1.Türkiye - ABD Forumu

  • Yeni Dönem Türkiye- ABD İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler

Türkiye- ABD ilişkilerinin son dönemde kötüye gitmesiyle alakalı birçok yorum mevcuttur. İkili ilişkiler; “ortak tarih“, Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye’nin İran’la ilişkileri ve bilhassa tartışmalı Türkiye-Brezilya-İran nükleer zenginleştirme takası teklifi meselelerinden olumsuz yönde etkilenmiştir. Özellikle ABD Kongresi ile yaşanan bariz gerginlik; Türkiye-İsrail ilişkilerinin Gazze Filosu olayı üzerine kötüye gitmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bütün bu unsurlar gelişmiş, sağlam ve karşılıklı fayda sağlayan ikili ilişkilerin her birine zarar verme eğilimini artırmaktadır.

Irak, Orta Asya ve Afganistan’da oldukça iyi yöndeki Türkiye-ABD iş birliğine rağmen Türkiye’nin “Komşularla Sıfır Sorun“ yaklaşımını benimseyen daha aktif bölgesel dış politikası Bölge’de ve ABD’nin bazı çevrelerinde endişe uyandırmıştır. Uluslararası sistemde çok kutupluluk ve birçok ülke tarafından benimsenen iddialı politikalar görünen birçok sorun hakkındaki yaygın konsensüsü sorgulamakta ve bu kaygıları artırmaktadır. İran ve İsrail hakkında farklı algılayışların vurgulanmasından dolayı, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir kriz çok da olası sayılmaz. Resmî ve gayri resmi düzeyde artan soğukluk, iki millet arasında daha samimi, daha iyi bilgilendirilmiş, daha sürdürülebilir bir diyalog ihtiyacını ortaya koymuştur.

Türkiye, ABD için kilit müttefik olmayı sürdürmektedir ve hala ABD’yi fazlasıyla önemli bir ortak olarak görmektedir. Bu iki ülke Orta Doğu’da barışı ve istikrarı destekleme, terörizme ve köktenciliğe karşı mücadele, açık ve küresel bir ekonomiye teşvik etme, güvenli enerji taşımacılığı sağlama, Karadeniz’de, Kafkaslar’da ve Orta Asya bölgelerinde güvenliğin sağlanması, Birleşmiş Milletlerle yararlı iş birliğinin devamı gibi ortak çıkarları paylaşmaktadır. Böylesine önemli çıkar örtüşmesi, karşılıklı yararlı iş birliği için gelecek vaat eden spektrum fırsatı sağlamaktadır. Obama’nın İslam Dünyası’na ve Türkiye’ye ulaşma çabaları göz önünde tutulduğunda, bu işbirliği özellikle uygun görünmektedir.

Ancak bugün Türkiye - ABD ilişkileri daha önce sahip olduğu stratejik kaliteden yoksundur ve özellikle Körfez ve Orta Doğu gibi kritik konularda gitgide farklı görüşleri açığa çıkarmaktadır. “Model Ortaklık“ beklentileri şöyle dursun; iki taraf da güncel konu alanlarının ötesini görebilmenin zor olduğu kanısında olup gerçek çıkarlarıile siyasi amaçları arasında etkili bağ kurmakta zorluk yaşamaktadır. Bu ilişki yapısı, her iki ülke için de daha geniş stratejik çıkarlara hizmet edebilmesi adına genişletilmeli ve derinleştirilmelidir. Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - ABD ilişkilerinin ifade edilen “model ortaklık“ niteliği kazanabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelmesi gerekir.

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Senede bir gerçekleştirilecek Forum’un; Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri geliştirmesi, güçlendirmesi ve her iki ülkenin Bölge’deki ve daha geniş alanlardaki çıkarlarını yükseltecek fırsatları ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmektedir.

Forum’un ana teması ve alt temaları aşağıdaki gibidir.

Ana Tema: “Yeni Dönem Türkiye - ABD İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler“

Alt Temalar:

- Türkiye - Ermenistan İlişkilerinin Normalleştirilmesi ve “Ortak Tarih“ Terimiyle Birlikte Anılması

- Orta Doğu’da Barış ve İstikrar: Türkiye - ABD İş Birliği

- Türkiye - İsrail İlişkileri: Yeni bir Bölgesel Paradigma

- Türkiye - AB İlişkileri ve ABD

- AB Ortak Güvenliği ve Savunma Politikaları Ekseninde Türkiye, NATO ve ABD’nin Rolü

- Enerji Güvenliği, Enerji Kaynağı Politikası ve Fırsatlar

- ABD’nin ve Türkiye’nin Karadeniz - Kafkas Politikaları

- Afganistan ve Orta Asya: Olası İş Birliği Alanları

- İran ve Bölge: ABD ve Türkiye’nin Yaklaşımları

- Irak ve Bölge: ABD ve Türkiye’nin Yaklaşımları

Partner Kurum: Near East South Asia Center for Strategic Studies

Kudüs, tarihimizin açısından biz Türkler için, adalet ve "hörmet" ile insanlığa sunduğumuz abideleşen zaman dilimlerini gösteren mefkûre bir mekândır. İsrail dönemindeki durumu göz önüne alarak bir mukayese yaparsak bu gerçek daha açık olarak görülecektir. ;

“Güneş Kuşağı” olarak adlandırılan, kolay yaşanabilen, ılımlı iklim kuşağı içinde yer alan bölgelerde, tarihin ilk dönemlerinden itibaren, daha fazla çıkar elde edebilmek amacıyla, güce dayalı üstünlük kurma mücadelesi hiç eksik olmamıştır.;

Türkiye - Hindistan Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut iş birliğinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı ve stratejik zemin kapasite inşasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

  • 2021
  • Türkiye - Güneydoğu Asya

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.