Nabucco ve Belirsizlikler

Haber

2002 yılında AB ülkelerinin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmak amacıyla ortaya atılan Nabucco boru hattı projesi bugün (13 temmuz) Ankara’da imzalanan antlaşma ile yeni bir aşamaya ulaştı....

2002 yılında AB ülkelerinin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmak amacıyla ortaya atılan Nabucco boru hattı projesi bugün (13 temmuz) Ankara’da imzalanan antlaşma ile yeni bir aşamaya ulaştı.
AB Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiye ziyareti öncesi yaptığı açıklamalarda transit geçiş tarifeleri konusunda imzalanacak söz konusu anlaşmadan duyduğu “memnuniyeti“ belirtmişti. Zira 2014 yılında hizmete girmesi planlanan proje ile AB enerji güvenliği noktasında stratejik bir kazanım elde etmiş oluyordu. Nabucco geçiş güzergahı üzerinde bulunan beş konsorsiyum üyesi ülke (Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya) yöneticileri de yaklaşık 8 milyar avro maliyetindeki projeden çeşitli kazançlar bekliyorlardı.
Ne var ki BOTAŞ tarafından projelendirildiği 2002 yılından bu yana Nabucco üzerinde kimi belirsizlikler var ve söz konusu belirsizlikler atılan imzalara rağmen tam olarak giderilmiş değil:
I. Projeye ilişkin ilk belirsizlik, Türkiye’nin boru hattından geçecek doğal gazın %15’ini kendi iç tüketimi ve yeniden ihraç için elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor. Türkiye’nin söz konusu talebi, projenin yıllardır sürüncemede kalmasının temel nedenlerinin başında geliyor. Son anda varılan mutabakat sonucu Türkiye, bu talebinden vazgeçmiş görünüyor. Buna mukabil Türkiye’nin kazancı yılda ortalama 400 milyon avro tutarındaki transit geçiş hakkından kaynaklanan vergi geliri olacak.
Bu durum hiç kuşku yok ki Türkiye açısından gene de bir kazançtır. AB’nin enerjiden sorumlu Komisyon Üyesi Andries Piebalgs da durumu değerlendirirken Le Monde’a verdiği mülakatta “Türkiye, umduğundan daha fazlasını elde etti“ beyanında bulunmuştu.
Siyasi düzeyde çok büyük oyunların oynandığı projede Türkiye “%15“ politikasında daha fazla direnebilir miydi bilemeyiz. Ancak bu politikadan geri adım atılması, başından beri Nabucco’yu yaratacağı yatırım ve istihdam olanakları yanında “Rusya’ya gaz bağımlılığını azaltan, artan gaz ihtiyacını karşılayan bir proje“ olarak gören Türkiye için bir çeşit hayal kırıklığı olsa gerektir. Nabucco, AB’nin Rusya’ya olan bağımlılığını azaltırken; Türkiye’nin aynı noktadaki bağımlılığını hafifletmeyecektir. Kuşku yok ki varılan mutabakatla yılda 400 milyon avro tutarında bir gelir elde edecek olması Türkiye açısından çok çok ciddi bir kazançtır. Ancak söz konusu mutabakat, Türkiye’yi bir “transit ülke“ olmanın ötesine taşıyarak enerji alanında bir “oyuncu“ yapacak nitelikte değildir.
Geleceğe yönelik bir projeksiyonla akılda tutulması ve ihmal edilmemesi gereken bir nokta da Dünya ölçeğinde ticareti liberalize etme hedefi güden Dünya Ticaret Örgütü ve Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Antlaşması (GATT) hükümleri çerçevesinde gündeme gelecek değişikliklerdir. AB ülkeleri artan enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla Türkiye’nin de taraf olduğu GATT’da kısmi değişikliklerle petrol ve doğal gazdan geçiş ücreti alınmaması politikası güdüyor. Söz konusu politikanın realize edilmesi Türkiye’nin Nabucco’dan umduğu kazancı önemli ölçüde etkileyebilir.
II. Nabucco Projesine ilişkin ikinci belirsizlik ise doğalgaz tedariki ya da “enerji arz güvenliği“ noktasında kendini gösteriyor. Proje ile yılda 31 milyar metreküp gazın AB ülkelerine aktarımı hedefleniyor. Peki bu miktardaki gaz nereden tedarik edilecek?
Kuşkusuz ilk tedarikçi ülke olarak Azerbaycan görünüyor. Ancak Rusya ile yakın zamanda imzaladığı antlaşmalar ve Hazar Denizi’nin hukuki statüsüne ilişkin Azerbaycan, İran, Rusya ve Türkmenistan arasında var olan ihtilaf nedeniyle durum belirsizliğini koruyor. Azebaycan 2015 yılına kadar yılda 35 milyar metreküp gaz arz etmenin “söz“ünü vermiş durumda.
AB’nin enerjiden sorumlu Komisyon Üyesi Andries Piebalgs, bu konuda bir sorun olmadığının, zira “farklı seçeneklerin varlığı“ndan söz ediyor. Ancak bu ifadenin kendisi bile belirsizliği tasdik eder nitelikte.
Bu noktada farklı bir seçenek “Kuzey Irak“ olabilir. Zira Nabucco konsorsiyumunun ortaklarından Avusturyalı OMV ve Macar MOL şirketleri Irak’ın kuzeyinde yaklaşık 5,7 milyar avroluk bir yatırımı hayata geçirdiler. Ancak bu noktada da Irak’ta bir türlü çıkmak bilmeyen petrol ve doğal gaz kanunu ve Irak’taki federe birim(ler) ile merkezi otorite arasındaki anlaşmazlıkların varlığı belirsizliği arttırıyor.
Bir başka potansiyel tedarikçi Türkmenistan. Nabucco imzalarından birkaç gün önce Türkmenistan Devlet başkanı Berdimuhammedov, ülkesinin Dünya piyasalarına ulaşmak için var olan yolları “çeşitlendirme arayışı“nda olduğunun altını çizdi. Türkmenistan gene resmi kanallarla yaptığı açıklamalarda Nabucco’ya katılma yönündeki iradesini ortaya koydu. Ne var ki Azerbaycan için geçerli olan belirsizliklerin aynısı Türkmenistan için de geçerli.
Nihayet son tedarikçi ülke İran. Enerji Bakanımız Taner Yıldız, birkaç gün önce yaptığı açıklamalarda haklı olarak Türkiye’nin İran’ı gelecekte Nabucco kapsamında “tedarikçi bir ülke“ olarak gördüğünün altını çizdi. İran’ı ise sanırız burada tartışmaya hiç gerek yok.
III. Projeye ilişkin üçüncü belirsizlik ise alternatif projelerin varlığından kaynaklanıyor. Bu projlerden ikisi oldukça önemli. İlki, Türkiye-Yunanistan-İtalya arasında enterkonnekte hat; ikincisi ise Rusya’nın sahiplendiği ve Karadeniz altından geçerek Bulgaristan, İtalya ve Avusturya’ya bağlanacak “South Stream“ hattı.
***
Görüldüğü gibi Nabucco’nun geleceği hassas politik dengeler üzerine oturmuş durumda. Ancak bu cümleyi tersinden okumak da mümkün. Nabucco ve benzeri projeler, yatay ilişki ağlarını geliştirerek ve karşılıklı bağımlılık ilişkisini artırarak jeopolitik açıdan “sorun yaratmak“ yerine bir “şans“ olarak da okunabilir. Bunu gösterecek olansa ancak “zaman“.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2581 ) Etkinlik ( 174 )
Alanlar
Afrika 66 612
Asya 76 1003
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1330 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 278
Orta Doğu 19 586
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1971 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1971

Son Eklenenler

Bu çalışmada; Afrika Birliği’nin Somali’de güvenliğin sağlanması, barış ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi maksadıyla görevlendirdiği AMISOM’un rolü ve bölge güvenliğine etkisi incelenecektir.;

Ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli ekonomilerden oluşan Afrika ülkeleri, ekonomik dönüşümlerini sağlayabilmek adına kapsamlı bir ortaklık tesis etmeye çalışmaktadırlar. ;

İlk Siyasal İktisat Profesörü unvanına sahip (1805)19 İngiliz nüfus bilimci ve ekonomi politik teorisyeni Thomas Robert Malthus “Nüfus Prensibine Dair Deneme“ (Essay on the Principle of Population) (1798) adlı çalışmasında, nüfus artışı konusunda oldukça karamsar bir tablo çizer;;

Soğuk Savaş sonrası süreçte bilgi ve iletişim teknolojilerinin büyük gelişme kaydetmesiyle birlikte tüm dünyada büyük dönüşümler yaşanmıştır. Bu süreç, teknolojiyi geliştiren ülkeler kadar tüketen ülkelerde de aynı hızda gelişmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişiminin etkilediği önemli b...;

Somali, Eritre, Cibuti ve Etiyopya’nın yer almış olduğu Afrika kıtasının kuzeydoğusunda yer alan ve Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölge; Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’yı birbirine bağlayan küresel deniz ticaret yolu olan Kızıldeniz’i kontrol etmesi sebebiyle jeostratejik öneme sahiptir.;

Klasik iktisat teorilerinde emek, sermaye ve girişimcinin yanı sıra üretim faktörlerinden olan doğal kaynakların sonsuzluğu ve tükenmeyeceği benimsenmiştir. Keynesyen teorilerde doğal kaynakların kullanımı ve dağıtımının kamu hizmetlerine dâhil olduğu, aksinin tekel piyasaları oluşturacağı görüşü hâ...;

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle daha önce göç veren bir ülke olan Türkiye yoğun bir şekilde göç almıştır. Bu nedenle son yıllarda ülkemizdeki mülteci sayısının artmasıyla Türkiye’nin uygulayacağı göç politikaları önem kazanmıştır.;

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

Pandemi Sonrası Türkiye’nin Ekonomi ve Teknoloji Vizyonu Toplantısı

  • 17 Ara 2020 - 17 Ara 2020
  • TSİ 14.00 - Çevrimiçi -
  • İstanbul - Türkiye

7. İstanbul Güvenlik Konferansı (2021)

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

13. Stratejik Vizyon Ödülleri Töreni | 2021

Stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları, bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş adamları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin “on üçüncüsü“ verilecektir.

  • 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.