Sayın Başkanım, Değerli Katılımcılar,
İlk düzenlendiği andan itibaren tamamında yer aldığım İstanbul Güvenlik Konferanslarının 11ncisinde de yer almaktan büyük onur duyduğumu ifade etmek isterim. Ayrıca konferansların açılışında son 6 yıldır anahtar konuşma yapma görevi verilmesi de benim için ayrı bir onurdur.
Düşünce ve fikirlerinizi paylaşmak için katılım gösterdiğiniz konferansımıza hoş geldiniz. Katılımınız bizlere güç vermiştir.
TASAM’ın faaliyetlerine katkı sağlamaya çalışan biri olarak bugün 11. İstanbul Güvenlik Konferansı'nda hazır bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Burada Sayın Başkan’ın da ifade ettiği üzere bugün karşı karşıya kaldığımız Savunma Güvenlik ve İstihbarat Devrimi çerçevesinde 21. yüzyılın önemli problemlerle yüzleşeceğinin bilinci ile böyle bir toplantıda hem Türk kamuoyunu yönlendirmek hem de ortaya çıkacak sonuçlarla karar vericiler üzerinde bir etki oluşturmak istiyoruz.
Konuşmama, bu yaşamsal önemdeki toplantıyı - yaşamsal kelimesini kasten kullanıyorum - gerçekleştiren Süleyman ŞENSOY Bey'e ve gerek emek gerek sponsorluk ile katkıda bulunan tüm dostlara şükranla başlamak istiyorum.
Efendim Merhaba. İstanbul Güvenlik Konferansı ve eş etkinliklerinin on birincisinde bir kez daha birlikteyiz. Bugüne kadar hiç aksamadan devam etti bu yıllık periyod. Çok çeşitli şartlarda ve zamanlarda sürdürdük. Hep ifade ettiğimiz gibi, herhangi bir popülerlik endişesi taşımadan, bir “okul” olarak daha da kurumsallaşması için sizlerin de eşsiz katkılarıyla çalışıyoruz.
Tekno-politika artık politika belgelerine dönüşmeye başladı. Bunu ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri Yapay Zeka Hakları Bildirgesi’ni kabul ederek ortaya attı. Arkasından hemen yapay zekanın kullanımı konusunda ciddi bir takım yasalar gündeme gelmeye başladı ve sonunda Avrupa Birliği, Mart 2024’te ilk kez dünyada Yapay Zeka Yasası’nı kabul etti.
İzninizle, her yıl olduğu gibi, başkan olmanın gerektirdiği bazı bilgilendirme ve anonsları yaparak başlamak istiyorum. Bu yıl toplantılarımızı serbest katılıma kapattık; sadece ilgilisinin ve davetlisinin katıldığı, atölye ağırlıklı bir yaklaşımı tercih ettik. Bunun hem daha efektif hem de daha verimli olacağını düşündük, özellikle bunun altını çizmek istiyorum.
Kıymetli Mesai Arkadaşlarım,
Değerli Büyükelçilerim,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
15. Büyükelçiler Konferansı vesilesiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduğumu belirterek sözlerime başlamak istiyorum.
Marka olma yolunda önemli mesafeler kat eden İstanbul Güvenlik Konferansı’nda bir kez daha anahtar konuşmacı olarak sizlere hitap etmekten mutluluk ve onur duyduğumu belirtmek isterim. Dokuzuncusu düzenlenen İstanbul Güvenlik Konferansı, devam etmekte olan Ukrayna -Rusya Savaşına ilave olarak Hamas- İsrail çatışmasının gölgesi altında ve adeta İsrail’in kural tanımaz katliamının yol açtığı üzüntülü bir ortamda gerçekleşmektedir.
İstanbul Kent Üniversitesi, merhum Başbakanımız Sayın Mesut Yılmaz’ın kıymetli eşleri Sayın Berna Yılmaz, evlatları rahmetli Sayın Yavuz Yılmaz, her daim maddi ve manevi katkılarını esirgemeyen Sayın Hasan ve Ceren Yılmaz kardeşlerin öncülüğünde kurulan Engelsiz Eğitim Vakfı’nın ilk projesidir.
Güvenliğin bir ülke için ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. KOBİL, 100 milyonun üzerinde kullanıcıya sahiptir. Dünya çapındaki şirketlerle beraber çalışmaktadır. Türkiye olarak böyle bir şey başarmış olmamız ayrıca gurur veriyor. Böyle şirketlerin dünya çapında daha fazla ortaya çıkmasını isteriz çünkü buna da gerek olduğunu düşünüyorum.
Bugüne kadar hiç aksamadan devam ettirdiğimiz İstanbul Güvenlik Konferansı’nın 9.’sunda ve eş etkinliklerinde birlikte olmaktan dolayı çok mutluyuz. Yurt içinden, yurt dışından bütün konuklarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu açılış oturumunu müteakip, üç farklı salonda önümüzdeki 2 gün boyunca 127 konuşmacı, 30 moderatör ve yaklaşık 150 aktif katılımcı, müzakereci ile konferans çalışmaları ve diğer alt forum, etkinlik çalışmaları devam edecek.
Ne yazık ki, geçtiğimiz birkaç yıl içinde şundan emin olma fırsatımız oldu; güçlü gelişmelere rağmen insanlar hala savunmasız durumda ve insanlık, ilerlemenin durmaması, işbirliğinin devam etmesi ve devletler arasındaki ilişkilerin derinleşmesi için akıllıca stratejik kararlara ihtiyaç duyulan zor dönemlerden geçiyor.
