Vakit Gazetesi Röportajı

Röportaj

NATO’nun İstanbul Zirvesi son yılların en önemli zirvesi olarak gösteriliyor, Neden? NATO İstanbul Zirvesi’ni önemli kılan, Büyük Ortadoğu Projesi’nin tartışılacak olması. İstanbul Zirvesi, NATO’nun genişlemesiyle ilgili güvenlik konseptinin belirlenmesi, NATO’nun işlerliğinin daha etkin olmasının alt yapılarının araştılacağı, konuşulacağı bir toplantı olacak....

 NATO’nun İstanbul Zirvesi son yılların en önemli zirvesi olarak gösteriliyor, Neden?

  NATO İstanbul Zirvesi’ni önemli kılan, Büyük Ortadoğu Projesi’nin tartışılacak olması. İstanbul Zirvesi, NATO’nun genişlemesiyle ilgili güvenlik konseptinin belirlenmesi, NATO’nun işlerliğinin daha etkin olmasının alt yapılarının araştılacağı, konuşulacağı bir toplantı olacak. Biliyorsunuz, ABD, 11 Eylül’den sonra başlattığı “küresel terör” harekatında önce bütün dünyada birliktelik sağlamaya çalıştı, fakat bunu başaramadı. Özellikle Irak harekatı öncesinde destek bulamadı. Hatta BM’den bu yönde bir karar bile çıkartamadı. Kendi bildiği üzere bu işe girişti. Aslında karşı çıkan ülkelerin ortaya koyduğu söylemlerden çok, bu projenin uygulanmasından paylarının ne olacağı kavgasının yaşandığı kanaatindeyim. Fakat ABD, Irak’ta çok ciddi bir prestij erozyonuna.ekonomik ve askeri kayba uğradı. Gelinen noktada görülmüştür ki ABD, dünyada tek başına hareket ederek, “ya bendensiniz, ya da diğer tarafta” diyerek istediği sonuçlara ulaşamayacağını anladı yada anlaması sağlandı.

 ABD’nin bunu anladığına emin misiniz, ABD hâlâ “Ya bendensiniz, ya da düşman” mantığına dayanarak hareket etmiyor mu?

 En azından karşısına aldığı ülkeler için bu söylenebilir. Ama kendisine yardımcı olabilecek ülkeler ve özellikle de Avrupa ülkelerine karşı bu kadar keskin çizgiler yok.

 Bunu Almanya, Fransa için belki tartışamayabiliriz, üçüncü dünya ülkeleri için “ya bendensiniz ya da düşman” mantığı hâlâ işletiliyor herhalde?

 Büyük ölçüde işlediği söylenebilir ama, 3. Dünya ülkeleri olarak gösterilen ülkeler arasında da bunun dışında göreceli hareket edilenler var. Mesela, Türkiye’yle, Ortadoğu’daki zayıf bir ülkeye takınılan tavır arasında farklılıklar var. Amerika, Büyük Ortadoğu Projesi’ni, özellikle NATO içerisinde yer alan ülkelerle birlikte götürmek istiyor. Onların desteklerini almayı, artık onlara da pay vermeyi teklif ediyor. Çünkü böyle bir birlikteliğin bedeli olması gerekiyor. Bu anlamda NATO toplantısı çok öne çıktı. Bu toplantı, 21. Yüzyıldaki önemli yapılanmaların konuşulacağı toplantılardan biri olacak.

 Bu derece farklı olan bir NATO Zirvesi neden Türkiye’de düzenleniyor?

 TÜRKİYE MODEL OLMAYI İSTEMİYOR. Teknik olarak toplantı sırası Türkiye’de olabilir. Belki de Türkiye’de toplanmasını biz istemiş olabiliriz. Bunları bilemiyorum. Büyük Ortadoğu Projesi’nin tartışılacak olması da toplantının Türkiye’de düzenlenmesine yol açmış olabilir. BOP, 650 milyon nüfusa sahip 22 ülkeyi kapsıyor. Bu ülkelerin halkının tamamı Müslüman. Aralarındaki en farklı ülke Türkiye. Türkiye, BOP kapsamındaki bir çok ülkeden demokratik açıdan.ekonomik açıdan.sosyolojik süreçlerde geldiği yer açısından daha ileride. Bu anlamda model ülke olarak görülüyor. Ancak, Türk devlet adamları ve diplomasisi bu tür modellikleri kabul etmedi. Çünkü modellik 22 ülkenin tamamında antipati doğurabilir. Türkiye demokratik ortak olacağını beyan etti.

 Türkiye model olmayı neden kabul etmiyor?

 Bu tür modellikler çok büyük tehlike ve sıkıntılar getirebilir. Projeyi hazırlayanlar tarafından Türkiye model olarak görülüyor. ABD Başkanı Bush da, Türkiye’yi örnek ve model olarak gösterdi.

 Türkiye’nin model olması tarihi misyon ve mirasına bir zarar getirir mi?

 Daha önce BOP’un ne olduğuna bakmak lazım. Bu plan, açıklanan metinlerse, ilk bakışta çok masum talepler olarak görülebilir. Demokrasinin gelişmesi, kadın haklarının korunması,ekonomilerin entegrasyonu gibi başlıklar öne çıkarılıyor.Fakat tabi açıklanan metnin gerçek Büyük Ortadoğu Projesi olup olmadığını incelemek gerekir. Şahsen ben bu metinlerin, gerçek proje olduğuna inanmıyorum.

 Sizce BOP nedir?

 Bu açıklanan metinler BOP değildir, ama şudur diyebilecek durumda da değiliz. Kesin bilgiler planı hazırlayanların elinde. Mantık olarak şunu söyleyebiliriz, bu proje, hazırlayanların yararına bir plan. BOP’un en önemli sebeplerinden birisinin İsrail’in güvenliği ve genişlemesi olduğunu bu proje içerisinde ayrıca görmek gerekir.

 Yaptığınız Stratejik analizlere göre hazırlanan proje 22 ülkenin yararına mı, zararına mıdır?

 22 ülkenin yönetici ve araştırmacılarının, bu projenin gerçek boyutunun ne olduğuyla ilgili ciddi fikirleri var. Bu fikirler, İsrail’in güvenliği ve gelişmesi, Ortadoğu’daki enerji kaynaklarının kontrol edilmesi, Ortadoğu’ya yerleşerek Asya’nın kontrol edilmesi düşünceleri çerçevesinde şekilleniyor. Zaten ABD, Afganistan’a yerleşerek, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Hindistan ve göreceli olarak Çin üzerinde bir takım stratejik kazanımlar elde etti. Bir diğer konu da bölgede demokrasi adı altında yapılacak işlere, çok iyi niyetli yaklaşamıyoruz. Bunu önceki uygulamalara bakarak çok rahat şunu söyleyebiliriz. Demokrasi vaadiyle halka refah ve özgürlük sağlanmış bir İslam ülkesi modeli yok. Onların demokrasi anlayışından pazarlık yapılacak unsurun tek olmamasını anlıyorum. İktidara gelen unsurlarla anlaşamadığınızda alternatifinin hazır olması olarak anlıyorum, demokrasi taleplerini. Başka bir değişle manipüle ve değiştirilebilir yönetimler getirmek amacıyla bu söylemleri gündeme taşıyorlar diyebiliriz.

 BOP projesi kapsamında olan bir çok ülkenin ABD tarafından yönlendirildiği bilinen bir gerçek. Şimdi neden bunları değiştirmek istesin ki?

 Zannediyorum, bugüne kadar yönlendirdiği unsurlar yeterli gelmiyor. Bu kişiler kendi iktidarlarını tehlikede görünce belli ölçülerde ketumlaştılar. Eskisi kadar söz dinlemiyor olabilirler. Bu anlamda onların alternatiflerini bulmak planı organize edenler tarafından verimli ve menfaatli olabilir.

 Türkiye ne yapmalı bu durum karşısında?

 Türkiye çok ciddi bir tarihi dönemeçte. Clinton, “20. yüzyılın ilk yarısı bütün dünyada Osmanlı’nın mirasını paylaşmakla geçti. 21. Yüzyılı ise Türkiye’nin tercihleri belirleyecektir” demişti. Clinton’un bu tespitinden yola çıkarak şunu söyleyebilirim. Türkiye, her türlü olumsuzluklara rağmen 21. yüzyılın tercihlerini belirleyebilecek bir noktadır. Türkiye BOP karşısında ne yapmalıdır, dediğimizde AB yolculuğumuzu da hesaba katmak gerekir. AB’den alacağımız cevap, yolumuzu daha net hale getirecektir.

 Türkiye BOP çerçevesinde kendisine verilen rolü oynamalı mıdır?

