Irak’ta hala ABD askeri gücünün bulunmasının yanlış olmadığını, aksine bu gücün Iraklılara bağımsızlık ve demokrasi için yardım ettiğini belirten Bush, bu ülkeden çıkmak için kesin bir tarih söylemedi. Bu da aynı, AB’nin Türkiye için müzakerelerin ucunu açık bırakması gibi bir durum olarak görünüyor. Ama dünya kamuoyunun tepkisini çekmemek ve halkın desteğini arttırmak için bu, üstü kapalı olarak geçiştirildi.
Dönem Başkanlığı görevi ülkeler için hiçbir zaman kolay olmamıştır. Her ne kadar Konsey, Parlamento ve Komisyon’un egemen olduğu karar alma mekanizmalarında Başkan’ın görev ve yetkileri az görünse de, bunları azımsamak büyük bir yanlış olur.
ABD’nin bölgede büyük Ortadoğu projesi çerçevesinde gerçekleştirmek istediği plan çerçevesinde, bir taraftan kendi güvenliğini sağlama amacı, diğer taraftan da bu ülkeleri demokratikleştirme iddiaları, İran-Türkiye ilişkilerini farklı boyutlara taşımayabilir. Bu nedenle Türkiye’nin bölgede İran üzerinde nasıl bir politika izlemesi gerektiği de tartışma konusudur.
2001’de sürgünden ülkesine dönen eski çar Simeon Saxcoburggotski’nin halka, maaşlarının beş yüz dolara yükseleceğini vaad etmesi, diğer bir taraftan da son yıllarda halkın gözünde meşruiyetini kaybetmiş olan Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP)’nin destek kaybetmesi oyların büyük bir kısmının eski çarın partisi II. Simeon Ulusal Hareketi (NDSV)’nde toplanmasını sağlamış ve NDSV %43,5 oy oranıyla iktidara gelmiştir.
17 Aralık sonucunda Türkiye, diğer ülkelere uygulanan ölçütler temelinde, Birlik’e katılması hedeflenen aday ülke olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda o tarihe kadar yapılan reformlar övülmekte, Türkiye’nin bu konuda kararlılığı ayrıca belirtilmektedir.
Türkiye ise, gerek 1955’teki Bağdat Paktı tecrübesi, gerekse böyle bir paktın Araplar arasında daha düşünce aşamasında iken bölünmeye yol açması nedeniyle “İslam Birliği” fikrine temkinli yaklaşmıştır.
Küreselleşme endeksinde 62 ülkenin durumunun ele alındığı görülüyor. Endeksin ilk sırasında Singapur yer alıyor, ikinci sırada İrlanda, üçüncü sırada İsviçre, dördüncü sırada ise Amerika Birleşik Devletleri bulunuyor. Hollanda, Kanada, Danimarka, İsveç, Avusturya ve Finlandiya bu ülkeleri takip ediyor. Peki Türkiye nerede yer alıyor diye bakıldığında ise, 62 ülke arasında 56. sırada olduğu görülüyor.
İran’da halkın sorunlarına etkili çözümler üretemeyen Muhammed Hatemi yönetimine karşı giderek artan huzursuzluklar nedeniyle ılımlı kesim güç kaybetmekte ve muhafazakar kanat destek kazanmaktaydı. Muhafazakar kanadın umulmadık bir şekilde seçimlerden başarıyla çıkması, halkın içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik sorunlar karşısındaki tepkilerinin demokratik yollarla ifadesi olarak değerlendirilebilir.
Hala İran halkı içerisinde Rafsancani’nin derin devleti ve ekonomik mafyayı temsil ettiğine dair genel görüşler bulunmaktadır. Rafsancani bugün kendisini bir reform yanlısı olarak göstermeye çalışsa da onun geçmişi bunu reddetmektedir. Rafsancani’nin cumhurbaşkanı olduktan sonra nasıl bir politika izleyeceğini belli değildir.
İran çok etnikli bir ülkedir. İran’ın değişik bölgelerinde değişik milletler yaşamaktadır. Türkler ( Genel olarak İran’ın kuzey batısında veya Güney Azerbaycan’da yaşamaktadırlar. Bunu yanı sıra kaşkaylar İran’ın güneyinde, Türkmenler İran’ın Kuzey doğusunda ve dağınık olarak İran’ın her yerinde Türkler yaşamaktadırlar).
İrlanda’da terör olayları etnik ve dini farklılıkların olması ve bu farklılıkların İngiltere tarafından kullanılarak adanın sömürge haline getirilmesinden kaynaklanmaktadır. 5. yüzyılda adaya Aziz Patrik misyoner olarak gelmiş ve Katolik Kilisesi ile adada önemli bir birleştirici unsur meydana getirmiştir.
Lübnan’da 14 Şubat günü gerçekleşen Refik Hariri suikasti ile başlayan gelişmeler, Lübnan ve Orta Doğu tarihindeki hızlı dönüşümlerden birini ortaya çıkarmıştır. Hariri suikasti, Lübnan içinde ve dışında büyük bir tepkiye neden olmuş ve bu tepki kısa sürede ABD’nin de çabalarıyla Suriye’nin Lübnan’daki işgaline odaklanmıştır.
Diğer bir ifade ile 3’üncü maddede sayılan kuvvet kullanma örneklerinin BM Şartı’nın 51’inci maddesi anlamında silahlı bir saldırı niteliğindedir. Bir devletin meşru savunma hakkını kullanabilmesi için silahlı saldırının gerçekleşmesi 51’inci maddeye göre zorunludur.
İkinci Rus- Çeçen savaşı başladığında Gürcistan hava sahasında uçan Rus uçakları Gürcistan’da var olan endişeleri daha da artırdı. Bu uçaklar Gürcistan topraklarında yaklaşık olarak 20 km kadar içerilere girmeye başlamışlardı.
Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi hem savaş alanını genişletmiş, hem de Ortadoğu’nun tarihini büyük ölçüde değiştirmiştir. Ortadoğu’nun geleceği, savaşa katılan güçler arasında bir pazarlık konusu haline gelmiştir. İngiltere, petrol kuyularının güvenliği için Mezopotamya’yı işgal etmiş ve Arap ayaklanmasını desteklemiştir.
Avrupa Anayasa’sının 4 günde içinde hem Fransa’da hem de Hollanda’da reddedilmesinin şokunu daha atlatamadan bütçe tartışmalarına giren AB, 15 saat süren zirve sonucunda büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Hayırlara karşı ne yapacağını bilemeyen ve diğer ülkelerde bir ‘domino etkisi’ görülmesinden korkan AB, Avrupa Anayasası’nın onaylanma sürecini 1 yıl ertelemeye karar verdi.
8 yıldır reformcu Cumhurbaşkanı olarak bilinen Hatemi’nin ardından İran içerisinde siyasi ve ekonomik gelişmeler arasında bir uyuşmazlık ortaya çıkmıştır. Hatemi, sivil toplum sloganıyla 8 sene önce Cumhurbaşkanlığına seçildi. 8 sene sonra onun devamı olarak bilinen Muin’in düşük oy alması, reformist söylemlerin İran içerisinde kriz ile karşı karşıya geldiğini göstermektedir.
İran’da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri İran rejiminin uluslararası ilişkilerdeki konumunu belirleyecektir. Bu seçimler, bölgenin ve özelliklede ABD’nin İran’a bakış açısını farklı şekillerde ortaya koyacaktır. Dolayısıyla 17 Haziran’da yapılacak olan seçimler hakkında genel bir analize ihtiyaç duyulmaktadır.
14 Şubat’ta Hariri’nin öldürülmesiyle ABD önderliğindeki uluslararası camianın siyasi ve diplomatik baskısına maruz kalan Beşşar Esad Suriyesi, Nisan sonunda askerlerinin tümünü Lübnan’dan çektikten sonra çok kısa bir dönem rahatlama imkânı bulduysa da Mayıs başında ortadan kaybolan
İç piyasalar:
DİE tarafından açıklanan Nisan ayı geçici dış ticaret verilerine göre, Türkiye bu yılın Nisan ayında 5 milyar 903 milyon dolarlık ihracat, 9 milyar 461 milyon dolarlık da ithalat yaptı. Bu rakamlara göre Nisan ayı ihracatı 2004 yılının aynı dönemine göre %16,4, ithalatı ise %19,3 oranında artış gösterdi. Dış ticaret açığı %24,4’lük artışla 3 milyar 558 milyon dolara çıkarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı %63,9’dan %62,4’e geriledi.