“Gözden Yol Bulup, Gönle Akmak”

Makale

Türkiye’nin Afrika çıkarması devam ediyor. 2003 yılında “Afrika ile Ekonomik İlişkiler için Strateji Geliştirme” teması ile Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından başlatılan girişim 10. yılını dolduruyor....

Türkiye’nin Afrika çıkarması devam ediyor. 2003 yılında “Afrika ile Ekonomik İlişkiler için Strateji Geliştirme” teması ile Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından başlatılan girişim 10. yılını dolduruyor. Ulaşılan başarıda, kurumsal çabaların, örgütlenmenin, kamu ve gönüllü kuruluş faaliyetlerinin eş anlı eylemlerinin rolü elbette çok büyük. Ticarete dış yardım ile verilen destek ise çok iyi bir tasarım. Ama işin bir de insandan – insana boyutu var ki, bu adeta “gözünden yol bulup, gönlüne akmak” ile bir. Sevgi ve dostluk bağları, görerek, duyarak, anlaşarak ve inanarak örülüyor. 

 

“Gül’ün Dostu”

Başbakanın hem ticaret, hem ziyaret Gabon gezisinde işte bu boyutu da gördük. Resmi ziyaretin, resmi ziyafetinde ikram edilen balığın balık olmaktan öte bir anlam taşıdığını öğrendik. O, Cumhurbaşkanı Gül’ün Gabon’lu fakir balıkçı ile kurduğu katıksız dostluğun lezzetiydi.

Evet, o balıkçı, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru insan ile karşılaşmıştı. Yani şanslı bir adamdı. Ama uzak bir coğrafyadan gelen bir Cumhurbaşkanı, sıradan bir balıkçının derdini dinlemiş ve ona, bir ihsan-ı şahane olarak değil,  geldiği ülkenin yepyeni yüzü olarak ve insan onurunu okşayarak bir yardım eli uzatmıştı. Ona karnını bir defalığına doyurması için erzak vermemiş, daha fazla balık tutabilmesi ve ailesini geçindirebilmesi için bir balıkçı motoru yollamıştı. İşte o ziyafette sunulan balık, “Gül’ün dostunun” ağlarına takılan balık olarak Türkiye’nin sömürgeci yardım peşinde değil, insan sevgisi ile dolu yaklaşım ile Afrika’da bulunduğunu göstermesi bakımından öne çıkıverdi.

 

Rekabetin Teşvik ve Tehdidi

Türkiye, Güney Afrika’dan, Sudan’a, Ethiopya’dan Somali’ye, Kongo’dan Senegal’e, Mali ve Gabon’a uzanan geniş bir coğrafi yelpazede yeni yeni anlaşmalar imzalıyor. Geçmişi 1970 lere kadar uzanan eski anlaşmaları tazeleyerek, sözler verip, sözler alıyor. Fiilen eğitim, sağlık ve alt yapı alanlarında faaliyet göstererek canlı, renkli, dörtnala bir Afrika açılımı sürdürüyor.

Bu politikada vaktiyle Nicholas Sarkozy’nin verdiği “siz Afrika’yla işbirliği yapsanıza” öğüdünün payı nedir bilemiyorum. Ama yoksul ve yoksun Afrika’da, eski ve yeni aktörler yanı sıra, Türkiye’nin dostluk temaları ve insani dokunuşlarla yerini alması çok iyi bir şey.

Türkiye-Afrika ticareti 10 milyar Doların üzerine çıkmış durumda. Bu değer, Çin-Afrika ticaretinin onda biri bile olsa değerli. Kısa vadede açık versek bile tutundurmayı hedefleyen uzun vadeli öngörüler, Türkiye için bir atılım, Afrika için yeni bir ortak olarak değerli. Ama Afrika’da başta Çin olmak üzere İran, İsrail ve kadim Batılı ortakların rekabeti Türkiye için hem teşvik, hem tehdit unsuru. Bu bakımdan Türkiye’nin verdiği sözlere, söz verdiği liderlere çok dikkat etmesi gerekir. Verilen sözlerin tutulması, “Gabon’lu balıkçı” örneğinde olduğu gibi çok önemli.

 

“Dostun Gülü”

Şu anda ziyaret edilerek, yeni sayfalar açılan ülkelerdeki  “Dost-Kardeş” liderler ile ilişkilere de dikkat etmek gerekir. Siyasi istikrarsızlıkların hatırı sayılır düzeyde olduğu Afrika’da izlenecek politika, Türkiye için “giden ağam, gelen paşam” olacak ise liderler ile değil, “Gül’ün dostları” ile daha yakın olunması gerekir. Yok, hayır bugünkü liderler Türkiye’yi dost biliyorken, Türkiye günün birinde başka bir siyasi tercihin peşine düşerse,  o zaman Afrika’da birileri, Türkiye için Pir Sultan Abdal misali,   “Ağır ağır yağar başıma taşlar; İlle dostun gülü yaralar beni” türküsünü çığırmaya başlayabilir. Kabile toplumlarında bu izlenim, Türkiye’yi hemen bir sömürgeci kisvesine büründürür. Özel sektör de ticareti ve yatırımı Afrika’da insan odaklı ve insana değer vererek sürdürmeli ki, “biz kaynak avcısı ve açı değiliz. Sizi sömürmeye değil, dürüst iş yapmaya geldik” sözü yer bulsun.   
 

“Gülün Adı”*

Türkiye’nin Afrika’da gülen ve gülümseten bir yüzü var. Bu özellikle Müslüman Afrika ülkelerinde biraz daha fazla olabilir. Nüfusunun büyük bir çoğunluğu Müslüman olan ve yükselen bir ülke olarak, Türkiye ile ilişkiler, Afrika’da yeni bir değere sahip. Bu elbette Afrika ülkeleri için yeni ve gümüş tepside sunulan bir imkân demek.

 Ama Türkiye, Afrika’da dini temaları kullanmak zorunda değil. “İstiklal Marşı”nı şirin mi şirin okuyan Gabonlu çocukların gittiği okulda olduğu gibi, Türkiye din, ırk, renk, inanç ve cinsiyet farkı gözetmeksizin oralarda bulunmaya devam etmeli. Çünkü Müslüman da, İslam da bir coğrafyadan diğerine farklılaşıp, farklı toplumsal kalıplar içine giriyor. Çünkü zaten Türkiye Afrika’da insana hizmet vermek için bulunduğunu iddia ediyor. Mezhep ve tarikatlerin etki ve tefrikinden asude bir Türkiye yakınlığı, Afrika’ya ve Afrikalıya daha iyi gelecektir.   

 


* Umberto Eco’nun Orta Çağ Avrupa’sında geçen romanının adı.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4724 ) Etkinlik ( 164 )
Alanlar
Afrika 64 1100
Asya 68 1679
Avrupa 13 1316
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 494
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2741 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 23 564
Orta Doğu 15 1117
Karadeniz Kafkas 2 645
Akdeniz 2 415
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3096 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 1999
Türk Dünyası 19 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3263 ) Etkinlik ( 61 )
Alanlar
Türkiye 61 3263