Strateji Bilim İnovasyon bazlı Haber Makale ve Analizler

Jeopolitik, oyuncuların ve renklerinin değiştiği, her birinin rolleri değişken olan satranç oyunu gibidir. Bir zamanlar Orta Asya’da İngiliz ajanları Büyük Oyun içinde Doğu Avrupa ve Orta Asya’da yerli halkları Rusya’ya karşı savaşa ikna ederek, bölgenin hâkimiyetini ele geçirmek istemişti. Bu oyun daha sonra Avrupa ve Ortadoğu’ya kaydı. Ama Büyük Oyun devam ediyor.

Çin Hücuma Kalktı

ABD’nin geri çekilişi Çin’e “düzeni savunan güç” rolünü üstlenme fırsatı verdi. Prescott ve Gewirtz’in Foreign Affairs makalesine yakından bakalım. Makaleye göre Trump, BM’yi ve ittifakları hedef alırken ABD küresel düzenin seyircisine dönüştü. Çin ise ŞİÖ ve BRICS gibi platformları kullanarak kendisini merkeze koyan bir yaklaşımı benimsedi. Xi’nin hedefi: ABD’yi dışlamak değil, mevcut kurumların ağırlık merkezini Pekin’e kaydırmak.

Ejderhanın Gücü: Çin'in Füzeleri ABD Amirallerini Uyutmuyor

Füzeler, Çin gücünün yeni alametifarikası. Uçak gemileri, tanklar veya savaş uçakları değil; gezegenin yarısını dolaşabilen veya Pasifik'te bir ABD Donanması filosunu parçalayabilen roketler. Pekin, 3 Eylül 2025'te askeri bir teftişten ziyade bir uyarı atışını andıran bir geçit töreniyle cephaneliğini sergiledi. Tiananmen Meydanı'nda şık kıtalararası balistik füzeler, hipersonik planörler ve "uçak gemisi katili" füzeler gürleyerek basit bir mesaj verdi: Çin geldi ve artık yetişmeye çalışmıyor.
ABD’li Çip Üreticisi NVIDIA’nıncÇin’de Yasaklanması ve Yatırım Hamlesi: ABD’nin, gelişmiş yarı iletkenlerin Çin’e ihracatına getirdiği lisans/kota kısıtları ile Pekin’in NVIDIA ürünlerine yönelik doğrudan ve örtük sınırlamaları (kurumsal alım rehberleri, sertifikasyon ve tedarik baskıları) birleşerek şirketi iki ülke arasındaki teknoloji merkezli ticaret savaşının odağına yerleştirdi.

‘İstihbarat Devrimi’ İstanbul Güvenlik Konferansı’nda

“Savunma, Güvenlik ve İstihbarat Devrimi” teması ile düzenlenecek 11. İstanbul Güvenlik Konferansı kayıtları genel istek üzerine devam ediyor. Küresel bir “okul” ve uluslararası “pazar” imkanları ile Konferans katılımcılarına sertifika ve konferans kitabı verilirken yurt içi ve dışından çok sayıda duayen ve uzman isim yer alacak.
“Savunma, Güvenlik ve İstihbarat Devrimi“ teması ile düzenlenecek 11. İstanbul Güvenlik Konferansı kayıtları genel istek üzerine devam ediyor. Küresel bir “okul“ ve uluslararası “pazar“ imkanları ile Konferans katılımcılarına sertifika ve konferans kitabı verilirken yurt içi ve dışından çok sayıda duayen ve uzman isim yer alacak.

‘Savunma Devrimi’ İstanbul Güvenlik Konferansı’nda

“Savunma, Güvenlik ve İstihbarat Devrimi” teması ile düzenlenecek 11. İstanbul Güvenlik Konferansı kayıtları genel istek üzerine devam ediyor. Küresel bir “okul” ve uluslararası “pazar” imkanları ile Konferans katılımcılarına sertifika ve konferans kitabı verilirken yurt içi ve dışından çok sayıda duayen ve uzman isim yer alacak.

Hakimiyet-i Metrûke ve Çok Kutuplu Küresel Düzen

Güç boşluk kaldırmaz. Uluslararası ilişkiler disiplini her ne kadar sistemik bir anarşiden bahsetse de güç boşlukları (power vacuum) ortaya çıktığı coğrafyalarda her zaman tehlike arz eder. Soğuk savaşın sona ermesinin ardından dünya ABD’nin mutlak hakimiyetine sahne oldu. Fakat ortaya çıkan güç boşlukları başlarda kimsenin dikkatini çekmedi. Buna rağmen farklı düşünenler vardı.
Ortadoğu’nun en kırılgan sınırlarından biri, kuşkusuz İsrail ile Suriye arasındaki hattır. Bu sınır, sadece coğrafi bir ayrım değil; ideolojik, jeopolitik ve güvenlik temelli bir fay hattıdır. 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgali, iki ülkenin ilişkisini kalıcı biçimde belirledi.

Namlunun Ucundaki İktidar ve Yeni Soğuk Harbin Kodları

Müttefiklerle savaşmaktan daha kötü tek şey, müttefiksiz savaşmaktır demiş Winston Churchill ikinci dünya savaşının en sıcak günlerinde.   Bugün dünyaya bakarken, Churchill’in bu sözünün ABD-Çin rekabetinin gölgesinde yeniden anlam kazandığını görüyoruz. ABD-Çin rekabeti çeşitlenerek farklı cephelere yayılırken yeni soğuk savaşın daha belirgin bir karakterde ön plana çıktığını müşahede ediyoruz.

Karadan mı, Denizden mi?

Büyük güç rekabeti bir kez daha uluslararası ilişkileri belirliyor. Ancak bugünkü mücadelenin kesin hatları tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bazı gözlemciler Soğuk Savaş'ın ideolojik emsallerine vurgu yaparken, diğerleri değişen askeri dengelere odaklanıyor. Bazıları ise liderleri ve seçimlerini öne çıkarıyor. Aslında, uluslararası sistem üzerindeki modern çatışmalar, güç ve refah kaynakları konusunda uzun süredir devam eden, ancak fark edilmeyen bir anlaşmazlıktan kaynaklanıyor.
Sovyetler Birliği dönemi sonrasında Orta Asya (Türkistan), geleneksel olarak Rusya’nın jeopolitik yörüngesinde kaldı. Büyük stratejik önemi olan bölge, Asya ve Avrupa arasındaki ticareti kolaylaştıran anahtar bir role sahip olmanın yanında zengin enerji kaynakları ile dikkat çekiyor. Yakın zamana kadar ABD için Orta Asya küresel jeopolitikte en öncelikli bölge değildi ama sürekli dikkat edilmesi gereken bir coğrafyaydı.

Osmanlı Hindistan ve ABD

Küresel Zenginlik ve Güç Doğu'ya Doğru Yöneldi. Tarihin çarkları dönüyor. Çin inşa ediyor, Hindistan yükseliyor, BRICS G7'yi geride bırakıyor; Amerika ise müttefiklerini cezalandırırken düşmanlarını güçlendiriyor. Batı'da 1492 yılı iki olayla hatırlanır: Kolomb'un Amerika'ya gelişi ve Endülüs İspanyası'nın son kalesi Granada'nın düşüşü. Ancak daha büyük sonuçları jeopolitikti: pusulanın ibresi batıya doğru döndü ve küresel talihte yüzyıllardır süren bir tersine dönüşün habercisi oldu.
Hindistan günümüzde çoklu jeopolitik akımların kesişim noktasında yer almaktadır. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS grubundaki etkin katılımı, büyük güç politikaları ile ekonomik büyüme ve bölgesel istikrarın gereklerini dengeleme isteğini yansıtmaktadır. ŞİÖ ve BRICS çoğunlukla “Batı-dışı” ya da “Küresel Güney” gündeminin araçları olarak birlikte anılsa da, yapıları, kapsamları ve amaçları bakımından birbirinden farklıdır.

Post-Amerikan Dünyasında Kimler Kar Ediyor?

