Milanović'in son kitabı Büyük Küresel Dönüşüm hakkında bir inceleme yayınladım. (İnceleme Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca olarak Grand Continent'te , İngilizce olarak ise daha önceki bir yazıda Substack’de yer alıyor.) Kitabı, bildiğim kadarıyla dünyamızın kusursuz bir portresini çiziyor, ancak ...;

27 Eylül 1538’de Haçlı donanmasına karşı kazanılan Preveze Deniz Savaşı’nın gerek icrası gerekse sonuçları çok tartışılmıştır. Basit taktik ve teknik nedenlerden,;

27 Eylül 1538’de Haçlı donanmasına karşı kazanılan Preveze Deniz Savaşı’nın gerek icrası gerekse sonuçları çok tartışılmıştır. Basit taktik ve teknik nedenlerden, stratejik ve operatif yönetime kadar her konuda değerlendirmeler yapılmıştır.;

Ortadoğu olarak isimlendirilen bölge tarih boyunca stratejik ve verimli bir saha oldu. Dördüncü kuşağın merkezi konumundaki bölge, doğusu ve batısındaki merkezlere sağladığı geçiş imkânları ve içerdiği doğal kaynakları ile dikkatleri çekmeyi her zaman başarmıştır. ;

Öncelikle iki hususa değineceğim. İlki; “Türklerin denizci olmadığı” ifadesine ilişkindir, bunun Türkleri aşağılayıcı bir ifade olduğunu ve tarihi bilmemekten kaynaklandığını belirtmek isterim. Diğeri ise Mavi Vatan’ın haritasını nasıl çizdiğime ilişkindir. ;

11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Washington DC’deki Pentagon’a yönelik saldırılardan itibaren medeniyetler çatışması doktrinini savunan kişilerin, Amerikan politika ve kitle iletişim araçları alanını egemenlikleri altına aldıkları görülmektedir. ;

Sene-i devriyesine ulaştığımız Çanakkale zaferini hatırlarken bu topraklardaki biz kadar eski, 950 yıl kadar kadim zihnimiz ve güne kadar sürüp gelen varlığımızla bu toprakları Türkiye yapan Müslüman Türkün mevcudiyetini yeniden düşünürüz. Hayat örgümüz içindeki mebde, meaş ve mead döngümüzü düşünür...;

Doğu ve Batı arasında süren tarihî mücadelenin şüphesiz ilk sebebi dördüncü iklimin yani medeniyetlerin doğduğu hattın bu mücadele çizgisinin tarihî coğrafyasını oluşturmasıdır. ;

Dürzi kelimesi, Şeyh Muhammed bin İsmail Neştekin Derezî’ye istinaden ortaya atılmış bir kelimedir. Dürzilik, Davetü’t-Tevhid, Benû Marûf, Âl-i Marûf, el Muvahhidûn, el-Muvahhidûn ed-Durûz ve el-Hâkimiyye olarak da isimlendirilmiştir.