Türk-Rus İlişkilerinin Geleceği

Haber

Büyük Ortadoğu coğrafyasında hiçbir ülke Türkiye kadar çok boyutlu ve dinamik bir dış politika izlemek zorunda değil. 11 Eylül ve Irak savaşı sonrası bölgesel ortam bir anlamda Türkiye için bir yarışın startını veren gelişmeleri doğurdu....

Büyük Ortadoğu coğrafyasında hiçbir ülke Türkiye kadar çok boyutlu ve dinamik bir dış politika izlemek zorunda değil. 11 Eylül ve Irak savaşı sonrası bölgesel ortam bir anlamda Türkiye için bir yarışın startını veren gelişmeleri doğurdu. Avrupa Birliği süreci bile tek başına Türkiye ölçeğinde bir ülkenin limitlerini zorlayabilecek boyutta. Ancak yakınımızdaki Ortadoğu, dış halka Ortadoğu ve İslam dünyası, Avrasya coğrafyası, Afrika ve Atlantik ötesi ilişkiler dış politika üzerinde sürekli baskısını hissettirmekte.

Yapısal Faktörler

Bu ilişkiler yumağı içerisinde en karmaşık olanlarından biri Türk-Rus ilişkileri. Her iki ülkenin farklı modernleşme tecrübeleri bir doğu aydınlanması varsa buna ışık tutan en önemli kazanımlardandır. Bu iki ülke aynı şekilde emperyal miraslara sahipler ve bir çeşit imparatorluk sonrası yalnızlığı bilinç haritalarında taşımaktalar. Büyük imparatorluk mirası ve bu devletlerin çöküşü ile ortaya çıkan alaca karanlık kuşağı tarihsel hafızayı belirleyen önemli unsurlar. Günümüzde ilişkilerin her ne kadar reelpolitik ve uluslararası ekonomi-politiğin öngördüğü esaslar üzerinde yapıldığı söylense dahi, söz konusu tarihsel hafızanın sınırlamaları bazen göze görülür hale gelmekte.

Türk-Rus ilişkilerinde her zaman öngörülenden daha fazla değişken oldu. Rus iç politikası kabaca Batı yanlıları, Avrasyacılar, aşırı milliyetçiler ve eski döneme özlem duyan gruplar tarafından yönlendirilmekte. Rusların iç politik tercihleri büyük oranda dış politikayı belirlemekte. Putin yönetimi dış politikada bir Avrasya sarkacı modelini benimsemiştir. Sarkaç dış politik dengelere göre Avrupa yada Asya’ya doğru yönelmekte, ancak her ikisinden de vazgeçmemekte. Rusya’nın bu sarkaç içerisinde aldığı tavır eski Sovyet Cumhuriyetleri ve Doğu Bloku ülkeleri ile Ortadoğu’ya yönelik politikalarında temel belirleyici olmakta.

Moskova’dan bakınca Kafkas, Balkan ve Ortadoğulu kimlikleri olan ve son zamanda Avrupalı kimliği ile ortaya çıkan Türkiye’ye karşı politika belirlemek bahsedilen tarihi hafıza işin içine sokulduğunda oldukça zor bir görev. Bir diğer önemli faktör hem Rusya, hem de Türkiye’nin çok dinamik iç politik ve ekonomik süreçler içerisinde oldukları. Önümüzdeki on yıl her iki ülkenin bir çok alanda ciddi dönüşüler yaşayacağı yıllar olacak. Bütün bu unsurlar iki ülkenin oldukça pragmatik ve esnek bir karşılıklı yaklaşım geliştirmeleri, rekabet ederken işbirliği yapabilecek modelleri üzerinde çalışmaları gereğini karşımıza çıkarmakta.

Türkiye bölgesel profilini geliştirmekte ve yeni dış politikası ile yakın çevresinde bir aktif barış yapıcı role soyunmakta. Uluslar arası ilişkilerde demokratik meşruiyet ilkesine bağımlı kalarak, dış politik karar alma sürecini geçmişte olmadığı kadar şeffaf ve demokratik bir hale getirme yolunda olumlu adımlar atmakta. Ülkede her düzeyde kurumsal bağlamda yeniden yapılanma sürerken dünyanın bu tarafında az görülen bir başarı gerçekleşmek üzere. Bu başarı demokrasi ve güvenliği barıştırmaktır. Rusya tarafından bakınca ise kurumsal bir yeniden yapılanma şart. Aynı zamanda bir demokrasi-güvenlik gerilimi yaşandığı ve tercihin güvenlik olduğu gözleniyor. İç politik ve ekonomik yapıdaki görece istikrarsızlık dış politikada güç, havuç-sopa metotları ve caydırıcılık gibi daha fazla eski dönemi anımsatan metotları öne çıkarıyor.