Post-Amerikan dünya ekonomisi dönemi başladı. ABD Başkanı Donald Trump'ın ekonomik yaklaşımındaki radikal değişim, küresel ölçekte normları, davranışları ve kurumları değiştirmeye başladı bile. Büyük bir deprem gibi, manzarada yeni özelliklerin ortaya çıkmasına neden oldu ve birçok mevcut ekonomik yapıyı kullanılamaz hale getirdi. Bu olay kaçınılmaz bir doğal afet değil, siyasi bir tercihti.
Washington'ın Haziran ayında Çin ile bir "çerçeve anlaşma" açıklaması, küresel siyasi ekonomide sessiz bir vites değişimine işaret ediyordu. Bu, ABD Başkanı Donald Trump'ın tek taraflı Amerikan ihtişamı altında hayal ettiği "özgürleşme" döneminin başlangıcı veya Biden yönetiminin yönetilen büyük güç rekabeti hayaline dönüş değildi.
Süveyş Kanalı’nın jeopolitik konumu, Kızıldeniz’de artan saldırılar, küresel tedarik zincirinde yaşanan darboğazlar ve jeopolitik belirsizlikler, devletleri ve özel taşımacılık firmalarını alternatif rotalara yöneltmektedir. Bu bağlamda Arktik bölgesindeki Kuzey Deniz Yolu (Northern Sea Route – NSR), hem zamansal hem de mesafesel avantajları nedeniyle yeniden gündemin üst sıralarına çıkmıştır.

Afrika’daki Yahudi Diasporası

Afrika’da Yahudi Diasporası,15.yüzyılda Avrupa’dan kovulan Sefarad Yahudilerinin, Osmanlı hakimiyetinde olan Kuzey Afrika’ya gelmeleri ile başlamıştır. Bununla birlikte Etiyopya Yahudileri olarak da ifade edilen Falaşalar (Beta İsrail) 1 Afrika ile diyalog kurmada etkili olmuşlardır. Falaşaların Hz. Süleyman’dan sonra kaybolmuş Yahudi kabilelerinin soyundan geldiklerini ifade edilmektedir.
Trump’ın ABD başkanı olarak başkanlık koltuğuna oturduğu Ocak 2025 den bu yana kural ve kurumlara dayanan dünya ekonomik düzeninin radikal bir biçimde değişmeye başlaması kadar ticaret savaşlarının küresel ekonomide estirdiği sert rüzgârlar, bu yılki toplantıya farklı bir önem ve anlam yükledi. Evet, ŞİÖ 2025 zirvesi, 31 Ağustos-1 Eylül 2025 tarihleri ​​arasında Çin'in Tianjin kentinde toplandı. Bu ŞİÖ tarihinin en büyük zirvesi olarak kayıtlara geçti.

Afrika’daki Çin Diasporası:

Çin-Afrika ilişkileri (M.Ö.206-M.S.220) Han Hanedanı zamanında başlamıştır. Tang Hanedanı döneminde ise ilişkiler ilerlemiştir.[ Yuan Wu,China in Africa,(Beijing:China İnternational Press),2007,s.140.] Bununla birlikte Keşifler Çağı’ndan önce Zheng He adında bir amiralin 250’den fazla gemi ve yaklaşık 28.000 kişiyle Çin’den Doğu Afrika ve Kızıldeniz kadar uzak noktalara yedi keşif seferi düzenlediği Ming Hanedanlığı dönemi ilişkiler artmıştır.[ French, a.g.e.,s.40.]

Afrika’da Etkili Diasporalar

Antik Çağlardan bugüne ulus-devletler temel aktör olup, ulusal çıkarlarını ve gücünü maksimize etmeye çalışırlar. Bunu da muğlak bir uluslararası toplum kavramına değil, kendi güçlerine güvenerek yaparlar. Bugün dünyaya hakim olan fikir akımları dönem dönem değişse de hâkim olan görüş realizmdir.

Alanlar

Continents ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
Regions ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
Identity Fields ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
TASAM Türkiye ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar