Gittik ve Gördük. Ama Yenmek Kolay Değil
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 19.11.2012
Gittik ve Gördük. Ama Yenmek Kolay Değil

Geçen hafta TASAM heyeti olarak Çin’deydik. Üç önemli kurumu ziyaret edip itibar gördük. Özellikle CIIS yani Çin Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nde bir günlük yoğun çalışma ve sunumlarla karşılıklı anlama ve anlaşma zeminlerine ulaştık. Gördüğümüz konukseverlikle, Çin’i her yönü ile biraz olsun tanıma olanağı bulduk. Ama Çin çok büyük bir ülke. Öyle kolayca tanımak, gördüğünü yorumlamak ve bunların da ötesinde  bileğini bükmek o kadar kolay değil.

 

Çin Büyük Çünkü...

Ama en başta büyüklükleri nereden kaynaklanıyor biliyor musunuz? Sivil veya asker fark etmez gösterdikleri tevazudan ve her vesile ile “biz dünyanın en büyük 2. ekonomisi haline gelmiş olabiliriz. Ama büyük iki şehir dışında, Çin tam bir az gelişmiş ülkedir. Yapacağımız çok şey, inşa edeceğimiz çok yol ve ulaşıp refaha kovuşturmamız gereken çok ama çok insan var. Ancak o zaman büyük ülke oluruz ve bize atfedilen güç tanımının içini doldururuz” diyorlar. Süper güç mü? Hayır, asla veya kat’a bu unvanı üstlenmiyor, bölgesel güç tasavvuru bile yapmaktan çekiniyorlar. “Tevazu erdemdir” diye boşuna dememişler. Konfüçyüs, Komünizm’den önce de vardı, Komünizm ile de yaşadı ve sonrasında da olacak Çin’de. Sanırım tevazu ve onun verdiği erdemin sırrı bu. Böbürlenmeye değil, çalışmaya yer var orada.  

 

Ping ve Chang

Çin’liler çok acı yaşadılar. Birbirlerine çok büyük sıkıntılar çektirdiler. Uzun bir süre dünyaya kapalı yaşadılar. 1970’li yıllarda Ping Pong turnuvaları ile dünyaya açıldıklarında ben Ping’in barış anlamına geldiğini henüz bilmiyordum. Ama bu ziyaret ile Ping’in barış, Chang’in ise refah ve zenginlik anlamına geldiğini öğrendim. 1970 li yıllarda “barış” çağrıştıran hafif bir spor ile dünyaya açılmaya başlayan Çin, o günden beri hafif-ağır, büyük-küçük her türlü sanayi ile ağır sıklet bir şampiyon oldu. Şimdi refahı yakalamaya çalışıyorlar. Kolay değil. Zaten bu uzun yolda çok bedel de ödediler. Refahı için uğraştıkları insanı ezmek gibi bir gaflette de bulundular. Bu “kaçınılır mıydı? Kaçınılmaz mıydı?” tartışmasına hiç girmeyeceğim. Hiçbir ülkenin sicili temiz değil. Ama Çin dünyanın gözüne büyüklükleri kadar, insan hakları ihlalleri ile de çöp oldu.   

 

Dünü ve Bugünü ile Tiananmen Meydanı

Biz tarihi bir dönemde ziyaret ettik Çin’i. Komünist partinin 18. kongresi dolayısı ile Beijing’de olağanüstü güvenlik önlemleri vardı. Bir değişime hazırlanıyordu Çin. Ve biz çalışmadan arta kalan zamanda önce Tiananmen’i görmek istedik. Önce mümkün değil dendi ama imkânsız mümkün yapıldı.

1989 olaylarını unutulmadı elbet. Zaten Çin de unutmamış. Kızıl Meydan’a parmak ısırttıracak büyüklükte, neş’e ve coşku içinde dolaşan yerli ve yabancı kalabalıkların ziyaretçi akınına uğrattığı olağanüstü güzel tarihi ve modern binaların birbirine uyumlu bir şekilde çevrelediği Tiananmen meydanı,  soğuk ama güzel bir havada bile bana Joan Baez şarkılarını hatırlattı.  O gün güneş pırıl pırıldı gökyüzünde. Ama kulağıma Baez’in 1989 da söylediği  “Black sun rising over Tiananmen Square” geldi. Baez o şarkıda “Ama bu yıl Beijing’e bahar, sonbahardan önce geldi. Tiananmen’de bu yıl yaza hiç yer yoktu” der ve ekler “Şimdi Chu ping’in ruhu artık genç Chai Ling’de Tiananmen’de”. Ama bizim gördüğümüz Tiananmen kavga ve gürültüden asude, çiçekli, sevgi, saygı ve umutlu bir Tiananmen’di. Tibet’lilerin gösterileri bile sakin denetlendi. Yoksa aynı anda 400 bin kişiyi barındırabilecek o meydanda geçmişte neler olmuştu ve hâlâ  neler olmazdı!

 

23 yıl sonra Kızıl Kapitalizm ve Kızıl Ötesi

Çin dünyaya Rusya gibi hızla açılmadı. Eğer zaten hâlâ da açılma sorunlarından söz ediyorlarsa, tedriciliği övüyor ama artık, daha atak davranmak gerektiğini düşünüyorlar. Eh Çin hâlâ açılmadıysa, dünya dışa açılacak Çin’e daha dikkatle bakmalı.  Kızıl kapitalizm veya piyasa Leninizm’i Çin’in kabuğunu kırarak onu dünya pazarlarına çoktan taşıdı. Afrika artık Çin’in at koşturduğu bir başka kıta. Afrika inşaat sektörleri ile petrol alanları Çin için cazibe merkezi. Beijing’e bakarsanız Çin yırtmış. Geniş yollar, modern ile tarihiyi buluşturan estetik mimari, insan dostu-yatık basamaklı üst geçitler, tüketime susamış halkını tatmin etmeye ve dünyaya bir de bavul ticareti ile eklemlenmeye amade alışveriş merkezleri ve trafiğe kapalı, yayaya açık tenezzüh yolları, Çin’de Kızıl Kapitalizm’in ulaştığı evrimi gösteriyor.

Ama ya Kızıl Ötesi? İşte Çin çiçeği burnunda Xi başkanlığından bir “Kızıl Ötesi” harekât bekliyor. Önce merkezi yönetim yetkilerini artık azaltmayı ve devretmeyi öğrenmeli. Çin’i bir refah ekonomisi haline getirmeli; mali sistemi yeniden biçimlendirip, özel sektörün emrine vermeli denetimler daha özenli ve işlevsel olmalı. Bay Xi’den cesaretli adımlar atması bekleniyor ki Çin 21. Yüzyılda ve “Kızıl Ötesi’nde” hak ettiği yere gelsin.

 

Bölgesel Sorunlara Nasıl Çözüm Bulunacak?

Sorunlar yığın yığın. Sincan, kalkınma önceliği vereceklerini söyledikleri sorunlu bölge. “Bu bölgeye kimse dışarıdan karışmasın lütfen” diyorlar. Adres belli. Dinleyen arif olmalı. Tibet zaten sorun. Japonya ile kayalık adalar, tarihten gelen haklar, balık,  petrol ve doğal gaz yatakları  sorunları var. Asya-Pasifik’te zaten balıktan çok sorun var. Taiwan ve Çin boğazını  saymadım bile.  Şu paylaşmasını bilmeyen dünyada koskoca okyanusu bile paylaşamıyorlar. Allah, Buda veya Shinto hepsini ıslah etsin. Bu sözüm iş birliği zirveleri yapıp da iş birliği yapamayanların hepsine. Çin, Japonya, Kore veya bir başka coğrafya fark etmez. Allah’ın denizi, balığı, doğal gazı veya petrolü paylaşsanız ne olur yani. İlla kavga mı etmek lazım? Yani çözümün sırrı, iş birliğinde gizli.

 

“Ch'ing Ch'ing” (Lütfen Lütfen)

Açıkçası benim Xi yönetiminden beklentim, Asya-Pasifik de bir sıcak çatışmayı önlemesi ve   halkına ve bölgeye refah getirmesi. Lütfen başkan güzel ve zarif eşiniz ile birlikte yeni bir kızıl ötesi ışık yayın ki bölgesel sorunları tedavi etsin.

 

Tevazu Her kişiye, Her eve, Her Ülkeye, ama en çok Türkiye’ye lazım

17 Kasım 2012 tarihli “The Economist” dergisinin13. sayfasını gördünüz mü? Tavsiye ederim. Bir ilan var. “Over the past 10 years we’ve built a community equal to The World’s 16th Largest Economy” diyor. Reklam tam sayfa ve CKGSB nin sayfanın sonunda “China Insight, Global Impact, Shape Tomorrow Together”ifadesi var.  Yani Çin’in, bir tek şirketi bile şu anda dünyanın 16. büyük ekonomisi olan Türkiye’ye denk durumda. Eğer bu Çin hala bizim süper güç olmamıza daha çok zaman var diyor ise, Türkiye’nin kendi özgüç algılamalarını dile getirirken dikkatli olması gerekir. Özellikle Çin ile münasebetlerimizde tevazu’ya daha fazla yer verelim lütfen.

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC