Strateji Bilim İnovasyon bazlı Haber Makale ve Analizler

Gruplar arasındaki kalıcı eşitsizlikleri açıklarken iktisat uzun süre aynı yere baktı: geride kalan grubun eksiklerine. Daha az eğitim, daha az beceri, farklı tercihler, "uygun olmayan" kültürel alışkanlıklar. Bu bakışta eşitsizlik, dezavantajlı bireylerin özelliklerinin toplamıdır; çözüm de o bireyleri "düzeltmektir".
Dünyadaki krizlerin daha büyük tehlikelere yol açmasını önlemek, günümüz politikasının temel hedeflerinden biri haline gelmiştir. Dünya ülkeleri, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi büyük uluslararası ve bölgesel örgütler çerçevesinde krizleri çözmek için sürekli olarak çeşitli toplantılar düzenlemektedir. Bugün dünyanın birçok yerinde savaşlar devam etmekte ve acı sonuçlara yol açmaktadır. Bu bölgelerden biri de Orta Doğu'dur.
Son on beş yılın üç olayı, iktisatçıların uzun süre kenarda bıraktığı bir soruyu yeniden merkeze taşıdı: İnsanlar ekonomiyi nasıl algılıyor, bu algılar nasıl oluşuyor ve hangi hikâyeler onları harekete geçiriyor? Birincisi 2008 küresel finansal krizidir. Krizin teknik ayrıntıları, yani menkul kıymetleştirme, kaldıraç ve vade uyumsuzluğu, iyi biliniyor.
21. yüzyılın güvenlik inşası, konvansiyonel savaş bölgesinin çok ötesinde bir konuma geçerek siber uzayın sınırsız ve soyut coğrafyasına yayılmıştır. Gelenekselleşmiş güvenlik yaklaşımları önemli bir oranda kritikleşmiş altyapıların, fiziki sınırların ve askeri kabiliyetin muhafaza edilmesine odaklanırken; günümüzdeki hibrit tehdit alanı direkt olarak insan beynini ve toplumsal psikolojiyi hedef almaktadır.

Yapay Zekâ ve Solow Paradoksunun Dönüşü

Yapay zekânın verimliliği artırdığına dair firma düzeyinde kanıtlar birikiyor, ama ulusal istatistikler henüz aynı hikâyeyi anlatmıyor. Bu tablo iktisatçılara tanıdık geliyor: kırk yıl önce bilgisayar için de aynı bilmeceyi konuşuyorduk. Bugünkü bilmecenin çerçevesi şöyle. ABD'de istihdam artışı durma noktasına gelmişken büyüme sürüyor; bu, çalışan başına çıktının arttığını düşündürüyor.

Yorgun Hegemon ve Bir Kırmızı Halının Jeopolitiği

23 Eylül’de Andrews Üssü’nde Amerikan askerlerinin Şi Cinping için kırmızı halıyı düzeltirken çekilen görüntüleri, zirvenin belki de en fazla şey anlatan karesiydi. Trump misafirini uçağın merdiveninde karşıladı. Papalar hariç, altmış yılı aşkın süredir bir ABD başkanının Andrews'te bizzat karşıladığı ilk devlet başkanı Şi oldu

Arz Şoku Makrosunun Dönüşü

2026'nın en büyük iktisadi olayı kuşkusuz enerji şoku oldu. Hürmüz Boğazı'ndaki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve sevkiyat aksamaları, kayıtlardaki en büyük petrol arz şokunu tetikledi; küresel arz başlangıçta günde yaklaşık 10 milyon varil azaldı.

Kıyamet Retoriği ve Manasını Kaybeden İnsan

Teknik ve teknoloji tarih boyunca gücün en önemli bileşenlerinden biri oldu. Barut, imparatorlukların sınırlarını değiştirdi. Buhar makinesi sanayi devrimini doğurdu. Nükleer silah, insanlığa ilk kez kendi kendisini ortadan kaldırabilecek bir kapasite sundu. Şimdi benzer bir tartışmanın merkezinde yapay zekâ var.
BRICS’in geleceğine ilişkin belirsizlikler, 2026 yılının başlarında zaten belirgin biçimde artmıştı. Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanmış olması, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırılarına rağmen İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin aynı oluşum içerisinde yer almaya devam etmesi ve Suudi Arabistan’ın statüsünün hâlâ netlik kazanmamış bulunması, bu belirsizliğin başlıca göstergeleriydi.
Eylül 2026'nın ikinci yarısında, yapay zekanın "kontrolden çıkabileceği" tartışması bir anda sektörün merkezine oturdu. Bu not, WSJ takibimize dayanarak tartışmanın yaklaşık iki haftalık seyrini kronolojik olarak diziyor, ardından kısa bir değerlendirmeyle çerçeveliyor. Temel argümanımız şu: tartışmanın ağırlık merkezi Anthropic'tir ve zamanlaması, şirketin tarihin en büyük halka arzına (IPO, yani şirket hisselerinin ilk kez borsada halka satışa açılması) hazırlanmasından ayrı okunamaz.
İktisat teorisi uzun süre iki tür soru sordu. Birincisi "homo economicus ne yapardı?" sorusuydu. Bir insan modeli alırsınız, ona tercihler, bir bütçe kısıtı ve bilgi verirsiniz, davranışını da kalem kâğıtla, tümdengelim yoluyla çıkarırsınız. İkincisi "homo sapiens gerçekte ne yaptı?" sorusuydu. Bu kez laboratuvara, sahaya ya da verilere gider, gerçek insanların ne yaptığına bakarsınız.
Bütünlük, birlik, uyum ve denge, yalnızca İslami programların ve eğitim sistemlerinin geliştirilmesinde değil, mikrokozmostan makrokozmosa, benlikten evrene kadar tüm durumlarda önemli kavramlardır. Kutuplaşma ve çelişkiler, yaşamın her yerinde doğaldır. Olumsuz ve olumlu güçler, canlıları ayakta tutmak ve onların evrimine, büyümesine ve gelişimine katkıda bulunmak için sürekli olarak birbirleriyle etkileşim hâlindedir.
Sınıflandırma sistemleri hiçbir zaman yalnızca teknik listeler değildir. Bir disiplinin hangi alanları merkeze, hangilerini kenara yerleştirdiği, neyi “teori”, neyi “uygulama” saydığı, o disiplinin kendine dair tasavvurunu ve içindeki güç ilişkilerini yansıtır. İktisat açısından bu tasavvurun en kurumsal aynalarından biri, Amerikan İktisat Derneği’nin (American Economic Association, AEA) iktisat literatürünü indekslemek için kullandığı Journal of Economic Literature (JEL) sınıflandırmasıdır.

Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu

TASAM Milli Savunma ve Güvenlik Enstitüsü yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine analizine odaklanarak, değişen güvenlik mimarisi karşısında proaktif stratejik öngörüler ve karara esas yol haritaları sunmayı amaçlamaktadır.
9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması, kırk yıl boyunca Doğu Almanya’yı yöneten Almanya Sosyalist Birlik Partisi’ni (SED) tarihsel bir soruyla baş başa bıraktı: Devleti, anayasası, ordusu ve gizli polisiyle birlikte çöken bir parti-devletin iktidar partisine ne olur? 1946’da KPD ile SPD’nin zorunlu birleşmesiyle doğan, 1948’den itibaren Stalinist bir “yeni tip parti”ye dönüştürülen ve 1989’da 2,3 milyon üyeye ulaşan SED, bu sorunun cevabını üç ay içinde vermek zorunda kaldı.
Bilim insanları neden bulgularını paylaşır? Soru, ilk bakışta kendiliğinden cevaplanacak kadar basit görünebilir — çünkü bilginin yayılması, modern bilimin kurucu varsayımlarından biri olarak kabul edilir. Ancak iktisadi bir mercekle bakıldığında, bu hiç de kendiliğinden değildir. Bilgi, standart bir iktisadi mal değildir: bir kere üretildiğinde kullanımı başkalarını dışlamaz (rakip olmama / non-rivalry) ve paylaşıldığında pratik olarak geri alınamaz (dışlanamazlık / non-excludability).
Mercatura (Latince: ticaret, ticaret sanatı)2, Batı düşünce tarihinde nadiren tarafsız bir terim olmuştur. Antik Yunan'dan 18. yüzyıl sonuna kadar geçen yaklaşık iki bin yıllık süre boyunca bu faaliyet — malın el değiştirmesi, kâr amacıyla alım-satım — kimi zaman bir günah, kimi zaman hoş görülen bir zorunluluk, kimi zaman bir yurttaşlık erdemi, kimi zaman da bilimsel bir mekanizma olarak tanımlanmıştır
Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî müdahale ve 2017 Katar Krizi ile derinleşen bölgesel kutuplaşma, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan arasındaki diplomatik ve siyasi ilişkilerin gerilmesine yol açmıştır.
Dünya iktisat tarihi ve siyasal düşünce perspektifinden bakıldığında Çin, 16. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar uzanan süreçte, bir medeniyetin kendi mükemmeliyetinin ve ölçeğinin yarattığı "atalet" (inertia) ile bu ataletin dışsal bir şokla parçalanması arasındaki gerilimin en çarpıcı örneğini teşkil eder.
İktisadı diğer sosyal bilimlerden ayıran şey, çoğu zaman konusu değil, bakış açısıdır. Sosyolog da siyaset bilimci de antropolog da insan davranışını inceler; ama iktisatçıyı ayıran, davranışa “kıt kaynakların tahsisi” merceğinden bakmasıdır. Bu, kulağa basit bir tanım gibi gelir — ama tarihine bakıldığında hiç de durağan olmadığı görülür.

Kayıp Vatan

TRT 2 seyircisine her akşam, toplumsal sorun ve farklı yaşam biçimlerine dikkat çeken filmler sunuyor. Bunlardan bazısı özellikle insanın yüreğine ateş salarak yapamadıklarına pişman ediyor. İşte böyle filmlerden biri geçen hafta sonu ekranlardaydı. “Kayıp Vatan“ veya Arakan (Rohingya) dilinde “Harà Watan“, Japon yönetmen Fujimoto’nun yazıp yönettiği ve Arakan Müslümanlarının acılarını bütün çıplaklığıyla, iki küçük çocuk üzerinden seyirciye sunan 2025 yapımı bir film.

Kayıp Vatan

TRT 2 seyircisine her akşam, toplumsal sorun ve farklı yaşam biçimlerine dikkat çeken filmler sunuyor. Bunlardan bazısı özellikle insanın yüreğine ateş salarak yapamadıklarına pişman ediyor. İşte böyle filmlerden biri geçen hafta sonu ekranlardaydı. “Kayıp Vatan“ veya Arakan (Rohingya) dilinde “Harà Watan“, Japon yönetmen Fujimoto’nun yazıp yönettiği ve Arakan Müslümanlarının acılarını bütün çıplaklığıyla, iki küçük çocuk üzerinden seyirciye sunan 2025 yapımı bir film.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072