Nabucco Projesi Işığında Enerji Politiği

Haber

Sadece bir opera olmakla kalmayan Nabucco, ismini verdiği doğalgaz boru hattı projesiyle de son günlerde sıkça adından bahsettirmektedir. Soğuk Savaş zamanının askeri merkezli güvenlik algısı günümüzde yerini daha geniş alanlarda tanımlamaya bırakmıştır. Bu alanlardan birisi de enerjidir....

Sadece bir opera olmakla kalmayan Nabucco, ismini verdiği doğalgaz boru hattı projesiyle de son günlerde sıkça adından bahsettirmektedir. Soğuk Savaş zamanının askeri merkezli güvenlik algısı günümüzde yerini daha geniş alanlarda tanımlamaya bırakmıştır. Bu alanlardan birisi de enerjidir. Dolayısıyla güvenlik söz konusu olduğundan enerji bazında devletler daha dikkatli ve duyarlı davranmaktadır. Bu hassasiyetlerden ötürü uzun süredir netleştirilemeyen Nabucco’ya dair, Prag sonrası ilgili devletler tarafından yapılan açıklamalarda sonuca yaklaşıldığının sinyalleri verildi. AB’nin enerjiden sorumlu üyesi Andris Piebalgs geçtiğimiz günlerde The Guardıan’a verdiği demeçte, Türkiye’nin %15 talebinden vazgeçtiğinden ve maliyete dayalı geçiş ücreti konusunda anlaşma sağlandığından bahsetti.


Türkiye uzun süredir, bu projede "karar mekanizmalarında yer alma talebinde ısrarcı olmaması" yönünde baskı altında bulunmaktadır. Kamuoyu tarafından bilinen orta-uzun vadeli bir enerji politikasının eksikliği, kanunlar nezdinde gerekli çalışmaların başlamamış olması ve ilgili birimlerin bu projedeki yetki alanının belirsizliğini koruması enerji politikası konusunda Türkiye’deki kafa karışıklığının sürdüğünü gösteriyor. Doğalgaz ihtiyacının %7’sini üretebilen bir ülke için oldukça maliyetli bir kafa karışıklığı olsa gerek. Zira Nabucco Projesi, ilgili projelere örnek olması, AB ile Türkiye arasında oluşturulması amaçlanan ortak enerji politikasına temel teşkil etmesi, AB tarafından hedeflenen kaynak çeşitliliğine katkısı ve AB’yi Rusya kaynaklı bir enerji çıkmazından kurtarması açısından gerekliliği gün geçtikçe artan bir projedir. Türkiye’nin de bu projede talip olduğu rol, yıllardan beri transit ülke olmaktır. Ancak transit ülke olmak, kendi topraklarında, kendi kaynaklarınla veya yabancı kredilerle yapılan ve sabit tarifeli bir boru hattından ibarettir. Oysa Türkiye, bu proje dahilinde sadece bir “bekçi“ değildir, o nedenle atılan adımlar da günü kurtarmaya yönelik olmamalıdır. Türkiye’nin enerji konusunda kendini yeniden tanımlamaya ihtiyacı vardır. Kimileri için hala bir hayal olan Nabucco’nun somutlaşmaya başlayacağı önümüzdeki günlerde – ki Haziran’da imzaların atılması söz konusu- hedeflerin ve beklentilerin de somutlaştırılması gerekmektedir.


Yaklaşık 7.9 milyar euroluk projenin, ortakları da talipleri de, değişen küresel değerlerle hızla artmaktadır. Yalnızca ekonomik bir değer olmakla kalmayan enerji, değer biçilen bol sıfırlı rakamlarla bir yandan özel sektörün iştahını kabartırken diğer yandan da değişen dengelerle beraber yeni siyasi ortaklıklara da vesile oluyor. Doğalgaz ve petrolün başını çektiği enerji sahası, siyasal açıdan ring haline geldi. Bir yanda 90’larda Rusya’yı by-pass ederek Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattına desteği ile Kafkas çemberine katılan ve günümüzde nakil potansiyeli bakımından Türkiye’yi küresel piyasaya entegre etmeye çalışan ABD ile petrol-doğal gaz üretimi ve transferi bakımından Soğuk Savaş döneminde elde ettiği avantajlı konumunu muhafaza etmeye ve genişletmeye çalışan siyasi istikrarsızlıktan arınmış bir Rusya , diğer yanda Kafkaslarda baş gösteren yeni yaklaşımlar (Rusya ve Azerbaycan’ın sıklaşan temasları, Türkmen Başı’nın ölümünden bu yana hızla değişen Türkmenistan enerji politikaları), öte yanda da İran vasıtasıyla sahaya kanalize olmaya çalışan Çin ve AB’nin arz güvenliği açısından enerji konusundaki bağımsızlık çabaları ve son olarak da Kuzey Irak-Bağdat anlaşmazlığının şimdilik önünü kestiği bir Arap sermayesi ve Kazakistan seçeneğinin bertarafı söz konusu. Birçok aktörün rol aldığı Hazar sahnesi ve Kafkaslar hızla ısınan bir bölge aslında.


