Sinop Baskınının Bilinmeyenleri
Dr. Nejat TARAKÇI, Jeopolitikçi ve Stratejist
Dr. Nejat TARAKÇI, Jeopolitikçi ve Stratejist
Yayın Tarihi : 7.4.2014
Sinop Baskınının Bilinmeyenleri

    Sinop’a yolu düşenler merkezdeki itfaiye binasının karşısındaki yeşil alan içinde bir anıt görürler. Bu anıt 1853’de vefat eden deniz şehitleri anısına 24 Temmuz 1923’de yapılmıştır. Cumhuriyeti kuranlar 170 yıl sonra şehitlerine de sahip çıkmışlardır. 1963 yılında Deniz Lisesi öğrencisi iken bu anıtın önünde resim çektirmiştim. Ama bu şehitlerin hikâyesini yeterince bilmiyordum. Sadece 1853’de Rusların Sinop şehrini yaktıkları anlatılıyordu. Şimdilerde şehitlik şehrin içinde kaybolmuş durumda. Ayrıca bilinmez bir nedenle bu anıtın kapısının da uzun zamandan beri kapalı olduğunu öğrendim.

 

İçinde insanın acı çektiği tarihimizdeki bütün olaylar önemlidir. Ben de Sinop baskını olarak bilinen bu olayın bilinmeyen yönlerini anlatmaya çalışacağım. 1853 yılının 30 Kasımı soğuk bir gündü. Kar atıştırıyordu. Günlerden Cuma idi. Ruslar o gün sürpriz olmayan bir baskınla Sinop limanında bulunan 12 gemilik Osmanlı filosunun tamamını imha etti. Osmanlı filosu sadece hafif tonajlı ateş gücü az firkateyn ve korvetlerden oluşuyordu. Aralarında kalyon yoktu. Yanan gemilerde bulunan 4.200 personelin 2.700’ü şehit oldu. 556 kişi ağır yaralandı. Toplam 944 kişi yara almadan kurtuldu.[1] Rusların zayiatı ise bir subay, 33 er ölü ve 230 yaralıdan ibaretti. Filo komutanı Koramiral Osman Paşa esir düştü, yardımcısı Tümamiral Hüseyin Paşa  şehit oldu. Deniz harp tarihimizde, sadece1571’de İnebahtı’da[2] normal bir deniz savaşı sonunda yenildik. Diğer yenilgilerimiz hep baskına uğramak şeklinde oldu. Bunlar 1771 Çeşme Baskını, 1827 Navarin Baskını ve 1853 Sinop Baskınıdır. Bu üç baskının üçünde de Rus donanması yer almıştır. Kırım Savaşı’nın hemen öncesinde gerçekleşen Sinop Baskını, sadece Osmanlı donanmasının değil, aynı zamanda Osmanlı yönetimin de ne derece bir çürümüşlük içinde olduğunu gösteren acı bir olaydır.

 

Osmanlı Donanmasının Durumu

4 Ekim 1853’de Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş ilan etti. Osmanlı donanmasının durumu iyi değildi. Personel Karadeniz’e çıkmaya çekiniyordu. Personelin kışlık kıyafetleri yoktu. Ancak Rus donanmasına karşı mutlaka Karadeniz’e çıkıp eğitim yapılması gerekliydi. Kaptan Paşa Ruslar bizi görür de onlar da Karadeniz’e çıkarlar diye Karadeniz’e çıkmak istemiyordu.  Osmanlı hükümeti donanmanın bu durumuna rağmen Ruslar gibi Karadeniz’de bir filo bulundurmaya heveslendi. Bunun üzerine Kaptan Paşa Bahriye Meclisini topladı. Donanmanın Sinop’ta kışlayarak Karadeniz’de bulunması kararlaştırıldı.  Ancak bu karara, Sinop’un Sivastopol’e çok yakın olduğundan Rus donanmasının taarruzuna uğrama tehlikesi olduğu da ilave edildi. Babıali kararın sonunu beğenmedi. Amirallerin yetkilerini aştığı söylendi. Osmanlı donanması o tarihte bir geçiş dönemi yaşıyordu. Sistem değişikliği vardı. Açık göğüslü yelekler, şalvarlar ve kuşakların yerine yukarıdan aşağıya düğmeli setrelerle yanları şeritli pantolonlar gelmişti. Modern giyim tarzı müminlerin istedikleri vakit abdest alma ve namaz kılma alışkanlıkları ile uyuşmuyordu. Bir fırtına çıkıp da yelkenlerin başındaki erler arandığında onları secde halde namaza durmuş buluyordunuz.[3] Subaylar, eğitimliler (mektepli) ve eğitimsizler (alaylı) diye ikiye ayrılıyorlardı. Mektepliler pratik bilgiyi küçümserken, alaylılar ise eğitimin denizciyi bozduğunu iddia etmekteydiler. Senelerden beri devam eden iltimaslı ve haksız rütbe terfileriyle liyakatlilerin terfiden uzak kalmaları mesleğin kıymetini düşürmüştü. İltimaslılara yer açmak için zorla emekliye sevk etmek, memuriyetten çıkarmak yüzünden de donanma, birtakım iyi subaylarını kaybetmişti. Rusya’ya harp ilan edilmesine rağmen Babıali’nin talimatına uygun olarak, Sinop’a gidecek filoya ilk önce ateş etmekten kaçınılması emri verilmişti. Savaş ilan ettiğiniz bir ülke gemisine ilk ateşi açmaktan kaçınma emri veriliyor. Ne kadar anlamsız değil mi?



[1] Başbakanlık Arşivi, İrade-i Dâhiliye, 18095 ve 18116. Risale-i Mevkute-i Bahriye c. I V, s.536

[2] Batılılar bunu Lepanto olarak isimlendirirler

[3] Müşavir Paşa’nın Kırım Harbi Anıları İş Bankası Yayınları 2012 s. 142

 

Sinop’a yolu düşenler merkezdeki itfaiye binasının karşısındaki yeşil alan içinde bir anıt görürler. Bu anıt 1853’de vefat eden deniz şehitleri anısına 24 Temmuz 1923’de yapılmıştır. Cumhuriyeti kuranlar 170 yıl sonra şehitlerine de sahip çıkmışlardır. 1963 yılında Deniz Lisesi öğrencisi iken bu anıtın önünde resim çektirmiştim. Ama bu şehitlerin hikâyesini yeterince bilmiyordum. Sadece 1853’de Rusların Sinop şehrini yaktıkları anlatılıyordu. Şimdilerde şehitlik şehrin içinde kaybolmuş durumda. Ayrıca bilinmez bir nedenle bu anıtın kapısının da uzun zamandan beri kapalı olduğunu öğrendim.

İçinde insanın acı çektiği tarihimizdeki bütün olaylar önemlidir. Ben de Sinop baskını olarak bilinen bu olayın bilinmeyen yönlerini anlatmaya çalışacağım. 1853 yılının 30 Kasımı soğuk bir gündü. Kar atıştırıyordu. Günlerden Cuma idi. Ruslar o gün sürpriz olmayan bir baskınla Sinop limanında bulunan 12 gemilik Osmanlı filosunun tamamını imha etti. Osmanlı filosu sadece hafif tonajlı ateş gücü az firkateyn ve korvetlerden oluşuyordu. Aralarında kalyon yoktu. Yanan gemilerde bulunan 4.200 personelin 2.700’ü şehit oldu. 556 kişi ağır yaralandı. Toplam 944 kişi yara almadan kurtuldu.[1] Rusların zayiatı ise bir subay, 33 er ölü ve 230 yaralıdan ibaretti. Filo komutanı Koramiral Osman Paşa esir düştü, yardımcısı Tümamiral Hüseyin Paşa  şehit oldu. Deniz harp tarihimizde, sadece1571’de İnebahtı’da[2] normal bir deniz savaşı sonunda yenildik. Diğer yenilgilerimiz hep baskına uğramak şeklinde oldu. Bunlar 1771 Çeşme Baskını, 1827 Navarin Baskını ve 1853 Sinop Baskınıdır. Bu üç baskının üçünde de Rus donanması yer almıştır. Kırım Savaşı’nın hemen öncesinde gerçekleşen Sinop Baskını, sadece Osmanlı donanmasının değil, aynı zamanda Osmanlı yönetimin de ne derece bir çürümüşlük içinde olduğunu gösteren acı bir olaydır.

 

Osmanlı Donanmasının Durumu

4 Ekim 1853’de Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş ilan etti. Osmanlı donanmasının durumu iyi değildi. Personel Karadeniz’e çıkmaya çekiniyordu. Personelin kışlık kıyafetleri yoktu. Ancak Rus donanmasına karşı mutlaka Karadeniz’e çıkıp eğitim yapılması gerekliydi. Kaptan Paşa Ruslar bizi görür de onlar da Karadeniz’e çıkarlar diye Karadeniz’e çıkmak istemiyordu.  Osmanlı hükümeti donanmanın bu durumuna rağmen Ruslar gibi Karadeniz’de bir filo bulundurmaya heveslendi. Bunun üzerine Kaptan Paşa Bahriye Meclisini topladı. Donanmanın Sinop’ta kışlayarak Karadeniz’de bulunması kararlaştırıldı.  Ancak bu karara, Sinop’un Sivastopol’e çok yakın olduğundan Rus donanmasının taarruzuna uğrama tehlikesi olduğu da ilave edildi. Babıali kararın sonunu beğenmedi. Amirallerin yetkilerini aştığı söylendi. Osmanlı donanması o tarihte bir geçiş dönemi yaşıyordu. Sistem değişikliği vardı. Açık göğüslü yelekler, şalvarlar ve kuşakların yerine yukarıdan aşağıya düğmeli setrelerle yanları şeritli pantolonlar gelmişti. Modern giyim tarzı müminlerin istedikleri vakit abdest alma ve namaz kılma alışkanlıkları ile uyuşmuyordu. Bir fırtına çıkıp da yelkenlerin başındaki erler arandığında onları secde halde namaza durmuş buluyordunuz.[3] Subaylar, eğitimliler (mektepli) ve eğitimsizler (alaylı) diye ikiye ayrılıyorlardı. Mektepliler pratik bilgiyi küçümserken, alaylılar ise eğitimin denizciyi bozduğunu iddia etmekteydiler. Senelerden beri devam eden iltimaslı ve haksız rütbe terfileriyle liyakatlilerin terfiden uzak kalmaları mesleğin kıymetini düşürmüştü. İltimaslılara yer açmak için zorla emekliye sevk etmek, memuriyetten çıkarmak yüzünden de donanma, birtakım iyi subaylarını kaybetmişti. Rusya’ya harp ilan edilmesine rağmen Babıali’nin talimatına uygun olarak, Sinop’a gidecek filoya ilk önce ateş etmekten kaçınılması emri verilmişti. Savaş ilan ettiğiniz bir ülke gemisine ilk ateşi açmaktan kaçınma emri veriliyor. Ne kadar anlamsız değil mi?



[1] Başbakanlık Arşivi, İrade-i Dâhiliye, 18095 ve 18116. Risale-i Mevkute-i Bahriye c. I V, s.536

[2] Batılılar bunu Lepanto olarak isimlendirirler

[3] Müşavir Paşa’nın Kırım Harbi Anıları İş Bankası Yayınları 2012 s. 142

İlgili Döküman İçin Tıklayın
Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC