Strateji Bilim İnovasyon bazlı Haber Makale ve Analizler

Yorgun Hegemon Pekin’de

Bir önceki yazımda Pekin'in İran savaşı karşısındaki sessizliğini saldırgan realist çerçevede okumuştum. Aslında argüman son derece açıktı. Çin sessiz değil sadece “hesaplanmış bir strateji”uyguluyordu. Şimdi o ‘stratejik sessizliğin’karşılığı masaya geliyor. Donald Trump 13-15 Mayıs'ta Pekin'de. Bu bir ABD başkanının Çin'e neredeyse dokuz yıl sonra yaptığı ilk ziyaret. Ziyaret aslında Nisan ayında planlanmıştı. 2026 İran savaşı sebebiyle ertelendi. Ayrıntılara bakalım.
Klasik iktisat, Adam Smith’in "Görünmez El" (Invisible Hand) metaforu üzerinden piyasa aktörlerinin kendi çıkarlarını maksimize ederken toplumun refahına da hizmet ettiğini varsayar. Ancak bu elin hareket edebilmesi, kararlar alabilmesi ve üretim yapabilmesi için sağlıklı, tok, huzurlu ve iyi bakılmış bir bedene ihtiyacı vardır. İşte bu bedeni her gün yeniden inşa eden, büyüten ve iyileştiren güç, Bakım Ekonomisi'dir; yani Nancy Folbre'un deyimiyle "Görünmez Kalp" (Invisible Heart).

Trump ve Xi Zirvesinin Önemi

Teke tek dövüşün cazibesi, medeniyetler veya klanlar arasındaki daha büyük ve karmaşık askeri veya siyasi mücadelelerin, bireysel cesaret, zekâ ve meşruiyet testleri yoluyla çözülebileceği inancından kaynaklanmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump ve Çin lideri Xi Jinping'in bu hafta Pekin'de bir araya gelmesi, teke tek bir mücadele havası taşıyan modern bir gerilim olacak.
19. yüzyılın son çeyreği ile 20. Yüzyılın ilk yarısı arasında Viyana, sadece çökmekte olan bir imparatorluğun başkenti değil, aynı zamanda modern dünyayı şekillendiren fikirlerin, krizlerin ve paradoksların "sıfır noktası" olmuştur. Habsburg İmparatorluğu’nun çok uluslu, çok dilli ve çok katmanlı yapısı, Viyana’yı zıt kutupların birbirine çarparak yeni düşünce kıvılcımları ürettiği devasa bir entelektüel laboratuvara dönüştürmüştür.
Kuzey Ülkelerinin iktisadi başarısını sadece 20. yüzyılın refah devleti politikalarıyla açıklamak, bir binanın sağlamlığını sadece dış cephe boyasıyla izah etmeye benzer. "Kuzey Kliniği"nin asıl sırrı, temeldeki sarsılmaz hukuki rasyonalite ve toplumsal güven dokusunda saklıdır. Bu giriş bölümünde, beş ülkeyi birer "vaka" olmanın ötesinde, ortak bir organizmanın parçaları olarak ele alacağız.
Bir bütün olarak ilk kez TASAM’a verilen binlerce belgelik resmî Osmanlıca arşiv üzerinde, geniş bir akademik ekiple 10 yılı aşan çalışmalar sonucu yeni modellemelere ilham verecek “Osmanlı Devleti’nde Tasavvuf Hayatının Yönetişimi | Meclis-i Meşâyih Defterleri” adlı kaynak eser literatüre kazandırıldı.
İktisat bilimi, genellikle evrensel modeller üzerinden bir mühendislik disiplini gibi algılansa da gerçek dünyadaki başarı öyküleri yerel koşulların ve kurumsal hafızanın bir "zanaat" (techne) titizliğiyle işlenmesiyle ortaya çıkar. Bu bağlamda "Klinik İktisat", her ekonomiyi kendine özgü patolojileri ve genetik mirası olan canlı bir bünye olarak kabul eder.
Kuzey ülkeler coğrafyasının iktisadi tecrübesi, genellikle homojen bir "kuzey başarısı" olarak tasvir edilse de Danimarka bu bütünün içinde en "esnek" ve adaptasyon kabiliyeti en yüksek halkayı temsil eder. İsveç’in merkeziyetçi endüstriyel planlaması veya Norveç’in kaynak odaklı etik disiplini ile kıyaslandığında Danimarka; ölçek ekonomisi yerine uzmanlaşmayı, katı hiyerarşi yerine ise yatay güven ağlarını merkeze alan bir "zanaatkâr rasyonalitesi" geliştirmiştir.
Sıklıkla Napolyon'a atfedilen ve bir vecize haline gelen “düşmanın hata yaparken onu asla rahatsız etme” şeklindeki sözler Çin’in Ortadoğu konusundaki sessizliğini anlamak açısından bize anlamlı bir başlangıç noktası sunabilir. İran savaşının giderek derinleştiği ve kaotik bir hal aldığı şu günlerde Çin’in yaklaşımı pasif bir tutumdan ziyade “hesaplanmış bir stratejiye” işaret ediyor. Peki İran savaşı Pekin için gerçekten ne anlama geliyor?
Yaptırımlar, bürokrasi ve lojistik, “ekonomik bağları çeşitlendirmenin ve mevcut dengesizliği düzeltmenin” önündeki başlıca engellerdir, ancak KOBİ'lerin daha büyük bir rol oynaması, daha fazla yerelleşme ve prosedür basitleştirmeleri ve ticaret koridorlarının optimize edilmesi yoluyla bunların üstesinden gelinebilir.
Finlandiya’nın iktisadi ve toplumsal evrimi, sadece bir "refah devleti" başarısı değil, coğrafi kaderin ve jeopolitik risklerin dayattığı bir "hayatta kalma rasyonalitesi" hikâyesidir. Finlandiya modelini komşularından ayıran temel fark, bünyenin karşılaştığı patolojileri (savaşlar, kıtlıklar, ekonomik çökmeler) pasif bir kabulle değil, kurumsal bir mutasyon ve gelişim katalizörü olarak yönetebilmesidir
Bu çalışma, uluslararası güvenlik ortamında giderek artan öneme sahip olan istihbaratın gri alanları kavramını hukuki, operasyonel ve normatif boyutlarıyla incelemektedir. Gri alan istihbaratı; örtülü operasyonlar, siber casusluk, dezenformasyon ve etki faaliyetleri gibi, açık silahlı çatışma eşiğinin altında kalan ancak stratejik sonuçlar doğuran uygulamaları kapsamaktadır.
İktisat tarihinin en popüler ve üzerinde en çok tartışılan fenomenlerinden biri olan "İsveç Modeli", genellikle 20. yüzyılın ortalarında aniden ortaya çıkmış bir "sosyal mühendislik başarısı" olarak tasvir edilir. Ancak bu perspektif, İsveç'in 1970 yılında dünyanın en zengin dördüncü ekonomisi konumuna yükselmesini sağlayan derin kurumsal mutasyonu ve bu mutasyonun tarihsel genetiğini açıklamakta yetersiz kalmaktadır.
İktisat bilimi, 20. yüzyılın büyük bir bölümünü fizik bilimlerinden ödünç aldığı "denge" (equilibrium) ve "makro mühendislik" kavramlarının gölgesinde geçirmiştir. Bu geleneksel çerçevede ekonomi, dışsal müdahalelerle rotası düzeltilebilen devasa bir makine olarak tasavvur edilmiş; iktisatçı ise bu makinenin kontrol panelinde oturan bir teknisyen olarak konumlandırılmıştır.

Hürmüz Krizinin Beklenmeyen Bir Sonucu

Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) bugün yani 1 Mayıs itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Karteli OPEC’den ayrılıyor. Böylece BAE,1967'de katıldığı ortaklığı, 59 yıl sonra sonlandırıyor. İki yıl önce Angola 2024 de bu tercihi yaptığında, dünyada yankısı olmamıştı. Ama küresel petrol üretiminde ilk 10 büyük üretici arasında bulunan ve yedinci en büyük doğal gaz rezervine sahip olan BAE, hem de önemli bir kriz sırasında böyle kritik bir karar olunca, piyasalar hop oturup, hop kalkıyor.
19.Yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın başı arasındaki dönem, dünya tarihinin en dramatik ve sonuçları itibarıyla en etkili nüfus hareketlerinden birine sahne olmuştur. Bu hareket, Osmanlı İmparatorluğu’nun "Şark" topraklarından ayrılıp, Atlantik’in öteki ucundaki "Yeni Dünya"nın (El Mahjar) belirsizliğine yelken açan yüz binlerce insanın hikâyesidir.

Avrupa Kapitalizminin Oluşumu

Bu makale, 1970'lerin zorluklarına neoliberalizmden farklı bir yanıt olarak Avrupa kapitalizminin oluşumunu ele almaktadır. Avrupa projesinin rekabet hukuku rejimi ile çevre politikaları arasındaki tarihsel ilişkiyi yeniden değerlendirerek, Avrupa Topluluğu'nun 1960'ların sonlarından bu yana, Amerikan Leviathan'ını karakterize eden neoliberal gelişmelerden birçok temel açıdan belirgin şekilde farklı olan benzersiz bir Avrupa kapitalist kalkınma projesi oluşturduğunu öne sürmektedir.
Avrupa hükümetleri, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş ve Avrupa'nın uzay alanında ABD'ye aşırı bağımlılığı bağlamında, askeri uzay varlıklarını önemli ölçüde artırma hedeflerini açıkladılar. Bu rapor, Avrupa müttefiklerinin Avrupa'da yaşanabilecek bir acil durum senaryosunda uzayda, uzay aracılığıyla ve uzaydan operasyon yapma yeteneklerini nasıl güçlendirebileceklerini inceliyor.
İtalya'nın TB3 hamlesi, deniz savaşlarında, savunma sanayi entegrasyonunda ve Avrupa'nın güvenlik tartışmasında daha derin bir değişimin sinyalini veriyor. 25 Mart 2026'da İtalya Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Berutti Bergotto, İtalyan Deniz Kuvvetlerinin Cavour uçak gemisinde kullanılmak üzere Baykar'ın Bayraktar TB3 insansız hava aracını satın almayı planladığını duyurdu. Duyuru kısa ve neredeyse teknikti. Ancak sonuçları hiç de öyle değil.
İtalya'nın TB3 hamlesi, deniz savaşlarında, savunma sanayi entegrasyonunda ve Avrupa'nın güvenlik tartışmasında daha derin bir değişimin sinyalini veriyor. 25 Mart 2026'da İtalya Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Berutti Bergotto, İtalyan Deniz Kuvvetlerinin Cavour uçak gemisinde kullanılmak üzere Baykar'ın Bayraktar TB3 insansız hava aracını satın almayı planladığını duyurdu. Duyuru kısa ve neredeyse teknikti. Ancak sonuçları hiç de öyle değil.
Türk Silahlı Kuvvetleri gerek sayısal büyüklüğü ve gerekse muharebe etkinliği açısından dünyanın sayılı orduları arasında yer alan ve bölgemize ilgi duyan güçlerin dikkatle takip ettiği bir güçtür. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısı, gücü ve etkinliği hakkında halkımızın bilgilendirilmesi bir ihtiyaçtır.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071