İhracat Rekoru Göğüs Kabartıyor. Amma ve lakin
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 10.5.2013
İhracat Rekoru Göğüs Kabartıyor. Amma ve lakin

Hem Sayın Çağlayan’ın, hem de Sayın Babacan’ın açıkladığı ihracat rakamları kadar değişen ihracat yapısı ve pazar çeşitliliği hepimize haklı bir gurur veriyor. Özellikle üst üste gelen kriz yıllarında kaydedilen artışlar Türkiye için çok önemli bir başarı. Uzun yıllardan beri geleneksel ürünlerden, sanayi ve hizmet ürünlerine çeşitlenen ihracatın, artık sadece AB pazarlarına bağlı olmadığını görmek de ihracatçıların cevval alternatif pazar mücadelelerinin bir sonucu. Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Latin Amerika, Rusya, Çin ve daha nice ülkeye ihracat yapabilen gözü pek, yüreği güçlü ihracatçılar Türkiye’nin dışa açık başarısının güvencesi değil de nedir?

 

Rekor Değerli. Çünkü bu Kendini Aşan bir Türkiye Demek

Sayın bakan(lar) her vesile ile muhataplarını yüreklendiriyor. Olmadı önlerine düşüp ülke ülke gezerek, “devletin” dış ticaretteki yönlendirici rolünü gösteriyor. Bu tam olmasa bile biraz Japon modeli gibi. Ama gözlediğim o “ihracat akınlarında çocuklar gibi şen” olma keyfiyeti, Türkiye’ye ve ihracatçılarımıza özgü. Tam yol ileri.

Evet, 2012 yılı özellikle ihracat açısından Türkiye için bir rekor oldu.  152 milyar dolar az buz bir değer değil. Hele bu ithalatın % 63.8 ünü karşılama imkanı sağlıyorsa ne yapalım geri kalan %36 yı sineye çekeriz denebilir. Ama gelin biz bunu demeden önce başka nelere dikkat edilmesi gerektiğine bir bakalım.

 

İthalatı Göz ardı Etmeyelim Lütfen

Bu arada ithalatın da 238 milyar dolar ile rekor bir rakama ulaştığını bilmem hatırlatmama gerek var mı? Hemen her ticaret ortağımıza karşı açık vermemizi daha kaç yıl “eh bir piyasalara yerleşip tutunduralım gerisi Allah kerim” diye açıklayabiliriz? Mamul mal satıp, altın, pırlanta, başka değeli taşlar ve kömüre yatırdığımız döviz Afrika için tabii değerli. Üstelik Türkiye’nin Afrika misyonu çok ama çok önemli. Ama bunun rasyonalitesini biaz sorgulayalım. Ya nerede ise AB ye olan ihracata denk ihracat yaptığımız Orta Doğu’ya ne denebilir ki? Oralardan en çok petrol, doğal gaz alarak açık vermiyor muyuz? Rusya ile benzer durumda değil miyiz? Tabii yerli enerji yatırımlarına dönülüyor. Hem de en az bir projede, o bağımlı olduğumuz Rusya’ya biraz daha bağımlılaşarak.

Ya her ülkeye pabucunu ters giydiren Çin ile vaziyetler ne durumda? 8 milyarlık ihracat ile Çin pazarına girişi çok ama çok takdir ediyorum. Ah bir de 20 milyarlık ithalat yapmasaydık! Cari açığın GSYİH içindeki payı % 6.4 e düşmüş olsa bile, bu riskli değer “yiğidin kamçısı” olmamalı.

 

Başkalarının Başarılarını Görmemezlikten Gelmeyelim Lütfen

2012 neredeyse 5 yıldan beri süren küresel kriz sisinin bir nebze dağılmaya başladığı bir yıl. ABD yi başlı başına bir kriz odağı olarak bir kenara bırakacak olursak, AB içinde krizin odağında Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İtalya var. Öyle değil mi?.

Bu durumda, 2012 de İtalya’nın 480 milyar dolar, İspanya’nın 192 milyar dolar ihracat yapmış olmasının yoruma ihtiyacı var mı acaba? Pazarlarına ve ihracatlarının çeşitliliğine hiç değinmiyorum bile. Bu rakamları düşününce, Türkiye’nin ihracatı hala mütevazı bir düzeyde diye düşünmemek elde değil.

Evet, kendisi kriz coğrafyasında bu defa yer almadı. Ama krizli bir dünyaya 2012 de Güney Kore’nin 553 milyar dolarlık ihracat yaptığını biliyor muydunuz?  Tabii kriz Çin’in de ihracatını çok etkiledi. Sadece AB değil, Japonya ve ABD piyasalarının daralması Çine ortalama %12 civarında ihracat kaybı yaşattı. Sonuç?  Yine 220 milyar dolarlık bir çeşitlenmiş Pazar ve mal performansı.

Gelelim daha yakın bir coğrafyaya: Küçük bir ülke. Ama gelişmiş bir Pazar ekonomisi ve bir teknoloji devi. Sürekli bir iç savaş içinde veya teyakkuz halinde. Ama 2012 yılında İsrail’in, krizli dünyaya ihracatı 65 milyar dolar. Türkiye’den çok daha az. Ama bir İsrail’e bir de bize bakın Allah aşkına.

Asya alt kıtasının devi Hindistan 2012 de 142 milyar dolarlık ihracat yapmış. Üstelik iplikten, baharata, cincik boncuktan, demir-çelik’e, otomotivden bilgisayarlara varıncaya kadar ki bir yelpaze içinde ve Orta Doğu’ya, AB ye ve ABD ye. Onun da ithalatı yüksek. 240 milyar dolara yakın. Ama Hindistan bir teknoloji atağında ön safhada yerini çoktan aldı bile.

Yani bizim basiret ve beceri ile uzanıp yakaladığımız Latin Amerika ne durumda? Brezilya’nın o uzak coğrafyadan dünyaya uzanan kolları 256 milyar dolarlık bir ihracat yapmış. Uyanan devler açıkçası dünyada kol geziyor.

Bir eksik örnek Rusya kalmıştı. O da 2012 de 500 milyar dolarlık ihracat yapmış. Tabii büyük ölçüde doğal kaynak ağırlıklı bir ihracat ile sınırlı kalmış.

 

Bilgi Kirliliğine Dikkat Edelim Lütfen

Geçen akşam bir haber muhabiri, ekonomi haberlerini aktarırken, Çin’e karşı Türkiye’nin ticaret fazlası verdiğini söyledi. Yanlış haber, kirli haberdir.

Bir başka haber, hayali ihracattan söz etti. Biz geçmişte nimetten yararlanmak için külfete dahi girme zahmetini göstermeyenlerin hayal ettikleri ihracatı, sahiymiş gibi yutturduklarına tanık olmuş bir milletiz. Varsa böyle bir şey, tabii kayıt dışı ihracat(gerçek olan) bunu bir miktar telafi eder. Ama yalan bilgi en kirli bilgidir. Haberi ise pistir. Hayallerimizi kirletir.

Şu sıralar, bir başka kirli bilgi ise ithalat ile ilgili. Önce GDO lu pirinç ithalatı duyurusu yapılır, sonra “öyle değildi. Laboratuar tahlilleri hatalı” açıklaması kulaklara çalınırsa, bu kirli bilgiden mekruh bir ilgi olur. Çünkü insanları sağlıkları ile ilgili kuşku ve endişeye düşürür.  Dikkatli olmalıyız.

 

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC