Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), 15 Mayıs 2026’da Kazakistan’ın Türkistan kentinde, ilk kez doğrudan “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla bir gayriresmî zirve düzenledi ve kırk dört maddelik Türkistan Bildirisi’ni kabul etti.
Modern iktisat teorisi, uzun bir süredir firmayı yalnızca girdi ve çıktı hatları arasında mekanik bir optimizasyon yapan, üretim faktörlerini dar finansal verimlilik parametreleriyle yöneten ve yegâne varlık amacını hissedar değeri (shareholder value) maksimizasyonu olarak gören sığ bir soyutlamaya indirgemiştir.
Çin’in istihbarat sistemi, Devlet Güvenlik Bakanlığı ve Halk Kurtuluş Ordusu’nun siber ve askeri istihbarat birimleri aracılığıyla ulusal güvenliği ve ekonomik çıkarları korumak misyonuyla faaliyetlerini yürütmektedir. Siber casusluk ve veri analiziyle küresel çapta etkili olan bu sistem, meritokratik bir yönetim anlayışıyla desteklenmektedir.
Modern neoklasik iktisat metodolojisi, piyasa aktörlerini ve özellikle hanehalkını, ontolojik düzlemde radikal bir indirgemeciliğe maruz bırakarak atomize etmiştir. Bu hegemonik yazında tüketici, fiyata karşı tamamen duyarsızlaştırılmış veya rasyonel tercihlerini yalnızca veri bir bütçe kısıtı altında bencil fayda maksimizasyonuna (homo economicus) indirgemiş pasif bir "fiyat alıcı" (price-taker) olarak kurgulanır.
20 Şubat 2026'da, Yeni Delhi'de düzenlediği kendi Yapay Zekâ Etki Zirvesi'nin (AI Impact Summit) kenarında, Hindistan Pax Silica Bildirgesi'ni imzaladı. Bu jest sessizce dikkat çekiciydi. Yirminci yüzyıla bağlantısızlık doktrinini armağan eden ülke, yegâne amacı eşit mesafeyi imkânsız kılmak olan yirmi birinci yüzyıl niteliğinde bir pakta adını koymuştu.
Küresel okyanus yönetişimi sıklıkla Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) dayanan ve giderek büyüyen uzmanlaşmış anlaşmalar mimarisiyle desteklenen yasal ve kurumsal bir başarı olarak çerçevelenmektedir.
Ancak balıkçılık, deniz çevresi koruma, deniz güvenliği ve bilimsel araştırmalardaki sürekli zorluklar, yasal normlar ile yönetişimin sonuçları arasında bir kopukluğu ortaya koymaktadır.
Modern iktisat yazını, uzunca bir süredir beşerî ve ahlaki kurucu köklerinden (Moral Sciences) koparak, toplumsal gerçekliği sadece doğrusal denklemlere ve matematiksel optimizasyon modellerine indirgeyen soğuk bir mekanizasyon sarmalına sürüklenmiştir.
Ortadoğu’nun haşin coğrafyasından evrensel emelleri olan üç büyük din ile peygamberler ve fatihler çıktı. Yahudiler, tarihsel olarak kendilerini Sami ırkı ile ilişkilendirirler. Günümüzde dünyadaki en kalabalık Sami kavmi Araplardır. Irklar tarihine göre, bu dönemde Samilerden başka, Aryanlar (bugünkü Hindistan, İran ve Afganistan), Türkler (Orta Asya) ve Mısırlılar hâkim ırklardır.
Polonya, Doğu ve Batı Avrupa’nın jeopolitik, kültürel ve iktisadi kesişim noktasında yer alan, tarihi boyunca büyük yıkımlar, egemenlik kayıpları ve köklü rejim değişiklikleriyle sınanmış bir coğrafyadır. Bu dinamik ve trajik tarihsel arka plan, Polonya’da şekillenen iktisadi düşüncenin de kendine has, son derece özgün ve dirençli bir karakter kazanmasını sağlamıştır.
İsrail, Hizbullah bahanesiyle bir kez daha Güney Lübnan’da, Bekaa Vadisinde ve Litani nehrinin kuzeyinde. Bu defa tek fark Cebel Lübnan’a girmemiş olması. Ama mutlaka yüksek yerlerde de eli kolu, gözü ve kulağı vardır. Halen İsrail ordusu, Lübnan’ın güney sınır boyunca yaklaşık 10 kilometrelik derinlikte bir tampon güvenlik bölgesinde Bint Jbeil, Khiam, Beaufort Kalesi gibi bazı stratejik yerleşim yerlerini elinde tutuyor.
Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi yeni bir beyaz kitap yayımladı. "Daha Adil ve Hakkaniyetli Küresel Yönetişim: Çin'in İlkeleri, Önerileri ve Eylemleri" başlıklı belge, Şi Cinping'in 2025'te ortaya attığı Küresel Yönetişim Girişimi'ni (GGI) ayrıntılı biçimde detaylandırıyor.
