Şimdi Cezayir’i Niye Hatırladılar?
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 22.10.2012
Şimdi Cezayir’i Niye Hatırladılar?

Babamın yedi- sekiz kuşak öncesinden (baba) ataları Cezayir’in Tlemsen şehrinden gelir.  Oralarda bağımsız bir beylik ve kendi alem’leri (bayrak) olan ailenin ileri gelenleri, taa 1600 lerde Der Saadet’te ikamete mecbur bırakılmışlar. Eli mahkûm, aile İskenderiye üzerinden İstanbul’a göçmüş. Ama herhalde Tanrının büyük bir lutfuna mazhar olmuş olmalılar ki, ceza diye İstanbul’da yaşamak mükâfatı almışlar. Çok sonraları,  Osmanlı’nın Kuzey Afrika’daki denetimi giderek azalmış ve oralar zamanla sömürge güçlerinin eline geçmiş. Elbette 20. yüzyıl gibi bir yakın tarihte her yerde herkes kendine düşen zorluk ve acıları yaşamış. Ama ceza diye İstanbul’a gelen baba atalarım sayesinde onlardan geri kalanlar, 1940, 50 ve 60 lı yıllarda Cezayir’in ve Cezayirlilerin çektiğini çekmedi.

 

Bir İlginç Karışım

Ailemin bir kanadının geçmişi kulaktan kulağa bana, hatta benden de çocuklarıma geçtiği için bu henüz görmediğim ülkeyi hep merak edip, uzaktan izlemişimdir. Çok uzak bir geçmişin çocukluğumda bana tatlı tatlı aktarılan masalımsı kulak dolgunluğundan mıdır bilemem, Magrip muttasıl ilgimi kendisine çekmiştir. O topraklarda çekilen acılara, yaşadıkları mücadelelere ve kaydettikleri görece başarılara da göz ucu bakmışımdır. Ama bir de bağımsızlık mücadelelerinde Türkiye’yi kerteriz almaları, Türkiye gibi bir kalkınma modeli seçmeleri de beni etkilemiştir.  Nihayet en son Arap Bahar’ı diye etrafında kopan kasırgaya rağmen ülke istikrarını korumalarını da takdirle izledim.

 

“Eşitlik-Kardeşlik ve Özgürlüğü “ Sadece kendisi için İsteyen Fransa,   

Zaman zaman insanlara ve insanlığa karşı pek acımasız olabilmiştir.  Fransızların ülkelerine olan büyük sevgilerini takdir etsem bile, bencil üstünlük duygularına biraz da Cezayir dolayısı içerlemişimdir. Yoksa onların 2. Dünya savaşında Almanlara karşı yürüttükleri efsanevi direniş elbette ki takdire şayandır. Ama böyle bir ülke nasıl kıymıştır onca cana, nasıl girmiştir onca Cezayirlinin kanına?   

Öyle böyle değil tam 1.5 milyon kişi, üzerine ateş açılarak ve işkence görerek ölmüştü Cezayir’de. Yıl 1945 aylardan Mayıs, 8 Mayıs. Oysa öldürülenlerin, bağımsızlık ve özgürlük istemekten başka suçu yoktu. Tabii yapılanlar 1945 ile de sınırlı kalmadı. 1950 li yıllar ve 1960 başı, Cezayir için kan, ter ve barutun bir arada olduğu zamanlardı. Nihayet 8 yıllık bir mücadeleden sonra 1962 de siyasi bağımsızlıklarını kazandılar. Cezayir Türkiye’den sonra, onu da örnek olarak onurlu bir var olma savaşı vermiş ve kazanmıştı. O öyle bir kopuştu ki neredeyse General de Gaulle’ün koltuğunu bile salladı denilebilir. Ama elde avuçta hiçbir şey kalmamıştı. Neyse ki toprağın altındaki servet, yeniden başlamalarına yetti de arttı bile.

Sonraları Cezayir hep 8 Mayısın Cezayir soykırım günü olarak kabul edilmesini istedi. Yakın zamanlarda ise, Bouteflika’nın talepleri hep reddedildi.  Ta ki geçtiğimiz günlere kadar.

 

Şimdi Belki bir Bayram Arifesi. Ama Seyran Değil

Ama pekiyi, şimdi birden bire Holland Enişte, Cezayir’i niye öpmek istedi acaba dersiniz?  Bence bir kere, Holland, Sarkozy’nin başlattığı Akdeniz Birliği projesini hayata geçirmek ve onun bir adım önüne geçmek istemektedir. Bu projenin yolu eğer Cezayir’den geçiyorsa, bu nedenle Holland o eli öpmekten çekinmeyecektir. Kuşkumuz olmasın.

İşin garip tarafı, Türkiye’ye talkın verip, her sene sorun çıkaran, tüm “bu işleri siyasilere değil, tarihçilere bırakalım” önerilerine ters bakan Fransa, şimdi bu cümleyi Holland’a söylüyor.

Ama öyle veya böyle 50 küsur yıl sonra Fransa, Cezayir soykırımını kabule uzanan yola baş koydu. Özür dileyecek mi? Tazminat verilecek mi? Henüz bu hususlar açık değil.

 

“Kaz Gelecek Yerden Tavuk Esirgenmez”. Ancak

Holland bu çıkışı ile özellikle Marine LePenn’in partisine gelecek seçimlerde oy kaybetme riskini göze aldı. Ama eğer Cezayir’e vereceği bu tavizin karşılığında, ayağı tökezleyen Fransız ekonomisi için Cezayir üzerinden bir açılım, bir çıkış kapısı  sağlayabilirse böyle bir kaybı da az olur olmaz.

Fransa’nın Cezayir’den beklediği “büyük kaz”, ekonomik çıkardır. Bu kesintisiz ucuz petrol ve doğal gaz olabileceği gibi, işsiz Fransız gençlerine, Cezayir’de fırsat arama isteği de olabilir.  Bunun yanı sıra, Kuzey Afrika’dan olan göçün kontrolü veya Akdeniz Birliği yolunda atılacak adımlar da yine Cezayir’den beklentiler olabilir.

 

Koç veya Tosun Yerine Tavuk mu?

Bence Holland iyi bir çıkar hesapladı ise, “bedava bir özrün ne önemi var. Mühim olan insanlık” havasına girmekten elbette çekinmez. Kaldı ki, büyük bir çıkar, özür dilemenin ulusal onur bedelini de mazur gösterebilir. Yani burada özür, Holland’ın bayram arifesinde Cezayir’e sunacağı tavuk olacaktır.

Ama bir ayrıntıyı gözden kaçırdı bence Mösyö Holland. Bu bayramda, koç, deve veya tosun verilir. Tavuk veya horoz değil. Sanırım bunca seneden sonra Cezayir’in de beklentisi de özürden öteye gidecektir. Seyredelim bakalım ne olacak.  Tabii önemli olan sonrasında Türkiye’ye ne için bastıracağı veya artık bastıramayacağıdır. Bu arada hepimizin bayramı kutlu olsun.

 

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC