“Sınır”daki Tedirgin Bekleyiş
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 13.3.2014
“Sınır”daki Tedirgin Bekleyiş

Ukrayna “sınır” anlamına gelen bir ülke. Sınır boyları hep sıkıntılıdır ya, Ukrayna da hep ama hep acı, sancı ve sıkıntı yaşamış bir yer. Bugün de, geçmişin gölgesinden kurtulmuş değil. Ama günün hayati olaylarının kol gezdiği geniş coğrafyada, çekilmiş acılar, bundan sonra yaşanabilecek sıkıntıların adeta teminatı.

Bağımsız ama Borçlu

Tarihi ve coğrafi gerçeklerin Ukrayna için biçtiği, adeta keçi kılından yapılmışcasına, üzerinde taşıması zor bir fistan. Ama ben bağımsızlık ateşinin, Ukrayna için yeni bir milad vaatettiği 1990 lı yıllara geri dönüp bakmak istiyorum.

 “Sınır” artık Ukrayna’lının olmuştu olmasına. Ama Karadeniz filosu ve limanları dahil pek çok şeyi paylaşmak zorunda kaldıkları Rusya’ya üstesinden kolay gelinemeyecek borcu vardı. Öyle bir borç yüküydü ki bu, bağımsız Ukrayna bunu ödeyemeyince, Rusya başta 1992 ve 1994 yılları olmak üzere ilerleyen zamanda mükerreren Ukrayna’lının gazını kesip, ocağını söndürdü. Üstelik gaz ve gaz dışı borçlarından başka, Ukrayna’nın boru hatlarından gaz çaldığı iddiaları, ilişkileri geriyor, uzlaşmayı mümkün olmaktan uzaklaştırıyordu. 1993 de Kırm’da yapılan bir zirvede, Yeltsin, o zaman ki Ukrayna Cumhurbaşkanı Kravchuk’a Karadeniz filosu ve Ukrayna’nın Nükleer depolorı karşılığında borçları affedebileceğini söylediğinde, bu Ukrayna’nın çiçeği burnunda bağımsızlık gururu kadar, Batı’nın stratejik kaygularını da rencide etti.Çözüm kavga yerine işbirliğinde olamaz mıydı?

 Ölü Doğan GAZTRANSİT

1995 de gaz boru hatlarının %51 ini Rusya’ya devretmek yerine, Gazprom ile ortak bir şirket kurdu Ukrayna’nın Naftohaz gaz şirketi. Adını Gastransit koydular. Gastransit boru altyapılarını yenileyecek, ödemelerin aksamamasını güvence altına alacaktı. Buna karşılık  Rusya da borçları kamilen olmasa bile kısmen affedecekti. Ama beceremediler. Ukrayna, gaz sevkiyatının özelleştirmesini reddetti. Tabii borçlar da affa uğramadı. 1998 yılında, Rusya adına Gazprom Ukrayna’yı bir defa daha Batı Avrupa’ya ihraç için gönderilen gazı tutmak ve kendisini zarara uğratmakla suçluyordu. Üstelik gazları akmayan Batı Avrupa da bu işten pek hoşnut değildi.Ama Ukrayna’yı feda edebilir miydi?

Aşağı Tükürsen Sakal, Yukarı Tükürsen Bıyık

Batı Avrupa, elbette bağımsız bir Ukrayna istiyor ve Rusya ile arasındaki bu geniş “sınır”ın ne etini, ne de butunu bir kez daha Rusya’ya kaptırmak istemiyordu. Ama ortaklık anlaşmaları ile vaadlerde bulunduğu bu ülkeyi bünyesine almak için de pek acele etmiyordu.  Ukrayna gazlarini çalıyor olabilirdi. Ama kaynağın başını tutan Rusya’yı incitmenin bedeli de pek işlerine gelmiyordu. Ne de olsa Rusya AB nin doğal gaz ihiyacının %28 ini sağlıyor ve 1990 larda bunun %80 i Ukrayna üzerinden geçiyordu.

 O zaman bağımsız ama fakir,  AB nin de kolay manipüle edebileceği bir Ukrayna acaba daha iyi olmaz mıydı? Çözüm için önce boru hatlarını çeşitlendirerek, yol üstündeki “sınır” riskini azalttılar. Öyle ki 2000 li yıllarda artık Rusya’dan gelen 12 boru hattının sadece 5 i Ukrayna’da kalmıştı. Ukrayna AB için hala önemliydi. Ama pek de eskisi kadar değil.

 

Kızılca Kıyamete Adım Adım

2005 ve 2006 krizlerini bir şekilde aştılar. 2007 ve 2008 de  Ukrayna Rusya’ya olan  borçlarını yine ödeyemeyince kızılca kıyamet koptu. Hele 2009 da AB bundan iyiden iyiye etkilendi. 18 AB ülkesi epey hırpalanmıştı kışta kıyamette. Rusya bir kez daha Ukrayna’yı hırsızlıkla suçuyordu. Hakikaten de öyle olduğu kısa zamanda Ukrayna tarafından bile kabul edildi.

Ama Ukrayna’nın yozlaşmış yönetimleri boru hatlarından gaz çalınmasına göz yummakla kalmıyor, paraları da halkın refahına tahsis etmek yerine ceplerine indiriyor, Kırım sahilllerinde günlerini gün ediyorlardı. Huylu huyundan vazgeçmez, bunu Rusya yanlısı olmayan Timochenka da yapıyordu, Ruys yanlısı Yanukowitch de.  2010 yılında Ukrayna’nın Rusya’ya gaz borcunu eda etmesi karararını Stokholm tahkim mahkemesi verdi. Artık taraf olmaya başlamıştı AB. Kendi çıkarı da zora girince başka ne yapabilirlerdi?

Alteranatif ? Ama Ne Pahasına?

Öyle veya böyle 2013 yılı geldiğinde Rusya’dan gelip Ukrayna’dan geçerek AB ülkelerine ulaşan doğal gaz, AB doğal gaz ithalatının %53 üne gerilemişti. Bunda 2011 de devreye giren Kuzey Akım(Northstream) in payı azımsanamaz. Zaten kış ortası donma kabusları gören AB artık e Katar gazını Akdeniz’e boru hatları ile aktarmak dahil pek çok projeye gönül vermeye başlamıştı. Doğu Akdeniz Gaz keşifleri ve Akdeniz’den uzanacak boru hatları önem kazandı. Ama Karadeniz kadar veya hatta daha fazla netameli bir bölge olan Akdeniz’de de işler kolay olmuyordu. Neyse ki Gaz hala likit halde taşınabiliyor, LPG tankerleri de, Akdeniz’ de mekik dokuyordu.

 Alternatif üreten AB ve enerji merkezi olmaya yetenekli Türkiye gibi ülkeler sadece Ukrayna hattına değil, bilerek veya bilmeyerek Rusya’ya da alterantif yaratmanın eşiğine gelmeye başlayınca, Rusya siyasi ve startejik rolünü tahkim etme zorunluğunu yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı.

Güney Akım ve Ötesi

İşte bu keyfiyet, hem Güney Akım, hem  TAP-TANAP, hem de Orta Doğu ayağında bulunan ve Suriye üzerinden geçirilmesi tasarlanan Katar menşeyli boru hattı projeleri ile, önce Rusya’nın Suriye üzerinden yürüttüğü Doğu Akdeniz denetimi politikasını daha büyük bir ısrarla uygulamasını sonuçlandırdı. Rusya Suriye ve dolayısı ile Doğu Akdeniz’de ki konumu için, Esat rejimini desteklemek durumunda hissettiğini her fırsatla ifade etmekten çekinmedi.  Ama aynı zamanda  Karadeniz güvenliği ve güç tahkimi açısından önemli olan Kırım projesini bir kez daha gündeme koydu. Şimdi, zaten nasıl olduğu belli olmayan bir paylaşım konusunu yeniden revize edecek. Ötesine geçeceğini sanmıyorum. Rusya, reel politik’i ve bu konudaki sınırlarını iyi değerlendiren bir ülke.

Kırım, İnsan Kırımı için Yeni Bir Bahane Olmamalı   

Kırım’da bir Karadeniz filosu var. Ayrıca Rusya’nn deniz ve hava üssü var. Rusya zaten burayı nasıl Ukrayna’ya bırakmış belli değil. 30 Mart’ta yapılacak halk oylaması 16 Mart’a çekildi. Rus çoğunluğu olan yarımada kararını verecek. Sonuç belli gibi. Gelişmeler, geçmişin acılarını debreştirmemeli ve Kırım halkı her hal ve şart altında bir arada yaşamalı. Referandum zaten Rus pasaportluların, Rus kökenli olanların sayısını misli ile aştığı bir  fiili durumu hukuki hale getirecek. Kırım, Rusya açısından veya yerel radikal gruplar açısından insan kırımı için yeni bir bahane olmamalı. Ama diğer ülkeler açısından da olur olmaz müdahale bahanesi veya gövde gösterisi fırsatı olarak kullanılmamalı.   

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC