Bedel mi? Berdel Acuz mu?

Yorum

Kırım halk oylamasına sadece 2 gün kaldı. Sinirler gergin, bıçaklar kınından çıkmış durumda. Batı ve özellikle ABD, Rusya’nın tutumunun karşılıksız kalmayacağını, bir bedel ödetme yolunun seçileceğini tekrarlıyor....

Kırım halk oylamasına sadece 2 gün kaldı. Sinirler gergin, bıçaklar kınından çıkmış durumda.  Batı ve özellikle ABD, Rusya’nın tutumunun karşılıksız kalmayacağını, bir bedel ödetme yolunun seçileceğini tekrarlıyor. Üç aşamalı yaptırım planının ilk aşamasında, Rus yetkililere seyahat yasağı getirilmesi sözkonusu. Ama Ukrayna’lı işadamı da FBI girişimi ile gözaltına alınabiliyor. Bu da varışına gelişin gibi bir şey. ikinci aşamada Rusya’nın mal varlığının dondurulabileceği ifade ediliyor. Üçüncü aşama ise bence daha önce geld.  G-8’ler  Soçi’de Haziran 2014 de  yapılacak toplantıyı askıya aldılar.

 

Aslında ABD, AB ve NATO nun  diplomasi dışında elindeki tek silah olan ekonomik yaptırımlar, nerede işe yarıyor ki Rusya’ya karşı yarasın. Kaldı ki ekonomik yaptırımlar sözkonusu olunca Rusya’nın da elinde özellikle Avrupa’ya karşı doğal gaz  kozları mevcut. Başta Almanya olmak üzere, İtalya, Bulgaristan ve Romanya’nın Rusya yaptırımlarına karşı duyarlılığı bilinmez bir şey değil. O halde, Rusya’ya ödettirilecek bedel de bir “berdel” e onu olabilir.  

 

Kırım’ın Tercihi, Kırım’la Sınırlı Kalır mı?

 

Gerilim tırmanıyor ve tırmandırılıyor. Asıl endişe, eğer 16 Mart’ta Ukrayna’dan tek taraflı olarak ayrılma kararı alan Kırım Özerk Bölgesi, Rusya Federasyonu’na katılmaya kalkarsa işin bununla kalıp kalmayacağı konusunda. Bu noktada hemen dikkat edilmesi gereken husus, Rusya’nın 1991 yılında yapılan bir anlaşma ile kiralayarak özerk şehir statüsü kazandırdığı ve  Karadeniz’deki donanmasının merkezi olan Sıvastopol’un ne olacağı. Aslında zaten yeniden uzatılan anlaşma uyarınca Sıvastopol 2042 yılına dek Rusya’nın kullanımına bırakılmış durumda. Yani Kırım bağımsız olsa da Rusya’ya katılsa da Sivastopol Rusya’nın olmaya devam edecek. Yok anlaşma fiili değişiklik dolayısı ile münfesih kabul edilirse, buna karşılık da bir berdel olabilir. Kolay yol, öyle gözükse bile Kırım’ın ilhakı değil. Rusya’nın bunun karşılığında  ne vereceği. Tabii bir de askerler var. Eğer, Rusya Sıvastopol’daki 2500 askerini, bu arada 16.000 çıkardıysa ve hatta iddia edildiği gibi halen  Kırım Özerk Cumhuriyetinde 30.000 toplam Rus askeri varsa, herhalde bunun böyle olduğunu Batı’lı istihbarat kaynakları biliyordu. Bilip te içlerine sindirdikleri bu gelişme karşılığında Rusya’dan   bugüne kadar ne aldılar da susmayı tercih ettiler? Ama söylemde yumuşak, yumrukta sert Rusya, bence Kırım’dan öteye adım atmaz. Berdel, merdel çünkü aksi takdirde böyle bir tutumun kendine yarattığı ekonomik maliyet ağır, getiri pek hafif  olur.

 

Ukrayna’nın Nükleer Gücü Olsaydı Ne Olurdu?


Bilindiği gibi Ukrayna’nın bağımsızlığını takiben 1994 yılında ABD, Rusya, İngiltere ve Ukrayna arasında Budapeşte’de bir  Memorandum imzalanmıştı. Buna göre  nükleer cephanesinden vazgeçmesi karşılığında, adı geçen ülkeler Ukrayna’nın güvenlik ve egemenliğini garanti etme taahhüdünde bulunmuşlardı.  Fransa ve Çin de daha sonra bu taahhüde katılmış ve böylece Ukrayna nükleer güç olmaktan sarf-ı nazar etmişti. Şimdi işin içinde Rusya ve Çin de olduğuna göre, o tarihlerde onca “akil ülke temsilci”   Ukrayna Cumhuriyetinin toprak bütünlüğü, siyasi birlik ve bağımsızlığını kime karşı korumayı düşünmüşlerdi ki?  Yoksa Ukrayna’yı kendinden mi korumaya and içmişlerdi?  Bence bu anlaşma başından beri anlamı su götürür bir anlaşmadır. Ama muhtemel bir berdel karşılığında imzalanmıştır. Ukrayna, topraklarını Rus gazının Batı’ya aktarılmasına, bu sözde güvence karşılığında, büyük bir transit bedeli talep etmeden razı olmuştur. Bunun karşılığında ise borulardan gaz çalmayı adeta doğal kabul etmiştir. Şimdi biraz da bunun bedelini ödüyor. Ama Nükleer gücü olsaydı ne olurdu? Bilemem. Ama zaten olamazdı. Hele Çernobil’den sonra. Eli mahkumdu.

 

 Artık Bölgede Daha Aktif Bir Rusya mı Var?

 

 

Rusya, Ukrayna’nın AB ye katılım isteğine doğrudan tepki vermedi. Ama şamaması Yanukoviç işleri çığrından çıkardı. Ya Batı, onun karşısına Turuncu Devrim’in kahramanı  yoz mu yoz  Timoşenka’yı çıkararak olayları tırmandırmadı mı? Yolsuzdan özgürlük savaşçısı nasıl olurdu ki? Ama görünürde Rusya başından beri aktif bir  tutum takındı. Bu ise konunun uluslararası bir boyut kazandırmasını hızlandırdı. Ama işin içinde, Batı’nın Ukrayna’nın tampon konumuna ve hala oradan geçen 5 boru hattına verdikleri önem olduğu için bu da kaçınılmazdı

 

Şimdi NATO Konseyi Kırım’daki Rus askeri tırmanmasını kınıyor.  Rusya Parlamentosu’nun Ukrayna topraklarında asker kullanmasına izin veren kararından endişe duyuyor. Daha da öteye giderek,  Rusya’nın imzaladığı 1994 Budapeşte memorandumunu ve 1997 Ukrayna- Rusya Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının anlamını sorguluyor. Gelişmeler hız kazanırken aklı neredeydi? Beklemek karşılığında ne kazandı ayrı ayrı ülkeler? Eğer şimdi  AB Ukrayna’nın Rusya’ya borcu olan 2 milyar doları üstlenir de Rusya’nın duraksayan ekonomisine bir nebze şifa olursa, Rusya aktif olmaktan vazgeçer mi? Yoksa Batı’dan veya NATO dan başka talepleri olur mu? Bence bölgede tüm taraflar şimdi daha aktif olmak zorunda.  

 

  Ama Asıl Tehlike Radikal Grupların Aktif Olmasında

 

 Anlaşılan o ki Rusya’nın aba altından ve üstünden gösterdiği tüm sopalara ve Kiev’deki yeni yönetimi tanımadığını açıklamasına rağmen Ukrayna ile  çeşitli temasları  sürmekte. Mutlaka isteği Rusya yanlısı bir yönetim veya geçici yönetimin Rusya’ya yeni taahhütler veya tavizler vermesi. Bunlar arasında AB ye başvurmaktan vazgeçilmesi de olabilir.  AB nasıl Rusya ile sınır istemiyorsa, Rusya da AB ile sınır istemiyor olabilir. Her ikisi de arada etli butlu bir “sınır” yani Ukrayna tercih edebilir. 

 

Bu arada Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin bağımsız olması sözkonusu olamaz. Neden mi? Çünkü bu defa Tatar Özerk Bölgesinde UFA’da Kazan’da taşlar yerinden oynar. Kırım ya Ukrayna ile yaşamaya devam edecek veya daha çok  Rusya ‘ya katılacak gibi gözüküyor. İşte bu da Rusya’ya bedel ödettirmeye hazırlanan Batı’nın, “sınır güvencesi” karşılığında hangi  berdele arzı olacağı sorusunu akıllara getiriyor.   

 

Berdel Acuz ve Kaderin Garip bir Cilvesi

 

Halk oylamasında iki soru sorulacağı düşünülmekte. Birincisi Kırım halkının  Rusya’ya katılma, ikincisi ise Ukrayna’da kalma isteği ile ilgili olacak. Bilmiyorum Uluslarası Gözlemciler Pazar günü Kırım’da olacak mı? Ama daha şimdiden  Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosunun çağrısı belli. Rusya’ya katılalım diyorlar.

 

Sorularla sadece siyasi sınırlar  değil, insanların da kader çizgisi yeniden çizlecekse şu anda özerk statüde olsa bile fiilen Ukrayna’ya bağlı olan Kırım’ın kaderi için, Ukrayna’nın tümünün de tercih yapması gerekmez mi? Açıkçası ben bu sorunun cevabını bilmiyorum.

 

Ama Kırım kendi başına buyruk veya Rus başına buyruk hareket edecekse, bunun sonucu ne olacaktır? Başta ABD ve AB olmak üzere NATO’nun güzide üyeleri buna razı olacak mı? Söz ve söylem  savaşlarından öte gidebilecekleri yer bir askeri müdahale olmayacak herhalde. Ama belki bir bedel veyadaha çok bir veya bir kaç berdel söz konusu olabilir.

 

Bilirsiniz  ilkbaharda, özellikle 11 ve 17 Mart arasında esen  fırtınalar “   Berdel Acuz” diye bilinir. 16 Mart’ın da bu takvime isabet etmesi de kaderin garip bir cilvesi olmalı.

 

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263