İstanbul İktisat Konuşmaları - 1 SONUÇ RAPORU (TASLAK)
Yayın Tarihi : 17.5.2018
İstanbul İktisat Konuşmaları - 1 SONUÇ RAPORU (TASLAK)
Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından 26 Nisan 2018’de İstanbul’da Boğaziçi Hilton Oteli’nde; iktisat teorisindeki gelişmelerin tartışmak, dünya ve Türkiye İktisadı analizini farklı bakış açılarıyla değerlendirmek üzere akademisyenler, uzmanlar ve Türk iktisatçılarının sınırlı katılımı ile yemekli toplantı şeklinde düzenlenen İstanbul İktisat Konuşmaları serisinin ilkinin Sonuç Raporu aşağıdaki gibidir:
 
Bugüne kadar sunulmuş olan iktisadi modeller değişen şartlarla birlikte çökmüş vaziyettedir. Bu modeller, krizler karşısında, verdikleri sözleri yerine getirememektedir. Bu çöküntü karşısında bir takım alternatif arayışlar olsa da bu arayışların, alternatif bir model ortaya koymada yeterli kuvveti bulunmamaktadır. IIPPE (International Initiative for Promoting Political Economy | Siyasi Ekonomiyi Teşvik için Uluslararası Girişim) bu akımlara iyi bir örnektir; fakat bu oluşum da bütün alternatif modellerin merkezi olabilecek insan sermayesini bünyesinde toplamış olmasına rağmen kendi içerisinde dağılmış vaziyettedir. Dolayısıyla, küresel bir ayrışma döneminden geçilmektedir ve dünya, gelecek 70-80 yılda çok değişmiş olacaktır. Bu durum, değişiklikte yer alacak aktörlerin de iyi tanınmasını gerektirmektedir.
 
Bugüne kadar ekonomiler Batı merkezli çıkmakta ve birbirine eş ekonomiler olarak gelmekteydi. Çin’in ve Hindistan’ın büyüyen ekonomileri bu dengeyi değiştirecektir. Çin’in ve Hindistan’ın Batı ile teknolojik farklılıkları kantitatif olarak kalacak, niteliksel farkları ortadan kalkacaktır. Zamanla iç pazarı güçlü olan bu ekonomiler, Kıta Avrupası’nda küçük parçalar hâlinde kalan pazarı içine alacaktır.
 
Çin’in ve Hindistan’ın bu denli büyümesi var olan standart reçetelerin nasıl uygulanacağı konusundaki güçlükleri de beraberinde getirmektedir. Bu reçete teorileri ışığında Çin’in ve Hindistan’ın, İspanya’nın kişi başına düşen gelir düzeyini yakalaması düşünülemez. Buna ilave olarak bu reçeteler krizler karşısında çözüm üretmede yetersiz kalmaktadır.
 
Reçetelerin bu tıkanıklığı bize, kurumların farklılıklarının ve tarihsel tecrübelerin politika üretme noktasındaki gerekliliğini göstermiştir. Dolayısıyla, dünya, küresel bir ayrışma dönemi içerisindeyken ekonomik krizler karşısında standart reçetelerin yetersiz kaldığı yerde “kurumları tanımak ve tarihin bize verdiği tecrübelerden faydalanabilmek”, değişimlere uygun politikaları üretmek için her zaman göz önünde bulundurulması gereken iki önemli etken olmaktadır.
 
Bu reçetelerden farklı olarak, değişen dünyada kâr odaklı maksimizasyondan çoklu maksimizasyona geçilecektir. Bahsedilen bu değişimde üç konu, etki alanı açısından daha büyük öneme sahiptir; demografi, iklim ve teknoloji. Makro anlamda demografik değişiklikler; Batı’daki nüfus artışında azalma ve 2. Dünya Savaşı ile Soğuk Savaş arasındaki dönemde doğanların emeklilik dönemine girmesi ile tasarruf eğilimlerinin artması neticesinde tüketim alışkanlıklarının değişime uğramasıdır. Bunun yanında güney yarım küre nüfusunun artış gösterecek olması iklim değişikliğinin de getireceği koşullar ile birlikte güneyden kuzeye yaklaşık bir milyar insanın göç etme ihtimalini doğuracaktır. 380 milyon nüfusa sahip ABD’nin buna nasıl karşılık vereceği küresel değişimdeki bir diğer sorun olarak durmaktadır. Diğer konu ise teknolojidir. Teknoloji, özellikle son dönemde gündeme sık gelmeye başlayan yapay zekâ ile istihdam biçimini değiştirecek ve bugünkü birçok meslek dalı kaybolacaktır. Bu da işsizlik tehlikesini doğuracaktır. Bu değişimler bizi kapitalizmin kâr makzimasyonundan çoklu bir makzimasyona geçirecektir.
 
Bu farklı faktörleri içine alan bir denge arayışı olacaktır. Türkiye, bütün bunların tam ortasında yer alan ve kendi çıkışını arayan bir ülke olarak da uygun zeminleri buldukça bu değişime uygun politikaları üretebilir. Türkiye, standart planlar yerine kendine özgü bir model oluşturduğu zaman bu sıçramayı yaratacaktır. Dolayısıyla, iklim, teknoloji ve demografi değişikliklerini gözeterek Türkiye’nin nasıl politikalar geliştirebileceğini düşünmemiz gerekir. Türkiye’nin önünde 50-60 yıl vardır ve bu zeminin oluşturulması için ilk önce düşünsel ortamının oluşturulması gerekir.
 
Buna mukabil, Türkiye’nin şu anki durumuna baktığımızda bu zeminin oluşturulması doğrultusunda önemli mevcut koşullar ve güçlükler dile getirilmiştir. 2008 sonundaki dünya kriziyle birlikte Kemal Derviş’in başlattığı program fiilen bitmiştir. 2009’da farklı bir programa geçilmesi gerekirken belki Sayın Derviş’in bile tercih etmeyeceği ultra liberal bir politikaya geçilmiştir. Bu da bizi üç sonuca götürmektedir; “ithalata dayalı üretim, tüketim ve ihracat”, “tüketimle sağlanan büyüme”, “tüketimden alınan vergilerle finanse edilen kamu bütçesi”. Kamu bütçelerinin yüksek performansı başta güçlü görünerek özgüveni yükseltmişse de dinamikleri sebebi ile orta ve uzun vadede zayıflık oluşturmuştur. Bugün bu politikaların sonuçlarıyla mücadele edilmektedir. Görece uygulanan piyasa kuralları temeli son dönemde büyük ölçüde terkedilmiştir. Herhangi bir filtreden geçmeyen aktivizm üzerine inşa edilmiş “arbitral” bir iktisat politikası hâkim olmuştur. Oluşabilecek en “arbitral” iktisat politikası içerisindeyken sadece analiz üretimi değil, ekonominin kendine özgü mekanizmalarının işlemesi karşısında yapısal reform yapılması da zorlaşmaktadır. Yönetim kadrosundaki iktisatçı yetersizliği bu sorunu daha da pekiştirmektedir. Bu sorunu besleyen diğer bir mevcut durum, iktisatçılar arasındaki diyaloğun eski gücünü yitirerek kolektif düşünce geleneğinin yok olmuş olmasıdır. Bu mevcut şartlar enflasyon ve faiz tartışmalarına izin vermektedir. Makro iktisat tartışmaları tümüyle mali piyasalar ve analistler üzerinden yürümektedir. Hiçbir alternatif iktisat politikası tartışması yoktur.

Toplantıda, Türkiye’deki mevcut güçlüklerin aşılmasına, “İstanbul İktisat Konuşmaları” kurumsallaşması içerisinde aşağıda belirtilen 6 alanda yapılacak çalışmaların öncelikli katkı sunacağı değerlendirilmiştir:
 
1.  Türkiye’nin mevcut güçlüklerini aşabilmesi için kendine özgü ekonomi politikaları üretmesi gerekmektedir. Bu minvalde, gelişmiş ekonomileri olduğu gibi taklit edip başarısız olunması tehlikesi taşınırken sadece kendi tarihimize güvenerek diğer gelişmelere ve tecrübelere kulak tıkayarak yeni bir şey ortaya koyma gayreti de aynı şekilde risklidir ve başarısızlığa yol açmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye’de zihniyet ve değerlerin anlaşılması amacıyla yapılacak yerli çalışmalar önem arz etmektedir.
 
2.  Türkiye’nin henüz büyük iktisat teorisi çıkaracak potansiyeli bulunmamaktadır. Üniversite müfredatında dünya ve iktisat tarihi, krizleri ve değişimi anlatacak kadar yeterli değildir. Bu doğrultuda ilk aşama olarak iktisat eğitiminin daha iyi olması için bir heyet kurup Türkiye için bir iktisada giriş kitabı oluşturulmalıdır. Mevcut kitaplar, üniversiteler için gerekli ihtiyacı karşılamamaktadır. Bu kitap, şu sorular etrafında oluşturulmalıdır: Bu sistem nedir, neden sürekli kazanıyor ve her şeye rağmen yaşıyor, önündeki aşması gereken engeller nelerdir? Mülkiyet nedir? Mülkiyet - teknoloji ilişkisi gelecekte toplumu nasıl etkileyecektir? Türkiye ekonomisi nasıl çalışıyor, emek, mal - hizmet piyasaları nasıl çalışıyor? Olup bitenler ekonomide hangi mekanizmaları devreye sokuyor?
 
3.  Küresel ve bölgesel ekonomiler üzerine serbest konuşma tarzında beyin fırtınaları kollektif düşüncenin diriltilmesi noktasında yararlıdır. Bu doğrultuda, bu tarz beyin fırtınaları yapılabilir.
 
4.  Makro politikalar üzerine yapılacak çalışmalar, analiz üretiminde fikrî katkılar sağlamaktadır. Makro politikaları mercek altına alan çalışmalar yapılabilir.
 
5.  Büyüme stratejisi, finans, sanayileşme konularında daha makro çalışmalar öneri getirme noktasında faydalı olacaktır.
 
6.  Devlet - piyasa, birey - devlet - toplum, sosyal devlet - piyasa ilişkileri, gelir dağılımı eşitsizliği tekrar gündeme gelecek ve neo-klasik araçlar bu tartışmalarda yeterli olmayacaktır.  Dolayısıyla yeni şeyler gerekecektir. Bu konuda daha geniş çerçevede düşünen bir heyet oluşturularak bu sorunlar incelenebilir.
 
İstanbul, 26 Nisan 2018
Detaylı Bilgi için Tıklayınız
İlgili Döküman İçin Tıklayın
Resim Albümü
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC