“Kırılan Kol ve Yen”: Türkiye Rusya İlişkilerinde Son Durum
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 5.12.2012
“Kırılan Kol ve Yen”: Türkiye Rusya İlişkilerinde Son Durum

Putin’in kritik ziyareti, beni Türkiye için Ruslar ve Rusya’nın önemini değerlendirmeye teşvik etti.

 

Kadim İlişkiler

Arkamızda yüzlerce yıllık tarih var. 93 harbi göç dalgalarının torunları olarak kulaktan kulağa yayılmış hikâyeleri de,  Rusların Aya Stefanos önlerinden, İngilizlerin telkini ile ayrılmalarını da biliriz. Neden Karslıların hala Ayçiçeğine Smuşka dediği önemlidir. Orada bırakılmış mimari mirası da, Yeşilköy’de bugün hala var olan Rus şehitliğini de karınca kararınca korumaya çalışırız.     

Tabii son 20 yılın zihinlerde yarattığı, tüketime aç, çakırkeyif, moda dergisi kapaklarından fırlamış kadar güzel veya “hacıağa” gibi zengin Rus imajı yeni bir şey. Bizden önceki 2 kuşak Rusları, savaşların ötesinde,  Bolşevik devriminden kaçan asiller ve onlardan öğrendikleri ile tanıdı. Yok pahasına satılıp üzerine yeni bir yaşam kurulan Rus gümüşleri bir yana, adı Rusya’da bile öyle olmayan karışık sebzeli ve siyasi konjonktüre uyumlu Rus salatası, kadim ilişkilerimizdeki dalgalanmaların lezzetli bir göstergesi olmuştur.

 

Şimdiki Ruslardan Ne Öğrenebiliriz?

Ruslar dünya kültürüne müzikten, baleye,  resimden, binlerce cilt başyapıta kadar değer kazandırmış bir millet. Şimdi daha topraklarındaki doğal gaz, petrol ve kıymetli madenleri konuşuyor olabiliriz. Ama teknoloji yarışında önemli bir yerleri de var.

Ama Rusların bitmez tükenmez meziyetlerinin en üstünde, öyle bir özellikleri var ki, her faniye tavsiye olunur: Vatan sevgisi. Onlar ülkelerini büyük bir aşk ile severler. Bunu yaparken şoven bir güdü de kullanmazlar. O çok dilli, çok dinli, ırklı ve renkli geniş coğrafyalarında, her kes gerektiğinde Rus milli çıkarının savunucudur. En son Rusya seyahatimde bana “karnaş (kardaş) ben Karaçay Çerkez bölgesinden ve Sünni Müslüman’ım” deyip de oturumun yapıldığı salonda, Rusya’nın âli menfaatlerinin önemini cansiperane savunan genç adamı hiç unutmayacağım. 

Ruslar dik doğru, akıllarından geçeni fazla süslemeden söyleyen insanlardır. Zeki, çalışkan, “acaba günün birinde yine bir super devlet olabilir miyiz?” diyecek kadar alçak gönüllü, duygulu ve bu nedenle de biraz alıngandırlar. Yaklaşımları bazen insana soğuk bir hava gibi çarpabilir, ama hasta etmez. Hatta size de dik durmayı öğretebilirler. Sizi de “herkes öyle yapıyorsa biz de en fazla milli çıkarımızı düşünürüz” deme ”noktasına” getirebilirler.   

 

Milli Çıkar mı Madde Bağımlılığı mı?

Rusya 1990 larda dışa açılmaya başladığında, biz de oradaydık. 1997 Rusya krizinde onlara Eximbank kredisi bile açıp, ticaretin daralmamasına özen gösterdik. Rusya gibi duyarlı insanların bulunduğu bir ülkede bunun unutulduğunu sanmam.

Türkiye-Rusya ticareti Türkiye aleyhine olsa bile dev adımlarla büyüdü. 35 milyar dolara varan ticaret hacmimizde, biz açık veriyor, sadece 5 milyar dolarlık ihracatla yetiniyoruz. Ama doğal gazın %60 ını Rusya’dan alıyor, Rusya’dan esen soğuk rüzgârlara karşı, Rus gazı ile ısınıyoruz.

Rusya’dan önemli bir turist ve turizm yatırımı geliyor. Ama zaten ihracatın ithalatı sadece 1/7 oranında karşıladığı bir ülkeye karşı, bunca doğal gaz bağımlılığı varken, bir de nükleer enerji bağımlılığı yaratmak, artık milli çıkar değilse en azından ciddi bir “iptila”. Yani Rusya bizim milli çıkarımız yoktur diyecek bir babayiğit varsa ona “olabilir ama o ülkeye karşı madde bağımlılığımız var” diyebiliriz. Teşbihte hata olmaz.     

 

Türkiye’ye Soğuk Hava bazen Sibirya’dan Gelir

Ama Putin’in gelmesi ile hava biraz yumuşadı. Her ne kadar, bir başka ülkenin kaderini belirlemek için her bir başka ülke, muhalifler ve sonunda baş başa Rusya ile masaya oturan bir Türkiye görmek, beni ziyadesi ile üzüyor, 100 yıl önce Türkiye’nin kaderini belirlemek ve topraklarımızı bölüşmek için masa etrafında toplanan ülkeleri hatırlatıp utandırıyorsa da, havanın yumuşamasından umutlanıyorum. Benim ülkemdeki muhaliflere başkalarının destek vermesinden endişe ediyorum. Rusya’nın da kendi ülkesindeki muhaliflere verildiğini düşündüğü dış destekten endişe ettiğini tahmin ediyorum. Görüşmelere bunun izinin düşüp düşmediğini öğrenmeyi çok isterdim. Ama aynı yöne odaklandığı iddia edilen bakışların uzlaşma zeminlerine vesile olduğunu düşünüyorum. Ne için?

 

Eski ve Yeni Benzetmelerle Lavrov’a Geçmiş Olsun

Bir de kol kırıldı ikili görüşmelerin üstüne. Rusya Dış işleri Bakanı Sergey Lavrov düştü. “Kolu kırıldı ve yenin içinde kaldı”. Onun için ben bu görüşmelerin, özellikle Suriye ile ilgili olanların tam olarak kamuoyu ile paylaşılacağını pek sanmıyorum. Üstelik bel ağrısından olsa gerek Putin’in de üslubu pek dik değildi. Tam tersine çok yumuşaktı. Acaba ağrı kesici mi alıyordu?

Görüşlerin birbirine yaklaştığı izlenimini edindik. Ama hangi konuda? Türkiye İran ile ilgili maddi menfaatlerini dile getirip, Batının yaptırımlarına kafa tuttu. Rusya ile Akkuyu Santralinin kesinlik kesp ettiğini de öğrendik. Bu arada Patriot’ların eski modası geçmiş bir teknoloji ürünü olduğunu öğrendik. O zaman Rusya’nın niye hassasiyeti var ki? Ama bu eleştiriyi Akkuyu teknolojisinin en son, en modern teknoloji olacağı güvencesi olarak kabul ettik.

Ya Suriye? Görüşler “birleşme noktasında” uyumlaştı. Ama ne oldu? Bir de muhalifler okul vurdu bebeleri ve öğretmenleri öldürdü. Kime karşı bileştik biz Rusya ile? Bence bu yen içinde kalmamalıydı.  Yine de Lavrov’a geçmiş olsun  dileklerimizle.

 

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC