Sahipsiz Azınlık Raporu

Makale

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e bağlı 78 üyeden oluşan İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun, 30’u aşkın üyenin katıldığı ve 7 kişinin ret oyu verdiği “Azınlık Raporu”nu açıklamasının yankıları sürüyor. Raporun hazırlanmasında önemli rol oynayan kurul başkanı İbrahim Kaboğlu ve Baskın Oran ise birbirleriyle çelişen açıklamalarına rağmen raporu savunmaya devam ediyorlar....

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e bağlı 78 üyeden oluşan İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun, 30’u aşkın üyenin katıldığı ve 7 kişinin ret oyu verdiği “Azınlık Raporu“nu açıklamasının yankıları sürüyor. Raporun hazırlanmasında önemli rol oynayan kurul başkanı İbrahim Kaboğlu ve Baskın Oran ise birbirleriyle çelişen açıklamalarına rağmen raporu savunmaya devam ediyorlar.

Raporun en önemli noktaları olan anayasanın değişmesi teklif dahi edilemez maddelerin değiştirilmesinin istenmesi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını “alt kimlik“ ve “üst kimlik“ kavramları altında ayrılması meseleleri, Türkiye’yi Atatürk’ün öngördüğü muasır medeniyet seviyesine ve AB demokrasisi düzeyine ulaştırmak amacındadır iddiasını taşımaktadır.

Kurul Başkanı İbrahim Kaboğlu, bu iki meselenin ve yine değişikliği teklif edilen “milletin bölünmez bütünlüğü“ kelimelerinin geçtiği maddenin üzerinde tartışılabileceğini söylerken, Baskın Oran, yaptığı açıklamalarda bu maddeleri savunuyor ve bunların evrenselliğini ve Sevr paranoyasının artık atlatılması gerektiğini anlatıyor. Bu arada raporun oya son kez sunulmadan bir gün önce bile değişikliğe uğradığı ve üyelerin bu son değişiklikleri okumadan oy verdikleri de biliniyor.

Peki, şimdi bu rapor ne olacak? Başbakanlık antedi taşıyan rapor ne Başbakanlık ne de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından sahiplenilmedi. Adeta bağımsız bir çalışmaymış muamelesi yapıldı ki Kaboğlu’da bu kanaatte olduğunu söylüyor. Ayrıca raporun oylamasında kabul oyu veren 20 küsur kişi dışında 78 üyeli kuruldan hiç kimse de bu rapor hakkında sahiplenici bir açıklama yapmadı. Ayrıca Avrupa Birliği yetkilileri de Azınlık Raporuna yapılan eleştirilere karşı herhangi bir açıklamada bulunmadı. Bunun bir sebebi de en son açıklanan AB Komisyon Raporundaki Lozan’ın Azınlık kabulü dışındaki Azınlık tanımına Türkiye tarafından şiddetle karşı çıkılması ve AB’nin de bu konuda geri adım atmasıdır.

Raporun nihai hedefinin Türkiye’nin demokratikleşmesi ve diğer kimliklerin de artık tanınması olduğu ifade edilirken esasen Kürtler, Lazlar ve Çerkezler gibi grupların da azınlık sayılması gerektiği belirtiliyor. Baskın Oran’ın da şaşkınlıkla karşıladığı bir şekilde en önce Kürt önde gelenleri “Azınlık“ sayılmak istemediklerini bunun yanlış olduğunu belirttiler.

Bir de resmen “Azınlık“ grupları var ki, onlar tam manasıyla ortada kaldılar. Çünkü onlar Lozan Antlaşmasıyla Türkiye’de resmen Azınlıklar. Bundan dolayı yıllardır yaşadıkları Azınlık psikolojileri var. Sayılarının Türkiye nüfusu oranına göre çok az olmasından dolayı ancak mevcut antlaşmalar bağlamında koruyabildikleri hakları var. Fakat her ülkede olduğu gibi onların da çeşitli çekinceleri var. Bununla birlikte dünyanın hiçbir ülkesinde resmen Azınlık olmakla birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nde ki kadar rahat ve huzur içinde olmadıklarının farkındalar ve devletle mümkün olduğu kadar barışık yaşamaya çalışıyorlar. Hatta Azınlık kelimesinden bile memnun olmadıklarını zaman zaman belirtmektedirler. Bu grup adına talep edilen azınlık hakları karşısında yine suskunluklarını korumakta ve gelişmeleri izlemektedirler. Esasen resmen “Azınlık“ oldukları için ilk başta konuşmaları gereken topluluk olmalarına rağmen rapordan pek de emin olmadıkları anlaşılıyor.

Sonuç olarak “Azınlık Raporu“ büyük bir tartışma konusu oluşturmakla birlikte Türkiye’de ki karar alıcı hiçbir mekanizma içindeki hiçbir kurum tarafından olumlu karşılanmadı. Raporun haklarını savunduğu gruplar ise çok az bir kısmına onay vermektedirler. Raporun cümleleri tek tek ayıklandığı zaman görülecektir ki içinde doğru olan noktalar da vardır. Fakat bunlar zaten bilinen ve kabul gören, Türkiye’nin vatandaşları için öngördüğü reformlardır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasından ve temel sütunlarından rahatsızlığını açıklayan ve bunların temelden değişmesini talep eden bu zihniyet batılılaşmayı öngördüğünü söylemesine rağmen, batıdan bu konuda bir ses çıkmamıştır. Özellikle AB ülkelerinde Anayasanın onayı gündemde olduğundan, bir ülkenin iç işlerine karışıyor görünmekten de kaçınıyorlar. Çünkü tüm ülkelerin genel çekincesi Anayasa sonrası iç işlerinde rahat hareket etme kabiliyetini de kaybetmek olduğundan raporun bu yüzden de zamanlaması kendi adına biraz kötü olmuştur.

* TASAM Siyaset Bilimi Uzmanı

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2860 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1156
TASAM Avrupa 23 663
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Münih güvenlik raporu yayınlandığı tarihlerde raporun bir özetini yapmış ama ne anlama geldiği ve ileriye dönük neler olabileceği bağlamında bir şerh düşmemiştim. Bu yazıda Batı’nın ontolojik yorgunluğunu, yaşanan siyasi tıkanmayı, kurumsal aşınmayı ve derin çaresizlik duygusunu bahse konu rapor ...;

Ekonomi, güvenlik ve iç politika konularının tümü Starmer hükümetini Brüksel'e doğru yönlendiriyor. Geçen hafta Donald Trump ve Sir Keir Starmer, ulusa hitaben büyük konuşmalar yaptılar. ;

“Felsefe griyi griyle boyadığında, hayatın şekli yaşlanır ve bu griyle gençleşemez, ancak anlaşılabilir; Minerva'nın baykuşu kanatlarını ancak alacakaranlığın gelişiyle açar.” — G.W.F. Hegel, Hukuk Felsefesi ;

2023 sonundan itibaren Yemen merkezli Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep hattında ticaret gemilerine yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretinde ciddi aksamalara yol açmış; birçok gemi Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu üzerinden daha uzun rotalara yönelmiştir.;

Kuantum rekabeti, laboratuvar atılımlarından altyapı yönetimine doğru kayıyor. ABD, Çin ve Avrupa'nın farklı kuantum devlet yönetimi modelleri izlemesiyle, kuantum teknolojileri rekabet eden ekosistemler arasında parçalanabilir.;

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) kuzey kanadındaki jeostratejik koşullar son yıllarda önemli ölçüde değişti. Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımı, kuvvet yapısındaki değişiklikler ve askeri teknolojideki gelişmeler, hem silahlanma yarışı istikrarı hem de kriz istikrarı söz konusu olduğ...;

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) kuzey kanadındaki jeostratejik koşullar son yıllarda önemli ölçüde değişti. Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımı, kuvvet yapısındaki değişiklikler ve askeri teknolojideki gelişmeler, hem silahlanma yarışı istikrarı hem de kriz istikrarı söz konusu olduğ...;

Batı'daki tartışmalar yapay zekanın insanları tamamen yerini almasına odaklanırken; Çin'de ise öngörücü bir duruma yönelen işlevsel yeniden yapılanmaya vurgu yapılıyor. Manşetler artık tahmin edilebilir durumda. Amerika Birleşik Devletleri çip ihracatını kısıtlıyor.;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

  • 2021
  • Türkiye - Güneydoğu Asya

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.