Afrika kıtası, tarih boyunca küresel güç mücadelelerinin merkezinde yer almış; sömürgecilik, emperyalizm ve Soğuk Savaş sonrası rekabet süreçleri, kıtanın siyasal ve toplumsal yapısını derinden etkilemiştir. Bu süreçte ortaya çıkan diasporalar, yalnızca zorunlu göçün bir sonucu değil, aynı zamanda d...;
Ulusötesi sermaye blokları, devlet–özel sektör ittifakları, küresel finans kurumları ve çok uluslu şirketler, iklim krizini meşrulaştıran söylemler üreterek çok boyutlu tahakküm mekanizmalarını kurumsallaştırmaktadır. ;
Bu makale, jeostratejik güvenlik ve iklim emperyalizmi çerçevesinde su kaynaklarının küresel ekonomi-politikasını incelemeyi, tarihsel materyalist bir perspektifle kapitalizmin doğa ile toplum arasındaki ilişkileri nasıl yapılandırdığını ve bu ilişkilerde ortaya çıkan tahakküm biçimlerini tartışmayı...;
Antik Çağlardan bugüne ulus-devletler temel aktör olup, ulusal çıkarlarını ve gücünü maksimize etmeye çalışırlar. Bunu da muğlak bir uluslararası toplum kavramına değil, kendi güçlerine güvenerek yaparlar. Bugün dünyaya hakim olan fikir akımları dönem dönem değişse de hâkim olan görüş realizmdir. ;
Teknolojik üstünlük, geçmişten günümüze iktidarların ekonomi politik hâkimiyetinin yanı sıra kültürel ve askeri yapısının temel unsurlarından biri olmaya devam etmektedir. Bugün ileri teknolojilerin ulaştığı seviye, ulusötesi sermayeyi küresel güç dengelerinde belirleyici bir aktör haline gelmesini ...;
ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin üzerinden dört yıl geçti. Kabil Havalimanı’ndaki kaos hâlâ hafızalarda taze: Askeri uçağın ardından koşan kalabalıklar, iniş takımlarına tutunan bedenler, her havalanan uçakta bir umudu yitiren insanlar… O günleri izleyen dünya ise çoktan başka gündemlere yöneldi....;
Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası 1990’da Kapitalizm, yeni bir organizasyonla Küresel Ekonomik Sisteme (Finans-Kapital Sistem) dönüştü. Ancak Emperyalizmin yüksek kar uğruna her türlü sömürü olan hedefi değişmedi. Dijitalleşmenin de etkisi ile sadece daha yumuşak ve sinsi stratejilere geçildi.;
Çoğumuz çocukluğumuzdan bu yana duyduğumuz kabotaj kelimesinin yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti için ne anlama geldiğinin pek farkında değilizdir. Kabotaj, yüzyıllardır Osmanlıyı sömüren kapitülasyonların, yani ülkenin sömürülmesi için yabancılara izin verilen bir hakkın adıdır. ;