ABD Başkanlık Seçimlerinde Üçüncü Partinin Rolü

Haber

Amerikan siyasal sisteminin iki partiye dayalı olarak işlediğine dair yaygın bir kanaat var. Hukuken seçimlere veya diğer siyasi faaliyetlere ikiden fazla partinin katılımının önünde herhangi bir engel olmamasına rağmen Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti dışında şimdiye kadar Amerikan siyasi hayatında hakimiyet kurmuş başka bir siyasi harekete rastlanmadı....

Amerikan siyasal sisteminin iki partiye dayalı olarak işlediğine dair yaygın bir kanaat var. Hukuken seçimlere veya diğer siyasi faaliyetlere ikiden fazla partinin katılımının önünde herhangi bir engel olmamasına rağmen Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti dışında şimdiye kadar Amerikan siyasi hayatında hakimiyet kurmuş başka bir siyasi harekete rastlanmadı.

Stratejik Yorum No: 31

Cenap Çakmak

Amerikan siyasal sisteminin iki partiye dayalı olarak işlediğine dair yaygın bir kanaat var. Hukuken seçimlere veya diğer siyasi faaliyetlere ikiden fazla partinin katılımının önünde herhangi bir engel olmamasına rağmen Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti dışında şimdiye kadar Amerikan siyasi hayatında hakimiyet kurmuş başka bir siyasi harekete rastlanmadı.

Bu açıdan bakınca Amerikan siyasi sisteminin iki partiye dayalı olarak işlediğini iddia etmek çok yanlış değil. Zira bu iki parti sistemin hakim unsurları olup siyasi iktidar bu iki parti arasında el değiştirmektedir. Gerçi bazı federe devletlerde bu iki parti dışında küçük partiler mevcut; ancak bunların parti sisteminde etkinliğinden söz etmek mümkün değil. Zira sivil savaştan beri başkanlık ve Kongre seçimlerinde asıl çekişme Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasında olmuş ve iktidar bu iki parti arasında el değiştirmiştir. Ancak bu gerçek hiçbir şekilde Amerikan siyasal hayatında zaman zaman dikkat çekici sonuçlar elde eden üçüncü partilerin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Nadiren de olsa aldıkları sürpriz sonuçların yanında çok marjinal sayılabilecek derecede az oy aldıklarında dahi üçüncü partiler seçim sonuçları üzerinde ciddi ve belirleyici bir etkiye sahip olabiliyorlar.

Amerikan tarihinde önemli üçüncü partileri hareketleri oldu. Bugün bile sistem içinde faaliyet gösteren birçok küçük parti var. Zaman zaman bu partiler önemli başarılar elde ettiler. 1968 yılında Amerikan Bağımsız Partisi adayı George Wallace toplam oyun yüzde 13,5’unu kazanırken 1924 yılında İlerleme Partisi adayı Robert La Follette sandığa giden seçmenlerin altıda birinin oyunu almayı başardı. Bir başka örnek, 1948 yılında, normalde Demokrat Parti’ye oy veren beş Güney eyaletini kazanan Eyalet Hakları Partisi’dir. 1990’larda ortaya çıkan Reform Partisi’nin kurucusu H. Ross Perot, bağımsız aday olarak katıldığı 1992 seçimlerinde %19 gibi çok sürpriz bir oran elde etti.

Üçüncü parti hareketlerine en yeni iki örnek yaklaşan Başkanlık seçimlerinde küçük partilerin ne kadar önemli olduklarını göstermek için yeterli. Bunlardan biri sağcı Patrick Buchanan diğeri ise solcu Ralph Nader. Amerikan siyaseti söz konusu olunca sağ ve sol kavramlarını kullanırken çok dikkatli olmak gerekiyor. Ne Buchanan’ın sağcı ne de Nader’in solcu olmadığını iddia etmek ve bu iddiaya gerçekçi gerekçeler bulmak mümkün. Ancak detaylı bir değerlendirme sonucunda Buchanan’ın merkez partilerin ‘daha’ sağında, Nader’in ise ‘daha’ solunda olduğunu söylemek gerek.

1960’larda Cumhuriyetçi olarak bilinen Buchanan 1966-1974 yılları arasında Başkan Nixon’ın yardımcısı ve konuşmalarını yazan kişiydi. 1992 yılında Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adaylığı yarışında George Bush’a meydan okudu. 2000 yılında tartışmalı bir süreç sonunda Federal Seçim Komisyonu’nun kararıyla, parti içinde bir grubun başka bir aday belirlemesine rağmen, Reform Partisi’nin resmi başkan adayı oldu. Aşırı korumacı ve milliyetçi söylemi ile birlikte eski Cumhuriyetçi bağlantısı düşünüldüğünde Buchanan’ın Cumhuriyetçi Parti’nin daha sağında yer aldığını ve Başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’ye gitmesi muhtemel oyların az da olsa bir kısmını –şayet seçimlere katılsaydı- alabileceğini söylemek mümkün. Bu anlamda Buchanan aslında seçimlerde sadece Cumhuriyetçilerin rakibi olurdu. Ancak Buchanan 2004 seçimlerine katılmıyor; dolayısıyla Bush için herhangi ciddi bir üçüncü parti tehdidi bulunmuyor.

