Ben Gana’ya Gidemedim
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 22.4.2013
Ben Gana’ya Gidemedim

Bir fırsat çıkıp ta gidemediğim ve bu nedenle üzüldüğüm ülkelerden biri Gana. Geçtiğimiz haftalarda bu ülkeyi ziyaret eden TASAM heyetine elimde olmayan nedenlerle katılamadım. Oysa Fildişi Sahili yanında uzanan o “Altın Sahili” ni çok görmek ve neleri doğru yapmaya başladıklarına görgü tanığı olmak isterdim. Portekiz ile başlayıp, Hollanda, İngiliz ve İspanya ile 1950 li yılların sonuna kadar süren sömürge geçmişlerinden geriye ne kalıp kalmadığını öğrenmek iyi olurdu. Ama Afrika’nın efsanevi liderleri arasında bir yeri olan Nkrumah’ yı artık ne ölçüde hatırladıklarını duymak ve “özgür” Gana’nın pek gani olan zenginliklerinin halka ne ölçüde yansıdığını dünya gözü ile görmek kısmet değilmiş. Ama “savaşçı kral”*ın ülkesinde, artık insana hizmete çalışıldığını duymak ta önemli. Sanırım Gana’yı Batı ve Doğu Afrika’daki birçok başka ülkeden ayıran özellik bu.

 

Zengin Ülke, Fakir ama Yetenekli İnsan

Ghana 25 milyon nüfusu ile denize kıyıdaş bir ülke. Satın alma Gücü Paritesi ile 1900 Dolar kişi başına değeri, onu Afrika ülkeleri arasında ayrıcalıklı yapıyor. Oysa bu nominal ölçülerle sadece 400 Dolar demek. %13 oranındaki işsizlik hali hazırda %10 civarında seyreden enflasyon karşısında gerileme göstermiyor. Bununla birlikte, son yıllarda yürütülen politikalar sayesinde Gana Mo İbrahim sıralamalarına göre, Afrika’nın 52 ülke arasında en başarılı 7. ülkesi. Üstelik hem sürdürülebilir hedefler, hem katılımcı demokrasinin yerleştirilmesi çabaları, hem de Beşeri Kalkınma ölçüleri açısından dikkat çekici bir ilerleme kaydetmiş gözüküyor.

Gana hala dünyanın en önemli altın üreticisi. Petrol, doğal gaz, elmas ve boksit yanı sıra manganez ve çinko gibi madenleri var. Yine de günde sade 1,5 Dolar ile geçinmesi gereken nüfus oranının %27 olması, ülkenin ganimet değerindeki doğal zenginliklerinin hala insan uzanıp dokunmakta zorlandığını gösteriyor. Çikolata ürettiğini hiç sanmıyorum. En azından duyulmuş bir Gana markası yok. Ama dünyanın en başta gelen kakao üreticilerinden biri. Kim bilir o %27 içine giren çocuklar kendi ülkelerinin has meyvesinden üretilen bir çikolatayı hiç tadabiliyorlar mıdır?

Genç işsizliğin %25 olması çok ta ayırt edici bir özellik değil. Ama bu Gana’nın ülke dışına istenmeyen bir göç kaynağı olduğunun kanıtı. Ancak Gana dünya sadece işsiz genç ihraç den bir ülke değil. Dünyanın siyasi ve entelektüel mirasına katkı yapan Kofi Annan gibi sıra dışı diplomatlar ile 1930 lu yıllardan beri dünya edebiyatına mal olmuş Kwei Armah, Amma Darko gibi yazarları, Ben Brako ve Dade Krama gibi müzisyenleri var. Obo Addy ve Kumbi Salleh Gana’ın dünyadaki en yetenekli sanat elçilerinden sadece bir diğer ikisi.

 

Hala Dış Yardım Kıskacında

Gana tüm kaydettiği ilerlemelerinde hala dış yardımla çark döndüren bir ülke. Üstelik son yıllarda dış borcunun ciddi bir biçimde artmış olması dikkatlerden kaçmıyor. Yardım da borçlar da büyük ölçüde geleneksel kaynaklardan geliyor. Ancak 2007 den itibaren yaşanan petrol patlaması, tabii ki Gana’ya Çin’den önce ilgi, sonra yardım, yatırım ve destek gelmesini sağladı. Petrol’ün Gana ülke gelirlerinin %10 una yaklaşmış olması hem iyi, hem de kaynak lanetini çağrıştırdığı için ihtiyatla bakılması gereken bir gelişme. Önemli olan ivedilikle ülkenin öz gelirleri sayesinde borç kıskacından çıkması, şu anda %15 ler civarında olan Bütçe açığı/GSYİH oranının düşürülmesi ve en önemlisi halkın refahına yansıtılması.

 

Sağlık Reformu önemli bir Hizmet

Gana heyeti İstanbul’u ziyaret ettiğinde, Sayın Başkanın ağzından yapılan sağlık reformunu dinlemiş ve takdirlerimi gizleyememiştim. Birçok gelişmiş ülke sağlık sektöründe hiçbir gelişme kaydedemezken Gana’ın bu önemli alana el atmış olması ve insanlara sağlık hizmetlerini makul fiyat, etkin servis ve kalite ile götürmesi önemli. İşte bilhassa bunu görmek isterdim. Ama anladığı kadarı ile hizmet bir sacayağı üzerine oturmuş: Önlem, bakım ve tedavi. Özellikle su ve lağım sistemlerinin yetersiz olmasından kaynaklanan hastalıkların yaygın olduğu Gana’da özellikle “önlem”, su ve lağım sistemlerinin ıslahını ve altyapı yenilenmesini de eş anlı olarak uygulamaya sokan politikaları gerektirmekte. 

Hala sıtma, tifo, trahom, akciğer veremi, kolera, tetanos, sarı humma , boğmaca, kızamık ve sarılık gibi salgınların, tüm Batı Afrika ülkelerinde olduğu gibi Gana’da da bulunması, Halk Sağlığı( hıfz-ı sıha) nın da iyi bir organizasyonla yürütülmesini gerektiriyor ki sanırım yönetimler kırsal ve kentsel açısından hiç de fena olmayan bir düzenlemeyi oturtmuşlar.

Ama sanırım sorunlara asıl çözüm umudu, “Ulusal Sağlık Sigortası” ve onun yarattığı “öde ve al” sistemi getirmeye başlamış ki bu da hem HIV Aids hastaları, hem de başta göğüs kanseri olmak üzere tüm kanser hastaları için çare olmuş. Bu açıdan Başkan Kufour’u kutlamak gerekir. Ama önemli olan, sistemin halka mal olması ve yolsuzluklarla yozlaştırılmadan edilmeden yürütülmesi.

 

Son Olarak

Türkiye’nin Afrika çerçevesi içinde Gana ile ilişkileri sağlamlaştırması önemlidir. Türkiye ile Gana ilişkileri her iki ülkenin yararına olacak ilişkilerdir.

 


* Ghana ‘ın etimolojik anlamı “savaşcı kral” mış

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC