Coğrafi muhayyile dış politika analizinde faydalı bir çerçeve sunmaktadır. Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı dönüşüm dış politikayı değişmeye zorlamıştır.
Türkiye modernliği, demokrasisi, ekonomik ve sosyal potansiyeli ile bölgesinde önemli bir sivil güçtür. Bu sivil güç, Ortadoğu’nun içeriden yeniden yapılanmasında yapıcı rol oynayabilecek çok az imkandan birisidir. AB tarafından bakıldığında bu dış politika çizgisinin üyelik sürecinde bir ülkede gözlenmesinin pozitif bir unsur olarak algılanması gerekir.
Avrupa’da yaşanan bombalama eylemleri artık uzak ihtimal olarak görülen saldırıların gündeme geldi¤inin göstergesidir. Uluslararası terörizm farklı bir boyuta ulaşmıştır. En önemli sonuçlarından bir tanesi de Dünyayı iki kampa bölmüş olmasıdır. Bu saldırılar hedef ülkelerdeki içyapıyı da etkilemektedir. Bu çalışma 11 Eylülün etkilerini ve terörün değişen doğasını incelemektedir.
"Işık Doğudan Gelir/" İran, bu antik söylemde ifade edilen ve bugünkü medeniyetin şekillenmesinde önemli bir rol oynamış olan Doğu'nun bir parçasıdır. Bugünkü İran algılaması, İran'ın görkemli ve şanlı geçmişinden uzaktır. Günümüzde İran, dünya medeniyetine yapmış olduğu katkıdan çok, problemler, güvensizlik ve istikrarsızlık ile ilişkilendiriliyor.
Moscow’s policy has generally been interpreted as a short-term economically oriented policy, a mere response to U.S. hegemonic policies or a search for regional influence. In this article, we argue that Russia has a long-term goal of cooperation with Iran on the nuclear issue.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın İsrail ziyareti Türk dış politikasının geleceği için sembolik bir anlam ifade etmektedir. Pratik anlamda pek bir şey ifade etmeyeceğinden, ancak sembolik olarak önemli. Türk-İsrail ilişkilerinin kendi sınırları vardır ve daha fazla bir itme orta ve uzun vadede her iki tarafta ciddi rahatsızlıklar yaratacaktır.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından günümüze kadar dünya siyasetinde, muazzam etki uyandırması bakımından, 11 Eylül saldırıları benzeri bir gelişme yaşanmamıştır. Saldırılar dünya siyasetinin gündemi ve yapısıyla ilgili birçok sorunun yüzeye çıkmasına sebep oldu. Uluslararası ilişkiler disiplininde bir anlamda Sovyetler sonrası uluslararası sistem ve politikanın yapısını inceleyen çalışmaları andıracak şekilde benzer literatürün 11 Eylül sonrası ortaya çıktığına şahit olduk.
Türkiye coğrafyası gereği çok boyutlu ve dinamik bir politika sürdürmektedir. Türk dış siyasetini yürütenler 11 Eylül saldırıları ve Irak’taki savaşın ışığı altında dış politika seçeneklerini dikkatli bir şekilde inceliyorlar.
Türkiye, Suriye ve İran Ortadoğu coğrafyasının üç önemli ve belirleyici aktörüdür. Bu üç ülkenin iç ve dış politik ortam ve gelişmelerine bakmak bir anlamda bütün Ortadoğu siyasetinin resmini çizmeyi gerektirir. Aynı resim içerisinde bölgenin uluslar arası sistemle ilişkisi çeşitli seviyelerde gündeme gelecektir. Bu üçlünün birbirleri ile ilişkileri, bölgesel politikaları ve uluslar arası sistemle ilişkileri aynı zamanda bir dizi ve sorun ve fırsatı tartışmayı gerektirmektedir.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, 22-23 Aralık tarihleri arasında geleceğe yönelik çok iyi beklentiler ile dolu bir ziyarette bulundu. Türkiye’nin Suriye’ye karşı resmi politikası, son yıllara kadar bilinçli bir uzaklaşma ve kontrollü bir gerilim olarak tanımlanabilir.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, 22-23 Aralık tarihleri arasında geleceğe yönelik çok iyi beklentiler ile dolu bir ziyarette bulundu. Türkiye’nin Suriye’ye karşı resmi politikası, son yıllara kadar bilinçli bir uzaklaşma ve kontrollü bir gerilim olarak tanımlanabilir.
Türkiye’nin son iki yılda ciddi bir toparlanma içine girdiği ilgili uzmanların üzerinde uzlaştığı bir olgu. AB süreci ile yakalanan değişim ivmesi hayatın tüm alanlarında hissedilmeye başlandı. Türk dış politikası aynı değişim rüzgarından payını almış ve özellikle etrafımızdaki ilk halka komşu ülkelere karşı yeni açılımlar ortaya konmuştur.
Irak’ta Türk kamyon şoförlerinin öldürülmesi insani bir dramın yanı sıra Türk dış politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir sürecin başlangıcı. Bu durumun Arap kamuoylarında nasıl yankılanacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak devlet yönetimleri, entelektüeller ve uzmanların bir çelişkinin üzerinde duracaklarını ilk tepkileri gözlemleyerek öğrenmek mümkün.