Bu makale, Afrika kıtasının tarihsel süreç içerisinde sömürgeleştirilmesi, bağımsızlık hareketleri ve günümüzde karşı karşıya olduğu ekonomik ve politik dinamikleri ele almaktadır. Ayrıca Afrika'da sömürge döneminden önce de medeniyetlerin var olduğu, yani medeniyetin kıtaya Batılı devletler sayesinde gelmediği vurgulanmıştır.
Günümüzde bir ülke veya bölgenin ekonomik yapısı hakkında ve özellikle uluslararası iş bölümünde yerini belirleme bir bütün olarak dünya ekonomisinin genel işleyişine ve bu işleyişin sonucu ortaya çıkan fonksiyonlar ve eğilimleri anlamak/açıklamağı gerektiriyor.
Fildişi Sahili'nden Nijerya'ya dek Batı Afrika'da pek çok siyasi sorun, istikrarsızlık ve kanlı çatışmalar yaşanmaktadır. Askeri darbeler, diktatörlükler, açlık, AIDS, terörizm, insan kaçakçılığı gibi sayısız sorun günümüzde Batı Afrika'nın kökleri oldukça geriye giden bir sorununa dayanmaktadır: sömürgecilik.
Modern bilime göre Afrika, insanlığın ilk yaşam merkezi ve atalarımızın yurdudur. Modern antropoloji insanlığın doğuşunun bugünkü Afrika’dan başladığını, oradan Ortadoğu’ya, oradan da dünyaya yayıldığını söylüyor. Fakat batılı sömürgeciler asırlarca Afrika halklarını “evrim sürecini tamamlamamış kayıp bağlantının ilkel canlıları’’ olarak tanımlamıştır.
Bu makale Sahraaltı Afrika’ya dair yeni bir tarih yazımının imkânlarını sorgulamaktadır. Bu doğrultuda, Afrika’yı özgünlüğü içinde anlamanın ve anlatmanın ipuçlarını sunmayı hedeflemektedir.