 Kesinlikle oynamamalıdır. Dünyadaki geçerli statükoyu ve güç dengelerini iyi bilen ve takip eden bir devlet geleneğimiz var. Bu anlamda zorunlu olacak ilişkilerin getirdiği gereklilikler de olacaktır. Bunlara dikkat ederek, bu projenin model ülkesi olmak gibi bir yanlışa girmemelidir. Bölge ülkeleri de kendi referanslarından yola çıkarak halkları için gerekli olanı kimse dayatmadan güvenlik konseptlerini de tehlikeye atmadan ivedilikle yapmalıdırlar.

 Türkiye bu rolü oynamaya razı olursa, 21. yüzyılın belirleyicisi olabilir mi?

 BOP’un içerisinde Türkiye de var. Türkiye bir tarafta, bu projenin uygulanacağı alanlar başka tarafta değil. Dolayısıyla ne tehdit varsa, Türkiye için de geçerlidir. Ne fayda varsa Türkiye için de geçerlidir. İyilik güzellik varsa, konumu itibariyle Türkiye biraz daha fazla yararlanabilir. Özellikle yakın tehdit anlamında, Irak, İran, Suriye ve Türkiye bu projenin içerisinde en fazla etkilenecek ülkeler olduğu temel gerçektir.

 Türkiye bu projeye “hayır” derse engelleme şansına sahip mi?

 Uluslararası ilişkilerde, “evet” veya “hayır” diye bir şey yoktur. Ayrıca Türkiye, “hayır” diyebilecek konumda da değil. Ancak tarihi bir dönemeçten geçiyoruz, Çünkü AB’den tarih almış, emin adımlarla yürüyen bir Türkiye’yi, BOP’un içinde “model ülke” sıfatıyla fiili olarak çatışan bir ülke yapabilmek çok kolay olmayacaktır. Bu anlamda ben bu sürecin durdurulmaya çalışılacağını düşünüyorum.

 Türkiye, ABD ve AB’nin çatışma noktası diyebilir miyiz?

 AB’nin Türkiye’ye tarih vermeye yaklaşmasında AB-ABD çatışmasının önemi çok büyük. Bu yüzden belli ölçülerde Türkiye üzerinde çatışıyorlar diyebiliriz. Belirli bazı konular ve çıkar anlaşmazlıklarında Türkiye üzerinden bir çatışma içerisinde olduklarını biliyoruz. Fakat, Batı’nın bir bütün olarak düşünülmesi gereken noktalarında bir çatışmadan bahsetmemiz mümkün değil. Çok önemli kırılma noktalarında, çatışma söz konusu olmaz, ABD ile AB birleşebilir. İkisinin arasındaki boşlukta yaşama tezi bu açıdan tehlikelidir ve aşırı dikkat gerektirir.

 İKÖ, NATO Zirvesi, AB’den tarih alınması için yapılan hummalı bir çalışma içerisinde olan Türkiye’de kısır iç çekişmeler hiç gündemden düşmüyor. Bu tartışmaların uluslararası rolümüze bir zararı veya etkisi olabilir mi?

 Türkiye, bölgesi ve İslam dünyası için en önemli ümit kaynaklarından birisidir. En yakınındaki ülkeye göre 20 25 yıl ilerdedir. Bu açıdan Türkiye’nin yek vücut olması gerekir. Fakat AB giriş sürecindeki tehlikeler, stratejik boşluklar PKK, iç politikadaki kamplaşmalar, rejim tartışmaları, çok dağınık bir yapı görüntüsü verilmesine yol açıyor. Belki de dış güçler anlamında çok ideal bir tablo var. Çünkü bölünmüş bir toplumun içine sızmak, manipüle etmek ve zarar vermek çok kolaydır. Bu yüzden de Türkiye, gereksiz kısır çekişmelerden uzak durarak, yeni bir güvenlik konsepti ve anlayışı içerisinde herkesi kucaklayarak yek vücut bir yol haritası çizmek zorunda

 Türkiye ‘bölgesi ve İslam dünyası için en önemli ümittir’ dediniz. İslam ülkeleri bize gerçekten ümit gözüyle bakıyor mu?

Osmanlı yıkıldıktan sonraki süreç gösterdi ki, İslam dünyasında yaşanan ayrılmalar, kavgalar, kavga eden ülkelere hiçbir şey kazandırmadı. Bundan kazananların kimler olduğu çok açık bir şekilde ortada. Bölünmüşlüğün hiç kimseye bir yarar sağlamadığı bölge ülkelerinin neredeyse tamamında aydınlar, hatta devlet adamları tarafından artık dile getiriliyor. Fakat birliktelik adı altında din temelli bloklaşmalar, jeopolitik ve jeostratejik temelden yoksun kamplaşmalara gitmek daha acı sonuçlarda getirebilir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3264 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3264