Bush Nasıl Kazandı?

Haber

Amerikalılar ile birlikte bütün dünyanın merakla beklediği Amerikan Başkanlık seçimleri sonuçlandı. 2000 yılındaki kadar olmasa da çekişmeli geçen seçimleri George W. Bush kazandı ve 2008 yılı sonuna kadar Beyaz Saray’da kalma vizesi aldı....

Amerikalılar ile birlikte bütün dünyanın merakla beklediği Amerikan Başkanlık seçimleri sonuçlandı. 2000 yılındaki kadar olmasa da çekişmeli geçen seçimleri George W. Bush kazandı ve 2008 yılı sonuna kadar Beyaz Saray’da kalma vizesi aldı.

Stratejik Yorum No: 36

Cenap Çakmak

Amerikalılar ile birlikte bütün dünyanın merakla beklediği Amerikan Başkanlık seçimleri sonuçlandı. 2000 yılındaki kadar olmasa da çekişmeli geçen seçimleri George W. Bush kazandı ve 2008 yılı sonuna kadar Beyaz Saray’da kalma vizesi aldı.

Seçim sonuçları Bush ve Cumhuriyetçiler için olağanüstü bir başarı olduğu gibi Kerry ve özellikle de Demokrat Parti için gerçek bir yıkım olarak görülmek durumunda. Amerikan dış politikası ile ilgili eserleriyle bilinen ve Dış İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations-CFR) üyesi Walter Russell Mead sonuçların Demokratlar açısından “katastrofik” olduğu yorumunu yaptı. İki aday arasındaki oy farkı küçük olsa da sonuçlar Demokratların kesin yenilgisi ve Bush’un açık bir zaferi anlamına geliyor. Zira Demokratlar Kongre’nin her iki kanadında da –Senato ve Temsilciler Meclisi- kan kaybettiler. Senato’da Cumhuriyetçiler 55 sandalyeye sahip olurken Demokratlar ise 44’te kaldı. Halbuki bu rakamlar seçim öncesinde Cumhuriyetçiler için 51 Demokratlar için ise 48 idi. Temsilciler Meclisi’nde ise Cumhuriyetçiler sayılarını 231’e yükseltirken Demokratlar 205’ten 200’e geriledi. Demokratların hezimeti bunlarla sınırlı değil. Başkanlık yarışını kaybettikleri gibi 12 eyalette yapılan valilik seçimlerinin de hiçbirisini kazanamadılar. Üstüne üstlük, kazanmasına kesin gözüyle bakılan Senato Azınlıklar lideri Thomas Daschle seçim bölgesinde yarışı Cumhuriyetçi rakibine kaybetti. Bu kaybın sembolik ve psikolojik önemi büyük; zira bu kayıp Süleyman Demirel’in Isparta’da seçim kaybetmesi gibi bir şey.

<<>>

Böylece Demokratların 2000 yılında başlayan ve 2002 ara seçimlerinde kendini iyice hissettiren kan kaybı 2004 seçimlerinde artarak devam etti. 2000 yılında Başkanlık seçimlerini kaybetmelerine rağmen Demokratlar Senato’da çoğunluğu ellerinde bulunduruyorlardı. Çünkü Senato’nun sadece üçte biri Başkanlık seçimleri sırasında yenileniyordu. Senato 2000 seçimleri öncesinde, Clinton dönemi başarıları sayesinde, Demokratların elindeydi. 2002 yılında yapılan ara seçimlerde Cumhuriyetçiler, iktidarda olmalarına rağmen, tamamı yenilenen Temsilciler Meclisi’nde sayılarını arttırdıkları gibi, üçte biri yenilenen Senato’da da çoğunluğu ellerine geçirmeyi başardılar. İki yıl önceki bu başarı da ABD’de büyük yankı uyandırmıştı; çünkü iktidardaki partinin ara seçimlerde Kongre’deki temsil oranını arttırması sık rastlanan bir gelişme değildi.

2002 seçimlerinden sonraki iki yıl içerisinde iktidarda olmanın yaratacağı muhtemel dezavantajlara rağmen Bush ve Cumhuriyetçiler 2004 yılındaki Başkanlık seçimlerini hem de busefer açık bir farkla kazanmakla kalmayıp Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki konumlarını iyiden iyiye güçlendirmiş oldular. Bu açıdan bakınca 2 Kasım’da yapılan seçimlerin sonuçlarının Cumhuriyetçiler için olağanüstü bir başarı olduğu aşikar.

Peki Bush’un ve Cumhuriyetçilerin bu sürekli ve çizgisel başarılarının sırrı veya sırları ne?

<<>>

Bush’a başarıyı getiren temel faktörler:
Bush’un kararlılığı ve cesareti: Söyledikleri ve yaptıkları şiddetle eleştirilse de Bush verdiği kararlardan nadiren dönüyor. Hatta çok sık gaf yaptığı için alay konusu olsa da inisiyatif almaktan hiç çekinmiyor. Bu özelliği ile dünya kamuoyuna itici gelse de Bush Amerikan kamuoyu tarafından taktirle karşılanıyor. Üç sene içinde -hem de denizaşırı- girdiği iki savaş Amerika ve Amerikalılar için olumsuz sonuçlar doğurmuş olsa da savaşla ilgili verdiği kararlar Bush’un Amerikan halkını koruma kararlılığında olduğu şeklinde yorumlandı. Amerikan halkı, kararlılığı ve cesareti nedeniyle Bush’un terörle savaşta daha iyi bir tercih olduğu sonucuna vardı.

Bush sadece 2004 seçimlerinde cesur davranmadı. 2002 ara seçimlerinde, gündeminin yoğunluğuna rağmen Cumhuriyetçi Parti adaylarını desteklemek için seçim meydanlarına indi. Bunda şaşılacak bir şey yok denebilir. Ancak Amerikan siyasi sisteminde parti disiplini çok zayıf olduğu ve eyalet seçimleri söz konusu olduğunda Başkan’ın eyalet düzeyindeki adaylara desteği şart olmadığı için Bush’un bu desteği çok büyük bir kararlılık ve cesaret örneği olarak görülmelidir. Çünkü her şeyden önce Bush Cumhuriyetçi Parti’nin başkanı değildir. Kongre üyesi de değildir. Cumhuriyetçi Parti’nin 2000 seçimlerindeki adayıdır sadece. ABD’de adaylar parti için değil, parti adaylar içindir. Dolayısıyla ara seçimlerde Başkan’ın adaylara desteğinin parti kimliği ve sadakati ile bir ilgisi yoktur. Nitekim aynı seçimlerde hiçbir önde gelen Demokrat isim Bush’un yaptığı gibi mitinglere ve kampanyalara katılıp adaylara açık bir destek sağlamadı.

Bush’un bu desteği çok cesurca idi; zira Cumhuriyetçi adayların seçimlerde alacağı kötü sonuçlar Bush’a karşı Amerikan halkının bir güvensizliği şeklinde yorumlanabilirdi. Üstelik yine olası bir başarısızlıkta Cumhuriyetçiler Kongre’de sayısal üstünlüğü kaybedebilir; bu da bazı kritik durumlarda Kongre’ye şiddetle ihtiyacı olan Bush’u zor durumda bırakabilirdi. Adaylara Bush’un destek vermediği seçimlerin sonucunda Cumhuriyetçilerin azınlığa düşmesi Bush için o kadar önemli olmayabilirdi; çünkü bu durumda Kongre üyelerini ikna etmek nispeten kolay olurdu. Halbuki ara seçimlerde meydana inen Bush, şayet Cumhuriyetçiler yenilgiye uğrar ve Kongre’de azınlık durumuna düşselerdi örneğin savaşı finanse etme gibi konularda Kongre’yi ikna etmede oldukça zorlanacaktı. İşte böylesine büyük bir riski göze alan Bush 2002 seçimlerinde Cumhuriyetçi adaylara açık ve güçlü bir destek vermekle cesaretini ortaya koyuyordu.

