkiye’ye kalacaktır. Bu durumda Türkiye’nin hatta elde edeceği yıllık vergi geliri 400-450 milyon Euro olacaktır.
Anlaşma aşamasına gelmesinde geciktirici etkiye sahip olmakla birlikte, Türkiye’nin Nabucco’dan doğalgazın %15’ini almakta ısrar etmemesi de dikkat çeken gelişmelerden biridir. Türkiye’ye %15 ile gelecek miktar 4,5 milyar metreküpe tekabül etmektedir. Türkiye’nin %15’te ısrarcı olmamasında, imzalanan Hükümetlerarası Anlaşma’daki bir madde de etkili olmuştur. Sözkonusu maddede; “ortak ülkelerin istemeleri halinde öncelikle gazın %50’sine varıncaya kadar olan miktar bu ülkeler için kullandırılır“ ifadesine yer verilmektedir. Yani nihai olarak hattan ihracı gerçekleştirilecek 31 milyar metreküp doğalgazın yarısı olan 15,5 milyar metreküpe kadar olan kısmı ortak ülkelere kullandırılabilecektir. Bu ise arz güvenliği açısından Türkiye de dahil, ortak ülkeler için bir imtiyazdır.
Öte yanda Türkiye’nin Nabucco için bir tedarikçi ülke olma durumuda sözkonusu olabilir: Türkiye, Nabucco hattı için tedarikçi ülke olarak öne çıkan Azerbaycan, İran ve Rusya’dan doğalgaz, Nijerya ve Cezayir’den ise LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ithal etmektedir. Yine Nabucco için tedarikçi ülkeler arasında gösterilen Mısır, Türkmenistan ve Irak ile de Türkiye’nin anlaşmaları bulunmaktadır. Dolayısıyla Türkiye, muhtemel gaz kesintilerine karşın elindeki kaynakları devreye sokarak hat için alternatif bir tedarikçi ülke olabilir.
2. Nabucco ve Rusya-Azerbaycan Doğalgaz Anlaşması
Rusya ve Azerbaycan devlet enerji kurumları Gazprom ve SOCAR arasında 27 Mart 2009’da imzalanan memorandumun ardından 29 Haziran 2009’da Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in Bakü ziyaretinde Gazprom ve SOCAR arasında doğalgazın alış ve satış anlaşmasına ilişkin temel şartlar imzalandı. İmzalanan anlaşma, Azerbaycan’ın Moskova’ya 2010’dan itibaren yılda 500 milyon metreküp doğalgaz satışını ve Nabucco Projesi için de önem taşıyan Şahdeniz-2’den gaz satışında Rusya’ya öncelik verilmesini öngörmektedir.
Her bir enerji kaynağı anlaşmasının hem ekonomik hem de siyasi öneme sahip olması gibi bu anlaşma da hem ekonomik hem de siyasi anlam ve önem taşımaktadır. Anlaşma çerçevesinde ihracı gerçekleştirilecek olan doğal gaz miktarının 500 milyon metreküp olması, hem Azerbaycan hem de Rusya açısından sembolik bir rakamdır: Doğalgaz potansiyeli 1,5 trilyon metreküp olarak hesaplanan Azerbaycan açısından 500 milyon metreküplük anlaşma semboliktir. Öte yandan çok büyük doğal gaz rezervleri olan Rusya açısından da anlaşma sembolik karakter taşımaktadır. Her ne kadar yapılan Rusya-Azerbaycan doğalgaz anlaşması hem Azerbaycan hem de Rusya için ekonomik açıdan sembolik bir adım olarak değerlendirilse de, siyasi açıdan büyük önem taşımaktadır.
Rusya’nın Hedefleri
Azerbaycan ile doğalgaz anlaşması imzalayan Rusya’nın bu hamlesi, Nabucco’nun hayata geçişini geciktirici çabaları arasında yer almaktadır. Bugün için Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacının %46’sını sağlayan Rusya’nın temel amacı Avrupa’ya doğalgaz ihracında temel tekel konumunu devam ettirmektir. Moskova ekonomik açıdan anlamlı ve faydalı olmayan anlaşmaları imzalamakla, her halükarda enerji alanında bölgedeki tekelini korumda ısrarlı olduğuna ilişkin olarak, Nabucco Projesi’ni gerçekleştirmek isteyen ülkelere mesaj vermek istemiştir. Rusya Avrupa’nın doğalgazda kendisine bağımlılığını artırmak ya da en azından devam ettirmek için iki doğalgaz boru hattının inşasını arzu etmektedir. Bu hatlar için Türkmenistan ve Azerbaycan’ın doğalgazını satın almak istemektedir.
<<>>
Azerbaycan’ın Hedefleri
Doğalgaz politikalarıyla Kafkasya’daki rekabeti kızıştıran Azerbaycan ise Rusya ile yaptığı anlaşma ile şunları hedeflemiştir:
Azerbaycan, Rusya ile doğalgaz anlaşmasını imzalamakla batının ve Rusya’nın dikkatlerini Karabağ sorununa yöneltmek istemiştir. Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtulması ile toprak bütünlüğüne kavuşmayı hedefleyen Azerbaycan, yaptığı anlaşma ile sözkonusu hedef doğrultusunda öncelikle batıya özellikle de ABD’ye mesaj vermek istemiştir. Çünkü Azerbaycan, Karabağ sorununun çözümünde ABD’den yeteri desteği görememiştir. Azerbaycan’ın anlaşma yapması, özellikle stratejik açıdan Rusya’nın bölgede etkinliği dikkate alındığında, Rusya’ya rağmen bölgede adım atma riskine giremeyeceği anlamına da gelmektedir. Azerbaycan bağımsızlığını kazandığı günden günümüze kadar sahip olduğu enerji kaynaklarının üretimine ve dünya piyasalarına ihracına ilişkin atmış olduğu adımlarla Rusya’yı karşısına almama noktasında gösterdiği azami hassasiyeti göstermeğe devam etmektedir.
Ayrıca anlaşma ile Azerbaycan, Nabucco’yu gerçekleştirmeye ilişkin nihai adımların atılmaması durumunda doğalgazı Rusya’ya satabileceğine dair işaret vermiştir.
İmzalanan doğalgaz anlaşması ekonomik açıdan da Azerbaycan’ın faydasınadır. Öncelikle Rusya’ya doğalgaz ihracını gerçekleştirmek için gerekli olan boru hatları mevcuttur. Gazprom, Azerbaycan’dan doğalgazın 1000 metreküpünü 350 dolardan satın alacak. Bu rakam Türkiye ve Gürcistan’a yapılan satışa göre oldukça elverişlidir. Zira Azerbaycan, Türkiye’ye doğalgazın 1000 metreküpünü 120 dolara, Gürcistan’a ise 180 dolara satmaktadır.
Öte yandan anlaşma ile Azerbaycan, özellikle enerji kaynaklarını alternatif yollarla dünya piyasalarına ihraç etme imkanı sağlamıştır.
Azerbaycan’ın Rusya’ya doğalgaz satımına ilişkin yapmış olduğu anlaşmanın yanı sıra, Nabucco projesi çerçevesinde Nisan-2009’da Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da 28 ülkenin hükümet ve devlet başkanlarının katılımı ile gerçekleştirilen “Avrupa İçin Doğalgaz: Güvenlik ve İşbirliği“ adlı zirveye katılmaması ve nihayet Ankara’da gerçekleştirilen Hükümetlerarası Anlaşmaya devlet başkanı düzeyinde katılmaması dikkat çekicidir.
Nabucco Projesi ise, Azerbaycan bakımından enerji naklinde geçiş ülkesi olma fonksiyonu sağlayacağı ve söz konusu hat ile kendi doğal gazının bir kısmını dünya piyasalarına pazarlama imkanı bulacağı için önem taşımaktadır. Dolayısıyla yukarıda Nabucco projesine olumsuz etkide bulunan tutumuna karşın, hattın gerçekleşmesi durumunda doğalgaz tedarikçisi ülkeler arasında yer alacağını beyan etmesi, Azerbaycan’ın Nabucco Projesi’nde sadece ekonomik değil stratejik menfaatlerini de dikkate alarak hareket etmekte olduğu ve hareket edeceği anlamına gelmektedir.
3. Nabucco ve Türkmenistan
Ankara’da gerçekleştirilen Hükümetlerarası Anlaşma öncesinde Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, Nabucco hattından doğalgaz satmaya hazır olduklarını ifade ederek, Projeye ilk defa açık destek vermiştir. Nabucco’nun hayata geçmesine imkan verecek şekilde doğalgazı kendi sınırlarında vermek kaydıyla satabileceklerine Berdimuhammedov’un açıklamasında yer vermesi ise ayrıca dikkat çekmektedir.
Nabucco’nun faaliyete geçmesi ile uzun zamandır enerji nakil hatlarını çeşitlendirmek isteyen Türkmenistan ise enerji kaynaklarını dünya piyasalarına ihraç yolları bakımından yeni alternatiflere ulaşmış olacaktır.
4. Nabucco’da Aşılması Gereken Engeller
Nabucco’da arz potansiyeli, fizibilite ve doğalgazın dağılımı açısından bazı endişeler söz konusudur:
Hayatiyet kazandıracak miktarda Türkmenistan’ın Nabucco’ya doğalgaz vermesi, bu ülkenin Rusya ile yaptığı uzun dönemli doğalgaz anlaşmaları nedeniyle şu anki verilere göre mümkün gözükmemektedir. Ayrıca Türkmenistan, doğal gazının en önemli alıcısı durumunda olan Rusya’nın yanı sıra İran, Çin ve Hindistan ile yaptığı anlaşmalar gereği ürettiği doğalgazın hemen hemen tamamını satmaktadır. Nabucco Projesi’nin hayatiyet kazanması için öncelikle Türkmenistan’da doğal gaz üretimi amacıyla yatırım yapılması gerekmektedir.
Yaklaşık 21 milyar ton petrol rezervlerinin yanı sıra, 25 trilyon metreküp doğal gaz rezervlerine sahip olduğu tahmin edilen Türkmenistan’ın, zengin doğalgaz rezervlerini Nabucco hattı ile Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakli önünde iki önemli engel bulunmaktadır. Bu engeller; Azerbaycan ve Türkmenistan arasında Hazar’daki tartışmalı yatakların varlığı ve Deniz’in hukuki statüsünün net olarak belirlenmemiş olmasıdır.
İran’ın Nabucco’da tedarikçiler arasında yer alması konusunda ise, projeye destek veren ABD’nin çekinceleri bulunmaktadır.
Arz potansiyeli açısından endişeleri giderebilecek bir ülke olan Irak ise kendi içinde bile doğal zenginliklerinin paylaşımında henüz anlaşmaya varmamıştır. Kuzey Irak doğalgazı, Bağdat ile Erbil arasındaki anlaşmazlık dolayısıyla belirsizlik taşımaktadır.
Nabucco’da tedarikçi olarak yer alacak Azerbaycan’ın Şahdeniz’de üretilecek doğalgazının Nabucco’ya akmasında ise hem siyasi hem de ekonomik belirsizlikler bulunmaktadır. Nitekim satış şartları belli olmayan Azerbaycan, Şahdeniz-2 projesinin devreye girişini iki yıl ertelemek zorunda kalmıştır. Öte yandan Rusya, Azerbaycan’ın Şahdeniz sahasındaki çalışmaların ikinci safhasında üretilecek yıllık 10-12 milyar metreküplük doğalgazın tamamını satın almak istemektedir. Azerbaycan ise Kafkaslar’daki siyasi konjonktüre göre bu durumu değerlendirmek istemektedir.
Türkiye, Hükümetlerarası Anlaşma öncesi hattan geçecek doğalgazın %15’inin kendisine ayrılmasından vazgeçmekle birlikte, hattan geçecek doğalgazın dağılımı da tartışmalıdır. Bu konuda pazarlıkların uzun süre devam edeceği anlaşılmaktadır.
Sonuç
Avrupa ülkeleri ve Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından orta vadede önem arz eden, Rusya dışı alternatif doğalgaz kaynaklarına ulaşma imkanı veren, ekonomik uygulanabilirliği yüksek olan, ekonomik faydalarının ötesinde stratejik ve kültürel açıdan da olumlu etkilere sahip olan Nabucco Projesi’nin geçiş ülkeleri arasında ortaklaşa gerçekleştirilmesine ilişkin Hükümetlerarası Anlaşma’nın imzalanmış olması, her şeyden önce Proje’nin hayata geçirilmesi açısından çok önemli bir aşamadır.
Yukarıda açıklanan hattın arz potansiyeli, fizibilitesi ve nakledilecek doğalgazın dağılımına ilişkin engeller, endişeler ve belirsizlikler dikkate alındığında, bundan sonraki aşamada, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın inşası ve faaliyete geçmesi sürecinde olduğu gibi, Hazar ve Ortadoğu doğalgazının Avrupa piyasalarına ulaşabilmesi için uzun ve bir o kadar da zorlu bir mesafenin alınması gerekecektir.
Dolayısıyla bundan sonraki süreçte, başta arz potansiyelinin güvence altına alınması olmak üzere yukarıda dile getirilen sorunların ortadan kaldırılması adına önemli girişimlerde bulunulması gerekmektedir.