Yine Suriye Yine Savaş Rüzgârları
Sema KALAYCIOĞLU
Prof. Dr. Sema KALAYCIOĞLU
Yayın Tarihi : 2.10.2012
Yine Suriye Yine Savaş Rüzgârları

Bir uluslar arası toplantıda deneyimli bir Rus diplomata, Rusya’nın BM Güvenlik Konseyinde, Libya sürecinde olduğu gibi, Suriye için de bir pozisyon değişikliği yapıp yapmama ihtimalini değerlendirmesini istediğimde çok açık bir cevap aldım. Diplomat bana “bizim için üç grup menfaat vardır: Rusya’nın hayati menfaatleri; Birinci derece menfaatleri ve ikinci derece menfaatleri” dedi ve devam etti. “Suriye ve rejimin sürekliliği, Rusya için ilk iki grup menfaati temsil eder. Libya sonuncuya uyuyordu. Pozisyon değiştirmek mi? Hiç sanmıyorum”.

 

Vatan yahut Rodina

Vatan ve menfaatleri Ruslar ve Rusya için çok önemli. Onun için diplomatın açıklamalarına karşı söylenecek hiçbir şey yoktu. Ya biz bunu nasıl göz ardı ettik diye düşündüm. Üstelik ne yazık ki, Türkiye’nin izlediği politikaların, Suriye’yi bugünü ve geleceği ile Rusya’ya daha fazla taviz vaat etmek zorunda bırakmak durumunda bıraktığını bile hesaba katmadan. Bir ikbal bekliyorsa, Suriye muhalefeti de, Türkiye’ye değil yine Rusya’ya borçlanmak zorunda kalacaktır. Suriye krizi aynı zamanda  “nef-i vatan”ı yani sevgili Rodina’sını her zaman her şeyin fevkinde gören Rusya’yı bir kez daha bize göstermekte.  

 

Asıl olan bu Vatanın Menfaatleri Değil miydi? Pekiyi Ya Biz Ne Yaptık?

Barış diye çıktık yola; Selam verdik sağa sola. Hatta etrafa mavi boncuklar dağıttık. Yüreklerde yatan aslanları hayallerle besledik. Ama işte bir savaşın eşiğine geldik. Oysa asıl olan bu vatanın âli menfaatleri değil miydi? İran-Irak savaşı sırasında bu ülkeyi yönetenlerin aklı yok muydu? Ticaret diye malı götürüp parayı almadan bile geri geldiler. Tabii gelecekteki ilişkileri güvence altında tutmak için ticari zarara da katlandılar. Bu zararı her iki tarafa da kefen bezi satarak gidermeye çalıştılar da bunu tekstil ihracatına saydılar. Ama tarafsız kaldıkları için hiçbir hal ve şart altında savaşa bulaşmadılar. Belki barışı istediler. Ama taraflara veya daha doğrusu taraflardan birine gözdağı veya kesin uyarı vermek gibi bir hataya düşmediler.

 

Oysa Övünülecek Örnekler Vardı

Bu ülkenin Büyük Millet Meclisi, işgal görmüş bu topraklardan İngiliz güçlerinin Irak’a girmesine göz yummadı. Daha da önemlisi, ABD ile arayı şekerrenk etme riskini bile göze alarak hükümetin Irak’a ABD ile birlikte müdahale etme teklifini onurlu bir şekilde reddetti. Eski bir Osmanlı toprağı diye mülahaza yürüterek, Lübnan’da konuşlanan UNIFIL e katılmayı uzun uzun tartıştı. Sonunda “Lübnanlı Ermenilerin itirazları altında sadece köprü ve yol onarımlarında yani bayındırlık işlerinde katkı sağlamak koşulu ile bu BM misyonuna katıldı. Meclis çalıştığı zaman milli iradenin tezahür ettiğini çok yeni ve taze örneklerle bildiğimiz ve bu özelliğimizle gurur duyduğumuz halde Suriye konusunda ne yaptık? Bir büyük hata. Açıkça taraf tuttuk; Hem açık, hem de örtülü bir biçimde muhalefete destek verdik. Bu bizi şimdi hangi milli menfaat noktasına getirdi?  Savaş mı? Savaş hiçbir hal ve şart altında menfaat olamaz.