İlişkilerin Geleceği

Daha özelde Türk-Rus ilişkilerinin geleceğine bakacak olursak, bu ilişkiler ikili, bölgesel ve uluslar arası bir dizi gelişme etrafında şekillenecektir. Putin’in Türkiye ziyareti ile bir anlamda bütün bu gelişmeler ülke gündemine girecek ve belirleyici etkisini gösterecek. İkili ilişkilerde iki ülke arasındaki ticaret, Türk ve Rus işadamlarının karşılıklı yatırımları, mavi akım projesi ve doğal gaz alımı, Boğazlardan geçen Rus tankerleri, Trakya yada Anadolu’dan geçebilecek ortak petrol boru hattı, Çeçen sorunu, Rusya savunma sanayinin arzı, PKK kalıntılarının Rusya’da muhtemel faaliyetleri belirleyici olacak. İkili ilişkilerde orta vadede çözülemeyecek sorun yok gibi gözükmekte. Her iki ülkede hakim olan anlayış ikili ilişkiler üzerinde daha fazla yoğunlaşma ve daha pragmatik tavır almadır. Putin’in ziyareti sırasında imzalanacak olan yarım düzine anlaşma hem karşılıklı birbirini daha iyi tanıma, hem de yapıcı ilişkiler kurma anlamında faydalı olacaktır.

Bölgesel bağlamda ilişkiler Rusya’nın enerji jeopolitiği, yakın çevresi olarak değerlendirdiği bölgelerle ilişkiler, Baku-Ceyhan boru hattı, Kafkaslarda yaşanan etnik ve ayrılıkçı sorunlar, bölgedeki Rus askeri varlığının uluslar arası anlaşmalara göre azaltılması ve Irak savaşı üzerinden yaşanan gelişmeler ile şekillenmekte. Azeri ve muhtemelen Kazak petrolünün önemli bir kısmını dünya pazarına taşıyacak olan Baku-Ceyhan boru hattına Rusya’nın yaklaşımı başından beri dostça olmamıştır. Rusya’nın Hazar havzasındaki konumunu ve petrol arzı politikasına zarar verecek bir unsur olarak algılanmıştır.

Öte yandan son dönemde gerek Mavi Akım projesi, gerekse Türk-Rus ortak petrol boru hattı projeleri bu konuda “düşük profil“ bir politikanın ortaya çıkmasına imkan vermiştir. Rusya’nın Gürcüstan ve Ukrayna’ya karşı izlediği politika Türkiye’de soğukkanlı bir şekilde izlenmiş ve yapıcı bir tavır sergilenmiştir. Bölgesel dengeleri daha fazla gözeten bir Rusya ile bu bağlamda fazla sorun yaşanmayacağı söylenebilir.

Uluslar arası bağlamda ise ABD’nin bölgedeki varlığı, uluslar arası terör, Rusya’nın İran, Çin ve Hindistan ile yakınlaşması, BM içerisinde yaşanan yönetim krizi gibi faktörler etkili olmakta. Afganistan ve Irak savaşları, Balkanlar, Ortadoğu ve Rusya’nın güneyinde ve yakın çevresinde Amerikan askeri varlığı bir yanda teröre karşı savaşta etkili olacağı düşünülse dahi, Rusya’da önemli bir kesim tarafından bir kuşatma hareketi olarak algılanmakta. Soğuk savaş sonrası dönemde ortaya çıkan Amerikan askeri tektaraflılığı Rusya ve Asya’nın büyük devletleri ile aynı zamanda Fransa ve Almanya gibi muhalif Avrupalı devletleri aynı çizgi etrafında toplanmaya zorluyor. Ancak bir Amerikan karşıtı bloğun ortaya çıktığını söylemek çok fazla spekülatif olacaktır. Öte yandan global baskı bu geniş coğrafyada blokların ve tüm taraflara zararlı güvenlik ikilemlerinin ortaya çıkmasına yol açmakta.

Rusya’nın oynayacağı bölgesel ve uluslar arası rol bu geniş coğrafyada barışın tesisinde önemlidir. Batı yanlısı ve karşıtı bir bölünmenin uzun yıllarca yaşanan bir çeşit diyalektik çatışma ortamını yeniden üretmenin dışında bir sonucu olamayacaktır. Özellikle Avrupa içerisindeki farklılıklar akla gelirse bu bölünmenin çok anlamlı olmadığı ortaya çıkacaktır. Rusya’nın bu bölünmeleri üretebilecek politikaları son tahlilde Türkiye için zararlı olabilecektir.

Rusya’nın iç politikada istikrarı sağlaması, ekonomisini düzene koyması, insan hakları ve demokrasi karnesini geliştirmesi hem Türk-Rus, hem de bütün bölgenin geleceği açısından önemli. Türk-Rus ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde gelişmesi aynı zamanda bu sonuca hizmet edebilir. Avrasya’nın bir barış ve istikrar coğrafyası olarak ortaya çıkması bu iki ülkenin istikrarlı olması ve iyi ilişkiler geliştirmesi, özellikle Avrupa Birliği ile olmak üzere dünyanın geri kalanı ile iyi ilişkiler içinde olması, Avrasya coğrafyasında yaşayan ülkeler için evrensel normlar ve değerlerin, iyi yönetimin en az diğer başarılı örneklerinde olduğu gibi önemli olduğunun sürekli akılda tutulması ile olur. Putin’in Türkiye ziyareti sırasında söylenecek son söz iki yıl arayla gerçekleşen Türkiye ve Rusya arasındaki üst seviye diplomatik ziyaretlerin bu amaca hizmet edeceğidir...

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2572 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 607
Asya 76 1001
Avrupa 13 619
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 281
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1327 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 277
Orta Doğu 18 584
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1950 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 1950

Son Eklenenler