Hali hazırda masaya yatırılmış pek çok doğalgaz boru hattı projesi mevcut. Tüm bu projelerde beraberinde çeşitli kaygıları getirmektedir. Bu boru hatlarının uzun vadede jeopolitik anlamda birer diplomatik silaha dönüşebilme riskleri ön görülürse, bu projelerin ağır aksak işlemelerinin nedeni anlaşılabilir sanırım. Bölgenin birbirinden bağımsız gibi görünen iç içe geçmiş dinamikleri ve gelişmelerin tahmini güç oluşu sebebiyle, projeler yanıltıcı sonuçlar da verebiliyor. Zira, AB geçmiş acı tecrübelerinden çıkardığı derslerle Kafkas haritasına yön vermektedir.


Rusya`dan sonra dünyanın ikinci büyük doğalgaz rezervlerine sahip İran’ın Nabucco’ya dahil olma isteğinin reddi sonrası ağırlık verdiği “Pers Boru Hattı Projesi“, Putin iktidarının yeniden tanımladığı enerji stratejisiyle beslenen “Güney Akım Projesi“ ve daha bir çok irili ufaklı açılması planlanan hatla, Kafkaslar ve Ortadoğu’yu bir örümcek ağına benzetmek mümkün.


Lakin ülkelerin kendileri için bekledikleri kurtarıcı bu projelerin hiçbirisi değil. AB ülkelerinin geçtiğimiz günlerde Rusya ile yeniledikleri anlaşmalardan, AB’nin enerji konusundaki “ tam bağımsızlık“ beklentilerinin şimdilik çok uzak olduğunu görebiliriz. Ve yahut Nabucco Projesi’nden umulanların fazla gerçekçi olmadığını, proje önünde bekleyen gaz yetersizliği engeli kapsamında yorumlayabiliriz.

Sabırsızlıkla beklenen projeler, enerji adına büyük sıçramalar yaratmasa da, gelişen olaylar gösteriyor ki Kafkas sahnesi siyasal anlamda pek çok sıçramaya sahne olacak.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Birleşik Devletler uzun süredir Rusya’yı nihai bir çöküş sürecindeki güç olarak gördü. Bu değerlendirme, 1980’lerde Sovyetler Birliği’nin açık emperyal aşırı yayılma belirtileri göstermesiyle şekillendi; önce Varşova Paktı’nın, ardından Sovyetler Birliği’nin kendisinin dağılmasıyla pekişti.;

İkinci Dünya Savaşı sonrası iktisat yazınının uzun bir bölümü, kapitalizmi tekil ve homojen bir sistem olarak ele almış; farklılıklar yalnızca gelişmişlik düzeyi ya da politika tercihleri düzeyinde aranmıştır. ;

İsrail'in 'nation in arms' (silahlanmış millet) kavramı üzerinden literatüre taşınması, hem devlet yapısını hem de bu yapıya özgü sistematiği özetleyen analitik bir çerçeve sunmaktadır. İsrail ordusunun bu tarihsel kökeni ülkeyi sivil-asker ilişkileri açısından karşılaştırmalı siyaset yazınında dikk...;

Dünya iktisat tarihi1, 18. yüzyılın sonuna kadar tek bir devasa gücün gölgesinde şekillenmiştir: Çin. MÖ 221’de ilk imparatorluğun kurulmasından MS 1800 yılına kadar geçen süreçte Çin, sadece bir devlet değil; kendi kurallarını, kendi teknolojisini ve kendi finansal evrenini yaratan bir "medeniyet-d...;

Orta Doğu, yıllardır jeopolitik değişikliklerden en çok etkilenen bölgelerden biri olarak kalmaktadır. 21. yüzyılın başından bu yana bölge, güvenliği tehdit edecek birçok durumla karşı karşıya kalmıştır. Günümüzde, Orta Doğu’nun çeşitli bölgelerinde yaşanan değişikliklere, İsrail-İran ekseni boyunca...;

Türk milletinin sosyo-psikolojik kodları incelendiğinde, zorlu coğrafi koşulların getirdiği pratik, hızlı karar alabilme yeteneği öne çıkmaktadır. Ancak yerleşik hayata geçiş ve geniş coğrafyalara yayılma sürecinde, toplumun kriz anlarında sığındığı pratik çözüm yolları, zamanla kurumsallaşamamış bi...;

Dünyanın en nüfuzlu girişim sermayesi Andreessen Horowitz (a16z), 28 Ağustos 2026'da ilk kez yalnızca donanıma odaklanan 1,1 milyar dolarlık Machine Age fonunu kurduğunu duyurdu. Fon çip, bellek, ağ ekipmanı, depolama, veri merkezi ve robotik alanlarına yatırım yapacak.;

Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî m...;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.