Doların Egemenliğinin Son Bulması Demek, ABD’nin Tek Süper Güç Olmaktan çıkarak Primus Inter Pares (eşitler Arasında Birinci) Olmayı Kabullenmesi Demektir.

Alıntı

Doların egemenliğinin son bulması demek, ABD’nin tek süper güç olmaktan çıkarak primus inter pares (eşitler arasında birinci) olmayı kabullenmesi demektir. Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan yeni bir uluslararası para sistemi talep eden açıklamasıyla bombayı patlattı....

Doların egemenliğinin son bulması demek, ABD’nin tek süper güç olmaktan çıkarak primus inter pares (eşitler arasında birinci) olmayı kabullenmesi demektir.
Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan yeni bir uluslararası para sistemi talep eden açıklamasıyla bombayı patlattı. Bu, öyle bir bomba ki Başkan Zhou’nun önerisi kabul edildiği gün, küreselleşmenin yüzyılı olan 21. yüzyıl gerçek anlamda başlamış olacak. Çin, dolar egemenliğine son verecek bombanın fitilini ateşledi. "Artık dolar istemiyoruz" dedi. "Keynes’in 1944 yılında Bertton Woods’da savunduğu ama muzaffer ve mağrur Amerikalılara kabul ettiremediği fikre, ’dünya parası’ (Bancor) fikrine geri dönmenin zamanıdır" dedi.


Çin ne istiyor? Gayet basit: "Dış ticaret fazlası ile büyüyen bir ekonomiyim, bundan da vazgeçmeye niyetim yok" diyor. Üretiyorum ama yemiyorum, yemediğimi de başta Amerikalılar olmak üzere dünyaya satıyorum, istihdamımı ve gelirlerimi artırıyorum. Bu büyüme modelim sürekli cari işlemler fazlası üretiyor, bu fazlayla da gidip neredeyse tek uluslararası rezerv para olan dolar cinsinden varlıklar satın alıyor, kasama istif ediyorum" diyor. "İstif ediyorum da ne oluyor? Helikopter Ben işleri çığırından çıkardı, durmadan dolar basıyor, Obama da bütçe deliğini genişlettikçe genişletiyor, bu doların sonu kötü, ben artık almayayım" diyor.


Tabii ki Başkan Zhou böyle demedi. Bu benim yaptığım özgün bir arka plan okuması. Ama işin özü budur. Çin ABD’nin küresel dengeleme planına karşı çıkıyor. ABD, dolar egemenliği devam etsin ancak Çin parasını dalgalanmaya bırakarak değerinin yeterince artmasına izin versin istiyor. Ayrıca Çin iç talebi desteklesin, sosyal devleti geliştirsin ve böylelikle dış ticaret fazlalarına son versin istiyor. Bu arada da Çin’in 2 trilyon dolarlık rezervlerinden bir bölümünü IMF’nin kullanımına vermesini, IMF de bu paralarla (dolarlarla) cari açık veren ekonomileri destekleyerek küresel talebe katkı yapmasını talep ediyor ABD.


Bu da hiç kuşkusuz temel küresel dengesizliği düzeltmenin bir yolu. Ancak çok zaman alacağı gibi, Çin’i bilmediği, dolayısıyla ürktüğü yeni bir ekonomik yapılanmaya zorluyor. Çin bildiği yoldan fazla sapmak istemiyor. Zaten kriz temel dengesizliği değiştirmedi. Çin yine dış ticaret fazlası veriyor. İhracat düştü ama ithalatı da düştü. Dolarlar cinsinden varlıkları istif etmeye devam ediyor ve bu varlıkların gelecekte büyük değer kayıplarına uğramasından endişe ediyor. Çin için önemli olan dolarla ifade edilen enerji ve emtia fiyatlarının istikrarlı olması. Yarın öbür gün kriz bitiğinde enerji ve emtia fiyatlarının çıldırmasından korkuyor.
Çin ad hocbir dünya parası yaratılmasını istiyor. Bu paranın değerini, dünyanın önde gelen ekonomilerinin büyüklükleri ile ağırlıklandırılmış paralarının değerleri belirleyecek. Bu parayı yaratmanın kuralları olacak. Dünya ticaretinin ihtiyacı kadar arzı esnek tutulacak ama ulusal bir ekonominin (yani ABD’nin) ulusal ihtiyaçlarına göre de basılmayacak. Bu para IMF bünyesinde sınırlı kullanımı olan SDR’lerin (özel çekiliş hakları) kapsamı ve işlevi genişletilerek yaratılacak ve bu dünya parası adım adım doların uluslararası rezerv olarak yerini alacak.


