“Eski” Bir Doktrin Neden Yeniden Gündemde? Monroe Doktrini

Makale

1823 yılında Başkan James Monroe tarafından Amerikan Kongresi’ne sunulan ve daha sonra dış politika literatüründe “Monroe Doktrini” olarak anılan metin, o dönemde Batı Yarımküre’nin jeopolitik dönüşümünde belirleyici bir rol oynamıştır (Monroe, 1823). Başlangıçta Avrupa güçlerinin Amerika kıtasındaki eski ve yeni bağımsızlaşan devletlere yönelik müdahalesini reddetmeye yönelik bir politika olarak ortaya çıkmıştır....

EskiBir Doktrin Neden Yeniden Gündemde? Monroe Doktrini
 
1823 yılında Başkan James Monroe tarafından Amerikan Kongresine sunulan ve daha sonra dış politika literatüründe Monroe Doktriniolarak anılan metin, o dönemde Batı Yarımkürenin jeopolitik dönüşümünde belirleyici bir rol oynamıştır (Monroe, 1823). Başlangıçta Avrupa güçlerinin Amerika kıtasındaki eski ve yeni bağımsızlaşan devletlere yönelik müdahalesini reddetmeye yönelik bir politika olarak ortaya çıkmıştır. Bu ilkeler zaman içinde yalnızca tarihsel bir belge olmakla kalmamış, uluslararası siyaset teorisinin, büyük güç ilişkilerinin ve bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesinde merkezi bir çerçeve haline gelmiştir.

Monroe Doktrininin temel söylemi üç ana ilkeyi içerir: (1) Avrupanın Batı Yarımkürede yeni koloniler kurması veya mevcut siyasi düzeni yeniden şekillendirmesi kabul edilemez, (2) ABD, kendi kıtasında dış güçlerin müdahalesini bir güvenlik tehdidi olarak görür, (3) aynı zamanda ABD Avrupa içişlerine karışmayacaktır (Britannica, 2025; History State, 1823).

Ancak Monroenun 19. yüzyıl başında ortaya koyduğu bu ilke, ilk aşamada yalnızca sembolik bir dış politika taahhüdü olarak kaldı. Çünkü ABDnin o dönemde uluslararası askeri kapasitesi, bu ilkeleri fiilen uygulamaya elverişli değildi. Yine de bu sembolik çerçeve, ilerleyen dönemlerde ABDnin hem Latin Amerikadaki etkinliğini hem de küresel siyasetteki konumunu meşrulaştıran bir dayanak haline geldi.

Buradaki kritik nokta şudur: Monroe Doktrini bir kurumsal kuralolmaktan çok bir normatif mental modeldir. Batı Yarımküreyi bir dış müdahaleye kapalı bölge olarak tanımlayan bu düşünce, zaman içinde çeşitli yeni okumalarlaevrilmiştir. Özellikle Roosevelt Corollary gibi devam niteliği taşıyan doktrinler, ABDnin bölgesel müdahaleciliğini ve hegemonik etki alanını genişletmiş; bu da doktrinin sadece Avrupayı caydırmayı değil, ABDnin bölgesel çıkarlarını korumayı ve hâkimiyetini pekiştirmeyi amaçlayan bir araca dönüşmesine yol açmıştır (Britannica, 2025).
 

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Continents ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
Regions ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
Identity Fields ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
TASAM Türkiye ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar

Dünyanın genel durumu 19. Yüzyıla benzemeye başladı. Kendini dünya işlerinden soyutlayıp, Amerika kıtasına odaklanmak (Monroe Doktrini) isteyen ABD, kendi çıkarları olduğunda Samsun’a, Çin ve Japonya kıyılarına kadar donanması ile gelip büyük pastadan (silahlı gemi diplomasisi ile) pay peşinde koş...;

Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından "Yapay Zeka ve Büyük Ayrışma" başlıklı bir rapor yayınlandı. Rapora göre yapay zeka; 21. yüzyılın yeni Sanayi Devrimi ve “İkinci Büyük Ayrışma"nın tetikleyicisi olabilir. Bahse konu rapora yakından bakalım.;

Trump, Hindistan’la ipleri önce iyice gerdi. Sonra bir şekilde şimdilik iş tatlıya bağlandı. Son zamanlarda ABD nin yaptığı bu sözde ikili anlaşmaların çoğu yazılı olmadığı için, ayrıntılarından çok azı anlaşılabilir durumda. Daha doğrusu hiçbirini yeterince anlamak mümkün değil. Diğerlerinde olduğu...;

Çin'in yapay zeka yarışını kazanmaya yönelik dahiyane planı şimdiden meyvelerini vermeye başladı. Son derece rekabetçi lise yetenek programlarından oluşan bir ağ, bilim ve teknoloji alanlarında önde gelen isimleri yetiştiriyor. ;

Ortadoğu’da bu girişime karşı durabilecek tek ülke, Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye bir Ortadoğu devleti haline getirilmeden, bölgede emperyalizmin beklentisine uygun bir düzen kurulamaz. Irak, Suriye ve Lübnan’da yaşananlar, ABD-İsrail’in İran planları, Türkiye’nin yalnızlaştırılarak Batı emperyal...;

Merhaba ve 2026 Japonya Notu'nun ilk bölümüne hoş geldiniz. Japonya Notu, elbette, IISS Japonya Kürsüsü Programı podcast'idir. Ben Robert Ward, Japonya Kürsüsü Başkanı ve IISS'de Jeoekonomi ve Strateji Direktörüyüm. Bu seride, Japonya'nın günümüzün bölgesel ve küresel jeopolitik ortamında neden önem...;

ABD'nin kritik mineraller diplomasisi: Önce Amerika (America First) anlaşmalarından Pax Silica'ya Başkan Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri'nin kritik mineraller politikasını üç yönlü, devlet kapitalist bir stratejiye dönüştürdü: ülke içinde daha hızlı izin süreçleri, stratejik üreticiler iç...;

Elli altıncı Dünya Ekonomik Forumu 19-23 Ocak arasında “Bir Diyalog Ruhu"(A Spirit of Dialogue) temasıyla, yine İsviçre’nin 1560 rakımlı karlı tepesi Davos’ta toplandı. Ama uzlaşma ve barış ruhu geçen yıla göre bir hayli irtifa kaybetmişti. Buna rağmen katılımcılar yumuşak üslupla konuşup, kararlı ...;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

6. Dünya Türk Forumu (2023)

  • 2023
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

"Türkiye - Rusya İlişkileri" Konferansı

  • 22 Haz 2005 - 22 Haz 2005
  • İstanbul - Türkiye

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.