 

İki Cami Arasında bi-Namaz Kalmak   

Şimdi Suriye muhalefetine hesapsız ve vatan menfaatlerinden soyutlayarak destek vermiş bir Türkiye adeta “iki camii Arasında bi-namaz kalmış” durumda. Suriye sınır ötesinden gelen tahrik ateşlerine silahlı cevap verse bir türlü, vermese bir türlü.  Çünkü ateşin hangi nedenle açıldığını, top mermilerinin ne şekilde düştüğünü, hangi ellerin ateşi tetiklediğini bilmiyor. Aynen uçağın nasıl düşürüldüğünü bilemediği gibi.  “Özgür Suriye ordusu da yapmış olabilir; Suriye ulusal ordusu da yapmış olabilir. Ama en önemlisi el-Kaide ile birlikte birçok örgüt bunu yapıyor olabilir ki Türkiye mukabele-i misil de bulunsun. İş büyüsün Türkiye Irak ve İran ile de çatışmaya girsin. Biz en iyisi “namaza” duralım. Ama bu artık daha fazla cenaze namazı, daha fazla “kanı yerde kalmayacak” edebiyatı olmasın. Bu vatanın iyiliği ve huzuru için yapılan dua ile bitsin. Ama zararın kıyısından dönelim.

 

Şimdi NATO Zararın Dönüleceği Köşe mi?

Bu ülke tarihinde kişisel ihtiras ve hesapsızlıklardan çok şey yitirmiş bir ülkedir. Şimdi Suriye ile muhaliflerin yanında savaşı göze almak, basit bir muhasebe zararından çok daha ötede bir şeydir. Bu vatanın hayati, birincil, ikincil ne olursa olsun hiçbir çıkarını gözetmeksizin atılacak adımların maliyetine katlanmak zorunda değiliz. Canlar ölüyor. Eğitim aksıyor. Kendi bileğimiz ile sağladığımız kazanımları yine kendi elimizle ateşe atmamak asıl zarardan dönme noktasıdır.

 

Kırk Katır veya Kırk Satır

Ama şimdi NATO’dan gelen en yetkili sesten, artık bu işin bir NATO meselesi haline geldiğini duyduk. Tabii Türkiye bir NATO ülkesidir. Elbette kılına zarar gelmesine NATO asla izin vermemeli. Ama eğer NATO göndereceği bir sembolik birlikten öte tüm taşların altına, Türkiye’nin elini sokmasını isteyecek ise ve Rusya da ancak belli çıkarlarının gözetilmesi koşulu ile buna razı olacaksa, zararı yine Türkiye göğüsleyecek ve üstelik Rusya’nın da Suriye deki menfaatlerinin güvencesi olmaya namzet olacaktır. Yok, Rusya hiçbir koşulda Türkiye’nin müdahalesini kabul etmeyecek, bu arada İran ve Irak ta Rusya ile birlikte Suriye’nin yanında yer alacaklarsa, bu iş karakoldan öte bence sadece bir yeni büyük dünya savaşında bitecektir ki, bundan yine en büyük zararı Türkiye görecektir.   

 

Hissi Kabl el Vuku, Sağ Duyu-Sol Duyu- Beş Duyu

Ben bu yazıyı o tanıdığım, ekmeğini yiyip, suyunu içtiğim, çok dilli, çok kimlikli Akçakale’de ölen ana ve çocuklarına adıyor ve bugüne kadar bu vatanı savaşa sokmama basiretini gösteren hükümetlerin mensuplarından bu dünyadan ayrılanları rahmet, hayatta olanları saygı ve sevgi ile anıyorum. 

Suriye krizinin başından beri, bu işin basit bir demokrasi havariliği ile kalmayacağını ve Türkiye’yi çok zor dönemeçlere getireceğini yazdım durdum. Bu bir hissi kabl el vuku değildi elbet. Ama şimdi ne kadar duyu varsa seferber edelim ki bir seferberlik dönemi başlamasın. Yazıktır bu vatana ve bu vatanın evlatları ile zorla bir araya getirdiği servetine. Biz başkalarının değil, önce kendi menfaatlerimizi düşünmeliydik ve düşünmeliyiz.

Diğer Yazıları
© 2018 TASAM Tüm hakları saklıdır.
Developer KILIC