<<>>

Bush’un inançlı ve muhafazakar kesimi cezp etmesi: ABD’nin inançlı kesimi her ne kadar geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti yönünde tercihini ortaya koysa da Bush’un muhafazakar kesimden her zamankinden daha fazla destek aldığı çok açık. Her fırsatta dini kimliğini ve dini değerlere bağlılığını ortaya koyan ve dini motifleri kullanmaktan hiç çekinmeyen Bush ABD’nin ortası ve güneyindeki desteğini iyice arttırdı. Kürtaj, kök hücre ve eşcinsel evliliği gibi Amerikalılar’ın önemli bir kısmının olumsuz tavır takındığı konularda kesin bir tavır ortaya koymakla Bush kararlılığını ve dini değerlere olan saygı ve bağlılığını gösterdi. Bu tutumu sayesinde de sandıkta önemli bir avantaj elde etti.

Karl Rove faktörü: Hemen hemen bütün siyasi analistlerin birleştiği bir nokta var ki o da Karl Rove ve ekibinin olağanüstü yetenekleri ve çabalarının Bush’un bu inanılmaz başarısında çok büyük bir rol oynadığı. Karl Rove gerek Amerikan kamuoyunun gerekse dünyanın yakından bildiği bir isim değil. Ancak Rove son altı yılda Bush’un başarısının ardındaki en önemli siyasi figürlerin başında geliyor. Parlak bir kariyeri olmamasına ve sorunlu bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmesine rağmen olağanüstü zekası ve organizasyon yeteneklerini acımasızlığı ve gayreti ile birleştirince Rove seçim sonuçlarını etkileyebilecek başarılara imza attı.

Rove ve çalışma arkadaşı Ken Mehlman çok ilginç ve bir o kadar da riskli bir yöntem deneyerek uzun vadede Cumhuriyetçi Parti’nin oyunu arttırma yoluna gittiler. Büyük bir sabır ve özveriyle çalışarak özellikle seçim yarışının başa baş geçmesi muhtemel eyaletlerde Cumhuriyetçi Parti’ye oy verme eğiliminde olabilecek seçmenleri tespit ettiler. Yıllar süren bir çaba ve 125 milyon dolardan fazla para harcayarak söz konusu bu kritik eyaletlerde bu kişilerin bilhassa son seçimlerde sandık başına gitmelerini sağladılar. 2 Kasım seçimlerinde yaşanan rekor katılım biraz da bu gerçekle açıklanabilir.

Aynı ikili Bush’un valilik yıllarından başlayarak yoğun bir çalışmayla zaten Cumhuriyetçi Parti’ye meyilli olan Texas’ı Cumhuriyetçilerin en güçlü kalesi haline getirdi. Böylece Seçmenler Koleji’ne gönderdiği ikinci seçmen sayısı istikrarlı bir şekilde artan ve bu nedenle de seçimlerde gittikçe daha da önemli bir konuma gelen Texas eyaleti tartışmasız bir şekilde Cumhuriyetçilerin kalesi haline geldi. Şu durumda Texas öylesine “Cumhuriyetçi” ki Demokratların orada kazanma ümitleri yok. Hal böyle olunca Cumhuriyetçiler ve Bush Texas eyaleti için gerek çaba gerekse yüklü miktarda para harcama zahmetinden kurtulmuş oldular.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4774 ) Etkinlik ( 165 )
Alanlar
Afrika 64 1108
Asya 69 1699
Avrupa 13 1333
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 499
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2766 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 566
Orta Doğu 17 1127
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3301 ) Etkinlik ( 70 )
Alanlar
Türkiye 70 3301

Son Eklenenler