İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu | Akil Kişiler Kurulu Toplantısı - 5

İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu’nun birincisinde oluşturulması önerilen, ikincisinde teyit edilen; ilk toplantısı 1 Mart 2012’de Bakü’de, 2. toplantısı 25 Mart 2013’te Kahire’de, 3. toplantısı 28 Ekim 2013’te Bağdat’ta, 4. toplantısı 20 Şubat 2014’te yine Bağdat’ta düzenlenen ISTTP (İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu) Akil Kişiler Kurulu 5. toplantısı 8 Mart 2015’te İslamabad’da 6. İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu marjında gerçekleştirilmiştir:

A. ISTTP Akil Kişiler Kurulu ve Diğer Katılımcılar Ortak Listesi

Süleyman ŞENSOY, TASAM Başkanı, Türkiye
Büyükelçi (E) Ömür ORHUN, İİT Danışmanı & TASAM, Türkiye
Prof. Dr. Zaleha KAMARUDDIN, Malezya İslam Üniversitesi Rektörü
Büyükelçi Dr. Mostafa DOLATYAR, IPIS Genel Direktörü, İran
Senator Müshahid Hussaın SYED, IPRI ( Islamabad Policy Research Institute )
Büyükelçi Humayun KABIR, BEI ( Bangladesh Enterprise Institute ) Direktörü, Bangladeş
Prof. Shamseldin Zeinal ABDIN, Khartum University, Sudan
Elnur ASLANOV, Cumhurbaşkanlığı İdaresi Siyasi Analiz ve Enformasyon Departmanı, Azerbaycan
Dr. Abdulaziz SAGER, GRC ( Gulf Research Center ) Başkanı, BAE
Major General (E.) Muniruzzaman, Bangladesh Institute of Peace and Security Studies (BIPSS)
Büyükelçi (E) Murat İLHAN, TASAM, Türkiye
Büyükelçi (E) Prof. Dr. Ali Engin OBA, TASAM Türkiye
Dr. Muharrem Hilmi ÖZEV, İSTTP (İİT Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu) Genel Sekreteri, Türkiye
Dr. Hatem EL KADI, IDSC Başkanı, Egypt


B. ISTTP 5. Akil Kişiler Kurulu Toplantısı Gündemi

01. Giriş
02. Akil Kişiler Kurulunun görevleri, işlevleri ve yeni üyeleri (2015 Eylem Planı)
03. İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu’nun kurumsallaşması ile ilgili müzakereler
04. İslam Dünyası’nda ve küresel düzeyde görülen gelişmeler karşısında Forum’un işlevi ve geleceği
05. İslam Ülkeleri’nde değişim ve dönüşüme düşünce kuruluşlarının stratejik katkılarına dair öneriler
06. İslam Ülkeleri’nin düşünce kuruluşları ile Batı’daki emsalleri arasındaki etkileşim üzerine mülahazalar
07. Diğer meseleler

Dökümanın tamamı için tıklayın.

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

Balkanlarda Türk mevcudiyeti Osmanlı öncesine dayanmakla birlikte, orada Türk varlığının güçlü bir şekilde hissedilmesi ve etkisini göstermesi, Osmanlı dönemine rastlamaktadır. Bu güç etkisinin iki neden bulunmaktadır. İlki, Osmanlıların Avrupa ve Balkanların genelinden farklı bir dini misyona sahip...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...