1. Uluslararası Türk Asya Kongresi

  • Uluslararası Türk Asya Kongresi

Son yıllarda Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik yolunda önemli adımlar attığı görülmektedir. Fakat bölgesel ve küresel çapta yaşanan jeopolitik gelişmeler Türkiye’nin AB dışındaki açılımları da değerlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu açıdan Asya kıtası özellikle büyük önem taşımaktadır. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 56’sının yaşadığı Asya kıtası özellikle son 20-25 yıllık dönemde uluslararası arenada önemli konuma gelmiş, Asya ülkelerinin dünya ekonomisindeki rolü Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleriyle kıyaslanabilir boyuta ulaşmıştır. Çin, Japonya, Güney Kore, Rusya ve Hindistan gibi siyasi, askeri ve ekonomik yönden güçlü ülkelerin yanı sıra, Azerbaycan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri gibi çok yakın tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz ülkelerin Asya’da bulunması Türkiye açısından bu kıtanın önemini daha da artırmaktadır.

Türkler Anadolu’yu yurt edinmeden önce yüzyıllar boyunca Asya’da yaşamış ve bu coğrafyada bulunan diğer milletler ile kültürel etkileşime girmiştir. Günümüzde Türkiye’de yaşayan Türklerin haricinde Asya’da birçok soydaşımızın yaşadığı Türk Cumhuriyetleri bulunmaktadır. Türkiye ayrıca Rusya, Çin, Japonya, Hindistan, Endonezya, Malezya, Singapur, Pakistan, G.Kore gibi Asya ülkeleri ile yakın tarihi ve kültürel bir geçmişe sahiptir. Bu nedenle Türkiye’nin bu avantajlarını somut olarak kazanıma dönüştürmesi gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti siyasi, ekonomik ve kültürel açılardan dinamik bir süreçten geçmektedir. Coğrafi olarak Avrupa ve Asya kıtalarını birleştiren bir konumda bulunması nedeniyle Türkiye’nin, Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Asya ülkeleri ile olan ilişkilerini de geliştirmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Devletimizin takip ettiği çok yönlü dış politika ülkemizin sahip olduğu avantajlı konumu lehimize çevirecek bir mahiyette olmakla birlikte; kayda değer sonuçların elde edilebilmesi için devletimizin dış politikasının aktif projelerle desteklenmesi ve bu sürecin devam ettirilmesi gerekmektedir.

Günümüzde Avrupa’da yaşanan ekonomik durgunluğa bağlı olarak Türk yatırımcısı Asya’ya açılmak istemektedir. Ancak Asya ülkeleri ile ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi konusunda Türk yatırımcısına rehberlik edecek aktif çalışmalar yetersizdir.

Bu gerekçeleri dikkate alarak, Türkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM), 25-26 Mayıs 2006 tarihlerinde İstanbul’da “Uluslararası I. Türk-Asya Kongresi“ yapmayı planlamıştır.

TASAM’ın organize edeceği bu kongrenin başlıca hedefi; Türkiye ile Asya ülkeleri arasında var olan iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel ilişkileri daha da geliştirmek, mevcut problemler için çözüm önerileri üreterek bunların ortadan kaldırılmasına katkı sağlamak, ilişkilerin düzenlenmesinde yetkili resmi kurumlara, özel sektör temsilcilerine ve bireysel girişimcilere karar alma safhasında doğru ve gerçekçi görüşlerle yardımcı olacak bilimsel ve özgün veriler ortaya koymaktır.

İki gün sürecek olan kongrenin ilk gününde Avrasya coğrafyasındaki ülkelerden büyükelçiler ve akademisyenler kendi ülkelerinin siyasi ve ekonomik potansiyelini ortaya koyan birer tebliğ sunacaklardır. Kongrenin ikinci gününün birinci oturumunda Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri ve üçüncü oturumda ise Türkiye ve Uzakdoğu ülkleri arasında siyasi ve ekonomik alanda mevcut olan ilişkiler konusu işlenecektir.

Uluslararası Türk-Asya Kongresi’nin gerçekleştirilmesi ve kongrenin her yıl düzenli olarak yapılmasıyla; Türkiye ve Asya ülkelerini temsil eden yatırımcılar, siyaset yapıcıları, meslek kuruluşları ve bilim adamlarının daha yakından tanışması, etkileşime girmesi ve karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi imkânı yakalanmış olacaktır. Ayrıca, kongrede ortaya çıkacak olan sonuçlar Türkiye’nin Asya ülkelerine yönelik dış politikasının şekillenmesine ve etkinliğinin artmasına katkıda bulunacaktır.

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

Balkanlarda Türk mevcudiyeti Osmanlı öncesine dayanmakla birlikte, orada Türk varlığının güçlü bir şekilde hissedilmesi ve etkisini göstermesi, Osmanlı dönemine rastlamaktadır. Bu güç etkisinin iki neden bulunmaktadır. İlki, Osmanlıların Avrupa ve Balkanların genelinden farklı bir dini misyona sahip...;

Din, dil, tarih ve coğrafya dışında medeniyetimize güç ve adaleti getirecek “karşılıklı bağımlılık inşası“ Türkiye - Filistin ilişkilerinin önündeki temel zihinsel eşiktir. Türkiye ve Filistin Diasporalarının karşılıklı sürece dâhil edilmesi ise temel stratejik alanlardan birisidir.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.