Kırgızistan ve Türkiye eski tarihlerden itibaren kültürel bir bağla bağlanmıştır. Türkiye - Kırgızistan arasındaki dinamik ilişkiler sadece ülkelerin arasında değil, halkların arasında da bulunmaktadır. Bu durum ekonomik, sosyal, uluslararası ve özellikle ise askerî alanda işbirliği yapmak isteğinde olunduğunun bir kanıtıdır.
Öncelikle iki hususa değineceğim. İlki; “Türklerin denizci olmadığı” ifadesine ilişkindir, bunun Türkleri aşağılayıcı bir ifade olduğunu ve tarihi bilmemekten kaynaklandığını belirtmek isterim. Diğeri ise Mavi Vatan’ın haritasını nasıl çizdiğime ilişkindir.
Bu tarihî ve güzel şehir İstanbul, uzun zamandır Batı ile Doğu'yu birbirine bağlayan köprü olarak bilinir ve umarım bu etkinlik, müreffeh ve gelişmiş bir bölgeye ulaşmak için İstanbul Boğazı'nın iki tarafını daha iyi anlamaya yardımcı olur.
Bu konferansın teması; "Post-Güvenlik İkilemler, Entegrasyonlar, Modeller ve Asya". İçinde bulunduğumuz zaman düşünüldüğünde gerçekten uygun bir tema. Çünkü ilgili ulus-devletlerimizin ulusal güvenliğine yönelik tehditler, üç kattan fazla artarak karmaşık güvenlik ikilemlerini ortaya çıkarmaktadır.
Türkiye; büyük ekonomisi, bölgesel askerî ve siyasi gücüyle Dünya’da eşsiz ve çok önemli bir müttefik olarak ön plana çıkmaktadır. ASELSAN; ülkemizin uluslararası ittifaklarda eşsiz katkılar sunmasına, sınır ve sahillerini tehditlere karşı korumasına, hem savunma hem de sivil alandaki yüksek teknolojiye dayanan, yerli ve millî sistem/ürün ve çözümleri ile her zaman destek olmaktadır.
İstanbul Güvenlik Konferansı’nın sekizincisi yapılıyor, çok şükür bugüne dek pandemi döneminde dâhi hiç aksamadı. İstanbul kendi tarihine ve Türkiye’ye yakışır şekilde hem bölgesel hem küresel güvenlik politikalarının konuşulmasında kendi rolünü oynuyor. İnanıyorum ki bu konferans ve alt çalışmaları çok daha yoğunlaşacak ve kurumsal hâle gelecek.
Sayın Başkan, değerli katılımcılar, değerli hocalarım, İstanbul İktisat Kongresi’ne hepiniz hoş geldiniz diyorum. Bu anlamlı kongre, tam zamanında gerçekleşiyor. Çünkü dünya ilginç bir dönemden geçiyor. Bu dönem içerisinde karşılaşılan bir takım meydan okumalar bizi yeni bazı aramalara yönlendiriyor ve iktisat disiplini de bundan bağımsız değil. Şimdi her şeyden önce böyle anlamlı ve isabetli bir temayı İstanbul İktisat Kongresi’ne taşıdığı için TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY’a teşekkür ediyorum.
Katılımcıları en içten duygularımla selamlıyorum. Aynı zamanda OECD Türkiye Daimi Temsilcisi Sayın Büyükelçimiz Prof. Kerem ALKİN ile de aynen stüdyodaki gibi iyi paslaştığımız için teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyoruz, sizinle iftihar ediyoruz.
Herkese saygılarımı sunuyorum. Girişte yapılan konuşmaları ve benden sonraki yapılacak olan konuşmaları da dikkate alarak çok kısa değerlendirmeler yapacağım. Ardından TASAM’ın da alanına giren bir konu olması itibariyle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD’de Güneydoğu Asya ekonomileriyle ilgili olarak yeni bir toplantıya gireceğiz.
Öncelikle İstanbul İktisat Kongresi nereden doğdu, niye yapıyoruz bu programı, çok kısa bir özet yapmak istiyorum ki zaten ilk konuşma notu da “İstanbul İktisat Kongresi Proaktif Geçmiş ve Gelecek”. Bu, Prof. Dr. Sedat AYBAR Hocamızın liderliğinde başlattığımız bir inisiyatifti. İstanbul İktisat Konuşmaları olarak dört toplantı yapıldı ve raporları yayımlandı. Gelinen noktada ise daha geniş, iki günlük, kongre boyutuna yönelik bir çalışmayı çok uzun süre önce başlattık.
Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz.
Öncelikle tüm katılımcılarımıza içtenlikle hoş geldiniz diyorum. Bu yıl pandemi nedeniyle 5 ayrı salonda büyük ölçüde çevrimiçi yapmak zorunda kaldığımız 6. İstanbul Güvenlik Konferansı ve alt etkinliklerinin, ülkelerimiz ve dünya için stratejik, tarihe iz bırakan sonuçlar üretmesini diliyorum.
Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu’nun ilkinde yavru vatan Kıbrıs’ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyetle konuşmama başlıyorum. Sayın Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanımız, Türkiye’nin duruşunu ve bu alandaki uluslararası politikasını hem teknik olarak hem ülke politikasına uygun olarak özetledi.