Bu çalışmanın merkezi tezi; Yunan iktisadi düşüncesinin saf, soyut ve laboratuvarda üretilmiş evrensel teorilerin doğrusal bir ilerlemesinden ziyade; büyük ulusal iflasların, trajik askeri/siyasi kırılmaların ve egemen küresel güç merkezlerinin (Fransa, Bavyera, Almanya, ABD ve Avrupa Birliği) dinamiklerine bağımlı olarak şekillendiğidir.
Çağdaş politik ekonomi ve inovasyon iktisadının özgün isimlerinden biri olan Mariana Mazzucato, Haziran 2026'da Allen Lane etiketiyle yayımlanan son eseri "The Common Good Economy: A New Compass" ile iktisat literatürüne önemli bir metodolojik müdahalede bulunmaktadır.
Prabowo ve ekibi, Küresel Sistemik Dönüşüm’ün önde gelen aktörleri arasında denge kurarken Endonezya’yı Yeni Soğuk Savaş entrikalarının dışında tutmayı başararak büyük bir iş çıkarıyor.
15-17 haziran 2026 tarihlerinde Fransa'nın Évian-les-Bains kasabasında düzenlenen G7 zirvesi, yapay zekânın küresel diplomasinin merkezine geçtiği ilk büyük zirve olarak tarihe geçti. Zirvenin AI gündemini şekillendiren tetikleyici olay, Washington'un 12 haziran tarihli Ticaret Bakanlığı kararıyla Anthropic'in Mythos 5 ve Fable 5 modellerine ABD vatandaşı olmayan kullanıcılar için erişimi kapatmasıydı.
Yukarıdaki başlığı destekleyen Kristin Forbes’in yeni yayımlanan, "The Art of Monetary Policy: Lessons from Sun Tzu for Central Banks" (The MIT Press, 2026) adlı kitabını ilginize sunarım.
Modern otobiyografi yazını, çoğunlukla bireysel bir öznenin içsel gelişimini, başarılarını ve kişisel tarihindeki kırılmaları merkeze alan mikroskobik bir anlatı türü olarak kabul edilir. Ancak Stefan Zweig’ın 1942 yılındaki trajik intiharından hemen önce sürgünde kaleme aldığı Die Welt von Gestern (Dünün Dünyası), bu tarzın geleneksel ve bencil sınırlarını radikal bir biçimde aşar.
12. İstanbul Güvenlik Konferansı’nın, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu” ana teması altında küresel katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde Wish More Hotel Istanbul’da gerçekleşecek. Sınırlı sayıda dış katılım kabul edilecek Konferans ve eş-etkinliklerine yurt içi ve dışından çok sayıda duayen ve uzman isimler yer alırken, katılımcılara sertifika ve konferans kitabı verilecek.
Kalkınma iktisadı literatürü, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve yapısal dönüşümün ön koşulları olarak genellikle geniş bir yerel pazar, stratejik hammadde erişimi, zengin doğal kaynaklar ve jeopolitik bir hinterlandın varlığına vurgu yapar. Ancak Doğu Asya kalkınma deneyiminin en neoklasik ve aynı zamanda en müdahaleci aktörlerinden biri olan Singapur, bu teorik ön kabulleri yapısal bir paradoksa dönüştürmüştür.
Buradaki yazılarımda "küresel fetret devri" kavramını sıkça kullandım.
Eskinin öldüğü, yeninin doğamadığı bir geçiş anı. Gramsci'nin meşhur tabiriyle: “interregnum.” Yani yoğun bir belirsizlik çağı… Bu devrin en somut tezahürünü Pekin zirvesinde görmüştük. Hatta bunua ‘yorgun hegemon’ demiştim. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Singapur'da IISS'teki konuşmasında ifade ettiği “stratejik feragat” biraz da bu yorgun olma halinden kaynaklanıyor zannımca.
Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl on ikincisi gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu“ ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecektir.
Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl on ikincisi gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu“ ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecektir.
12. İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu” ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde Wish More Hotel Istanbul’da düzenlenecektir.
Yapay zeka ajanları iki ayrı uçtan aynı anda yaygınlaşıyor. Bir yanda üst düzey yöneticilerin kendi "dijital ikizlerini" oluşturduğu kişisel ve butik kullanım, diğer yanda Meta'nın yüz milyonlarca küçük ve orta ölçekli işletmeyi (KOBİ) hedefleyen kitlesel ajan girişimi. İkisi birlikte, ajan teknolojisinin hem tepe yönetimden hem de tabandan eşzamanlı olarak işyerine girdiğini gösteriyor.
İktisadi düşünce tarihi, genellikle rasyonel modellerin, veri setlerinin ve grafiklerin evrimi olarak okunur. Ancak Rusya örneği, bu "steril" tarih yazımına karşı en güçlü itirazlardan birini oluşturur. Rus entelektüel geleneğinde iktisat, hiçbir zaman saf bir matematiksel optimizasyon problemi olarak kalmamış; her zaman ahlakın, devletin bekasının ve insan ruhunun derinliklerinin tartışıldığı edebi bir sahneye çekilmiştir