Bu öneri hem teknik olarak uluslararası finans sisteminin istikrarını sağlamada daha etkili olacaktır hem de daha adil bir küresel ekonominin oluşmasına yardımcı olabilir. Ama ABD’nin hiç işine gelmez. Doların egemenliğinin son bulması demek, ABD’nin bütçe ve cari açıklarını kontrol altında tutmak zorunda kalması demektir. Askeri harcamalarını artırırken bu artışın tümüyle Amerikan vergi mükelleflerinin sırtına bineceğini kabul etmesi demektir. Kısacası, ABD’nin tek süper güç olmaktan çıkarak primus inter pares (eşitler arasında birinci) olmayı kabullenmesi demektir.


ABD direnecektir. Dünyanın 3 no’lu dolar rezervi sahibi olarak Rusya, Çin’i destekleyecektir. AB ekonomik olarak Çin’i destekler ama siyaseten ABD’yi de satmak istemeyebilir. Çin ağırlığını koymuştur. Buradan geri dönüş yoktur. Yeni düzen zaman alacaktır ama doların gün batımı da başlamıştır.

Kaynak: 26.03.2009 / Referans Gazetesi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Güney Kore'nin 2026 yılında Rusya'nın Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ilk konteyner deneme seferini gerçekleştirme hazırlıkları, Arktik'in geleceği hakkındaki tartışmalarda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seul hükümeti, yaklaşık 3.000 TEU kapasiteli bir konteyner gemisini Busan'dan Rotterdam'a Ar...;

Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür. Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Tü...;

Nasyonal sosyalizm, yirminci yüzyılın ilk yarısında insanlık tarihinin en yıkıcı siyasi, askeri ve ideolojik felaketlerinden birine imza atarken, geride bıraktığı kurumsal ve maddi enkaz kadar, doğası hala tartışılan fiktif bir iktisadi model de bırakmıştır.;

Modern ekonomi coğrafyası ve kurumsal iktisat yazını, ulus devletlerin homojen birer iktisadi bütün olduğu varsayımını uzun süre önce terk etmiştir. Bu terk edişin ve kurumsal patika bağımlılığı (path dependency) olgusunun Avrupa kıtasındaki en nevi şahsına münhasır laboratuvarı hiç kuşkusuz Polonya...;

Askeri tarih, stratejik düşünce ve ekonomi-politik arasındaki bağ, insanlık tarihi kadar eskidir. Sahadaki mücadele yöntemleri çağlar içinde teknolojik ve kurumsal kabuk değiştirse de insan felsefesinin ve karar alma mekanizmalarının temel mantığı değişmeden kalır. ;

2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG(Armenian International Policy Research Group)ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan ülkeler arasında ekonomik işbirliği olasılıklarının “üre...;

İktisat ve siyaset tarihinin en büyüleyici paradokslarından biri, modern serbest piyasa ideolojisinin ve liberalizmin entelektüel beşiği olan Büyük Britanya’da, 1945 yılının temmuz ayında yaşanmıştır. II. Dünya Savaşı’nı kazanan koalisyon hükümetinin muzaffer lideri Winston Churchill, Avrupa’da sila...;

İktisat bilimi, geleneksel anlatıda piyasaların işleyişini, kaynakların dağılımını ve refahın artırılmasını inceleyen "masum" bir akademik disiplin olarak tasvir edilir. Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı varoluşsal krizle birlikte iktisat; matemati...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.