Geçenlerde okuduğum ilk baskısı 2017 yılında yapılan Amerikalı antropolog James C. Scott’un ‘’Tahıla Karşı (Against the Grain: A Deep History of the Earliest States’’, Koç Üniversitesi Yayınları) adlı kitap insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarım devrimi ve ilk yerleşik devletlerin ortaya çıkışını yeniden değerlendiriyor. Yani avcı toplayıcı insanın yerleşik hayata geçtikten sonra devletin ve kurumsallaşmanın nasıl ortaya çıktığını izah ediyor.
Doğrudan halk oyu ile değil, üye devletlerin önerisi ve Avrupa Parlamentosu’nun onayıyla göreve gelen Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in 19 Nisan 2026’da Hamburg’da yaptığı konuşmada sarf ettiği “Avrupa kıtasını tamamlamalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin”ifadesi, basit bir dil sürçmesi olarak geçiştirilemez.
İsrail’in kendi lehine büyük bir harita değişikliği ve soykırım sürecine dönüştürdüğü 7 Ekim saldırılarının ikinci yıldönümünde Trump’ın “ateşkesin birinci safhasında anlaşmaya varıldığı” haberi, kalıcı bir barışa giden sürecin değil batı Asya’da gerileyen ve çürüyen hegemonyanın Filistin halkını ve topraklarını İsrail’in jeopolitik vizyonuna uygun kıvamda sömürgeleştirmesinin başlangıcıdır.