Yelpazenin sol ucunda yer alan Ralph Nader son yılların popüler isimlerinden biri. Amerika’da yayınlanan popüler dergilerden biri O’nu yirminci yüzyılın en etkili yüz isminden biri olarak gösterdi. Lübnanlı göçmen bir ailenin çocuğu olan Nader çok parlak bir öğrencilik dönemi geçirdi; ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Princeton’dan lisans, Harvard’dan ise hukuk derecesi aldı. Daha çok küreselleşmenin ideolojisi olan ‘globalizm’e karşıtlığı ile öne çıkan Nader özellikle WTO, IMF gibi ekonomik küreselleşmenin baş aktörlerine yönelttiği sert eleştiriler ile tanınıyor. Söylemini küresel eşitlik ve adalet üzerine oturttu. Yeşil Parti’nin başkan adaylığı seçiminde adaylığını ilan ederken Nader kendisini ‘globalizmin neo-liberal güçleri’ne karşı demokratik prensipleri savunan ‘yeni halkçı’ biri olarak takdim etti. Bu söylemiyle Demokrat Parti’ye bir ölçüde benzeyen Nader seçimlerde Demokratların korkulu rüyası oldu ve olmaya devam ediyor.

Gelelim üçüncü partinin veya üçüncü adayın önümüzdeki seçimlerde oynayacağı role. Öyle görünüyor ki üçüncü aday olarak sadece Ralph Nader öne çıkıyor. Bush’u tehdit etmesi muhtemel Buchanan’ın seçimlere katılmaması Bush için önemli bir avantaj. Seçimlere yetmişin üzerinde aday katılacak olsa da anketlerde sadece üçü isme oy çıkıyor. Ve bunlardan üçüncü isim olan Nader Kerry için önemli bir tehdit. Bunun anlamı çok açık: Bush’un oylarını kaptıracağı bir üçüncü aday yokken, Kerry’nin oylarını çalması kuvvetle muhtemel olan Nader Demokratlar’a önemli ölçüde zarar verecekmiş gibi gözüküyor. Bu nedenle Demokratlar, asıl rakipleri olan Cumhuriyetçilerle uğraşırken Nader’i de ihmal etmiyorlar.

Nader’in özellikle Kerry ile Bush’un başa baş olduğu eyaletlerde yarışa katılması Demokratları fena halde endişelendiriyor. Zira böylesi kritik eyaletlerde, Demokratlar’a gitmesi muhtemel bazı oyların, Nader bu eyaletlerde yarıştığı için Nader’e gitmesi ihtimali, Kerry için bu eyaletlerin toptan kaybı anlamına gelebilir. Nader seçimden önceki son ay içinde anahtar konumundaki eyaletlerde kampanyalara devam edeceğini açıklamıştı. Bu da Demokratların endişelenmesi için yeterli bir sebep. Kimi Demokratlar Nader’in birkaç anahtar eyalette Kerry’den oy çalarak durumu Bush lehine çevirmesinden endişe ediyorlar. Gerçi Nader bu endişelerin yersiz olduğunu iddia ediyor. Nader destekçilerinin yarısının kendisi seçime girmese hiç oy kullanmayacak kişiler olduğunu, diğer yarısının ise Bush ile Kerry arasında eşit bir şekilde paylaşılacağını söylüyor. Ayrıca Bush’u devirmenin kendisi için bir öncelik olduğunu ve alabileceği en fazla oyu almak için çalıştığını belirtiyor ve ekliyor: “bizim problemimiz iki-parti sistemini değiştirmektir”.

Bu söylemiyle seçimlerde Demokratlar aleyhine ve Cumhuriyetçiler lehine bir etkisi olmayacağını ifade ederken Demokratları rahatlatmaya çalışıyor. Ancak anket sonuçları Nader’in Demokratlar için bir tehlike olduğunu ortaya koyuyor. Florida’da kayıtlı seçmenlerin katıldığı bir ankette ankete katılanların yüzde 47’si Bush’u, yüzde 45’i Kerry’yi desteklerken Nader’e destek yüzde iki oldu. Demokratların Florida’da adaylığına itiraz ettikleri Nader Yüksek Mahkeme’nin verdiği kararla eyalette seçimlere katılma hakkı elde etti. 27 ikinci seçmen sayısıyla Keryy’nin gözünü diktiği önemli eyaletlerden olan Florida Nader’e vereceği küçücük bir destekle bile Kerry’yi başkanlıktan edebilir. Iowa’daki kayıtlı seçmenler arasında yapılan ankette ise Bush’a desteğin yüzde 48, Kerry’ye yüzde 43 olduğu görülürken Nader yüzde üçlük bir destek gördü. Nevada’da ise Bush’un oy oranı yüzde 48, Kerry’ninki ise yüzde 46 olurken Nader’in yüzde ikilik bir desteğe sahip olduğu anlaşılıyor. Hata payının artı-eksi yüzde dört olduğu bu araştırmalarda Nader’e gidecekmiş gibi gözüken oyların ne derece etkili olabileceği Bush ile Kerry arasındaki farkın adı geçen eyaletlerde çok küçük olması göz önüne alındığında daha iyi anlaşılabilir.

Demokrat Parti söyleminden çok farklı olsa da bazı yönleriyle ona benzer bir söylemi dile getiren Nader, 2004 Başkanlık seçimlerinde özellikle bazı eyaletlerde sonucu etkileyebilir. Durumun Bush ile Kerry arasında başa baş göründüğü bu eyaletlerde Nader’in Kerry’den oy çalması Demokratların bu eyaletleri dolayısıyla da Seçmenler Kolejinde çoğunluğu Bush’a kaptırmaları sonucunu doğurabilir. Bu açıdan bakıldığında Nader 2004 seçimlerinde çok belirleyici bir rol oynayabilir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4777 ) Etkinlik ( 166 )
Alanlar
Afrika 64 1109
Asya 70 1701
Avrupa 13 1333
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 499
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2769 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 566
Orta Doğu 17 1130
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3304 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 3304

Son Eklenenler